İslam inkılabının 43. zafer yıl dönümü üzerine - 6
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i198672-İslam_inkılabının_43._zafer_yıl_dönümü_üzerine_6
İran İslam inkılabının 43. zafer yıl dönümü dolayısıyla İran’ın bu yıllarda kaydettiği gelişmeleri ve kazanımlarını sizlerle paylaşmak istediğimiz dizi sohbetimizin 6. bölümünde sizlerle birlikteyiz.
(last modified 2023-09-08T06:51:29+00:00 )
Şubat 06, 2022 12:23 Europe/Istanbul

İran İslam inkılabının 43. zafer yıl dönümü dolayısıyla İran’ın bu yıllarda kaydettiği gelişmeleri ve kazanımlarını sizlerle paylaşmak istediğimiz dizi sohbetimizin 6. bölümünde sizlerle birlikteyiz.

İran İslam inkılabı son 43 yılda çeşitli alanlarda önemli kazanımları oldu. Geçen bölümde İran İslam inkılabının askeri ve kültürel alanlarda kazanımlarından söz ettik. Şimdi ise bu inkılabın iktisadi, ilmi ve siyasi kazanımlarını gözden geçirmek istiyoruz.

İran İslam inkılabı, ekonomi gerçekleşmesinde önemli bir etken olmadığı halde gerçekleşti. O günlerde Batı’nın müttefiki olan Pehlevi rejimi petrol satışında hiç bir sorunu yoktu ve ülkeyi ham petrol satışından elde ettiği gelirle yönetiyordu.

1976 yılında, yani İran İslam inkılabı zafere kavuşmadan üç yıl öncesine kadar İran’ın yaptığı ihracatın yüzde 93 kadarı ham petrolden ibaretti.

İran ekonomisi İslam inkılabından sonra da büyük ölçüde petrol gelirlerine bağımlıdır. Ancak bilindiği üzere son yıllarda İran en ağır dış baskılara maruz kaldı ve petrol satışı büyük oranda olumsuz etkilendi. Örneğin Donald Trump döneminde İran’a azami baskı uygulandığı günlerde İran’ın günde 2 milyon varil ham petrol satışı zaman zaman günde 100 bin varile kadar geriledi

Bundan başka İran’ın yaptığı ihracatta ham petrolün yüzde 93’lülk payı 2019 yılında yüzde 49’lara kadar geriledi. Bir başka ifade ile İran İslam Cumhuriyeti son 43 yılda karşı karşıya kaldığı en ağır yaptırımlara rağmen ekonomisini dış baskılarla karşı güçlendirmeyi başardı. Bugün İran ekonomisini dünyanın en üstün 20 ekonomisi arasında yer alıyor. İran bu başarıyı hem sekiz yıllık bir savaşı geride bıraktığı, hem geniş çaplı yaptırımlara maruz kaldığı ve hem de nüfusu son 43 yılda ikiye katlandığı halde elde etti.

İran ekonomisinin son 43 yılda elde ettiği önemli kazanımlardan biri ülke genelinde mahrumiyetleri gidermek oldu. Bugün İran’da kentlerin ve köylerin elektrik enerjisi nimetinden yararlanma oranı yüzde 99.5 seviyesine, doğal gaz nimetinden kentlerde yararlanma oranı yüzde 83’e ve köylerde yüzde 73’e kadar ulaştı. Yine yol ve ulaştırma, komünikasyon, enerji, tarım ve gıda güvenliği alanlarının gelişmesi de İran’ın İslam inkılabından sonraki iktisadi kazanımlarından bazılarıdır. Bu arada bir kez daha İran İslam Cumhuriyeti bu kazanımları en ağır dış baskıların ve yaptırımların altında bulunduğu halde elde ettiğini, nitekim bu baskılar İran’ın ekonomisini geliştirme etkenine dönüştüğünü hatırlatmak isteriz.

İran İslam inkılabının son 43 yılda en önemli kazanımlarından biri ise ilmi alanlarda büyük ilerleme kaydetmesi oldu. Toplumun ilmi seviyesinin geliştirilmesi, okuma yazma oranının yükseltilmesi, okul ve üniversite sayısının büyük oranda artması, çeşitli bilim dallarında öğrenci sayısının artması, ilmi makalelerin ve referansların sayısı bakımında yüksek derecelere ulaşılması, yeni icatlar ve buluşlar, nano teknoloji, nükleer teknoloji, uzay teknolojileri, kök hücre teknolojisi, İslami İran’ın bilimsel ve teknolojik alanlarda bazı önemli kazanımlarıdır.

Günümüzde İslam inkılabından önce sayısı 15 kadar olan üniversite sayısı 2640’a ulaştı. Yine 47 bin okul sayısı 220 bin okula yükseldi. İnkılaptan önce üniversitelerin öğrenci sayısı 155 bini aşmazken şimdi 4 milyon 200 bin öğrenci eğitimine devam ediyor. ISI merkezinin verilerine göre ise İran bilimsel makale sayısında bölgede birinci ve dünya genelinde on beşinci sırada yer alıyor. Yine 40 kadar bilimsel alanda İran birinci ila onuncu sıralarda bulunuyor.

İran İslam Cumhuriyeti yaptırımlara rağmen nükleer teknoloji alanında da göz kamaştıran kazanımları oldu. İran uranyum zenginleştirme imkanına kavuşmanın yanı sıra nükleer bilim ve teknolojiyi yerli hale getirdi.

İran hava uzay sanayilerinde de büyük ilerleme kaydetti. Bu sektörün gelişmesi füze sanayilerinin gelişmesi ile doğrudan bağlantılıydı. Üstelik Batılı devletlerin baskıları sadece nükleer teknolojiyi kısıtlamaya yönelik değildi ve İran’ın füze sanayilerinde ilerlemelerini de kapsıyordu.

Bugün İran İslam Cumhuriyeti uzay alanında da dünyanın ilk 11 ülkesi arasında yer alıyor.

İicc tıp alanında da dünyanın önde gelen ülkelerinden biri oldu ve kök hücre alanındaki çalışmaları ile yine dünyanın ilk on ülkesi arasında ve Batı Asya bölgesinde de birinci sırada yer aldı. İran son dönemde koronavirüs salgını başladıktan sonra bu hastalığın aşısını üreten ülkelerden biri oldu. Günümüzde İran’ın tıp alanında uzman iş gücü dünyanın en iyi ve en nitelikli insan gücü arasında yer alıyor.

Kuşkusuz İran İslam Cumhuriyeti son 43 yılda bağımsızlığına kavuştuğu en önemli alanlarda biri siyaset alanıdır. Bilindiği üzere yetkililerin seçimi ve atanması her ülkenin insanlarının en ilkel hakkı sayılır. Ancak İran’da Pehlevi döneminde Başbakan ve diğer yetkililer ancak Batı’nın doğrudan görüşüne göre seçilerek atanıyordu. Pehlevi kralı Rıza bu konuda oldukça Batı’yı bağımlıydı, öyle ki kraliyet teftiş kurumu Başkanı ve Pehlevi rejiminin önemli siyasi ve istihbarat şahsiyetlerinden biri olan Ferdust  bu konuda şöyle yazıyor: Rıza Han’ın İngilizlerin adamı olduğu konusunda hiç bir kuşku yoktur. 1299 darbesi İngilizlerce tasarlandı ve darbenin ardından Rıza Han saltanat tahtına oturdu.

Pehlevi rejiminin ikinci kralı Muhammed Rıza Beyaz devrim adlı kitabında babasının döneminde ve sonrasında ecnebilerin ülkenin en önemli erkanlarına nüfuz ettiğini şu ifadelerle itiraf ediyor:

Babam hş. Şehriver 1320’de gittikten sonra işler görecede bir grup İranlı tarafından yürütülüyordu, ama pratikte bir bölümü İngiltere büyükelçiliği ve bir bölümü de Rusya büyükelçiliği tarafından yürütülmekteydi. Ben bunu vatanım için göre adlı kitabında anlatmıştım. Sabah İngiltere büyükelçiliğinin müsteşarı seçilen bir liste ile ilgili kurumlara gidiyordu ve aynı günün akşam saatlerinde Rus maslahatgüzarı bir başka liste ile geliyordu.

Bu bağımlılık sadece Rıza Han dönemi ile sınırlı kalmamış, Muhammed Rıza döneminde daha da şiddetli bir şekilde devam etmişti. Şahın Amerika’da son büyükelçisi Erdeşir Zahedi bu konuda şöyle yazıyor:

Hoveyda’nın Başbakan olarak atanması gerçi görecede tesadüfi bir gelişmeydi, ama gerçekte Hoveyda, Amerika, İngiltere ve İsrail’in üzerinde mutabık kaldıkları bir başbakandı. Bu yüzden majesteleri kral bir kaç kez Hovayda’yı görevden alarak beni, Esedullah Elem veya Huşeng Ensari’yi kabineyi kurmakla görevlendirmek istedi, ancak başarılı olamadı.

Bugün 43 yılın ardından İslami İran’ın siyasi bağımsızlığı ispat edilen bir gerçektir. Bugün İran’ın milli iktidarı siyaset alanında elde ettiği bağımsızlığın sonucudur. Bugün İran’ın çevresindeki ülkelerde yetkililer başta ABD olmak üzere Batılı güçlerin doğrudan görüşü ile belirlenirken ve bu ülkelerin liderleri demokrasiden paniklerken, İran’da hemen hemen her iki yılda seçimler düzenleniyor ve halk ülkenin yetkililerini seçiyor.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei siyasi bağımsızlığı İran İslam inkılabının en önemli özelliği ve İran’ın İslami kimliğinin önemli bileşeni ve başka milletlerin büyük İran milletine saygı duymalarının etkeni olarak tanımlıyor.

Bugün İran’ın siyasi bağımsızlığı, BM güvenlik konseyinin beş daimi üyesi ve AB’nin karşısına çıkarak nükleer meseleyi müzakere ederek nükleer haklarına vurgu yapacak kadar güçlüdür. Nitekim düşmanların İslami nizama baskı uygulamalarının esas sebeplerinden biri de İran İslam Cumhuriyeti’nin siyasi bağımsızlığıdır; zira düşmanlar bir yandan onlara bağımlı olan bir ülkeyi kaybetmiş ve öbür yandan İran’ın bölge ülkelerine örnek olması ve bu ülkelerin de siyasi bağımsızlık doğrultusunda adım atmasından kaygı duyuyor.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei inkılabın ikinci adımı belgesinde bu konuda şöyle diyor:

İran İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra başta cani Amerika olmak üzere, dünya zorbaları ve müstekbir güçleri karşısında direniş meselesi daha da belirgin hale geldi. Hayatını başka ülkelerin bağımsızlığına müdahale etmeye ve başka insanların hayati çıkarlarını şom hedefleri doğrultusunda talan eden dünyanın tekelci güçleri İslami İran karşısında acizliğini itiraf etmiştir. İran milleti inkılap atmosferinde ilkin Amerika’nın kuklası olan hain unsuru ülkeden attı ve ardından günümüze dek küresel zorbaların ülkeye musallat olmasını engelledi.