Gönüllerin Serdarı Şehit Süleymani - 2
Bugünkü sohbetimizde şehit Hac Kasım Süleymani’nin silah arkadaşlarının hakkında görüş ve düşüncelerinden söz etmek istiyoruz.
Hac Kemal elini yüzüne çekti, kısa bir tebessümün ardından hayretle sordu: Benim Hac Kasım’la ilgili görüşüm mü? Hac Kasım hakkında görüş bildirmeye ne hacet?
Hş. 1376 yılında Hac Kasım Süleymani İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei tarafından Kudüs ordusu komutanı atandığında 41. Sarullah tugayındaki mücahitlerin çoğu çok üzülmüştü, zira artık Hac Kasım’ı pek göremeyeceğimizi düşündüler. Ancak Hac Kasım’a daha yakın olan arkadaşlar onun arkadaşlara karşı ilgisi değişmeyeceğini biliyordu, nitekim öyle de oldu. Her yıl iki üç kez Hac Kasım’la buluşuyoruz; herkes geliyor; sağdan soldan. Bu yıllarda Hac Kasım kimseyi silmedi. Eski mücahitlerin hepsi iyi, kimsenin değerini düşürmek istemiyorum, ama Hac Kasım hepsinden farklıydı.
Bu sözleri anlatan Hac Kemal, 41. Sarullah tugayının mücahitlerinden biridir. Hac Kemal Kirman eyaletinin eski ve iyi bilinen mücahitlerinden ve General Süleymani’nin yakın silah arkadaşlarından biriydi. Son zamanlarda eski mücahitler yine cephelerin havasını özlüyor ve mücahit arkadaşlarından söz ediyor. sanki General Süleymani’nin şehadeti inkılap günleri ve kutsal savunma yıllarının anılarını yeniden canlandırıyor. Şimdi tüm kalpler üzgün, kanlar coşuyor, güya İslam damarlarına yeni bir can katılmış ve herkes İslam’ı savunmak için yeniden ayaklanıyor.

Hac Kasım Süleymani her yıl evinde iki Roza merasimi düzenliyordu. Bunlardan biri Fatımiyye günleri ve biri de Ramazan ayındaydı. Bu merasimler aslında savaş yıllarının arkadaşlarının buluştuğu genel kurul gibiydi. Muhammed Şerif Şahmuradi, 41. Sarullah tuygayının 420. Alay komutanı ve kutsal savunma yıllarının gazisi ve Hac Kasım’ın yakın silah arkadaşlarından biriydi. Şahmuradi Cuma günü Hac Kasım’ın şehadet haberini duyunca derinden üzüldü ve şöyle anlattı:
Bu yılın Ramazan ayında Hac Kasım’ı son kez görmüştüm. Bize Nehcül Belağa’dan ve ahlaki öğretilerinden söz etti, biraz da Irak ve Suriye’deki savaşı anlattı, ama üstü kapalı, yani bizim detaylarını anlayamayacağımız şekilde anlattı, ama yine de bölgenin şartlarını anlatıyordu. Sonra da her zamanki gibi eski mücahitler sohbet ettik ve evimize döndük. Yılda iki kez bu merasimlerde Hac Kasım’ı görüyorduk, ama şimdi kendimizi yetim kalmış gibi hissediyoruz.
Belki birçok insan şehit Hac Kasım Süleymani’yi askeri alanda fedakarlıkları ile bilir, ancak bu büyük şehit aynı zamanda kültürel bakımdan da yüce bir şahsiyete sahipti. Şehit serdar Süleymani özellikle şehitlerin anılarını yaşatmak başta olmak üzere kültürel alanda da aktif bir insandı. Şehit Süleymani çeşitli kültürel faaliyetlerde her zaman öncülük eden biriydi ve İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu komutanları arasında en kültürel komutan sayılır. Şehit Süleymani her zaman şehit evlatları ve ailelerinin sığınağı olmuştu.

Serdar Süleymani’nin rivayeti gönül verme rivayetidir. Serdar Süleymani aşka anlam kazandırdı, aşık olmaya yön verdi. Serdar Süleymani acılı yüreklerin ve kırık kalplerin aşığıydı. Herkes, Hac Kasım Süleymani şehit ailelerinin oturumuna gelir gelmez oturumun düzeni bozulacağını biliyordu. Şehit evlatları hemen koşar ve onun yanına oturur ve adeta babalarını yeniden görmüş gibi oluyordu. Serdar o kadar şefkatliydi ki o ana kadar sessizce oturan şehit evlatları artık büyüklerin sözünü dinlemiyor ve yerlerinde oturmuyordu. O gün yine aynı durum yaşandı. Gerçi serdar Süleymani solunun sonundan içeri girdi ve yavaşça bir sandalyeye oturdu, ama çocuklardan biri onu fark ettiği ve çocuksu sesiyle “Selam Hac Kasım” diye bağırdı. Birden salonu selam ve salevatın yankıları sardı. Artık hiç kimse konuşmacının ne söylediğini dinlemiyordu. Ortaklık öyle bir hale geldi ki konuşmacı serdar Süleymani’den tribüne gelmesini istedi. Ama çocuklar ona izin vermiyordu, onunla konuşmak ve fotoğraf çekmek ve dertleşme istiyordu. Aslında bu durum şehit aileleri için bir alışkanlık haline gelmişti ve hepsi serdar Süleymani ile hiç bir protokole uymaksızın sadece sohbet edip dertleşmek istiyordu. Serdar Süleymani şehit aileleri ile görüşmelerini bayram günleri ve şenlik yapıldığı günlere göre düzenliyordu, zira şehit ailelerinin gönlünü şad etmek istiyordu. Bunu herkes biliyordu.
Şehit Ensari’nin eşi Fatıma Caferi, şehit Süleymani için düzenlenen törende şöyle diyor:
Bugün babasını kaybeden büyük bir ailenin fertleri olarak burada toplanmış bulunuyoruz, varsın ailelerimizin ve evlatlarımızın gönlü bir araya gelmekle bir nebze olsun teselli bulsun. Birbirimizin acılarını iyi bilen bizler, evlatlarımızın acısını da iyi biliriz. Gerçi şehadet onun en büyük arzusuydu, ama evlatlarımız bir kez daha ağladılar, küçükler analarının eteğine sarılarak ağladılar ve büyükler savaş için çizmelerinin bağlarını sıktılar.

İslam kültüründe yetimleri sevmek cennete girme şartı ve onların hakkına el uzatmak veya onlara zulmetmek, hüsran ve ilahi azap sebebi olarak belirtilmiştir. Sevgi ve ilgi, her insanın gelişmesine vesile olur ve bu ihtiyaç çocuklarda daha şiddetlidir. Bu ihtiyacı karşılayabilecekler ise anne ve babadır ve çocuklarını sevgi ve şefkatten doyurabilir. Ancak çocukluk çağında bu nimetten mahrum olan çocuk, sevgi ve şefkate susamıştır.
Hac Kasım Süleymani başta şehit evlatları olmak üzere yetimlerin bu ihtiyacının bilincinde hareket ederek onları kucaklar, kendi elleriyle besler ve severdi. Şehit evlatlarının yüzüne bir gülümseme kondurmak şehit Süleymani’yi sevindirirdi. Serdar Süleymani hatta namaz sırasında bir şehit evladının ona sunduğu çiçeği alacak kadar şefkatliydi; sanki Allah Resulü’nün -s- şu sözünü iyi idrak etmişti. Allah Resulü -s- şöyle buyurmuştu: Bir yetim ağladığında ilahi Arş sarsılır. O sırada Allah teala buyurur: Kim benim çocukluğunda ebeveynini ondan aldığım şu çocuğu ağlattı? İzzetim ve celalime and olsun kim onu sakinleştirirse cenneti ona vacip kılarım.Hac Kasım Süleymani sadece İran’da da değil, bölge genelinde yapılan anketlerde en çok sevilen bir şahsiyetti. Serdar Süleymani zaten bu yüzden bölge milletlerinin düşmanlarının gözünde en çok düşmanlık güttükleri biri oldu.
Serdar Süleymani bölgede cihat etmeyi meslek edinmişti. İmam Ali’nin -s- buyurduğu üzere cihat, cennet kapılarından bir kapıdır ve Allah teala bu kapıyı has kullarının yüzüne açmıştır.
General Süleymani birçok kez ABD ve korsan İsrail’in Lübnan, Filistin, Irak ve Suriye’ye yönelik şom planlarını boşa çıkardı. General Süleymani Irak’ta Şia grupları birleştirdi, Kürtlerle irtibat kurdu ve Ehl-i Sünnet’e yardım ulaştırdı, ki tüm bu girişimlerin sonucu Irak’ta siyasi istikrar oldu, fakat bu da işgalci güçlerin istemediği bir durumdu. General Süleymani hatta son haftalarda da bu önemli görevle uğraşıyordu.
Düşmanların bölgede asla unutamadıkları bir başka önemli darbe, Irak ve Suriye’de tekfirci IŞİD terör örgütünün yok edilmesiydi. General Süleymani IŞİD ile mücadele sürecinde her an sahadaydı, fakat bu korkunç savaşta asla askeri kıyafet giymedi, zira onun en önemli görevi, bölge halkını yapılandırmaktı. Nitekim şimdi bölgenin mümin ve inkılapçı gençleri ülkenin güvenliğini temin etmek için İran sınırlarının yüzlerce kilometre ötesinde düşmanla mücadele ederek şom planlarını boşa çıkarıyor.Evet, bu günler de gelip geçer, onun acısı yüreğimizi yakmaya devam eder, coşkulu ve derin bir yürek yarası, fakat onun kanının her damlasından bir ağaç yeşerir ve toplumda uyanış ve bilinç ruhunu geliştirir.
Şimdiden şehit evlatları da şöyle haykırmaktadır:
Dünya bilsin, gerçi serdar Kasım Süleymani’yi bizden aldınız, ama biz çocuklar birer Kasım Süleymani gibi yetişiriz. Bilin ki ben de bir Kasım Süleymani’yim.012