13 Aban, İstikbarla mücadele milli günü
HŞ 13 Aban tarihine tekabül eden 3 Kasım, İran takviminde dünya istikbarı ile mücadele milli günü olarak kayda geçmiştir.
Bu gün İran takviminde 3 önemli siyasi olaya tanıklık etmiştir. İmam Humeyni'nin hş 1342- miladi 1963 tarihinde sürgün edilmesi, hş 1357- miladi 1978 tarihinde tağut Pehlevi rejimin İslam inkılabının zaferi eşiğinde öğrencileri öldürmesi, ve hş 1358- miladi 1978 tarihinde "İmam'ın İzinde Olan Öğrenciler" tarafından Tahran'da sözde Amerika elçiliği olan casusluk yuvasının ele geçirilmesi olayların her biri, İran halkının inkılap hareketin önemli oranda etkilemiştir. Bu olayların her biri, İran İslam inkılabı tarihinin incelenmesinde özel önem taşımakta.
13 Aban tarihinde İran'ın siyasi sürecinde 3 olayın kayda geçmesi, Amerika'nın İran karşıtı düşmanlıkları ve müdahalelerinin somut bir örneğidir, üstelik Amerika'nın Tahran elçiliğinin nasıl casusluk yuvasına dönüştüğünü, üniversite öğrencilerinin toplu öfkesinin casusluk yuvasını ele geçirmesi ile nasıl sonuçlandığını gösteriyor. Amerika en baştan beri İran halkının inkılapçı hareketine karşıydı v eçeşitli komplolarla İran'da devrimci düşüncelerin gelişmesini engellemeye çalışıyordu. Bu yüzden İmam Humeyni'nin inkılapçı hareketini bir tehdit olarak görüyor ve İmam'ın ifşaatını engellemek için şahın baskıcı siyastelerini bir maşa olarak kullanıyordu. Bu süreç, İmam'ın tutuklanarak sürgün edilmesi ile devam etti fakat zaman aşımı ile Amerika'nın İran karşıtı daha çok komplosu su yüzüne çıktı.
Hş 28 Mordad 1332-miladi 1953 tarihinde yasal hükümete karşı darbe, İran halkına kapitülasyonu dayatmak ve İran halkının müstebit şaha itiraz sesini kesmek amacı ile İmam Humeyni'yi sürgün etmek, Amerika'nın İran'daki müdahalelerinin sonucuydu. Amerika'nın İslam inkılabı zaferi öncesi İran'daki müdahaleci siyasetleri, Amerika'nın her zaman İran halkına karşı baskı uyguladığını, İran'da sultacı hedeflerle müdahalede bulunduğunu, bu müdahalenin ise bir milletin kaderi ile oynamak anlamındaydı. Amerika'nın meşru olmayan çıkarlarını korumak için şahlık rejimini desteklemesi de İran halkının Amerika'nın sultacı siyasetlerine karşı direniş bedelinin ağır olduğunu gösteriyor; zira bu direniş sadece bir slogan değil, en baştan İran halkının inkılapçı saikler ve iradelerini güçlendirebileceği, böylece daha güvenli adımlarla hedeflerine ilerleyebileceğini gösterdi. Bu yüzden İran halkının istikbara karşı şanlı hareketi rahmetli İmam'ın rehberliği sayesinde etkilerini gösterdi ve sulta düzenine karşı asrın en büyük halkçı hareketin ortamını hazırladı.
Amerika sadece eskide değil, İslam inkılabı zaferi ardından da İran’a karşı düşmanca eylemlerine devam etti. Amerika’nın İran aleyhindeki düşmanlık dosyası asla kapanmadı ve halen de İran’a karşı düşmanlığın odağı ise Amerika’dır; aslında Amerika’nın İran karşıtı düşmanlığı eski bir yaraya dönüşmüştür. Amerika kendince İslam cumhuriyetini devirmek için her yola başvurmuştur. Amerika’nın İran halkı ve İslam inkılabına darbe vurmak için uyguladığı siyasetler, komplolar ve müdahaleleri, 13 Aban’ın uluslararsı istikbarla milli mücadele günü olarak adlandırılmasına sebep oldu. İmam Humeyni –ra- Amerika’nın mahiyetini çok iyi bildiği nedeni ile müstekbir ABD’yi sadece İran ve özgür insanların değil, tüm beşeriyetin düşmanı olarak tanıttı ve tüm mazlum milletlerden Amerika ile mücadele bayrağını dalgalandırmalarını istedi.
Amerika elçiliğinin İran’a karşı darbe ve devirme komploların tasarlanma merkezi ve casusuluk yuvasına dönüşmesi gibi olaylar, tıpkı Tebes olayı gibi, Amerika’nın İran karşıtı gizli hedeflerini su yüzüne çıkarttı. Amerika’nın İran’a açıkça yapılan Tebes askeri saldırısı, İmam’ın izinde olan öğrencilerin, 13 Aban 1358 -4 Kasım 1979 tarihinde kendiliğinden oluşan bir hareketle, Amerika’nın Tahran’daki sözde elçiliği olan casusluk yuvasını ele geçirmesi bahanesi ile gerçekleşti. İnkılapçı öğrenciler, casusluk yuvasını ele geçirme sırasında sözde diplomat adı ile casusluk yapan bazı çalışanları derdest ettiler.
İran halkı son 34 yılda Amerika’nın aşırı taleplerine karşı direnerek, yeni İslami uygarlığın temellerini atmak için ortam hazırlamaya ve bu bağlamda ilerlemeye çalışmışlar. Günümüzde batı ve özellikle amerikalıların İran’a öfkelerli, İslam cumhuriyetinin ilerlemeleri nedeni ile daha da artmıştır. Batının Amerika ekseninde İran halkına karşı ekonomik yaptırımları, İran halkını dize getirmek ve onu ilerleme yolundaki hareketini durdurmaktan başka hedef amaçlamıyor. Amerika saddam rejiminin İran’a dayattığı savaşı aradından yine İran karşıtı düşmanca siyasetlerine devam etti, ekonomi yaptırım ve tehditlerle çeşitli şekillerde İran’ın ilerlemesini engellemeye çalıştı. Nitekim Bill Clinton başkanlık döneminde mart 1995 tarihinde İran’a karşı olağan üstü yasağı onaylayarak, sürekli İran’ın bir tehdit olduğunu göstermeye çalıştı. Bu yüzden benzer olayların incelenmesinde, Amerika'nın İran'a karşı düşmanca siyasetlerinin mahiyetini tanımak, tarihi önem taşıyor ve hafife alınmaması gerekir. Bu olaylara tarihi örnekler ve dersler olarak bakmak gerekir.
Amerika'nın, İran nükleer çalışmaları konusundaki iddialarının boşa çıkmasına rağmen, yine İran halkına karşı düşmanca girişimlerden yine el çekmedi, sadece yöntemler ve senaryolarını değiştirdi. İran nükleer çalışmaları ile ilgili 12 yıl temelsiz iddialar ve boş gürültüler ise, Amerika'nın bu düşmanca girişimlerinin devamıdır. Şimdi de İran'ın avunma amaçlı füze programından endişe gibi konularla bu düşmanlık devam ediyor.
Son 50 yılda Amerika'nın İran karşıtı davranış dosyasına bakılırsa, Amerika'nın her zaman İran'a karşı bir tehdit olduğu anlaşılıyor. Başka bir ifade ile, İslam inkılabı zaferinden önce ve sonraki tüm bu yıllarda İran halkına karşı adım atmıştır; ancak yaptırım ve tehdit siyasetlerinin yenilgiye uğradığını görünce müzakereye hazır olduğunu açıkladı; gerçi hali hazırda da İranofobi politikasını daha başka yollarla devam ettirmekte.
Bu yüzden Amerika'nın tehditleri daha değişik şekillerde ve yumuşak savaş formatında halen devam ediyor; bu da İslam cumhuriyeti nizamına ve inkılaba darbe indirmek için tüm yolları kullandığını gösteriyor. Amerika'nın İran'ın bilimsel ilerlemelerine karşı muhalefeti, İslam cumhuriyeti nizamına suçlamalarda bulunması, bölge ve komşu ülkelerinde hava, deniz ve kara askeri üsler kurması, Fars Körfezi Arap komşu ülkelere modern silahlar satması ve bu güvenli bölgede İran'a meydan okuması, bu siyasetler doğrultusunda Amerika'nın çalışma programında yer almaktadır. Amerika İslam inkılabı ile düşmanlık çerçevesinde İran'a karşı yumuşak savaş politikasını da izlemekle kalmayıp, başta savunma olmak üzere tüm alanlarda İran'ı bir tehdit olarak göstermeye çalışıyor.
13 Aban gününün dünya istikbar ile mücadele milli günü olarak takvimlere geçmesi, Amerika'nın mahiyetine gerçekçi bir bakışın ürünüdür. İran siyasi tarihinde bu 3 kesimde yaşanan olayların her biri, Amerika'nın 30 yılı aşkın İran karşıtı düşmanlığının birer senedidir; bu ise bizzat kendisi İran halkının Amerikalı siyaset adamlarına güvenmemesinin birer sebebidir.