İran’ın eski şenliklerinden biri; Yelda gecesi
https://parstoday.ir/tr/radio/iran-i53491-İran’ın_eski_şenliklerinden_biri_yelda_gecesi
Yelda gecesi şenliği, İran milletinin en eski geleneklerinden biridir ve insani boyutu itibarı ile günümüze dek süregelen bir kutlama sayılır.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Aralık 21, 2016 11:30 Europe/Istanbul

Yelda gecesi şenliği, İran milletinin en eski geleneklerinden biridir ve insani boyutu itibarı ile günümüze dek süregelen bir kutlama sayılır.

Büyükbaba kız kardeşimden Şahname’yi kendisine vermesine istedi. Kardeşim de rafta duran eski deri kapaklı şahnameyi aldı ve büyükbabamıza verdi. Bu kitabın güzel masalları çocukluk çağımın tertemmiz duyguları ile bütünleşmişti ve yelda gecelerinin olmazsa olmazlarından biriydi. Şimdi de sürekli yelda geceleri uyumadan önce hayal ettiğim rüyalarımı hatırlıyorum. Çocukluk yıllarında onca yelda gecesi ve her yıl aynı gecde baba evinde kurulan yelda sofrası ve çelle gecesi adını verdiğimiz yelda gecelerinde bu sofranın etrafında yaşanan hoş ve güzel anlarımı hatırlıyorum. Gerçekten de mavi çanaklarda nar taneleri ne güzel duruyordu. Dışarıda kar yağardı, ama onca soğuğa rağmen evin için aile fertleri ve akrabaların samimi varlığı ile ayrı bir sıcaktı. Şimdi ise yıllardır ben de kendi çocuklarımla yelda sofrasının başında oturuyorum ve eminim yine evlatlarım nice yelda gecelerini görecek ve ertesi sabahı güneş altın ışınlarını ve aydınlığını onların yuvasına saçacak ve yelda kutlamaları devam edecek.

Evet, eski İran’da her yıl sonbaharın son gecesi, yani kış mevsimine bağlanan gece ve gerçekte yılın en uzun gecesinde yelda adında bir şenlik düzenlenirdi. Yelda veladet demek, güneş ve sevgi demektir. O gün eski İran milleti için saygın bir gün sayılırdı ve bu inanç günümüze dek süregelen bir inançtır. Yelda gecesini ayrıca aile fertlerini bir araya getiren tarihi bir şenlik gecesi de nitelemek mümkün.

Yelda gecesinde genellikle yakın akrabalar ailenin en büyüğünün evinde bibr araya gelir ve kışı karşılamak üzere gece yarısına kadar mevyeler, çerez ve yiyeceklerle hoşça vakit geçirir ve aynı zamanda Hafız falına bakar. Yelda gecesi, sonbaharın son gününde güneş battığı andan, kışın ilk gününde gün ağarana kadar geçen süreye verilen addır. Bu gece Kuzey yarımkürede kış solistisine denk gelir ve bu yüzden bu günden sonra gündüzlerin süresi uzar ve gecelerin süresi kısalmaya başlar. Eski İran halkı yelda gecesinin ertesi gününden itibaren güneşin üflemesi ile gündüzleri uzadığına ve güneş ışınları da arttığınainanırdı. Bu yüzden yılın onuncu ayı yaratıcı anlamına gelen Dey olarak adlandırılmıştı.

Eski devirlerde yaşayan ve yaşamları tarım üzerine inşa edilen ve mevsimlere göre doğada yaşanan çelişkilere alışık olan insanlar zamanla ve elde ettikleri deneyimlerle çalışmalarını ve faaliyetlerini yerkürenin dönmesi ve mevsimlerin ortaya çıkması ve gece gündüzün uzayıp kısalması ve yıldızların yönü ve hareketine göre düzenlemeyi öğrendi. Eski insanlar gözlemleri ile beraber bazı günlerde ve mevsimlerde gündüzlerin süresi uzadığını ve sonuçta bu günlerde güneş ışınlarından daha fazla yararlandıklarını farketti. Bu yüzden eski insanların arasında nur ve aydınlık ve güneşin iyilik simgesi olduğu ve karanlık ve gece karanlığı ile sürekli savaş halinde olduğu inancı gelişti.

Yelda gecesi şenliği bundan yaklaşık yedi bin yıl öncesinden beri günümüze dek İran milleti arasında kendine özgü gelenekleri ve görenekleri ile düzenlenen bir şenliktir. Eski İranlıların inancında Yelda gecesi, güneşin doğduğu gündür. Yelda sözcüğü aslında Süryani bir sözcüktür ve “Milat” anlamına gelir. Eski İranlılar bu geceyi sevgi tanrıçası Mitra’nın doğduğu gece olarak bilirdi ve bu yüzden bu geceyi kutlar ve yaktıkları ateşin etrafında danslar eder ve kutlamalar yapardı.

Bu gecede renkli sofralar kurulur ve “Mized” adı verilen bir çeşit yiyecek sunulurdu. Mized genellikle etli yemek, ekmek, tatlı ve helva gibi yiyeceklerden oluşurdu ve eski İran ayinlerinde her şenlikte veya kutlamada sofra kulurur ve çeşitli ibadet aletleri ve çeşitli yiyeceklerin yanında kutsal bir yiyecek sayılan Mized de sofraya konurdu.

Günümüzde İran’da Yelda gecesi şenliği aile fertleri ve akrabaların bir araya gelmesine ve geceyi birlikte kutlamalarına vesile olan bir bahanedir. Yelda gecesi ya da Çille gecesi özel çerez, karpuz, nar, tatlı ve türlü meyvelerin tüketilmesi ile beraberdir ve bu yiyeceklerin her biri özel bir şeyi simgeler ve bereket, sağlık, bolluk, neşe ve mutluluk gibi durumların işaretidir. Yelda gecesinde kutlamaya katılanlar bir cevizi seçmek ve kırmakla cevizin içinin boş veya dolu olmasına göre gelecekten haber verir. Bu özel gecede İranlı ünlü şair Hafız’ın şiir divanından fala bakmak da yaygındır.

Biraz önce de belirtildiği üzere bu şenlik İran milletinin en eski şenliklerinden biridir ve yelda gecesinden başka Çille gecesi de denirdi. Çille sözcüğü Farsça bir sözcüktür ve kırk anlamına gelen Çehel’in bir türevi sayılır ve aslında kırk günü değil de, belli bir zaman süresini simgeler. Kış çillesi ise, kışın en soğuk geçtiği günleridir. Kış çillesi kırk güne denk gelirken ve büyük çille olarak da anılırken küçük çille yirmi güne denk gelir. Kış çillesi kış mevsiminin başladığı günden itibaren mevsimin ilk kırk günüdür ve kış mevsiminin ikinci ayının onuncu gününde son bulur. Bu günden itibaren kışın küçük çillesi, yani yirmi gün süren çillesi başlar.

Çille sözcüğü aynı zamanda üreme ve veladetle ilgilidir. Gerçekte çille gecesinde güneşin doğuş bekleyişi sona erdiğine inanılır.

İranlı ünlü bilgin Ebu Reyhan Biruni çağında hş. Takviminde Dey adı ile adlandırılan, kışın ilk ayına Hur Mah yani “Güneş Ay” da denirdi ve bu ayın ilk gününe Hürrem gün denirdi ve bu ayda bir çok ayin düzenlenirdi. Hürrem günü Day ayının ilk günü ve yılın en uzun gecesinden sonra gelen ilk gün olması itibarıyla güneşle bütünleşmesi derin mana kazanırdı. Yani Yelda adı verilen yılın en uzun gecesinin ardından güneş yeniden doğuyor ve doğa yeniden canlanmaya karar veriyor ve dünya hürrem oluyordu.

Yelda, İran efsanelerinde ve mitolojilerinde Aşk’ın miladının öyküsüdür ve her yıl Dey ayının ilk günü olan Hürrem günde tekrarlanır. Ay, Mehr’in, yani güneşin aşığıdır ve bu ikili kendi görevleri ile meşguldur. Ay’ın çalışma zamanı geceder ve Mehr de gündüzleri çalışır. Ay sürekli seher vakti Mehr’i görmek ve ona aşkını ilan etmekm için fırsat kollar, fakat her zaman uykuya dalar ve gün gelince Mehr’i göremez. Sonunda ay bir çare düşünür ve Mehr’in geldiğni kendisine bildirmesi için bir yıldızla anlaşır. Bu yıldız geceleri göğe baktığınızda her zaman ayın yakınındadır. Sonunda bir gece yarısı yıldız ayı uyandırır ve güneşin geldiğini haber verir. Ay Mehr’i karşılar ve içindeki sırrı anlatır ve Mehr’e gitmemesini söyler. Böyle bir anda güneş ve ay görevlerini unutur ve güneş geç doğar ve bu gece Yelda olarak adlandırılır. O günden sonra her yıl güneş ve ay sadece bir gece birbiriyle buluşabilir ve her yıl sadece bir gece çok uzun ve karanlık olur ve bu gece Yelde gecesidir.

Yelda gecelerinin olmazsa olmazlarından biri ise, İranlı büyük şair Hafız’ın şiir divanı açılarak fala bakmaktır. Aslında bunun sebebi ise İranlı büyük şair Hafız’ın şiir kitabının önemli bir bölümünü Kur'an'ı Kerim ve dini eserleri gözeterek yazmış olmasıdır ve İran milleti Kur'an'ı Kerim ayetlerine dayanarak kendileri için hayır ve afiyet dileğinde bulunmak ister.

Yelda gecesinde ayrıca büyükler küçüklere masal anlatır veya Firdevsi’nin ünlü eseri şahnameden öyküleri okur. Günümüzde de yelda gecesi şenlikleri eskisi gibi her yıl aynı gecede kutlanır. Bu etkinliğin binlerce yıl unutulmamasının en önemli sebebi ise belki de bu şenliği sevgi, aşk, kardeşlik ve sılai rahim gibi mesajları içermesidir. Yelda gecesi küçüklerin büyüklerin eline öpmeleri ve onlar için uzun ömür dilemeleri için bir bahanedir.