Türkiye'den köşe yazarları
Yenişafak: Yeni askerlik sistemine ilişkin teklife son şekli verildi
Karar:
Konutta veresiye dönemi
Milli gazete:
Erdoğan'a İstanbul sorusu: Siz kazansaydınız itiraz edecek miydiniz?
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Mehmet kara, 18 mayıs tarihli Yeniasya gazetesinde, “Slogana sinir olmak!”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Yüksek Seçim Kurulu’nun dört oy pusulasının atıldığı zarftaki sadece bir oyu iptal edip, 23 Haziran’da sadece Büyükşehir Belediyesi seçimini yenileme kararını vermesinin ardından seçim takvimi devam ederken, cumhur ve millet ittifakının adayları arasındaki yarış kızışıyor.İstanbul’daki seçimlerde ilginç olan Millet İttifakı’nın adayı tek başına Cumhur İttifakı’nın adayının arkasında ise hem Cumhurbaşkanı hem de MHP Genel Başkanının olması… Bahçeli seçime kadar İstanbul’a “mitil” attı. Erdoğan ise İstanbul’dan ayrılmıyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Burada dikkat çeken bir husus da Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu’nun seçim sloganı haline gelen “Her şey çok güzel olacak” cümlesinin hem Erdoğan hem de Bahçeli tarafından çok ağır şekilde eleştiriliyor olması…
İlk bakışta “her şeyin güzel, hem de çok güzel olmasından neden rahatsız olunur?” sorusu akıllara takılırken sanatçıların, yazarların, futbol statlarındaki onbinlerce kişinin aynı anda bu sloganı seslendirmeleri öyle görünüyor ki iki lideri de hayli sinirlendirmiş.
Spor müsabakalarında tribünlerden “Her şey çok güzel olacak” sloganları atılmasına Erdoğan o kadar sinirlenmiş ki, “Ya bu statları biz yaptık, biz. Bunlar yanlış yolda. Ama biz düzelteceğiz. Hepsi kayda giriyor” diyerek kızgınlığını ifade ediyor.
Devlet Bahçeli Erdoğan’dan daha sert ifadelerle bu slogana, “Neymiş, çok güzel şeyler olacakmış. Yerin dibine batsın sizin güzeliniz” şeklinde tepki gösteriyor.
Bu arada dikkatinizi çekiyor mu? Erdoğan’ın üslûbu bilinir. O dahi bu kadar kızgın ifadeler kullanmazken, Bahçeli’nin son günlerde bu kadar sert ağır ve hırçın olmasına bir anlam verilemiyor.
Bunca sinir ve ağır sözlerin söylendiği ortamda AKP’nin seçim kampanyasında “kucaklayıcı bir dil kullanmayı” plânladığı haberi yapılıyor! Bırakın kucaklamayı bu dille ne ayrışma, ne de kutuplaşma biter… “Türkiye ittifakı, kucaklama” deniyor, ama huylu huyundan bir türlü vazgeçmiyor…
“Her şey çok güzel olacak” sloganına karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul’da, “Daha güzel olacak” deyince AKP’liler de bunu hemen kullanmaya başladılar.
İstanbul’da tramvayda, “Her şey çok güzel olacak başkanım” diye kendisine seslenen vatandaşa iki sefer yüksek sesle “daha güzel olacak” diye seslenen Erdoğan’ın yakınındakiler gülüşüyorlar, ama Erdoğan’ın yüz hatlarından bunu pek de hoş karşılamadığı anlaşılıyor. İstanbul’da AKP’nin adayını destekleyen MHP de “Biz Biriz Siz Hepiniz” sloganı kullanacakmış…
Şimdi diğer bir parti çıkıp, “İstanbul fevkalâdenin fevkinde iyi ve harika olacak” derse hiç şaşırmamak gerekiyor. Bu işte, “Öz, hakikî” gibi isimler kullanan otobüs firmalarının durumuna döndü.
Bakalım hangisi daha çok tutacak? YSK’nın İstanbul’daki seçimleri yenileme kararını verdiği 6 Mayıs’taki toplantı 5.5 saat sürmüştü. Ancak aradan 12 gün geçti, ama kararın gerekçesi bir türlü açıklanamıyor. Gerekçe ve bu karara red veren 4 üyenin “muhalefet şerhi” ortaya çıksa da bu kararın neden alındığını millet öğrense… Yoksa birçok soru hâlâ cevap bekliyor. En çok merak edilen de, bir zarf içindeki 4 oydan neden birinin iptal edildiği ve bunun nasıl tesbit edildiği?…
...***
Remzi Özdemir, 18 Mayıs tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Konut alma zamanı mı?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Bana sorulan en çok iki soru var. Birincisi döviz ne olacak, ikincisi ise konut alma zamanı geldi mi?Birinci soru için ekonomist ya da uzman olmaya gerek yok. Buna siz de karar verebilirsiniz. Finansal okur yazar olmanın da fazla bir anlamı yok. Sadece haberleri okuduğunuz zaman Türkiye'nin dış borcunu, Merkez Bankası'nın kasasındaki dövizi takip edin yükselip yükselmeyeceğini anlarsınız. Türkiye'ye aylardır yabancı sermaye girmiyor, devlet vergi toplayamıyor sürekli olarak eldeki avuçtakileri kullanıyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Sizce dolar ne olur? Buna siz karar verin.Gelelim konut satışına. TUİK Türkiye'deki konut satışlarını açıkladı. Nisan'da konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18,1 azalarak 84 bin 403 adete geriledi. Bu satış adedi son yedi yılın ikinci en düşük verisi.Türkiye genelinde ilk defa satılan konut sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 29,6 azalarak 33 bin 443 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk satışın payı yüzde 39,6 oldu. Türkiye genelinde ikinci el konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,3 azalış göstererek 50 bin 960 oldu. İkinci el konut satışlarında da İstanbul 9 bin 57 konut satışı ve yüzde 17,8 pay ile ilk sıraya yerleşti.Rakamlar bunlar.Hiç de iyi değil. Aylardır düşüp duruyor. Ya dibi? Onu kimse bilmiyor. Nedeni ise ne halkta para var ne de kredi olarak verecek bankalarda.Türkiye'de konut satışlarını hep bankalar tetikledi. Hatta fiyatların da artmasının tek nedeni bankalardır.Amerika'dan gelen ucuz parayı satabilmek için emlakçılara araba bile hediye eden bankaları unutmadık.Vatandaştan alınan dosya masrafı adı altındaki parayı kendine kredi getirmesi karşılığında hangi banka vermedi ki?Bir dönem emlakçılarda müşteri kadar bankacıda vardı. Biri gidiyor diğeri geliyordu.Şimdi bankalar yurtdışından zor para buluyor. Bulsa bile maliyeti o kadar yüksek ki, bırakın onu alıp da konut kredisi olarak satmaya ancak borcu borçla dönüyor. Şu anda Türk bankaları yurtdışından aldığı Sendikasyonu maliyeti LİBOR (uluslararası faiz) artı 2.50. Yani dolar bazında yüzde 4'ü geçen bir faiz var. Yani bu rakamlara baktığımızda konut alacaklara bankalardan kısa ve orta vadede hayır yok.Tüm bunlar konut sektöründeki sorunun daha uzun süre devam edeceğini gösteriyor. İktidar bugüne kadar hep müteahhitlere bol kepçe destek dağıttı. Ama son iki yılda verilenlere onca vergi indirimlerine rağmen inşaat sektörü dipsiz karanlık bir kuyu gibi.
…***
Şakir tarım, 18 Mayıs tarihli Milli gazetesinde, “Hukuk varsa huzur vardır”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“TÜRKİYE’NİN “seçim gündemi” bitmek bilmiyor. Ortalama 1,5 yılda bir seçim yapan ülke durumuna geldik. 31 Mart’tan sonra, “4,5 yıl seçim yok” derken; İstanbul seçimlerinin iptali üzerine, yine gündem YSK’nın kararı ve İstanbul seçimlerine kilitlendi. Dahası, Eylül’de yeni bir seçimi konuşanlar bile var. Başka bir işi yok mu bu ülkenin?Ne oluyoruz? Türkiye, FETÖ tehlikesini 50 sene sonra bir darbe sonucu fark edebildi. Üniversite giriş sorularını 15 sene çaldırdık. “En güvenli yaptığımız iş seçimler” derken ona da şaibe bulaştı. Sandık güvenliği ve hukuk sistemimiz zaafa uğradı. Organize hileler, çeteler ve oyların çalındığından söz edildi.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Seçimleri kimin kazanıp kazanamadığı değil maksadım. Seçim sürecinde yaşanan anormallikler ve haksızlıkların bugünleri hazırladığını düşünüyorum. Çünkü işleyiş nasılsa sonuç da ona göre şekillenir.
Seçim ciddi iştir. Büyük masraflar gerektirir. Görevliler ve milyonlarca seçmen bu işe zaman harcarlar. Bütün ihtimalleri dikkate alarak seçime hazırlanmak zorunluluğu vardır. Toplumu ilgilendiren işler boşluk kabul etmez. Seçimin sağlıklı yapılmasında görevli kurumlar seçim sürecinde eksiklikleri tekrar tekrar gözden geçirmelidir.
Seçimin güvenlik ve hukukundan sorumlu İçişleri ve Adalet Bakanı mutlaka “tarafsız” olmalı. Söz konusu bakanlar seçimlerde fanatik partizanlar görüntüsüyle boy gösterdiler. İtici oldular. Kendilerine oy vermeyenleri itham ettiler, dışladılar. Böyle uygulamanın sonucundan hayır umulur mu?
DÜĞÜN, bayram, şenlik havasında yaşanması gereken seçimlerde tatsızlıklar yaşatılmasına hakkımız var mı? Hele, kamplaştırma, ayrıştırma aracı yapılmasına. Kimse partilere ve kendilerine oy vermeyenlere karşı “düşmanca” tavır alma hakkına sahip değildir. Seçimlere savaşa gider gibi gidilmez. Beraber yaşadığı vatandaşına karşı illet, zillet, hain, terörist, âdi türünden yakıştırmalar işi ayağa düşürdü; dışa karşı kötü örnek oluşturdu.