Nisan 22, 2018 21:50 Europe/Istanbul

Kutsal bir anlaşmanın mutlu dakikalarıdır. İki genç Yüce Allah'ın isteği veya rızasına dayanarak, el ele verip yüce hedeflere ulaşmak için ortak yaşam yoluna ayak basıyorlar.

Bilge biri şöyle diyor:  Eğer güzellik ve iyilik şarkısını söylersen,  hatta çölün yalnızlığında bile onu dinleyecek birini  bulabilirsin.  Öyleyse sevgi dolu elleri kabul etmekte tereddüt etme,  bazen de bu eller ömrünün sonuna kadar senin için sıcak duygular besler.

Kutsal bir anlaşmanın mutlu dakikalarıdır.  İki genç Yüce Allah'ın isteği veya rızasına dayanarak, el ele verip yüce hedeflere ulaşmak için ortak yaşam yoluna ayak basıyorlar. Doğrusu!  Bu anlaşma çok derin ve önemlidir.  İnsanın içgüdüleri her zaman bir "eş" arıyor. Çalkantılı bir ruh kendine " eş" arıyor.  Sabırsız ruh " o"  olmadan eksiklik hissediyor.  Yüce Allah her birini diğeri olmadan sevmiyor ve Resulullah -saa-" evlenmeyi"  kendi sünneti, ilahi rızaya erme yolu  ve dinin yarısını tamamlamak şeklinde  tanıtıyor.  Genç çift daha fazla bilgi edinmek istiyorlar, Böylece daha bilinçli bir şekilde bu bağlılığa " Evet" diyecekler. Bu arada nikâhı kıyan kişi konuşmaya başlıyor:

"Hayatın  uzun bir yolculuk gibi kademeler ve barınma yerleri vardır,  tabii ki yüce hedefi de vardır.  İnsanın bu hayattaki hedefi,  nefsani ve manevi evrim için kendi vücudu ve etrafındaki insanlardan yararlanmaktır;  zira insan baştan beri bu hedefe ulaşmak için dünyaya gelmiştir.  Biz bu dünyaya kendimizden irademiz olmadan gelmişiz ve giderek bilgimiz artıyor ve seçme gücüne sahip oluyoruz.  İşte burası insanın doğru düşünmesi, doğru seçmesi ve bu seçime göre harekete geçerek ilerlemesi  gereken yerdir.

Nikah memuru şöyle devam ediyor:  Yüce Allah'ın sünnet olarak belirlediği ve yaratılışında gerektirdiği evlilik,  ilahi nimetler ve sırlardan biri olarak insan yaşamının vazgeçilmez olaylarından biridir. Hiç şüphesiz Yüce Allah, ilahi kurallarında evliliği farz kılabilirdi ve  halktan birer birer gidip birbiriyle evlenmelerini isteyebilirdi.  Fakat Yüce Allah kendi hikmeti gereğince evliliği bir değer ve önemli bir seçim olarak tanıtmıştır. Bu yüzden evlenmeyen kişi, kendisini bu değerden mahrum bırakıyor.

Genç kadın ve erkek birbirine bakıyorlar ve  nikah memuru Şöyle devam ediyor: 

Yüce Allah kadın ve erkeğin yalnızlığını sevmiyor. O ortak  ve evli bir hayatı seviyor.  Tüm ömrünü yalnız geçiren kadın ve erkekler,  insanlık yaşamında yabancı bir varlık gibidirler.  İslam ailenin, toplumun hakiki çekirdeği olmasını istiyor,  tek başına bir insanı değil.

Hazır bulunan davetlilerden  Alkışlar koparken nikah memuru nikah hutbesine  başlıyor.

 

Günümüz dünyasının bir dünya köyüne dönüştüğü, insanların iletişim çağında bir ailenin üyeleri gibi oldukları artık bir gerçektir. Çağımızın bilgi patlama çağı olduğu, bir gerçektir, fakat hala insanın ihtiyaç duyduğu olaylar, değerler, anlamlar ve geleneksel kurumlar hala vardır. "Aile" ise bu kurumların en önemlilerinden biridir.

 

Değerli dinleyiciler bugünden itibaren "aile bülteni" adı altında sizlerle yeni bir sohbette birlikteyiz. Bu programda İslami ailenin güzellikleri ve İranlı ailelerin özelliklerinden konuşacağız. Bu programdan faydalanmanızı umut ederek sohbetimize başlıyoruz.

 

Aile sosyal hayatın temel ve ana direğidir ve insan neslinin devam etmesi için çocuk doğurmak ve yetiştirmeye ilaveten, insanların ekonomi üretimi ve kültüre yatkınlığını arttırmak gibi diğer bazı sorumlulukları da vardır; üstelik sosyal normların oluşması ve gelecek kuşaklara transferinde de önemli rol ifa ediyor. Bu arada her kişinin bireysel konumu bir nebze de ailesinin sosyal konumuna göre şekilleniyor.

İranlı ailenin incelenmesi ile İran toplumunun gelişmelerinde her zaman temel bir kurum olarak hala yer aldığı, ailede topluca yaşam tecrübesinin de kendine özel bir yolda ilerlediği anlaşılıyor. Bu yüzden bir çok toplumda aile ve üyelerinin başına gelen bir çok olay, İranlı aile için geçerli olmazken, ailenin ölümü veya göz ardı edilmesinin söz konusu olmadığı görülüyor.

Tahran üniversitesi bilimsel heyet üyesi Dr. Hamidrıza Celaipur, Tahran eyaletinde 300 aile üzerine yapılan araştırmanın ardından İran toplumunda aile yapısının dağılmakta olmadığını, üstelik ailenin İran sosyal toplumunda hala en  güçlü kurum olduğu, geleneksel şeklinden uzaklaşarak gelişmeye ve medeni aile yapısına yakınlaşmakta olduğunu belirtti.

 

Aslında aile kurumu, şimdiki haline gelmeden önce çeşitli kademeleri geride bırakmıştır. İlk etapta aile küçük ve düşük performanslıdır. Tahran üniversitesi sosyoloji hocası Dr. Azad Ermeki ailenin bu durumunu "aile hayatının sıfır noktası" olarak tanıtıyor. Bu dönemdeki ailede, kişiler yani anne ve babanın sorumlulukları azdır ve kısıtlı bir alanda yaşıyorlar fakat zaman aşımı ile sosyal hayatın genişlemesi sayesinde bu kurumun görevleri de işlevleri de artıyor.

 

Araştırmacılara göre aile toplumun ilk sosyal kurumudur ve din, siyaset ve ekonomi gibi toplumun diğer kurumları ise onun ardından ve uzantısında oluşarak gelişiyor. Sosyal hayatın genişlemesi ile aile, ebeveynler ve evlatlar ile akrabaların varlığı ile bir çok sosyal, ekonomik ve siyasi çalışmaların odağı haline geliyor ve insanların tüm istek ve ihtiyaçları aile ekseninde karşılanıyor. İşte burada geniş aile ortaya çıkıyor.

Kalabalık İranlı ailelerin tablosu, geniş bir ailenin görüntüsü olarak hala bir çok İranlının zihninde yerini koruyor. Çocukların büyüyerek evlenmesi ile daha da genişleyen ailelerin tüm üyeleri baba evinin bahçesinde ve her türlü şatafattan uzak sade bir sofranın çevresinde toplanırlardı.

 

Geniş ve performanslı ailede, ebeveyn ve çocuklara ilaveten büyükbaba ve büyük anne amca ve dayı ve onların çocukları da bir konutta yaşarlardı. Bu tarzda, aile sosyal ilişkilerin odağı olmaya ilaveten ekonomik ve sosyal faaliyetlerin de mekanı sayılır. Çalışma birimleri aile eksenliğinde kurulur ve aile temeli de soy ve akrabalık bağları temeline dayanır. Geniş ailede anne ve baba ailenin ağırlık merkezini oluşturuyor; erkek evlatlar, torunlar ve gelinler ise anne ve babaya itaat eder; eğer anne veya baba, yaşlılık nedeni ile aile reisliği görevini üstlenemezse, en büyük erkek evlat onun yerini alır. Kızlar evlenmenin ardından baba ocağından ayrılırlar ve evlatlar da genelde baba mesleğine devam ederler. Bu tarz ailenin hayali örneği, İran'ın çeşitli bölgelerinde " Meşhedi Gasim ailesi" adı ile tanınır.

 

Meşhedi Gasim 60 yıldan beri Erak kentine bağlı ilçelerden birinde yaşıyor. 75 yaşındaki Meşhedi Gasim'ın 7 çocuğundan 2 kızı evlendikten sonra baba evinden ayrıldı. Meşhedi Gasim oğulları ve gelinleri ile büyük bahçeli bir evde beraber yaşıyorlar. Hayatın önemli kararlarında erkekler toplanır ve görüş alışverişinde bulunarak nihai kararı veriyorlar. Ailedeki kadınlar da erkeklere çalışma ve aile ekonomisinde destek veriyorlar, fakat tabii ki ev işleri büyükanne, hala veya teyzenin eksenliğinde çeki düzen buluyor. Epey büyük olan baba evinin bir bölümü evli olan evlatlara tahsis edilmişken, bu ailelerin de bağımsız olduğu gözleniyor. Onlar geniş bir ailenin tüm gelenekleri ve şanına uyarak, kendi çocuklarının yetiştirilmesinde nispeten özel yaşamlarında bağımsız davranıyorlar.

 

Geniş aileden sonraki etapta çekirdek aile şekilleniyor. Fakat bugünkü sohbetimize son vermeden ortak yaşam ile ilgili bazı konulara değinmek istiyoruz.

 

Mutlu çiftler, birbirlerini iyi anlamaları gerekir. Onların ilişkilerinde kibir ve bencilliğe yer yoktur. İyi bir duygusal ilişki, yaşamanın devamı için onlara gereken enerji ve mutluluğu verirken onları bu yönde motive ediyor.  Dikkat edilmesi gereken konu sizin hayat arkadaşınızın sizden önce ailesi ve arkadaşlarının olmasıdır. Tabi ki evlenmenin ardından siz, eşinizin önceliğisinizdir; fakat bu konu, onları gözardı edilmesi anlamında değildir. Birbirimize saygılı olalım. Yersiz tartışmalarla, aradaki sevgi ve aşkı zedelemeyelim./