Türkiye'den köşe yazarları
Karar: YSK’dan CHP’ye ret
Yurt:
Erdoğan'ın mitingi için rekor harcama iddiası!
Aydınlık:
Akdenizde petrol ve doğalgaz araması başlıyor
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
…***
Enver Aysever, 27 Şubat tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “31 Mart gecesi ne olacak?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Sokağın havasına bakarsanız o gece sandıktan AKP çıkmaması gerek. Taksiciler iyi nabız tutar, geçen gün ikisiyle görüştüm, krizin boyutlarını net söylediler. RTE tipi liderlerin muhalefet olma şansı yoktur, mutlak iktidara dayalı yapılar kazanmak zorundadır. AKP 7 Haziran seçimlerini kaybetti, kabullenmedi, hatta ana muhalefet liderine hükümet kurma görevini bile teslim etmedi RTE. Nihayetinde karanlık, kanlı günler ardından sandıktan AKP çıktı. Bu seçim neden farklı olsun?”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Kimseyi sandıktan soğutmak niyetinde değilim, ancak ülkedeki siyasal mahkûmiyet/seçeneksizlik ilginç hale geldi. Sağcılıkla sağcılık yarışıyor. Siz ne türden oy kullanırsanız kullanın, iktidara sağ geliyor.
CHP sözcülerinden biri “Klasik sağ sol ayrımı bitti. Demokratlar ve diğerleri arasında bu seçim” dedi. Tamamen yanlış saptama. Ülkedeki gelir adaletsizliği son buldu mu? İşçi sınıfı örgütlü biçimde haklarına sahip mi? Emek sömürüsü azgın biçimde sürmeye devam etmiyor mu? Emperyalizm türlü kılıklarla halkın kaynaklarını emmiyor mu? Paralı sağlık/eğitim son buldu mu, herkese eşit ulaşıyor mu?
Büyük kesimler RTE’nin keyfi uygulamalarından o kadar yıldılar, yoruldular ki, yerine kim gelse eyvallah edecek haldeler. Bu son derece tehlikeli, yanlıştır. Bunu gören Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “Gül” adını gündeme getirdi. Bu ne anlama geliyor derseniz; Özal benzeri, geniş tabanlı, dört eğilimli merkez sağdan başka şansımız yoktur, demektir. Yenilgi, teslimiyet budur. Bu söylem 12 Eylül ideolojisidir, neo-liberal sefaletin tarifidir. AKP tam da bu tezlerle bugüne gelmiş, ülkeyi yoksul, cahil hale getirmiştir.
Yenibirparti.org sitesinden aynen alıyorum: “Kendisini merkez sağda konumlandıran ve dört eğilimi bir araya getirecek olan partimizin kuruluş çalışmaları. Kurucu kadromuz ve partimizin ismi politika ve vaatlerimizin kadromuzun gölgesinde kalmaması için stratejik bir tercih olarak uygun göreceğimiz tarihe kadar açıklanmayacaktır.” İçinde Babacan olacak, arkadan Davutoğlu, Gül ittirecek, üç beş liberal, solun devşirmesi de eklendi mi al sana dört eğilimli parti! Yeni ANAP demektir bu. Küresel oyuncular, sermaye (her türlüsü) buna daha fazla dayanmak istemez. Meral Akşener olmadı, tek başına Kılıçdaroğlu çözüm değil, merkezde güçlü yapı için bu oluşum şart! İddia bu. Lakin RTE bunca eli güçlü, iktidarda kalmaya mecburken, üstelik Gül ve arkadaşları bunca ödlekken kimse boşa hayal kurmasın!
…***
Esfender korkmaz, 27 Şubat tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Siyasette kırılma noktası mı?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“İstihdam teşviki Meclis'ten geçti. Hükümet de paralel olarak 2.5 milyon kişiye istihdam sağlanması için, yeni bir istihdam teşvik paketi hazırladığını bildirdi.Bugüne kadar geçici çözümlerin işsizliği çözmediğini, tersine artırdığını gördük. İşsiz kalmış birisi için algı yaratmak veya moral vermek ters tepiyor.Yeni istihdam için önce mal ve hizmet üretiminin artması, yeni yatırımların yapılması gerekir. Sanayide yüzde 10'a yakın düşme varken, yatırımlar da gerileme varken, işveren yeni işçiyi nerede çalıştıracak?”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
İstihdam sorunu iktisadın, üretim, istihdam ve dağıtım şeklinde olan üç ayağından yalnızca bir ayağıdır.Doğrusu, yeni bir planlama yaparak, üretim, istihdam ve verimliliği bir arada planlamaktır. Ekonomik istikrar sorununun derinleşmesi ister istemez halkın siyasi tercihlerini de etkiliyor. 31 Mart mahalli seçimlerinde bu etki ne kadar ortaya çıkar? Kısmen anket sonuçlarından anlaşılıyor.Çeşitli anket sonuçları var ve fakat Vikipedi anket sonuçlarını derli toplu olarak ve dokunmadan yayınlıyor.Bu noktada dikkat çeken bir husus, seçimlere bir ay kalmasına rağmen anket sayısının sınırlı kalmış olmasıdır. Oysa ki geçmiş seçimlerde çok fazla sayıda anket sonuçları yayınlanırdı.
İstanbul'da, 2014 seçimlerine göre AKP'nin kararlı oylarında 4.3 puan, CHP'nin kararlı oylarında ise çok az bir düşme var. Bu şartlarda İstanbul'da seçim sonuçlarını diğer partiler, özellikle HDP oyları ile kararsızlar belirleyecektir.Ankara'da da AKP oyları 2014 seçimlerine göre 8.5 puan, CHP oyları ise 2.2 daha düşük çıkmış. Ancak Ankara'da kararsızlar oranı da yüksektir. Kararsızlar aynı oranda dağıtılırsa, CHP'nin önde olduğu anlaşılıyor.
Bursa'da 2014 seçimlerine göre farklı sonuçlar var. AKP'nin oy oranı 14.3 puan düşmüş, CHP'nin oy oranı ise 7.8 puan artmış. Yani kararlı oylarda CHP ileride görünüyor. Kararsızlar oranı düşük, yüzde 2.8 olarak çıkmış. Bu şartlarda Bursa'da da diğer partilerin, Saadet ve HDP'nin oyları etkili olacaktır.Antalya'da, 2014 seçimlerine göre AKP oy oranında yüzde 2.3 oranında bir artış, CHP oylarında ise yüzde 5.9 puan artışı var. Kararsızların oyları yüzde 2.4 olarak düşük görünüyor. Ancak Antalya'da önceki seçimde yüzde 24.3 oranında oy almış olan MHP'nin oyları erimiş görünüyor. Çünkü Cumhur İttifakı içinde toplam oy oranı yüzde 38.7 olarak çıkmış.Beş büyük şehir içinde en önemlisi İstanbul'dur. AKP İstanbul'u kaybederse, bu Türkiye'de siyasette kırılma noktası olacaktır.
…***
Abdulkadir Slvi, 27 Şubat tarihli Hürriyet gazetesinde, “Bahçeli seçim gecesi ne yapacak?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Bu soruyu ben değil, son dönemlerde Türkiye’yi ziyaret eden yabancı yatırımcılar soruyor. Çünkü Bahçeli bu tür kritik anlarda yaptığı hamlelerle Türk siyasetinin yönünü değiştiriyor. Yerel seçimlerden sonra Türkiye’nin önünde seçimsiz bir 4.5 yıl olduğu için, bu süre ekonomi açısından altın bir fırsat olarak görülüyor.O nedenle yabancı yatırımcılar tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim gecesi bir balkon konuşması yaparak, Türkiye’nin bundan sonraki istikametini tayin etmesi isteniyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
31 Mart gecesi gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan’da olacak. Ama bir yandan da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den gelecek mesaj beklenecek. Sanıyorum seçim gecesi tweet’leri en sıkı takip edilecek liderlerden biri Bahçeli olacak. Neden? Çünkü Bahçeli kritik anlarda aldığı kararlarla siyasetin yönünü değiştiren bir lider. Son dönemlerde ülkemizi ziyaret eden yabancı sermaye Bahçeli’ye ilişkin iki önemli sorunun cevabını araştırıyor.
- Seçim gecesi Bahçeli’den bir son dakika çıkışı gelecek mi? Elbette ki seçim sonuçlarına göre her lider bir değerlendirme yapacak. MHP Lideri’nin “Önce ülkem sonra partim” ilkesinden hareket edeceğinden kuşkum yok.
- Anayasa Referandumu, 24 Haziran seçimleri ve 31 Mart yerel seçimlerinde AK Parti ile cumhur ittifakını gerçekleştiren MHP Lideri, hükümette yer almak için bir kadro pazarlığı yapmadı. Aynı şekilde iktidarın politikalarına müdahale etmedi.
MHP Lideri geçmişte siyasi gücünün ötesinde siyasetin istikametini değiştiren hamleler yapan bir lider olduğu için, seçim gecesine ilişkin tavrı önemseniyor. Bahçeli’nin kritik hamlelerini şöyle sıralamak mümkün:
18 Nisan 1999 seçimlerinden sonra Fazilet Partisi ve DYP’nin dinlenmesi gerektiğini belirterek, DSP ve ANAP’la koalisyon kurdu. Türkiye, 3 Kasım seçimlerine Bahçeli’nin Bursa Kocayayla’da yaptığı erken seçim çağrısı üzerine gitti. 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra barajı aşamayan partilerin liderlerinin istifa etmesi çağrısı yaptı. Çiller ve Yılmaz istifa ettikten sonra bir daha partilerinin başına dönemediler. Bahçeli ise önce istifa etti sonra geri döndü.
22 Temmuz 2007 seçimlerinde MHP, barajı aşarak 5 yıl aradan sonra tekrar Meclis’e döndü. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine girerek, 367 krizinin aşılmasını sağladı.7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra muhalefetin, koalisyona girmesi ve hatta Başbakan olması tekliflerini geri çevirdi, erken seçim çağrısı yaptı. 1 Kasım’da seçimlere gidildi, AK Parti tek başına iktidar oldu.15 Temmuz’dan sonra 11 Ekim 2016 tarihinde başkanlık sistemine geçilmesi çağrısını yaptı. 16 Nisan referandumunda AK Parti ile birlikte hareket etti. Türkiye’nin parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçmesinin mimarlarından biri oldu. Türkiye 24 Haziran seçimlerine de Bahçeli’nin erken seçim çağrısı üzerine gitti. Aldığı kararlarla Türk siyasetinin son 20 yılına damgasını vuran Bahçeli’nin seçim gecesi ne yapacağı merak edilmez mi?