İran'da Öğrenciler Günü-1
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i139549-İran'da_Öğrenciler_günü_1
İran takvimi ile 16 Azer, miladi takvimle 7 Aralık günü öğrenciler günü olarak kutlanmaktadır. Bu vesile ile biz de sizlere bu günün adlandırılmasının nedeni ve bu günde yapılan etkinlikler hakkında kısa bir seri program hazırladık.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Aralık 06, 2019 17:11 Europe/Istanbul

İran takvimi ile 16 Azer, miladi takvimle 7 Aralık günü öğrenciler günü olarak kutlanmaktadır. Bu vesile ile biz de sizlere bu günün adlandırılmasının nedeni ve bu günde yapılan etkinlikler hakkında kısa bir seri program hazırladık.

İran takviminde 16 Azer, miladi takvimle 7 Aralık günü 1953 yılından bu yana öğrenciler günü olarak anılmaktadır. Bu gün İran milletinin emperyalizme karşı mücadelesinin göstergesi ve hatırlatıcısıdır. 

Böyle bir günde Tahran Üniversitesi öğrencilerinden bir grup Amerika'nın İran'a yönelik müdahaleci girişimlerinden dolayı devrimci bir hareket başlatarak öğrencilerin faaliyetlerinin ötesinde bir performans çizip İran milletinin Amerika'ya olan nefret haykırışını daha açık bir şekilde dünyaya duyurdu. 

16 Azer günü olayında Tahran üniversitesi öğrencilerinden üçü Pehlevi Rejiminin baskıcı rejimi güvenlik güçlerinin ateş açması sonucunda kana bulandı. Bu olay İran yasal hükümeti aleyhinde Amerikan-İngiliz darbesinden 4 ay sonra gerçekleşti.

Amerika dönem başkanı Dwight D. Eisenhower Amerikan-İngiliz darbesinin İran yasal hükümeti Muhammed Musaddıkı 1953'te devirmesinin ardından Amerika Kongresinde yaptığı konuşmada yardımcısı Richard Nixon'un İran'a ziyarette bulunacağını bildirerek şöyle bir açıklamada bulundu: "Nixon İran'da özgürlükçüler ve istikrardan yana olanların elde ettikleri  ümit verici siyasi zaferi yakından incelemek için İran'a gidiyor. "

Bu darbenin ardından Amerika askeri müsteşarları ve uzmanları Amerika'nın İran'daki gayrı meşru çıkarlarını korumak ve Washington'un bölgedeki siyasetlerini uygulamak için İran'a yöneldiler. 

Bu çerçevede İranlı öğrenciler de bu müdahaleci hareketleri protesto etmek amacı ile devrimci bir hareket başlattı. Bu protesto gösterileri Pehlevi Rejimi baskıcı güçleri tarafından kurşunlar ile bastırılmasına rağmen bu kanlı bastırma İran milletinin Amerika'ya yönelik öfkesi ve nefretini de arttırmış oldu. Böylece İran milletinin Amerika'ya karşı haykırışları daha da gürleşti. Bu yüzdendir ki 16 Azer olayları İran milletinin istikbar ve emperyalizm karşıtı hareketine yeni bir hüviyet kazandırdı. 

Bu açıdan ele alındığında 16 Azer olayı önemli mesajlar taşımakta idi. Çünkü bu olay, İran milletinin emperyalist güçlere karşı mücadelesinde bir tepki sayılıyordu. Amerika ve bölgedeki uydularına yönelik bu itiraz mahiyeti taşıyan hareket İran milletinin istikbar ve emperyalizme karşı hareketini daha da aktif ve kalıcı hale getirdi. 

İran takviminde öğrenciler günü ve dünya emperyalizmi ile mücadele günleri gibi tarihlere baktığımızda böyle günlerin her birinin bir yandan Amerika'nın yarım yüzyılı aşkın müdahaleleri ve komploculuğu ve diğer yandan da İran milletinin küresel emperyalizm karşısında aralıksız bitmek tükenmek bilmeyen mücadelesinin göstergesi olduğu anlaşılmaktadır. 

Bu yöndeki mevcut belgeler ve kanıtlar bunların en büyük ispatlayıcısıdır. 

Amerika dışişleri bakanı 15 Haziran 2017 yılında 1951 ila 1954 yılları arasında İran ile ilişkileri hususunda tarihi bilgileri yayımlayarak Amerika istihbarat teşkilatının İran'ın dönem hükümeti başkanı Muhammed Musaddık'ın devrilmesindeki rolüne açıkça itiraf etti. 

" Amerika'nın Musaddık'ı Anlama Çabaları- Şubat 1951 ila Şubat 1952 " başlıklı belgenin bir bölümünde şöyle yazılmaktadır: "... Musaddık'ın önemli muhalifleri bulunmaktadır. Ancak onun petrol konusunun sıcak olduğu bir dönemde iktidardan uzaklaştırılması pek uzak bir ihtimaldir. " 

Yayımlanan bu belgede İran'daki gelişmelerin değerlendirilmesi sürecinde iç meselelere de değinilmiş ve Musaddık'ın siyaset arenasında Pehlevi Şah'ının yetkilerinin alınması ve meclisin asıl yönetim organı haline gelmesini söylemesine de yer verilmiştir. Bu belgede Musaddık'ın Amerika aleyhinde vatanseverleri seferber etmesi ve iktidarda kalmaya devam etmesi tehdidinden söz edilmektedir. Bu belgenin devamında Musaddık'ın Amerika'dan askeri yardım ve destek almaktan bile sakınması ihtimali ve Amerikan müsteşarlarını ülke dışı etmekten bile söz edilmiştir. 

Bu belgede 1953 darbesi öncesi İran'ın durumu ile ilgili şöyle bir toparlama yapılmıştır: "... Kuşkusuz İngiltere, Şah ve milletvekilleri er ya da geç Musaddık'ın konumunun zayıflatılması için çaba gösterecekler. Ancak kamunun Musaddık'ı desteklemesi dolayısı ile petrol konusu üzerinde tartışmaların sıcak bir şekilde devam ettiği bir sırada Şah ve milletvekillerinin ona karşı çıkmaya cesaret edeceği pek muhtemel değildir. Bu yüzden Musaddık'ın belirli bir dönemde devrilme ihtimali yoktur. Ancak şiddet veya Şah'ın kurmak istediği yarı diktatörlük bir sistemle bu devirme mümkün olacaktır. "

Bu belge ve diğer tarihi belgeler 1953 darbesinin nasıl şekillendiği ve tasarlandığını, İran'ın yasal hükümeti başında bulunan Muhammed Musaddık'ın nasıl devrilmesine zemin hazırlandığını açıkça gözler önüne seriyor. 

Amerika şimdi de 40 yılı aşkın bir süredir her gün İran milletine karşı hasmane, müdahaleci ve aşırı istekleri doğrultusundaki girişimlerini farklı bahaneler ve olaylar vasıtası ile yürütüyor. Ancak Amerikan makamlarının kaos çıkaranlara yardım etme ve bu unsurlar ile doğrudan ilişkili olmalarını itiraf etmeleri açık bir şekilde Amerika'nın İran aleyhindeki husumetini ve düşmanlığını gözler önüne sermiştir. Bu doğrultuda Amerikan makamları İran'da yaşanan son sokak kaoslarında CİA ve Mossad'ın İslam Cumhuriyeti nizamına karşı gruplar ile işbirliğini itiraf ettiler. 

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei ise Gönüllü Güçler Yüksek Konseyi üyeleri ve farklı kesimleri ile görüşmesinde İran İslam Cumhuriyeti'nin Amerika milleti ile hiçbir sorunu olmadığını belirterek şöyle bir hatırlatmada bulundular: "İran milletinin sorunu Amerika hükümetinin aşırı istekleri ve zorbalığıdır. "

İslam İnkılabı Rehberi beyanatında tekrarlanan önemli noktalardan biri de Amerika'nın İran'a karşı düşmanlığının asıl sebebi olan Amerika'nın bölgedeki planlarının suya düşmesi üzerine kafa yorulması gereğidir. Aslında İran, İslami devrimi ile beraber Amerika ve Siyonist İsrail'in ortak tefrikacı ve bölücü planlarını etkisiz hale getirdi. 

Bu yüzden Amerika dış siyaseti tasarımcıları ve devlet adamları eskiden beri İran'a darbe indirmek için ellerinden geleni yapmışlardır. Ancak yine de İran milleti Amerika komploları ve hileleri karşısında dik durmuş ve İslam İnkılabı ülkülerine ve ilkelerine bağlı kaldığını böylece küresel sultacı güçlere karşı başarılı bir mücadele sergileyebileceğini göstermiştir. 

İşte bu gerçekten yola çıkarak 16 Azer olayının üzerinden yıllar geçmesine rağmen bugün İran milletinin Amerika'nın hasmane siyasetleri karşısındaki emperyalizme karşı mücadelesinde şanlı bir tarihi olay olarak hala kutlanmaktadır. 

Amerika ve İran ilişkilerinin tarihine baktığımızda Amerika'nın davranışları, tavırları ve müdahaleleri karanlık noktalar halinde göze çarpmaktadır. Bu şom olayların ortak yanı ise Amerika'nın İran milletine diz çöktürme isteğidir.

Amerika, İran milletinin emperyalizme karşı mücadelesinin dünyanın dört bir yanında zulüm altında yaşayan milletlere bir örneğe dönüşmesinden kaygılıdır. 

Amerika siyasetleri göz önünde bulundurulduğunda Amerika'nın eskideki hataları ve günümüzde emperyalist düşünceler arasında bariz benzerliklerin olduğunu gösteriyor. Bu yanlış davranışların sergilenmesinde ayak diretilmesi Amerikan siyasetçilerinin hala sultacı kafa ile yukarıdan aşağıya bir bakışla İran'a diz çöktürmek istediğini gösteriyor. 

Amerikan devlet adamlarının düşmanlık ve kin gütme kısır döngüsü son kırk yılda defalarca tekrarlanmıştır. Görünen o ki, bu husumetin son noktası da yoktur. Çünkü Amerika mahiyet açısından emperyalist bir ülkedir ve emperyalist karşıtı olan İran İslam Cumhuriyeti'ne tahammül edemiyor. 

Ünlü Amerikan siyasi analist ve teorisyen Noam Chomsky Amerika'nın İran'a karşı düşmanlığının kökleri hakkında şöyle diyor: "Amerika ve İsrail kendilerini sahibi olarak belledikleri bir bölgede bağımsız bir gücün olmasına tahammül edemiyorlar. "