Türkiye'den köşe yazarları
Aydınlık: Eğitim ve öğretimde yeni model açıklandı
Cumhuriyet:
Kaftancıoğlu: YSK’nın hakimleri varsa halkın da avukatları var
Karar:
Rusya'dan S-400 açıklaması
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
İsmet Özçelik, 15 Mayıs tarihli Aydınlık gazetesinde, "Bu ekonomi AKP'ye İstanbul'u kaybettirir"başlıklı yazısını okyucularla paylaşıyor.
" Ekonomide iyiye giden tek bir şey yok. Zamlar devam ediyor. İşçi, memur, emekli, ... zorda. Sanayici sürekli dünü arıyor. Çiftçi tarlasını ekmekten vazgeçme noktasında.Yatırımcılar beklemede. Hatta yurtdışına kaçış var. Merkez Bankası politika faizi yüzde 24. Geç likitide faizi yüzde 25,5. Fiili faiz 25,5. Üstelik yüzde 27’ye kadar yükselebileceği konuşuluyor. Bunun yolu açık. Uluslararası finans kuruluşları da her şeyin farkında. Bu nedenle faiz artışı için sıkıştırıyor. Bu arada gösterge faizi yüzde 26’ya yükseldi. Durum bu."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Ama ekonomiden sorumlu bakan “Faizlerdeki düşüş sürecek” diyor. Şaka gibi..! Döviz yükselmesin diye eldeki dolarlar satılıyor. Rakamlar çelişkili. Bir milyar dolarla 5 milyar dolar arasında değişiyor. Merkez Bankası net rezervlerinin eksiye düştüğü konuşuluyor.
Ekonomi liyakatsiz ellerde. Bir hafta sonrasını bile göremiyorlar. İstanbul seçimi için tüm Türkiye ateşe atılıyor. Geçen hafta yoğun müdahaleler oldu. Dolar yüzde 3,5’e yakın düştü. 6,24’ten 5,80’lere geriledi. Ama geçici olduğunun herkes farkındaydı. Nitekim bu hafta başında yeniden yükselişe geçti. Müdahale olacağını bilenler 6,24’den sattı, 5,80’den aldı. Bir günde yaklaşık yüzde 3,5 kazandı.
Pazartesi günü de yüzde 2’den fazla. El çaka, yer çaka durumu. Dünyada böyle bir kazanç yok. Hem de hiç emek harcamadan. Normalde döviz kurları düşerken risk pirimi (CDS) de düşmesi lazım. Ama bizde tam tersi oluyor. Kurlar düşüyor risk pirimi artıyor. Şu anda 500’e dayanmış durumda. 500 ve üstü kırmızı alarm. Diğer bir deyişle felaket.
Dışarıda borç bulunmasını olanaksız hale getiriyor. Bulunsa da faiz libor artı 5. Komisyon da ayrı. Yani tam tefeci faizi. Sürdürülebilir değil. Ekonomik krizin halka etkisi artıyor. Yanlış politikalar dayanılmaz halde. Maaşlar yerlerde sürünüyor. Avrupa’daki çalışanlarla Türkiye’deki çalışanlar arasındaki uçurum büyüyor. Halk hızla yoksullaşıyor. Artık dağıtacak elde de bir şey kalmadı.Ekonomi gündemde değil. Sanki unutuldu. Varsa yoksa İstanbul seçimleri. Bütün hesaplar ona göre yapılıyor. Erdoğan’a hangi raporlar gidiyor bilmiyorum. Ama işleri iyi gitmiyor. Sokaktaki tepki de bu yönde. AKP’liler dahil herkesin tahmini aynı: “Bu ekonomi AKP’ye İstanbul’u kaybettirir.” İzliyoruz.
...***
Ahmet Takan 15 Mayıs tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Yumruk da, beyzbol sopası da işe yaramadı!.."başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Ana muhalefet partisi lideri devlet protokolünün hemen önünde linç girişimine uğruyor... Failler serbest... Hem de korumalı!.. Hem de kahraman muamelesi çekiliyor...Tek işi, özgürce düşüncelerini yazmak olan gazeteciye evinin önünde kalleşçe pusu kuruluyor... Beyzbol sopaları ile öldüresiye dövülüyor... Failler yine serbest... Hem de korumalı... Sanki birileri onlara "siz gidin bu işi yapın. Yakalansanız da serbest kalırsınız. Mahallenize girerken de kahramanlar gibi karşılanacaksınız" garantisi vermiş gibicesine!.."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Yüksek irade destekli bu linç girişimlerinin peş peşe gelmesi tesadüf değil. Mesaj net; iyice sindirmeye iyice korkutmaya çalışıyorlar. "Sadece dayak yemekle kalmazsınız..." demeye getiriyorlar!..
Hal böyle olunca toplum da bundan nasibini alıyor...
CHP, Ekrem İmamoğlu'na seçim kampanyasına destek için bağış kampanyası başlattı. Duyurduğu banka hesap numaralarına vatandaşlardan 20 lira yatırmasını istedi. Haklı bir kampanya. 23 Haziran'da tekrarlanacak İstanbul seçimlerinde iktidar yine devlet gücünü alabildiğince kullanacak. Ayrıca, saray çevrelerinde yapılan özel çalışmalarla hangi iş adamlarına ne kadar İstanbul yükümlülüğü çıkarıldığını duyuyorum. Akıl almaz paralar kulağıma geliyor. Saray içinde ekonomi yönetimi ile çok içli dışlı "Bakanlar üstü adam" diye tarif edilen zatın yatırımcı Bakanlar ile yaptığı İstanbul koordinasyon toplantısını dinleyince "Allah, Ekrem İmamoğlu'nun yardımcısı olsun" dedim...
Sadece yargıda değil... Korku her yerde var. Bir dost sohbetinde YSK kararını ve 23 Haziran'ı tartışıyorduk. Kamu da görev yapan bir arkadaşım, "Devlet dairelerinde çalışan arkadaşlar, Ekrem İmamoğlu'nun kampanyasına yardım da bulunmak istiyorlar ama korkuyorlar. Hepimizde, takip ediliyoruz korkusu var. Doğrudan yardımda bulunsak mutlaka tespit ederler ve başımıza olmadık işler gelir. Terör örgütü üyesi yaparlar işimizden oluruz. İmamoğlu'na yardımda bulunmak isteyen arkadaşlar gizlice organize oluyorlar. Özel sektörde birilerini buluyoruz. Onlar gidip bağış kampanyasına parayı yatırıyorlar. Sonra biz topladığımız paraları onlara veriyoruz" dedi. Biraz sağı solu kurcalayınca korkudan sinen fakat haksızlığa tepki duyan birçok bürokratik noktada bu yöntemin kullanıldığını öğrendim. Ne günlere kaldık!..
Toplum bölünmüş vaziyette, toplumu böldüler. Devlet zayıf, millet zayıf, nedir bu nasıl olacak? Allahtan en az toplumun yarısı bu olayların farkında ve karşı çıkıyor. "
CHP'nin Ekrem İmamoğlu için başlattığı bağış kampanyasına sadece maddi destek bağlamında bakılmamalı. 20 lira gibi mütevazi bir rakamla verilecek destek aynı zamanda sallanan yumruklara ve beyzbol sopalarına karşı demokratik duruşun ve birlikteliğin güç gösterisi olacaktır. İşin sevindirici bir yanı var!.. Mafyatik tüm tehditlere rağmen, millet demokratik çıkışa katkıda bulunmak için mutlaka bir yol buluyor. Karanlığın arkasına saklananlar çok korkuyorlar çook!..
...***
Latif Salihoğlu, 15 Mayıs tarihli Yeniasya gazetesinde, " Ekonomistler endişeli..."başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Siyasî gelişmeler gibi, mesleğimiz gereği ekonomik gelişmeleri de yakından takip etmek durumundayız.Bu konuda ciddî analizler yapamayız belki; ama, işin ehli olan kimselerin analizlerini ciddiyetle okuyup anlamaya gayret ediyoruz.Başta, Merkez Bankası eski Başkanı Durmuş Yılmaz olmak üzere, üniversite hocalarından özel sektörde kendini kabul ettirmiş finans ve iktisat uzmanlarına kadar, tanınmış birçok kimsenin yazıp söylediklerini dikkatle takip etmeye çalışıyoruz."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
İktidar çevrelerine gelince... Eskiden Ali Babacan ile Mehmet Şimşek’in beyanlarını ciddiye alarak, ekonomik gelişmeleri onların zâviyesinden de bakarak takip ediyorduk.
Şimdilerde ise, ne yazık ki, aynı ciddiyeti gösteremiyoruz. Çünkü, çok ciddî, çok önemli diye dikkat çektikleri noktaların çoğu bir süre sonra tutmadığı, hatta bir kısmı tam tersine çıktığı görülüyor: Başta döviz kurları, faiz oranları, enflasyon ve işsizlik rakamları olmak üzere...
Bilhassa son birkaç yılda uygulanan yanlış ekonomik politikalar sebebiyle, devletin hazinesi iyiden iyiye güç ve takattan düşmüş bulunuyor. Bir türlü bitmek bilmeyen israf, savurganlık ve siyasî belirsizlikler de cabası. Doğru dürüst yolunda giden hemen hiçbir şey olmamasına rağmen, sanki herşey yolundaymış gibi göstermek, son derece tehlikeli riskleri görmezden gelmek veya bunları örtbas etmek demektir.
Şu anda yapılan budur, ne yazık ki. Bunu fark eden yatırımcının eli ayağı tutuluyor. Masraf ederek işyeri açamıyor, istihdam sağlayacak yatırımları yapamıyor. Ticaret ehli, çiftçi, esnaf, zenaatkâr hâkeza... Hemen hiçbir kesim, içi rahat bir şekilde işine-gücüne bakamıyor. Hele, ileriyi hiç göremiyor. Bu da, haliyle tedirginliğin daha da artmasına sebebiyet veriyor.
Bütün bu menfiliklerin tetiklemiş olduğu reel işsizlik oranı, günden güne tırmanış gösteriyor ki, buna mutlaka ve mutlaka bir çare bulunması gerekiyor. Aksi halde, zaten azgınlaşmış durumdaki gasp, soygun ve hırsızlıkların önüne geçilmesi, neredeyse imkânsız bir hâl alacak.
Geniş kitleleri barındıran “dar ve sâbit gelirli” vatandaşların durumu ise, inanın çoğunluk itibariyle “bıçak sırtı” bir hayat çizgisinde seyrediyor.
Milyonların dinmeyen bu ıztırabının yanı sıra, hazinede ve ülkenin genel ekonomisinde, artık yama tutmaz çatırdamalar da yer yer görülmeye başlandı. Yıllardır bir türlü dinmeyen ve ara vermeyen “seçim ekonomisi” sebebiyle, bastırılan, yani sürekli şekilde baskı altında tutulan iktisadî göstergelerin perdelenmesi de, ancak bir yere kadar mümkün. Bir noktadan sonra eşik aşılır ve daha önceki derin krizlerin benzeri ile karşı karşıya kalınır ki, böyle bir durumdan Allah cümlemizi muhafaza eylesin.