Şubat 04, 2019 11:09 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Suriye ile alt düzeyde dış politika yürütüyoruz

Yeniasya:

Erdoğan ayın 14'ünde Putin ile bir araya gelecek

Milli gazete:

Mansur Yavaş: ‘Ben yaptım oldu’ anlayışını değiştireceğiz

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

 

...***

Orhan Uğuroğlu, 3 Şubat tarihli Yeniçağ gazetesinde, “İşte YSK, işte hile!”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Bergama Belediye Başkanlığı,19, 20 ve 21'inci dönem İzmir milletvekilliği ile Sağlık ve Devlet Bakanlıkları yapan değerli siyasetçi dostum Rıfat Serdaroğlu aradı ve şöyle bir ihbarda bulundu."Orhan Bey sizin YSK'ye güvenmediğiniz yazınızı okudum. Çok haklısınız ben de güvenmiyorum. YSK seçim takvimine göre bugün (31 Ocak 2019) seçmen listeleri kesinleşti. Bu listelerin hemen seçime katılan partilere verilmesi lazım seçim güvenliği için. Siz gazeteci olarak çabuk araştırırsınız. Acaba verildi mi?"”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Hemen Yüksek Seçim Kurulu (YSK), resmi web sitesinden kontrol ettim ve gördüm ki seçmen kütüklerinin kesinleşme tarihi 31 Ocak 2019 olarak seçim takviminde yer alıyor.Peki, partilere verdi mi?CHP ve İYİ Parti yetkililerine sordum.CHP'nin seçim işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun'u o gün saat 12.00 gibi aradım ve sordum:- YSK bugün yani 31 Mart itibarı ile listeleri kesinleştirdi. Size geldi mi, ya da mesai saati bitimine kadar gelirse bana haber verir misiniz?Torun, "Araştırayım size bilgi vereyim" dedi.Sanırım araştırması devam ediyor ki henüz dönüş yapıp bilgi vermedi.İYİ Parti Genel Sekreteri Cihan Paçacı'yı da aynı gün aynı saatte arayarak aynı soruyu sordum.3-5 Dakika sonra İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi ve Seçim Koordinasyonundan Sorumlu Başkan Yardımcısı Burcu Akçaru cep telefonumdan aradı.YSK resmi web sitesindeki takvimi incelediğimi ve hangi gün teslim edileceğinin yer almadığını bundan da şüphelendiğimi söyledim.Burcu Akçaru, "YSK'daki görevli İYİ Parti temsilcisi ile konuşayım, ben de tekrar TSK resmi seçim takvimini inceleyeyim ve size daha net ve kesin bilgi vereyim" dedi.Yaklaşık bir saat sonra tekrar arayan Akçaru, "Orhan Bey İYİ Partinin YSK temsilcisi kurulda sizin sorunuzu sordu. Ölüler ve tutuklular listeden çıkartıldıktan sonra belirlenecekmiş seçmen listelerinin partilere teslim zamanı. Ben sizin mail adresinize de bilgi notu gönderiyorum" dedi.İYİ Parti Seçim Koordinasyonundan Sorumlu Başkan Yardımcısı Burcu Akçaru'dan gelen bilgi notu:"Seçim takviminde kesinleşme sonrası paylaşım tarihleri belirtilmediğinden, YSK'da temsilci avukatlarımız, bunun takibini de hassasiyetle yapmaktadır. Süreç anlık olarak takip edilecektir."Bu arada seçmen listeleri 31 Ocak itibarıyla kesinleştiği için artık partilerin itiraz imkanı kalmadı. Bu gelişmeleri YSK açısından şu şaibeler ve sorunlar için yazdım. 23 Ocak 24 Ocak tarihlerinde sadece 33 saat itiraz süresi verilen sandık bölge listelerinin partiler tarafından sağlıklı incelenmesi engellendi.  Bu listeler bütün haline sadece değişiklikler ile verildi ki gelen seçmen var, giden seçmen yoktu.  31 Ocak'ta kesinleşen seçmen listeleri AKP dışındaki siyasi partilere verilmedi.  YSK, "ölüler ve tutuklular da düşülecek" gerekçesi ile 31 Ocak'ta kesinleşen seçmen listelerini partilere vermedi ki bu işlemin 31 Ocak'tan önce yapılması gerekirdi.  Eskiden İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve Ulaştırma bakanları istifa eder yerlerine tarafsız bakan atanırdı. 16 Nisan anayasa değişikliği ile bu hüküm kaldırıldı.  YSK'da olan seçmen listeleri Nüfus İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun dolayısıyla AKP'nin elinde.  Bu tarafsızlık işte böyle diğer siyasi partilerin aleyhine dönüştürüldü ki ilk uygulaması da 24 Haziran milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçiminde yapıldı. 

…***

İhsan Çaralan, 3 Şubat tarihli Evrensel gazetesinde, “Sermaye partilerinin gündemi başka, halkın gündemi başka”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Dün gazetemizin sürmanşetinde, yerel seçimi bir çok yönüyle tarif eden iyi bir haber vardı. Haberi, bölgenin en önemli sanayi kenti Gaziantep’ten muhabir arkadaşımız Deniz Kar yapmıştı. Başlık da dönemi oldukça iyi tarif ediyordu: “Seçimi sorduk, yoksulluğu anlattılar. Misafir gelmesin diye dua ediyorum!”.Eğer bu ifadeler “normal” bir ülkede “normal” bir seçimde söylense, “siyasetin önemini fark etmemiş emekçilerin ‘geri bilinci’nin örneği” olarak gösterilebilirdi! Ama içinden geçtiğimiz dönemin gerçeği böyle değil.”diyen yazar, yazısının devamına şu ifadelere yer veriyor:

…***

Haberi okuyunca da görüyorsunuz ki; seçimi sorunca işsizlik ve yoksulluğu anlatanlar, ülke ve kentlerindeki yerel seçimleri de çok yakından izliyorlar. Ve medya üstünden ya da sokaklarda sürdürülen yerel seçim tartışmasını kendi sorunlarının dışında sürdürülen bir tartışma olarak görüyorlar.

Eğer yoksullar kendilerine verilen “yardım kömürü”nü satmak zorunda kalıyorsa, misafirperverliği ile övünen Antepli, dükkan sahibi bile “eve misafir gelmesinden korkar hale geldik” diyorsa, bütün bu sorunları dışlayan bir seçim için işçiler ve emekçiler ilgili ne söyleyebilir ki?

 “Cumhur ittifakı”nın, medya ve devlet gücünü de kullanarak kendi “bekası”nı “ülkenin bekası” olarak dayatmasına karşın “Millet ittifakı”nın ayak sürüyen “bekacılığı” ve “Onların yapamadığını biz yapacağız”  demeyi aşmayan muhalefeti arasındaki bu yarışta; emekçiler kendi sorunlarını öne çıkarmanın ötesinde ne diyebilir ki?

Nitekim “Millet ittifakı”nın destek isteğinin tek gerçekçi dayanağı da, “Tek parti tek adam rejiminin inşasının önünü kesecek bir yerel seçim sonucu”nun elde edilmesi için kendilerine destek verilmesidir.

Seçim (siyaset) sorulduğunda yoksulluk, işsizlik ve hayat pahalılığından söz etmenin sadece Antepli işçilere has olmadığı da bir gerçek.Kadir Has Üniversitesi’nin “Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması (TSSEA-2018)”nın sonuçları da Antepli işçilerin söylediklerini destekler mahiyette. Sonuçlara göre; halk, Türkiye’nin en önemli sorunları olarak; “işsizlik”, “hayat pahalılığı” ve “TL’nin değer kaybetmesi”ni görüyor.Yani, “Dört yanımız düşmanlarla çevrili”, “beka yoksa belediye zaten yoktur” etrafında tozu dumana katanların iddialarına halk pek de itibar etmiyor.

…***

İsmet Özçelik, 3 Şubat tarihli Aydınlık gazetesinde, “Aile geçindirenlerin seçimlerdeki tavrı”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Seçimlere iki ay kaldı.Peş peşe kamuoyu araştırmaları yaptırılıyor.Seçmenin eğilimi ölçülmeye çalışılıyor.Seçmeni etkilemenin yolları araştırılıyor.Yapılan tüm anketlerde ekonomi ilk sırada.Adayların vaatlerini dinleyen yok. Köprü, yol, park, ... kimsenin umurunda değil.Vatandaş “geçim” derdinde.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Araştırma kuruluşları 25-50 yaş arası seçmene vurgu yapıyorlar. Seçim sonucunu bu kesimin belirleyeceğini söylüyorlar.Bir araştırma kuruluşu yetkilisine, “Neden?” diye sordum.Bu kesim “aile geçindiren”ler dedi.“Aile geçindiren”lerin durumuna dikkat çekti.“En sıkıntılı olanlar bunlar” diye konuştu.“Bu yaştaki seçmenlerin yükümlülük altında olanlar” vurgusu yaptı.Evin geçiminin, çocukların tüm masraflarının, aile çarkının dönmesi sorumluluğunun bu kesimde olduğunu söyledi.

 “Durum ne” soruma da şu yanıtı verdi: “İyi değil. Özellikle de iktidar açısından iyi değil. Ekonomik kriz herkesi etkiliyor. Seçmen ne yapacağını bilemiyor. İktidardan umudu kesmiş. Ama Meclis’teki muhalefete de güvenmiyor. Kararsızlar yine en büyük parti.” Erdoğan perşembe günü Ankara’da AKP’nin yerel seçim manifestosunu açıkladı. Ana başlıklarla şöyleydi:Belediye ihalelerini canlı yayınlayacağız.Herkese açık olacak. Belediyelerimizde hakka, adalete, vicdana, hukuka aykırı davranan hiç kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız.

Reklamdan sonra devam ediyor.İstismara açık plan değişikliklerine izin vermeyeceğiz.Otopark planlarda esas olacak.Çarpık kentleşmeye son vereceğiz.

Yeşil alanları artıracağız.Şehirlerimizi gayrimenkul odaklı zenginleşme aracı olmaktan çıkartacağız.Şehirlerimizin siluetini bozan, estetik değeri olmayan, kültür varlığımıza katkıda bulunmayan projelere kesinlikle izin vermeyeceğiz. Çevreye saygılı şehirler yaratacağız.Dikey değil yatay şehirleşmeyi esas alacağız.Büyük projeleri halka danışacağız.Harcamalarda tasarruf ve şeffaflık sağlayacağız.

AKP’nin yerel seçim manifestosu ilginçti.Bir özeleştiri havasındaydı.“Bugüne kadar yaptıklarımızın hiçbirini yapmayacağız” teminatı gibiydi.Anket sonuçlarındaki tablo AKP’ye ciddi bir ayar vermişe benziyor.Dil temkinli.Halkın tepkileri ciddiye alınmış.Partideki çözülme engellenmeye çalışılıyor.Salonun havasına bakılırsa 31 Mart seçimlerinin bütün yükü Erdoğan’ın üzerinde olacak.Ancak Erdoğan’ın yükü o kadar ağırlaştı ki..!Ekonomik kriz, işsizlik, kapanan fabrikalar, çiftçinin hali, ...Bakalım bu kez de altından kalkabilecek mi?“Aile geçindirenlerin” seçimdeki tavrı giderek netleşiyor...