Şubat 13, 2019 12:18 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Tanzim satış internete taşındı

Milli gazete:

Tansu Çiller’in avukatı Büyükşehir adayı oldu

Yenişafak:

Cumhur ittifakı genişliyor

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

…***

Sabahattin Önkibar, 13 Şubat tarihli Aydınlık gazetesinde, “Terörist patlıcan ve cumhur berberhaneleri”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“İktidarın ifadesiyle, domates-biber-patlıcanın terör faaliyetlerine başlamasıyla hükümet teyakkuzda. İktidarmız sokak manavlığı metoduyla fiyatları aşağı çekerek patlıcan teröristlerine haddini bildirdi. Sırada fiyat artıran diğerleri var ki berberler ilk sırada. Duyumlarıma göre iktidar Cumhur Berberhaneleri açıyor.Bu şekilde alçakça artırılan saç-sakal fiyatları yarıya indirilecek...Berberhane olayı elbete şaka lakin olursa şaşırmayın zira bunlar göz boyama ve algı oluşturma adına her şeyi yaparlar.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadeele yer veriyor:

…***

17 yıldır iktidardalar ve Trakya’dan daha büyük alanı hiç ektirmeyip tarımı bitirirken şimdi şehir merkezlerinde seçim adına birkaç seyyar manav açıp güya sebze fiyatlarını aşağı çekecekler. Allah’ım ne olur aklımı koru! Yahu bunlar değil mi, devlet demir-çelik ve alüminyum mu üretir deyip devasa tesislerimizi yok pahasına satan?

Bunlar değil mi, devlet petrol mü işler deyip rafinerilerimizi elden çıkaran? Bunlar değil mi, devlet telefon şirketi mi işletir ve elektrik dağıtımı yapar mı diyen?Bunlar değil mi, devlet şeker mi üretir deyip şeker fabrikalarını satan? Bunlar değil mi, devlet liman mı işletir deyip limanlarımızı yabancılara teslim eden?

Bunlar değil mi, devlet kasaplık mı yapar deyip Et-Balık Kurumu’nu kapatan? Ve şimdi sokaklarda devlet adına seyyar manav dükkanları açıyorlar... Söyleyin ne demek lazım bunlara? Evet tank-palet fabrikamızı özelleştirenler, domates-biber patlıcan satışını devletleştiriyor. Milyon kere pes! Bu fotoğraf ilahi adalet tokadıdır. Dahası, AKP’nin Türkiye’yi ne hale getirdiğinin resmidir... Kimin bekası ve 1989 olur mu sorusu? Kimse hikaye anlatmasın!31 Mart’daki seçim gerçekten beka oylaması olacak! Ancak Türkiye’nin bekası değildir bu! Tayyip ve biraz da Bahçeli’nin bekasıdır. Öyle çünkü AKP, İstanbul ile Ankara’yı kaybederse mutlak hale gelen hakimiyeti sarsılacak ve dahası çöküşe geçecek.Gelelim böyle bir ihtimalin olup olmadığına.1989 seçimlerini gazeteci olarak dakika dakika yaşayan biriyim.O dönem ne Erdal İnönü ne Nurettin Sözen popülerdi.Öyle iken ahali pahalılığın faturasını Özal ile ANAP’a kesip kızgınlığını ortaya koymuştu.Bas parayı, al imar affını öyle mi!Kartal’da olanları gördük.İmar affından yararlanacak olan bina yıkıldı ve 21 ölü var.Hiç kuşkunuz olmasın İstanbul’da buna benzer onbinlerce bina var ve bunlar imar affına girecek ki bunun anlamı her an beklenen depremde yüzbinlerce ölü demektir.Söyler misiniz teknik yeterlilik şartı aranmaksızın imar affı cinayete ortak değil midir?İşte Türkiye böyle yönetiliyor.Sadece para-oy ve günü kurtarma adına bu yapılana bakar mısınız!CHP birbirini yiyeceğine topluma bunları anlatmalı.

…***

Cevher İlhan 13 Şubat tarihli Yeniasya gazetesinde, “Şimdi de “tanzim satış”!”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Dünyada tarım ürünlerinde ve tahılda kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olan Türkiye’nin üretimden yoksun ithalata dayalı iflas eden yanlış tarım politikalarıyla enflasyondaki artışın gıda fiyatlarına yansımasına karşı mahalli seçimler öncesi garip saptırmalara başvuruluyor.Her defasında bir “yeni düşman” icâd eden siyasi iktidarın “tanzim satış çadırları” kurdurması, birkaç sebzeyi sattırmasıyla özellikle sebze ve meyvede yüzde 100’lere varan pahalılığın hal esnafı ve halk pazarcılarına yüklenmesiyle yeni bir algı operasyonu yürütülüyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Cumhurbaşkanı, genel başkanı olduğu partisinin mitinglerinde, “Patlıcancılara, bibercilere, patatesçilere sesleniyorum, bir merminin fiyatını biliyor musunuz?” diye soruyor.

Tesbit şu ki, tıpkı yandaş AVM’lere inceleme öncesi geçici bir süre için etiketlerin üzerindeki rakamları düşürtüp “enflasyon sepeti”ne koyarak en az yüzde 40’lardaki enflasyonun yüzde 20’lerde gösterilmesi hilesi benzeri, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere bazı büyük şehirlerin meydanlarında çadırlarda ve minibüslerde kurulan “tanzim satışlar”la seçim sürecinde “fiyatların düştüğü” propaganda edilecek.

O denli ki AKP iktidarında İsrail’le 30 Ocak 2009’da Davos’taki “one minute” çıkışından ve 31 Mayıs 2010’daki Mavi Marmara kanlı baskınından sonra İsrail’in yoğunlaşan zulmüne rağmen ilişkiler daha da derinleştirilmesine, İsrail’le istihbarat işbirliğine, tarım ve sulamadan telekomünikasyona, sulamadan tohumculuğa her türlü ekonomik mutâbakat zabıtlarına, savunma sanayii anlaşmalarına, silâh alımı ihâlelerine bakmadan, İskenderun ile Hayfa limanı arasında alây-ı vâlâ ile başlatılan ro ro seferlerine, resmi verilerle kat kat artan ticârete; yine İsrail’in Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) üyeliğinin onaylanmasına, tek Müslüman üye olarak Türkiye’nin vetosunu kaldırmasıyla Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) alınmasına, Türkiye’nin “blokajını çekmesi”yle NATO üyeliğinin önünün açılıp askerî tatbikatlara katılmasının sağlanmasına bakmadan, “iktidara ilişik medya”nın bazı aklıevvel yorumcuları, yüksünmeden “İsrail bol bol domates alıp çöpe döküyor, domates bulunmadığı için pahalanıyor” deme garabetini sergiliyorlar.

Özetle, AKP hükümetinin on yedinci yılında, üretim yetersizliğinden dolayı satışların kotalı olması, her bir vatandaşın bir sebzeden ve meyveden en fazla üç kilo alabilmesi için tanzim satış noktaları önünde uzayan ve ithal edilen “soğan ve domates kuyrukları”, buğdaydan samana, soğandan mercimeğe ithal eden durumuna düşüren akıbetsiz tarım politikalarının sonucu.

…***

Mehmet Acet, 13 Şubat tarihli Yenişafak gazetesinde, “31 Mart akşamı iki kere iki kaç edecek?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Kayserili tüccara “İki kere iki kaç eder” diye sormuşlar.“Alırken mi, satarken mi” diye karşı bir soru ile cevap vermiş.31 Mart yolunda bu soru şimdi siyasetçilerin diline düşmüş durumda.İttifaklarla gidilen seçimlerde iki ile ikiyi çarpınca kaç çıkacak?Beş mi? Dört mü? Üç mü?Yoksa iki bile etmeyecek mi?”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Kanaatimce, bu çarpmayı yaptıktan sonra üçün biraz üstüne çıkabilen seçimlerin de galibi olacak.

Geçen hafta içerisinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında yapılan zirvenin sonuncusundan, sadece 30 büyükşehir ile yetinilmeyip, durumu kritik olan illerde de ortaklık kurulması fikri çıktı.

Kaynaklardan aldığımız bilgiye göre, 18 il yeniden masaya yatırılacak.

Erdoğan Ak Parti’ye, Bahçeli de MHP’li kurmaylarına bu 18 ilde kamuoyu araştırması yapmaları yönünde talimat verdi.

Mevcut haliyle seçimlere gidilmesi halinde, kritik durumda olduğu düşünülen bu 18 ilde anket sonuçları da benzer bir sonuç verirse, ittifak alanının genişletilmesine karar verilecek.

Ak Parti yönetiminde sandalye sahibi olan bir isimle konuşurken, Iğdır’da HDP riskinden söz etti.

Yapılan çalışmalar sonrasında, MHP’nin o bölgede güçlü olduğu tek il olan Iğdır’daki Ak Parti adayının çekilmesi ve MHP’ye destek verilmesi gibi bir karar çıkabilir.

Diğer yandan, Kars, Burdur, Isparta, Çanakkale gibi 18’in içinde yer alan illerin durumuna da yapılan kamuoyu araştırmalarına bakılarak bir karar verilecek.

Önceki gün bir açıklama yapan, Bahçeli’nin sağ kolu olarak bildiğimiz Semih Yalçın’ın işaret ettiği nokta burası.

Yalçın, “Bugüne kadar yaptığımız uzlaşmayı bu hafta iki parti yetkilileri tekrar ele alacak.” dedi.

Bu durumda iki partinin de saha çalışmalarını bitirmesi ile bu 18 ilin tamamı ya da, bir bölümünün ittifak kapsamına alınmasını bekleyebiliriz.

Önceki birkaç seçimde olduğu gibi Türkiye’nin bekasını ilgilendiren bir iklimde mi ilerliyoruz?

Yoksa nasılsa iktidar değişikliği olmayacak, o nedenle yerel seçimlere olduğundan fazla anlam yüklememek gerekir diye mi düşünmeliyiz?

Ben de hala bu sorular üzerinde kafa yormaya devam ettiğim için, Ak Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’un fikrini merak ettim. Numan Bey, bugüne kadar pek kimsenin dillendirmediği bir noktadan hareketle soruma yanıt verdi.“Türkiye için beka tehdidi üretenlerin siyaset içinden de destek aldıklarını, yerel seçimlerle beka meselesinin bu noktada kesiştiğini” söyledi.Bu yaklaşımı yabana atmak mümkün değil.