Ocak 08, 2019 09:52 Europe/Istanbul

Bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- İran milletinin tarihi taleplerinden bir olan ve İran İslam İnkılabı sırasında da halk kesimlerinin temel şiarı haline gelen özgürlükle ilgili görüşlerini gözden geçireceğiz.

Özgürlük, adaletle beraber tarih boyunca dünyanın tüm mücadeleci insanlarının temel ülkülerinden biri olmuş ve bu yüzden dünyanın siyaset edebiyatında da çok yüce bir değer ve konum kazanmıştır.

Özgürlük siyasi felsefede ve siyasi mücadelelerde sahip olduğu önem kadar kavram bakımından da tartışmaya açık bir kavram sayılır. Dünyada var olan tüm ekoller özgürlükten farklı tanım ve yorum sunmuştur. Ancak belki de hiç kuşkusuz dünyanın tüm ideolojileri ve siyasi akımları arasında liberalizm, özgürlüğün en ciddi ve en önemli savunucularından biridir. Gerçi bu ideolojiyi savunan düşünürlerin arasında da özgürlüğün tanımı ve sınırlarının belirlenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunduğu belirtilmelidir.

Liberalizmin önde gelen en ünlü düşünürlerinden biri olan Aizia Berlin özgürlüğü olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayırıyor ve bu iki özgürlük çeşidi hakkında yaptığı değerlendirmede, özgürlüğün olumsuz çeşidini hükümetin insanların özel yaşam alanına müdahalesinden kurtarılması ve olumlu çeşidini de vatandaşların katılımı ve uygulaması için zemin oluşturulması şeklinde tanımlıyor.

Dünyada var olan tüm ideolojilerde özgürlük beşeri ve akli bir temele dayanıyor. Ancak İmam Humeyni -ks- düşüncelerinin temelini oluşturan İslam dininde özgürlük İslam dini çerçevesinde ve tevhidi nizamın komuta kademesinde tanımlanıyor ve doruk noktası da manevi özgürlük ve ilahi kata yakınlaşma olarak ifade ediliyor. İmam Humeyni -ks- düşüncesinde özgürlüğün ifade, düşünce, siyasi ve sosyal özgürlükler gibi boyutları da tamamen dini açıdan ele alınıyor.

İmam Humeyni -ks- özgürlüğü benimsemek ve savunmanın yanında özgürlüğü insanların bireysel ve sosyal alanlarda zati, fıtri, doğal ve kaçınılmaz haklarından biri olarak tanımlıyor. İmam Humeyni’ye -ks- göre özgürlük, bir insanın bir başka insana sunabileceği haklardan biri değildir. Özgürlük, velev ki bir ideoloji veya bir devlet tarafından tanınmasın, insan fıtratı ve doğasından kaynaklanan insanların doğal haklarına biri sayılır.

Öte yandan her toplum kendi temel erkanlarını korumak ve toplumda güven ve düzeni sağlamak için özgürlüklerden yararlanma konusunda bir takım şartlar ve kısıtlamalar uygulayabilir, ancak özgürlüğün temellerini sarsmak, bir ideolojinin, bir devletin veya hükümetin veya toplum bireylerinin yetki alanının dışındadır.

Özet olarak İmam Humeyni -ks- açısından özgürlük insanın içinde olan bir özelliktir ve her insan insaniyeti gereği özgürlüğe sahiptir ve özgürlüktalep sayılır. Hakimiyet sürecinde halkın varlığı ve iktidar yapısında, seçimlerde, yöneticileri seçmekte ve çalışmalarını gözetlemekte halkın aktif katılım sergilemesi, İmam Humeyni -ks- beyanatında özgürlüğün tecelli etmesinin mısdakları sayılır.

İmam Humeyni -ks- bireysel, toplumsal ve siyasi özgürlükleri, düşünce, inanç ve ifade özgürlükleri, siyasi patileri ve teşekkülleri kurma özgürlükleri ve kararlara katılım sağlama zaruretini tanımakla beraber, kamu çıkarlarına zarar vermemek, hükümete yönelik kumpas kurmamak, fesat çıkarmamak, ahlak, akıl ve şeriat ilkelerine uymak gibi durumları da özgürlüğün sınırlarını belirleyen durumlar sayıyor. İmam Humeyni -ks- İslam dininde insanın elinden alınan özgürlükler insanın beşeri zatına ve toplumun maslahatına zarar verdiğini vurguluyor.

İmam Humeyni -ks- açısından İslam dini, insanların özgürlüğünü temin eden bir dindir. İmam -ks- bu konuda şöyle diyor: bize özgürlüğü, sağlıklı ve doğru özgürlüğü temin eden, İslam dinidir.

İmam Humeyni -ks- despot şah rejiminin İran milletine özgürlük sunduğu yönündeki yalan iddiasına gösterdiği tepkide de şöyle diyor: özgürlük verdik diyorlar!! Özgürlük verilir mi hiç!!?? Bu cümle başlı başına bir suçtur. Özgürlük verdik demek, suçtur. Özgürlük halka aittir. Kanunlar özgürlüğü vermiştir. Özgürlüğü Allah insanlara vermiştir. Özgürlüğü İslam vermiştir. Özgürlüğü anayasa vermiştir. Biz özgürlük verdik de ne halttır? Sen kime neyi veriyorsun? Sen kimsin ki?

İmam Humeyni -ks- İslamî hükümetin özgürlüğü azami derecede temin etmekte ve devletten korkmamakta ifa ettiği rolü hakkında da şöyle diyor: İslam dininde baskı olmaz. İslam dininde özgürlük vardır, tüm kesimler için, kadınlar için, erkekler için, siyah için beyaz için, tüm herkes için. İnsanlar bundan böyle hükümetten değil, kendilerinden korkmalıdır. Sakın suç işlemeyim, diye kendilerinden korkmalıdır. Adalet hükümeti suçları engeller, ceza verir. Biz asıl suç işlememek için kendimizden korkmalıyız. İnsanlar suç işlememekte kendilerinden korkmalıdır. Yoksa İslam hükümeti suç işlemez. Artık bu devlet millete zorbalık yapmaz.

İnanç ve düşünce ve ifade özgürlükleri, özgürlüğün en önemli boyutlarıdır. İran İslam İnkılabı doruk noktasına kavuştuğu ilk yıllarda bir çok uzmanın aklına gelen soru, İslam temelinde kurulacak bir hükümette düşünce, inanç ve ifade özgürlüklerine yer olup olmayacağı sorusuydu. İmam Humeyni -ks- İslam inkılabı zafere kavuşmadan üç ay önce Fransa’da bir gazetecinin İslamî hükümette marksistlerin inanç ve ifade özgürlüğü konusu ile ilgili sorusuna verdiği cevapta, İslamî hükümette tüm insanlar her türlü inanca sahip olmakta özgürdür, şeklinde buyurdu.

İmam Humeyni -ks- ayrıca İslamî hükümette gayri müslimlerin ve dinsizlerin durumu ve kaderinin ne olacağı ile ilgili bir soruya da şöyle karşılık verdi: İslam içinde demokrasi vardır ve herhangi bir komplo söz konusu olmadığı müddetçe insanlar inançlarını beyan etmekte ve uygulamakta özgürdür.

İmam Humeyni -ks- ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü gibi özgürlüklerin hakkında da şöyle diyor: milletin zararına yazmadıkları müddetçe tüm basın özgürdür.

İmam Humeyni -ks- özgürlüğü ilahi bir muhibet ve emanet olduğunu ve tüm insanlar özgürlükten milletin ve İslam’ın maslahatı uğruna yararlanmaları gerektiğini belirterek şöyle diyor: şimdi hepimiz özgürüz ve sınanmaktayız. Allah bizi sınayacaktır, acaba biz özgürlüğü milletin maslahatı, İslam’ın maslahatı, ülkeye hizmet için kullanıyor muyuz ve bu sınavdan başarılı çıkıyor muyuz, ona bakacaktır.

Siyasi ve medeni teşekküllerin ve siyasi partilerin kurulması, özgürlüğün bir başka önemli boyutudur. Demokratik toplumlarda toplumun tüm kesimleri siyasi parti ve medeni ve sınıfsal teşekkülleri kurmakta özgürdür ve hükümet bu yolda hiç bir engelleme yapmaz.

İmam Humeyni -ks- bu özgürlüğü benimsemekle beraber, İslamî hükümetin de demokratik ilkelerle uyumlu olduğunu ve bu yüzden siyasi partilerin ve siyasi teşekküllerin kurulmasına karşı çıkmayacağını belirterek şöyle diyor: siyasi parti ve teşekküllerin halk tarafından kurulması, milletin maslahatını tehlikeye atmayacağı şekilde olursa serbesttir ve İslam dini bu tür durumların sınırlarını belirlemiştir.

İmam Humeyni -ks- ecnebi güçlere bağımlı olmamayı, siyasi partilerin ve siyasi teşekküllerin faaliyette bulunabilmelerinin en önemli kriterlerinden biri olduğunu savunuyor. İmam -ks- bir gazetecinin: siyasi sol partilerin hiç bir yabancı güce bağımlı olmadan İslamî hükümetin çerçevesinde faaliyet yürütmeleri hakkında ne düşünüyorsunuz?sorusuna verdiği cevapta şöyle diyor: İslam Cumhuriyeti nizamında herkes inanç ve ifade özgürlüğüne sahiptir, fakat yabancı odaklara bağlı olan hiç kimseye ve hiç bir gruba ihanet etmelerine müsaade etmeyiz.

İmam Humeyni’nin -ks- özellikle inkılabın zaferinden sonra ülkenin yönetimi sırasında en önemli kaygılarından biri İslam Cumhuriyeti nizamında özgürlüğün sınırlarını belirlemekti.

İmam Humeyni -ks- toplumun mukaddesatına uymak ve her türlü komplodan uzak durmak, basın ve siyasi partilerin özgürlüğünün şartlarından sayıldığını belirtiyor ve İran İslam Cumhuriyeti nizamı kurulduğu ilk aylarda bazı siyasi grupların verilen özgürlükleri suiistifade etmeleri deneyimlerinden hareketle şöyle diyor: biz onlara özgürlük verdik, hem de mutlak özgürlük, öyle ki bir kaç ay içinde iki yüz kadar parti ve grup kuruldu ve çok sayıda gazete ve dergi basıldı ve hiç kimse buna engel olmadı, üstelik bazıları tüm mukaddesata hakaret ettiler, onlara da bir şey denmedi, ta ki fitneci oldukları ve ülkeye ve İslam’a karşı komplo kurdukları anlaşıldı. Şimdi onların komploları ispat edildi ve artık onlara özgürce istedikleri her şeyi yapmalarına müsaade edemeyiz.

İmam Humeyni -ks- ayrıca toplumun sakıncalarına uymak ve kadınların ve erkeklerin şeref ve haysiyetleri de özgürlüğü kısıtlayan etkenler olduğunu belirterek şöyle diyor: biz tam özgürlüklerin verildiği bir nizamdan yanayız. Yeni nizam toplumun tüm maslahat ve çıkarlarını gözetlemeli ve ayrıca İranlı toplumun sakıncalarına uymalıdır, zira sınırsız özgürlüğü olan bir toplumda kadınların ve erkeklerin şerefi zarar görebilir.

İmam -ks- ayrıca şöyle diyor: İslamî bir nizamda özgürlükler açık ve nettir. Bu nizamda ancak halkın maslahatına aykırı olan ve bireylerin haysiyetine zarar veren özgürlükler verilmeyecektir.

İmam Humeyni -ks- fesadın önlenmesi de özgürlüğün kırmızı çizgilerinden biri olduğunu belirterek, İslam dininde özgürlüğün fesada yol açmasına müsaade edilmediğini vurguluyor. İmam -ks- bu konuda şöyle diyor: özgürlük kanunların çerçevesindedir. İslam dini fesatları engeller ve ancak fesada yol açmayan özgürlükleri verir.

İmam Humeyni -ks- bir başka yerde de fesat meselesi komplo ve sabotajlarla beraber özgürlüğü kısıtlayan etken şeklinde söz ederek şöyle diyor: biz mutlak özgürlük vereceğiz, veriyoruz, verdik de, ancak bu özgürlükleri komplo kurmak, fesat ve sabotaj yapmak için vermedik.

İmam -ks- ayrıca millete ve milli çıkarlar ve maslahatlara zarar vermemeyi de özgürlüğün şartlarından biri olarak gündeme getiriyor ve özgürlük ancak İran milletine zarar veremeyeceği noktaya kadar verileceğini kaydediyor.