Aralık 24, 2018 10:56 Europe/Istanbul

Cumhuriyet: CHP, seçimler için söylemini belirledi

Star:

FETÖ’nün, askeri liseye soktuğu bine yakın öğrenciyi, ortaokulu yurtdışında okumuş gibi gösterdiği ortaya çıktı

Milli gazete:

Yabancı askerler Türkiye üzerinden Afganistan'a gidecek

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Ahmet Tan 23 Aralık tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “İkinci Tek Adam”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Reis haklı; kriz mıriz yok. Piyasalar taş gibi. Hem de kendisine rağmen taş gibi. Oysa açıkça, isim de vererek “Portakal, mandalina hatta genel anlamda narenciye”yi de lanetledi. Bu meyvelerin fiyatında bir kuruş bile düşme olmadı. Öfkesi meyve haline ve üreticilere yansımadı.Artış da olmadı. Arkasındaki “öl de ölelim!” diyen milyonlardan da çıt çıkmadı. Amerikan Doları’nı lanetlediğinde çekiçle iPhone telefon parçalayanlar bu defa portakal sandıklarını tekmelemeye kalkmadı.  Kendisini sabah akşam eleştiren öfkeli muhalifler ise sus pus.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Oysa “sarı yelek” gibi “portakal rengi kaşkol” takarak sokağa dökülmenin, portakal isyanı çıkarmanın tam zamanıydı. Belli ki iki tarafın özellikle de Reis’in kefenli timlerinin kafası karıştı. Normalde dilimlenen, sıkılan, suyu çıkarılan portakalın “ensesinin patlatılması” mesajını anlayamadılar.

Çünkü milletimiz ne yazık ki, Reis kadar TV haberleri ile ilgili değil. Bağımsız - tarafsız habercilik yapanlara takmış değil. Hem 80 milyonluk ve yüzlerce kanallık ülkeyiz artık.

YSK Başkanı Sadi Güven ve 5 üyenin görev süreleri “torba” ile uzatılıyor. Çünkü seçim sonuçlarını güven altına almak gerek. Sonucu “sandık” belirleyecek ama.. Önce “torba” ile de önlem gerek.  Zamana “Yap İşlet Devret” ve “Anahtar teslimi” ruhu hâkim!  “Mühürsüz zarfları geçerli” sayan “yüksek” kurul, zaten “işi” ortada bırakıp gidemezdi.  Bu da zaten “seviyesine” uygun düşmezdi. Dün tedbirinin alındığı kesinleşti. YSK kadrosunun uzatılması işi de ‘Torba’ya dahil edildi. .

Reis bu seçimde de Sadi Güven’e güvenmeyecek ve onu mutlu etmeyecek de kimi edecek?  Sadi, Arapça mutlu demek.

 “Anahtar Teslimi” ve “Davetiye Usulü” sadece ihalelerde değil, seçime giderken de geçerli.  Bu gibi “incelikler” Tek Adamlığın sağlam altyapısı için zaten kaçınılmaz.  Tarihte ilk kez “Altyapı Bakanlığı” kurulması, başına da “olmazsa da olur cinsten” bir bakanın getirilmesi biraz da bundan.

Binali Yıldırım, iktidarın Reis’ten sonraki en deneyimlisi. Ortalıktaki biricik “İkinci Tek Adam” o. Reis’in ona güvenmesi boşuna değil. “Anahtar Teslimi” seçim için “hukuksal” altyapı ona emanet. Halen TBMM Başkanı. Hem İstanbul’un rölantideki başkan adayı hem de yasamanın başı. Millet egemenliğini temsil gibi yüce bir unvandan feragat edecek kadar da fedakâr. Zaten fedakârlık onda alışkanlık yaratmış gibi.“Tarihteki Son Türk Devleti’nin Son Başbakanı” sıfatına tamahen anahtarı Külliye’ye teslim etti.  Şimdi de İstanbul Belediyesi başkan adaylığına tayini çıktı. Mevkisiz kalma tehlikesine karşı da kolları sıvadı.. İşi sağlam tutup YSK’cilerin görevini uzatıyor. Köprüden tünelden geçenlere yazılan milyonlarca liralık cezaları da affettiriyor.

...***

Yaşar Süngü, 23 Aralık tarihli Yenişafak gazetesinde, “İş ahlakı karnemiz”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“İş dünyasında çalışan, yönetici ve patronlara en sık karşılaştıkları genel ahlaki problemin ne olduğu sorulduğunda verilen cevapların ilk üçünde; Yalan söyleme, aldatıcı reklamlar ile verilen sözleri tutulmaması yer almış.İş ahlakını en çok etkileyen faktörler, Aile, Ahlaki değerler, Eğitim-öğretim kurumları, Sosyal çevre, İşletme sahibi olarak sıralanıyor. Araştırmaya katılanlara iş ahlakını bozan davranışların ortaya çıkmasında neler daha etkili sorusu yönetilmiş.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

On beş faktör arasında ilk beş sırayı aşırı kazanma hırsı, çalışanların ücretlerinin düşük olması, işini kaybetme korkusu, kötü örneklerin yaygınlığı ve iş dünyasında güven duygusunun zayıflığı almış. Bu bulgular Türkiye’de yapılan yakın tarihli bütün çalışmalarla uyumlu.

Verilere göre iş ahlakı ilkeleri yazılı veya sözlü olarak işletmelerin büyük çoğunluğunda belirlenmiş ve paylaşılmış durumda olsa da yazılı etik kodlara sahip işletme oranı yüzde 31 ile Avrupa ortalamasının altında kalmış. Bu bilgiler İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği İGİAD’ın 2018 Türkiye İş Ahlakı Araştırması’ndan.

Araştırmada TÜİK’in Türkiye sosyo-ekonomik sınıflandırma yaklaşımına uygun olarak 12 bölge esas alınmış. 16 farklı ilden veri toplanmış. İşletmelerin yüzde 28’i aile şirketi. Yüzde 44’ü hizmet sektöründe yer alırken yüzde 37’si ticaret, yüzde 19’u ise imalat/sanayi sektöründe yer alıyor. Soruları cevaplayanların yüzde 49’u çalışanlardan, yüzde 39’u profesyonel yöneticilerden, yüzde 12’si işletme sahiplerinden oluşuyor.Araştırmaya katılanların yüzde 72’si erkek, yüzde 28’i kadın.Bunların yüzde 61’i Y nesli denilen 18-38 yaş arasında. Yüzde 45’i üniversite mezunu, yüzde 35’i lise, yüzde 10’u ortaokul, yüzde 4’ü ilkokul mezunu. Yüzde 6’sı da lisansüstü eğitim almış.İşletmeler herhangi bir sosyal sorumluluk faaliyetinde bulunuyor mu sorusuna alınan cevaplara göre yüzde 61’i herhangi bir sosyal sorumluluk faaliyetinde bulunmuyor. Yüzde 31’i bir sosyal sorumluluk faaliyetinde bulunuyor ancak bunu reklam olmasın diye duyurmuyor yani gizliyor.Yüzde 8’i ise sosyal sorumluluk faaliyetlerini reklam olsun diye yapıyor.Çalışanlarla ilgili olarak en sık karşılaşılan problemler çalışanların yalan söylemeleri ve işe geç gelmeyi adet edinmeleri, en az karşılaşılan problemler ise işyerine ait araç, gereç ve malzemeyi çalma, daha fazla mesai ücreti alabilmek için çalıştığı saatleri fazla bildirme ve rüşvet olarak sıralanıyor.Yöneticilerle ilgili olarak en sık karşılaşılan ahlaki problem ise yalan söyleme. Bundan sonra işe almada kayırmacılık yapma, verilen sözleri tutmama, randevulara geç kalma, çalışanların ücretlerini geç ödeme, söz verilen kalitede mal ve hizmet teslim etmeme gibi pek çok ahlaki problem sıralanıyor.En çok dikkat çekilen ve pek çok meslekte ortak bir ahlaki problem olarak öne çıkan konu yapılan işin hakkının verilmemesi.Bunun hemen ardından yalan söyleme geliyor.Üçüncü sırada ise yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlık gibi haksız mal edinme eylemleri sıralanmış.

...***

Orhan Uğuroğlu, 23 Aralık tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Emir ile aday oldu Gökçek'ten koptu”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“23,5 Yıl Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Melih Gökçek, AKP'nin adayı Mehmet Özhaseki'ye verdiği büyük desteği, sosyal medyadaki tüm mesajlarını silerek neden geri çekti? Günlerdir medya bu sorunun yanıtını arıyor.Açıklayayım da meslektaşlarım ve kamuoyu gerçeği öğrensin.Ama önce Ankaralıların da kendisinin de aklının ucundan geçmeyen başkentin AKP adayı Mehmet Özhaseki'nin "şaka" zannettiği ama "emir" olduğunu anlattığı şu sözlerine bakalım.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

...***

"Cumhurbaşkanımız özel görüşmek istedi benimle. Buyurun Sayın Cumhurbaşkanım dedim. 'Arkadaşlarla istişare ettim, seni Ankara Büyükşehir Belediyesi adaylığına koymak istiyorum' dedi. Emir, mi şaka mı yapıyorsunuz? Dedim 'Emir' dedi. Hiç aklımdan geçmiyordu. 1 aya kadar eşime bile söylemedim. Kimseye açıklamadım."Ne kadar trajikomik değil mi?Ankara'ya hizmet etmek hiç aklında değil ki teklifi "şaka" zannediyor.Daha da acısı şu ki "emir" ile Ankara'yı yönetmeye aday gösteriliyor.Açıkçası kendisi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmak için ne heyecanı, ne talebi ne de projesi var. Özhaseki'nin adı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için AKP kulislerinden sızınca Melih Gökçek kendisine sosyal medya paylaşımları ile çok büyük destek verdi. Mehmet Özhaseki adını gerek MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye gerekse AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a birebir görüşmelerinde Melih Gökçek önerdi.Ve Özhaseki adaylığı resmen açıklanmadan ama adı kulislerde geçmeye başlayınca Gökçek'i doktor reçetesi gibi her gün sabah, öğle akşam arıyor ve Ankara projeleri hakkında görüşlerini alıyormuş.Ancak Erdoğan tarafından yapılan resmi açıklamadan sonra Özhaseki tek bir gün Melih Gökçek'i aramamış.Hatta 7-8 kere arayan Gökçek'in telefonlarına da yanıt vermemiş.İşte bu gelişmelerden sonra Gökçek de sosyal medyada yayınladığı tüm destek mesajlarını sildi. "25 Yıllık arkadaşım" dediği Melih Gökçek'i kendisine zarar verecek diye dışlayan telefonlarına dahi çıkmayan bir siyasetçi olan Özhaseki'nin İYİ Parti'nin de desteklediği CHP adayı Mansur Yavaş karşısında seçilme şansı olamaz.