Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: Eren Erdem'e 4 yıl 2 ay hapis cezası: “Türk yargısına geçmiş olsun''
Yurt:
Muharrem İnce, Erdoğan'ın seçim vaatlerini eleştirdi
Yeniçağ:
Mansur Yavaş anketleri patlatıyor!..
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
…***
İsmet Özçelik, 1 Mart tarihli Aydınlık gazetesinde, “Erdoğan’dan taktik hatalar”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Seçime bir ay kaldı.Herkes sahada.En dikkat çekici olan AKP’nin durumu.Psikolojik üstünlüğü kaybediyor gibi. Gündem değişmiyor. Ekonomi açık ara ilk sırada. Bu da AKP’nin aleyhine bir durum yaratıyor. Son günlerde Erdoğan’ın açıklamaları tartışılıyor. Marketleri, pazarcıları, toptancıları hedef aldı. Ucuz sebze kuyrukları için “varlık kuyruğu” iddiasında bulundu. “Cumhur ittifakında istedikleri noktada olmadıklarını” söyledi.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Arkasından “Anketlere güvenmiyorum” dedi. “Anketlerde ciddi manada manipülasyonlar olduğunu” ifade etti. Her açıklama tepki çekti. Sözleri, “AKP’de işler iyi değil” şeklinde algılandı. AKP’de moral bozdu. Muhalefete moral verdi. AKP hep anketlerle anıldı. Atacağı her adımı anketlerle belirledi.
AKP oylarını yüksek gösteren anketleri hep kendi piyasaya sürdü. “Güçle güç” topladı. Hep “güç gösterisi” yaptı. Bu nedenle Erdoğan’ın çıkışları tartışılıyor. Konunun uzmanları, kamuoyu araştırma kuruluşları şaşkın. Erdoğan’ın anket çıkışı “taktik hata” olarak yorumlandı. AKP kurmayları da endişeli. “Güce gelen oyların” yön değiştirebileceği görüşündeler. ANAP’tan gelen bir AKP’li ile sohbet ettim. Özallı yılların son dönemini anlattı. “Bizim gibi partilerde en büyük yapıştırıcı iktidardır, güçtür. Şu anda iktidardan gitmemiz gibi bir durum yok. Ama sıkıntı yaşadığımız da bir gerçek. Erdoğan’ın sözleri yanlış oldu” dedi.
“Erdoğan’la bunları konuşmuyor musunuz?” soruma yanıt vermedi. Gülümsemekle yetindi.
AKP’de doğum sancıları artıyor. Yurt çapında yapılan konferanslara dikkat çekmiştik. “Asıl niyet başka, yeni parti çalışması” vurgusu yapmıştık. Gelen bilgiler doğru çıktı. Geçmişte olduğu gibi arkada yine ABD var. Bu nedenle muhalifler ABD’ye yaranmak için yarış içinde. Eski cumhurbaşkanı ile eski başbakan arasında sıkıntı yaşandığı konuşuluyor. Yabancı diplomatlar, istihbarat örgütleri gelişmeleri yakından takip ediyor. Herkesin gözü Londra ve Washington’da. “Yeni parti girişimi” artık sır değil. AKP’de de konuşuluyor. Konu NTV-Star ortak yayınında Erdoğan’a da soruldu. Erdoğan, “Yok öyle bir şey” demedi. “Bu şey geneldir siz bir yola çıkıyorsunuz. Yola çıktığınız insanlar sizinle beraber gelecek diye bir şey yok. Ama biz dava adamıysak davana ihanetin olamaması lazım. Görev verilir yaparsın. Ama senden alınıp bir başkasına verildiği zaman da eyvallah dersin. Ayrılanlar oldu, isim vermeye gerek yok. Bu ayrılanlarla bir daha beraber yol yürümek mümkün değil.” dedi. Kopmaların birçok partide yaşandığını ama ayrılanların başarılı olamadığını vurguladı. Bunları söyleyince “AKP nasıl kuruldu. Erbakan’ın partisinden kopmadı mı?” diye soranlar oldu.
...***
Latif Salihoğlu, 1 Mart tarihli Yeniasya gazetesinde, “Anket küskünleri”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Seçim anketi yapan şirketler zor durumda. Bunun birinci sebebi “küskünler” kitlesinin yüksek oranda çıkıyor olması.31 Mart’taki seçim günü yaklaştıkça bu oran düşüyor gerçi; ama, yine de hatırı sayılır nisbette bir dargınlar, kırgınlar, küskünler, dolayısıyla bir “kararsızlar” kitlesi çıkıveriyor anket çalışması yapanların karşısına.2002’den bu yana yapılan seçim veya referandum anketlerini en çok sevenlerin başında Recep Tayyip Erdoğan geliyordu.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Rakamları biraz abartarak da olsa, anket sonuçlarını sevinçle, memnuniyetle açıklıyordu. Şahsen, canlı yayın programlarında kendi sesinden defalarca duymuşumdur.
Her nedense, bu kez çok farklı, hatta tam tersi yönde bir tutum sergiledi: “Şahsen anketlere güvenmiyorum, pek de itibar etmiyorum” meâlinde, hiç umulmadık ve hiç de alışık olmadığımız tarzda açıklamalar yaptı.
Sn. Erdoğan, anket şirketlerine adeta küsmüş, ya da “küsme cezası” vermiş gibi...
Anketlere küsenler cephesinin en kalabalık kesimini ise, şüphesiz ki seçmen vatandaş kitlesi teşkil ediyor. Üstelik, bu cephede öyle derin ve acıklı bir küskünlük hali var ki, şayet ikna edilmezlerse 31 Mart seçimlerinin skorunu ciddî şekilde etkileyecek, hatta belki sonucu dahi belirleyecek derecede yüksek oranlı bir potansiyele erişmiş durumda.
Bizim tesbitlerimize göre, öncelikle iktidar partisine kızmış veya kırılmış durumdaki bu önemli seçmen kitlesi, iktidara alternatif olacak bir başka partiye de güven duymadığı için, adeta “Nemelâzım, ne olacaksa olsun” tarzında bir “boşverdi” moduna düşmüş vaziyette.Söz konusu kırgınlığın seçim gününe kadar devam etmesi halinde, sandıklardan son derece şaşırtıcı ve belki de hiç beklenmedik sonuçların çıkması kuvvetli ihtimal dahilinde. Düşünün ki, uzun dönemdir yüzde 80’lerin hayli üzerinde ve bazen yüzde 90’lar sınırında olan bir “seçime katılım oranı” vardı. Bu oran, 31 Mart’ta bâriz şekilde aşağılara düşerse eğer, ortaya acaba nasıl bir sonuç tablosu çıkar?Sayısı hayli kabarık durumdaki şu küskünler ve kırgınlar kitlesinin, yaklaşan mahallî seçimlere damgasını vuracağını söylemek, hiç de mübâlâğa olmasa gerektir.
...***
Mehmet Faraç 1 Mart tarihli Yeniçağ gazetesinde, “AKP'nin yavrusu (!) umut olur mu?..”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Memleketin içinde bulunduğu kahredici talihsizliğe bakınca, "vah Türkiye vah" demekten başka bir şey de gelmiyor elden...Ancak gidişattaki vahamet yalnızca son aylardaki sosyo ekonomik çöküşte değil...Her alanda gidişat berbat, çünkü artık izahı olmayan bir çelişkinin içerisinde de yuvarlanıyor memleket...Ve bu çalkantılı gidişat insanların kafasında, "Türkiye kötüye gidiyor" yakınmasını artık daha çok öne çıkartırken, "çözüm ne" sorusuna yanıt verebilecek kimse de yok ortada...”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelre yer veriyor:
...***
Evet; anketlere artık inanmıyorsam da, sokaktaki tepkilere ve adayların siyasi devinim içerisindeki duruşuna-çabalarına bakınca, AKP son 17 yılda ilk kez zor durumda görünüyor... Panik var iktidar çevrelerinde...Ankara'da Mansur Yavaş bu gidişle ipi göğüsleyecek... İstanbul'da Ekrem İmamoğlu AKP ile arasındaki oy farkını iyice kapatıyor...Antalya'da, Bursa'da ve Ege kentlerinde de zor durumda görünüyor AKP...2018 seçim sonuçlarında, CHP'nin belediyeleri yönettiği İstanbul'un bazı ilçelerinde bile önde görünen AKP, sosyo-ekonomik dar boğazın yarattığı tepkiler nedeniyle son dönemde ciddi biçimde oy kaybına uğrarken, kendi tabanında da infialle karşılanıyor...Sokaklarda kameralara öfkeyle konuşan insanlar arasında AKP'ye oy vermiş tesettürlüler de var... Tepkileri çok ilginç onların...İzlediğim son görüntülerde AKP'ye artık oy vermeyeceklerini ilan eden türbanlı iki kadının tepkisi aslında her şeyi özetliyordu;"Bir Cumhurbaşkanı belediye seçimi için her tarafa gidip miting düzenler mi" diyordu biri...Diğeri ise "Cumhurbaşkanı çay dağıtmaz... Eskiden bir ağırlığı vardı Cumhurbaşkanının" diyordu...Kimse böylesine birkaç örneği "lokal" tepkiler olarak algılamasın... Bu ülkede yaşayan 80 milyonu aşkın insanın büyük bölümü, son dönemde özellikle gıda fiyatlarında yaşanan çarpıklığın ve acımasızlığın sıkıntılarını yaşıyor...Ekonomik sıkıntıdaki kitlenin çok büyük bölümü de AKP'ye oy veren, yani "yoksullaştır-köleleştir" stratejisinin kurbanı olan dar gelirli-yoksul insanlardan oluşuyor... "Tanzim satış" adı altında açılan tezgâhlar bu erozyonun ve iktidardaki çırpınışın en çarpıcı örneği olarak ortada duruyor zaten...Evet; halk bezgin, insanlar yorgun, ülkenin büyük bölümü geçim sıkıntısı derdinde ve dar gelirli, yiyecek alamaz hale gelmişse, bu ülkede iktidar tabii ki sorgulanır...Yani, dikkat çekilmesi gereken asıl konu, AKP'nin içinde bulunduğu erozyon değil aslında... Bu artık net biçimde görünüyor...CHP- İYİ Parti ortaklığının büyük kentlerde yükselen enerjisi de değil asıl mesele...Sağ cenahta "iki yeni parti" kurulacağına ilişkin haberlerin medyada daha sık biçimde yer almasının üzerinde durmak gerekiyor aslında!..Bunlar sıradan parti kuruluşlarına yönelik haberler değil...Çünkü partileşme çabalarının başında Erdoğan'ın önemli yol arkadaşları var... Biri eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül, diğeri ise eski başbakan Ahmet Davutoğlu... Ve tabi ki Ali Babacan ile diğerleri...İddiaya göre, partilerin internet siteleri açılmış, kadrolar oluşturulmuş, program ve tüzükler yazılmış, örgütler alttan alta düzenlenmiş ve birilerinin düğmeye basması bekleniyormuş!..Yani işin özeti, 17 yıldır memlekette erozyona uğratmadığı mecra kalmayan AKP içerisinden iki yeni parti çıkacakmış!!! Hem de AKP'den kurtuluş, umut ve sözde "seçenek" adına!..