Kutsal Savunmanın Aşurai Yanları-4
Tarihi kanıtlar İslam mücahitlerinin özveri, sevgi, fedakarlık ve vefakarlık ile İmam Hüseyin as'ın yarenlerinin cazibesini ve tutkusunu yaşattığını ve Kutsal Savunma yıllarının Aşurai yanlarını yansıttıklarını ve kalıcılaştırdıklarını gösteriyor.
Bu arada kadınların da bu ilahi savaşta üstlerine düşenleri en iyi şekilde yaptıkları söylenebilir.
İran'ın yaşadığı Kutsal Savunma dönemi kahramanlıklar ve hamasetler ve destanlar ile doludur. O sıralarda günler ve geceler savaş ve yıkım kokuyordu. Ancak her anda, insanların birliği ve sinerjisinin kokusunu almak ve bu kenetlenmeyi duymak mümkündü. Bu sekiz yıllık direniş ve dayanışma yıllarında çok güzel ve destansı olaylar da yaşandı. Bu destanlar sadece erkekler tarafından değil kadınlar tarafından da yazıldı.
Kadınlar da direnişçi ruhları ile diğerlerine eşlik ederek ve yardımlaşarak İran halkı için zaferi kazandırdılar. Tarih boyunca başarılı olan birçok erkeğin de zaten arkalarındaki kadınların fedakarlıklarından dolayı bu başarıları yaşadıkları bilinmektedir. Bu kadınlar arasında ilk kademede imanlı ve fedakar anneler yer almaktadırlar. Bu anneler başarılı çocukları yetiştirmekte en büyük role sahip olmuşlardır. Bir diğer kadın kesimi ise zor durumlarda ve koşullarda eşlerinin yanında bulunan fedakar ve özverili eşlerdir. Bu yüzden kadınların olayların perde arkasındaki rolleri ve dolaylı varlıkları hiçbir zaman göz ardı edilemez.

İslam ve dünya tarihinde ve İran'ın çağdaş tarihinde kadınların savaş işlerine katılımı bolca görülen bir husus olmuştur. Kadınlar, toplumun bir bütün olarak herkesin gücüne ve kabiliyetlerine ihtiyacı olduğunu ispatlamışlardır. Bu yüzden kadınlar destekleyici güç olma sınırlarını aşmış ve erkekler gibi savaş sahalarına ayak basmış ve direniş ve cesaret destanları yazmışlardır. Gerçi tarihin de tanıklık ettiği gibi savaşçı kadınların sayısı hep erkeklere göre daha az olmuştur. Ancak burada önemli olan husus, düşmanların saldırması halinde bir milletin savunmada sadece erkeklere güvenmesinin etkili olmayacağı ve zaferi garanti edememesidir. Bu bağlamda güçlerin desteklenmesi ve cepheye katılmalarına teşvik etmek amacı ile yaralılara da en iyi şekilde bakılması ve tedavi ettirilmesi özel bir öneme sahiptir. Bu durum ise doğrudan savaşçıların moral ve motivasyonunu etkilemekte ve sonuçta savaşın kaderini belirlemektedir.
İran İslam İnkılabı ve Cumhuriyetinde de birçok İranlı kadın anne ve eş olarak zor savaş günlerinde değerli olanlarını savaşa katılmaya teşvik etmişlerdir. Kimi kadınlar da erkeklerin yanında doktor, hemşire, arama kurtarma ekibi üyesi ve destekleyici eleman olarak ülkenin tehlikeli noktalarında yer almışlardır. İşte bu kesim vatanlarının onurunu ve yükselmesini garanti eden direniş ve fedakarlığın sembolleridirler.
İranlı kadınlar Hz. Zeyneb sa gibi büyük kadınları örnek alarak savaş sahalarına ayak basmış ve tüm varlıkları ile erkekler misali vatanlarını savunmuşlardır. Onlar Kerbela'da yaşanan eşsiz olayda yaşananlarda, kadınların nasıl edep, aşk ve fedakarlık içerisinde destan yazdıklarını görmüş ve bu kadınları kendi örnekleri olarak belirlemişlerdi.
Zeyneb sa, çocuklar ve kadınları yöneten İmam Hüseyin as kafilesindeki aydınlatan bir ışık gibi idi. Zeyneb sa Aşura gününde yaralılara bakıp aşk ve şehadet yolunda fedakarlıkta bulunanları överek bu musibette herkesin kederini paylaşmaya çalıştı. İmam Hüseyin as'ın oğlu Ali Ekber yere düştüğünde Zeyneb sa yanı başına gitmiş ve ona yapılan zulme şahitlik etmek için Allah'ı tanık olarak göstermişti.
İmam Hüseyin as'ın oğlu Kasım'ın yüzü, toprağa düştüğünde halası Zeyneb sa'ı başında görür ve okşayan ellerine bırakılır. Zeyneb sa iki oğlu Avn ve Muhammed'i de İmam Hüseyin as'ın ellerinden şehadet ve marifet şerbetini içtiklerinde bile sağlam durmaya çalışır ve şöyle der: " Bu ikisi, Allah katına götürülen iki hediyedir. Şimdi çocuklarımın yanına gidip ağlayarak Hüseyin'in kalbini acıtmak doğru olmaz. "
Zeyneb sa ancak kurulan çadırın penceresinden dışarıdan atının üzerinden inen ve yeğenlerini kucaklayan Hüseyin as'ı görür.
Her anne için çocuklarını kaybetmek inanılmaz ve ağır bir gönül dağıdır. Şehit anneleri de Hz. Zeyneb sa'ya uyarak ve çocukları ve evlatlarının hakkaniyet yolunda attığı adımlara güvenerek yıllarca sabır küpü olmaya çalışmıştır. İran'da şehit anneleri şehitlerin toplumun kalıcılığı ve hayatındaki rollerinden haberdar olarak ilahi sevgi ile dolu bir şekilde Allah'ın memnuniyeti ve rızası yolunda adım atmışlardır.

Bu anneler destansı bir morale sahip olup değerli sayılanlarının şehadet haberlerini duyunca pak bir yürekle Allah'ın onların fedakarlıklarını kabul görmesini istiyorlardı. Kimileri eşsiz sabırları ile şehit düşen evlatlarını toprağa verdiler. İki oğlu şehit düşen bir anne Allah'ın rızası için dua ederek üçüncü evladını da vatanını savunmak üzere cepheye gönderir. Rübabe Fellahzade,üç oğlunu vatan, İslam ve Kuran yolunda veren kadınlardan biridir. Her zaman şöyle diyor: " Evlatlarımın şehit düşmesinden dolayı üzgün değilim. Gençlerden ve insanlardan istediğim tek şey şehitlerin yolunu devam ettirmeleridir. Onların da şehit olmasını istemiyorum ancak Allah'ın rızası olmayan ameller ve münkerlerden uzak durmalarını istiyorum. "
İmam Ali as'ın eşi Ümmülbenin, dört oğlunu da İmam Hüseyin as'a eşlik etmeye davet edip onlardan Allah Resulünün bu gönül meyvesinin yalnız kalmasına müsaade etmemelerini ister. Kendisi Kerbela'da yok ancak kaygılı ve üzüntülüdür. Medine şehrinin kapılarına doğru yürür ve yolun ortasında Beşir ile karşılaşır. Neler olup bittiğini sorunda Beşir yavaş yavaş ona şöyle der:" Anne, senin Abbas şehit düştü."
Ümmülbenin sanki duymamış gibi tekrar sorar " Başka neler oldu?" diye. Beşir " Ne diyeyim Anne! Diğer çocukların, Abdullah, Osman ve Cafer de şehit düştü. Ümmülbenin kaygılı bir şekilde şöyle dedi: " Hüseyin'den bahset. Tüm çocuklarım ve bu göklerin altında bulunan her şey Hüseyin'e kurban olsun. Ondan bana bahset. "
Beşir bu sırada " Hüseyin de Allah'ının yanına gitti. "diye söyleyince Ümmülbenin duyduğu üzüntü ve kederin etkisi ile diz çöktü.
İran İslam Cumhuriyetinde de kadınlar Kerbela'dan örnekler alarak mücadele ve savaş alanında ön saflarda yer alıp parladılar. Şehit anneleri Ümmülbenin'den etkilenerek ve şehitlerin toplumun hayatı ve kalıcılığındaki etkisinden haberdar olarak Allah'a olan sevgi dolu kalpleri ile ilahi rıza yolunda adım attılar.
Destansı bir ruha sahip olan bu anneler, sevdiklerinin şehadet haberini duyduklarında, hak yolunda fedakarlıklarını Allah'tan tertemiz bir kalple kabul etmesini istemişlerdir. Bazıları şehit düşen çocuklarını eşsiz bir sabırla toprağa verdiler. İki oğlu şehit olan bir anne, Allah'ın razı olmasını dileyerek, üçüncü oğlunu vatanı savunmak için cepheye katılmaya bile teşvik etti.
Kadınların İslam Devrimi'nin farklı dönemlerinde ve özellikle Saddam rejiminin İran'a karşı dayattığı savaş sırasında İslam İnkılabı kazanımlarını savunmadaki rolü örnek teşkil edecek şekilde ilginçti. Mücadele ve devrimin odak noktasında yer alan herkese göre, kadınlar devrimin zaferi ve İslami sistemin kurulmasında o kadar önemli bir rol oynadılar ki, İmam Humeyni onların varlığının erkeklerin etkisinden bile daha üstün gördü.Kadınlar, güçleri ve inançları, yabancı düşmanların ve iç ajanlarının komplolarına direnerek farkındalık ve bağlılıklarının zirvesine ulaştılar ve nerede sorumluluk verilirse ciddiyetle bu sorumlulukların peşinden gittiler. İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei, şehit anneleri ile ilgili konuşmalarında şöyle buyurmuşlardır: " Anne, şehit annesi, iki şehit annesi, üç şehit annesi, dört şehit annesi diyoruz ama bunlar şaka değil. Bunları söylemek kolay. İnsanın evladı üşüttüğünde bir iki kez öksürdüğünde ne kadar da kaygılanırız. Düşünün bir insanın evladı gibi hayatını kaybediyor, ikincisi gidiyor, üçüncüsü gidiyor, şaka mı bunlar? Aynı anne aynı annelik duyguları ile coşa coşa ve tutkulu bir şekilde öyle tavırlar sergiler ki yüzlerce anneyi bile evlatlarını savaşa göndermeye teşvik eder. Bu anneler evlatlarının naaşları dönünce veya hatta naaşları bile dönmeyip kayıp olduklarında kahrolup şikayette bulunsalardı, kendilerini hırpalasalardı, İmam'a ve savaşa itiraz etselerdi kesin savaşın ilk yıllarında ve başlangıç aşamalarında çakılıp kalırdık. İşte şehit annelerinin rolü bu kadar büyüktür.