Türkiye'den köşe yazarları
Milli gazete: Abdullah Gül'den dikkat çeken yerel seçim açıklaması: Üzüntü verici
Cumhuriyet:
Moody's, Türkiye için küçülme tahminini açıkladı
Yenişafak:
'ABD'nin silah pazarındaki rekabetini, NATO müttefikliği meselesine taşımaması gerekir'
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Meriç Velidedeoğlu, 12 Nisan tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “‘Seçim demokrasi demektir!”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“İktidar da, muhalefet de böyle der, dahası kimi ülkelerde birlikte haykırırlar. Bu kural ülkemizde, iktidar sözcüsü Ömer Çelik tarafından -seçim ortamında- yeniden değerlendirilip, yepyeni bir anlamda ortaya kondu, şöyle: “Seçim sonuçlarına yapılan itirazlar dolaysiyle oyların yeniden sayılması, olmadı bir kez daha sayılması, olmadı yine sayılması, olmadı bu kez yavaş yavaş sayılması, olmadı ‘YSK’ye başvurulması... Bütün bu yaşananlar, işte bu durum ‘demokrasi’dir!” diyerek...”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Öte yanda, İstanbul’da CHP’nin adayı E. İmamoğlu’nun, Büyük Şehir Belediye Başkanlığı’nı kazanmasının belirlenmesiyle birlikte, İstanbul halkına oldukça ağır bir “tehdit” geldi üstelik dışardan, tehdit rekortmeni ABD Başkanı Trump’tan değil, bu konuda Trump’ı aratmayan yerli Başkan’dan TC Devleti’nin başındakinden geldi, şöyle:
“İmamoğlu’nun Başkanlığı onaylanırsa, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde, CHP çoğunlukta olmadığından, engeller çıkabilir. Belediye Başkanı da iş yapamaz bir duruma düşebilir!” dedi; ardından da ülkemizde yaşanan, yaşanmakta olan kimi olumsuzluklar için de uyarılarda bulundu.
Oysa, bir “Devlet Başkanı” olarak, tüm bu yaşananlardan ister istemez sorumlu olması bir yana, bunların büyük bir bölümünü de kendi yaratmış olduğu açıkça ortadayken, bunlardan şikâyet etmesini -bir bakıma- bu kurnazlığı nasıl değerlendirilir ki?
Ayrıca, “Demokrasi”nin temel dayanağının “Eşitlik” olduğu da yadsınamaz kuşkusuz, tıpkı “Adalet” kavramında “Yargı” erkinde olduğu gibi.
Konu açılmışken değerli dostlar, “CHP”nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yüz binlerle birlikte yaptığı “Hak, Hukuk, Adalet Yürüyüşü”nü, dolaysiyle uyarısını da anımsayalım. (14.06.2017)
Öte yanda, “Demokrasi”nin temel dayanağının, “Eşitlik İlkesi”nin, ülke yöneticisi tarafından da kabullenilmesi, içselleştirilmesi de çok önemlidir kuşkusuz; özellikle İslam ülkelerinin yöneticileri bağlamında. Kuşkusuz burada beliren etkenin de “eğitim” olarak ortaya çıktığını görmeliyiz.
…***
İsmet Özçelik, 12 Nisan tarihli Aydınlık gazetesinde, “AKp, FETÖ’nün siyasi ayağı ve seçimler”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“FETÖ ile mücadelede önemli adımlar atıldı. Özellikle silahlı kanadı çökertildi.TSK ve emniyette ciddi temizlik yapıldı. Yargı ayağı tam olmasa da kırıldı. Bürokraside alt düzeydekiler tamam Ancak üst düzeydekiler hâlâ görevde. Üniversitelerde de sıkıntı var. “Siyasi ayağa” ise dokunulmadı. AKP içindeki FETÖ, görmezden gelindi.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Seçimlerde tasfiye edilme politikası izlendi. Ama başarılı olmadı. Erdoğan FETÖ konusunda çok hassas. Ama diğer yöneticiler için aynı şeyleri söylemek zor. Çoğu bir yerden bulaştıkları için işi sulandırdılar. Hangisini kazısan altından FETÖ izi çıkıyor.17-25 Aralık milat olarak alınınca rahatladılar. Erdoğan’ın, “Biz de yardım ettik, Allah bizi affetsin” sözlerinin arkasına sığındılar.
AKP 31 Mart seçimlerinde titiz(!) davrandı. En azından böyle söylendi. Adaylar hakkında MİT araştırması bile yaptırıldı. Ama herkesin bildiği FETÖ’cüler engeli aştı. Partinin kritik kademelerinde hâlâ etkililer.Bunu daha önce biz söylüyorduk;Şimdi AKP’liler de konuşuyor. İstanbul’da seçimi kaybettiler.
Yöneticiler televizyona çıkıp örgütlü operasyondan söz ediyor. “FETÖ kumpası” iddiaları dillendiriliyor. Bir AKP yöneticisine “kim bunlar” diye sordum.
“İçimize sızmışlar” dedi. AKP kulislerinde şu anda bu tartışılıyor.
FETÖ’nün “siyasi ayağı” pas geçilmişti. AKP’liler şimdi bunu tartışıyor.“Gizli FETÖ”nün fırsat kolladığı ifade ediliyor.
“İstanbul seçimi ders olsun, artık düğmeye basalım” deniyor.
FETÖ ile ilişkili isimler hedefte. Aralarında partide önemli görevler üstlenenler de var. Bu arada partideki bazı isimler faaliyette. Bazı isimlerin geçmişini tarıyorlar. Sosyal paylaşımlarını inceliyorlar. Fetullah Gülen övgülerini toparlıyorlar. İlk bulgular vahim. Kimin gerçekten FETÖ’den uzaklaştığı; Kimin durumu idare ettiği araştırılıyor. Bir AKP kurucusunun değerlendirmesi şöyle: “Önümüzdeki günlerde ne olur bilemem. Ama ‘siyasi ayağın’ masaya yatırılması kaçınılmaz.
Aksi halde ilk fırsatta harekete geçecekleri kesin. Seçim sonuçları onları cesaretlendirdi.” 31 Mart seçimleri milat olacak gibi. AKP’de “siyasi ayak” gündeme giriyor. “Siyasi ayakla” ilgili taban baskısı artıyor. Parti kulislerinde konuşulanlara göre; Hükümette, partide, bürokraside yapılacak operasyonlarda bu etkili olacak. “FETÖ borsası” tartışmaları da sürüyor.Zengin FETÖ’cülerin paçayı kurtarmasına tepki artıyor.İddialara göre milyonlar havada uçuşuyor.15 Temmuz’da yaşamını yitiren Erol Olçok’un eşinin tepkisi tartışılıyor.Sık sık yapılan seçimlere vurgu yapılıyor.FETÖ’nün seçimler nedeniyle rahatladığı ifade ediliyor.
Seçimlerin FETÖ mücadelesini engellediği bildiriliyor.Bir başka konu da FETÖ ile mücadelede hatalar.Bu konudaki tespitler de şöyle:“Bazı yöneticilerde kendi hatalarını FETÖ ile örtme çabası var.İkna edici olmayan FETÖ suçlamaları FETÖ’ye yarıyor. Ciddiyetsiz FETÖ eleştirileri, FETÖ propagandasına dönüşüyor.‘FETÖ çok güçlü’ algısı yaratılıyor.”FETÖ’nün siyasi ayağı için çember daralıyor.Bakalım önümüzdeki günler ne gösterecek?
…***
Esfender korkmaz, 12 Nisan tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Yapısal dönüşüm nerede? (2)”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Açıklanan ''yapısal Dönüşüm adımları'' önlemleri içinde yer alan bankalara ilişkin önlemleri bu köşede tartıştım. Önlemlerin bir kısmının sonradan ilgili bakanlar tarafından açıklanacağı belirtildi. Bir kısmı için de proje bazında düşünce açıklandı. Bunların dışında kalan ve uygulanabilirliği olan önlemleri değerlendirmek daha gerçekçi olacaktır. Kurumlar vergisi oranı düşürülecek: Bu oran halen yüzde 20'dir. Ne oranda düşürüleceği açıklanmadı. İşletmeler için olumlu çünkü hem finansman imkanlarını, hem de yatırıma ayrılabilir fonları artıracaktır. Ne var ki, önlemler arasında dolaysız vergilerinde düşürüleceği yer alıyor. O zaman bütçe finansmanı nasıl yapılacak?”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Kıdem tazminatı fonu kurulacak: Bu günkü durumda çalışanın Brüt ücretinden gelir vergisi kesiliyor. Ayrıca işçi ve işveren payı olarak; Sosyal Güvenlik primi ve İşsizlik sigortası fonu için kesinti yapılıyor. Kıdem tazminatı fonu kurulursa, bu kesintilere işveren tarafından her ay kıdem tazminatı fonu kesintisi de eklenecektir. (Brüt ücretin yaklaşık yüzde 2.5'i kadar)Fonlar Hükümet tarafından genellikle Devlet İç borçlanma senetlerinde değerlendiriliyor. Emekli olanlar veya işten ayrılanlar kıdem tazminatını artık işverenden değil, bu fondan alacaklar.İşveren için iyi, çünkü işçi ayrılınca işveren son brüt ücret üzerinden çalışılan her yıla karşılık 30 günlük ücret olmak üzere bu tazminatı bir defada ödüyordu. İşletmelerin nakit dengesi bozuluyordu. Kıdem tazminatı kesintisi işletmelere ilave bürokrasi yükü getirmeyecektir. Çünkü kıdem tazminatı fonu kesintisi de işletmelerin her ay verdiği SGK aylık bildirgesi içinde yer alacaktır.2013 yılında, Çalışma Meclisi tarafından İki öneri yapıldı. Taşaronluk ve kıdem tazminatı… Taşaronluk yasalaştı… Kıdem tazminatı fonu bir süre kamu oyunda tartışıldı. İşçi sendikaları karşı çıktı. Sonunda kabul edilmedi.Bu günde sendikalar ''Kırmızı Çizgimiz'' diyor ve bu fona karşı çıkıyorlar. Tepkilere rağmen bu yasa çıkabilir.
Sebze ve meyve hallerinde, üretici kooperatiflerinin payı artırılacak: Bu yolla üretici ile tüketici arasında, toptancılar kalkmış olacak. Arada yalnızca market ve manavlar kalmış olacak.Teorik olarak doğru görünüyor. Ancak Türkiye de üretici kooperatifleri de, tüketici kooperatifleri de etkin çalışmıyor. Siyasi sorunlar araya giriyor. Bu defa üretici için de tüketici için de daha büyük sorunlar ortaya çıkıyor.Prensip olarak bu tür organizasyonların, siyasi alan dışında kalacağının garantisi olacak yasal altyapı olmalıdır.Gıda fiyatlarında spekülasyonu önlemek için Paralel olarak, Tarım Kredi Kooperatifi ortaklığıyla Sera AŞ kurulacağı da açıklandı.Devletin rekabeti sağlaması için bazı alanlarda geçici de olsa bizzat piyasaya girmesi gerekir. Ancak dolaylı yoldan ve proje bazında da olsa ,seracılığa kadar girmemesi gerekir.