Haziran 17, 2019 09:04 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Yenişafak: Askerlik kanunu yasalaşırsa kışlalarda 6 aylık askerlik görevini tamamlamış olan 130 bin civarındaki genç terhis olacak

Cumhuriyet:

Kim çaldı, yanıtsız kaldı

Yeniçağ:

Döviz satımlarına muafiyet geliyor

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Arslan Tekin 16 Haziran tarihli Yeniçağ gazetesinde, “'Yandaş' gazeteciye farklı muamele”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Yine bir gazeteci dövüldü. Dövülen gazeteci bu defa "yandaş" tabir edilenlerden. Yeni Akit gazetesinin haber müdürü Murat Alan. En güvendiği isim tabiî ki Recep Tayyip Erdoğan. Güya onu yüceltmek için bu tabiri kullandı.Şunu açık söyleyeyim. Murat'a saldıranlara hiç kimse ellerine sağlık diyemez. İyi-kötü mahkemelerimiz var.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Daha evvel kamuoyunun yakından bildiği iki gazeteci arkadaşımız saldırıya uğradı: Yavuz Selim Demirağ ile Sabahattin Önkibar. İkisinin de failleri yakalandı ama hemen bırakıldılar. Her iki gazeteci de Murat Alan'ın yaşından daha fazla tecrübeye sahip. İktidardakiler, başlarına sonra büyük gaile açan Cemaat'le al gülüm ver gülüm muhabbeti içindeyken Sabahattin de Yavuz Selim de ölümüne Cemaat'le mücadeleye girişmişlerdi.

İki gazetecinin saldırıya uğramasını, devlet yetkilileri kınamadılar. Asıl kınaması gereken merci Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı idi.

Biliyorsunuz... 16 Nisan 2017 Referandumu'ndan sonra yeni rejime geçtik ve sistem değişti. Basın kartlarının verildiği Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Saray'ın bünyesinde ihdas edilen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'na bağlandı.

İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, iki gazeteci saldırıya uğrayınca kılını kıpırdatmıyor, bir kınama açıklaması yapmıyor ama Yeni Akit'in haber müdürü saldırıya uğrayınca hemen sahipleniyor:

"Yeni Akit Gazetesi Haber Müdürü Murat Alan'a yapılan saldırıyı kınıyoruz. Şiddet hiçbir koşulda tasvip edilemez. Konunun takipçisiyiz. Herkes bilmelidir ki bu saldırının failleri adalet önünde hesap verecektir."

Fahrettin Altun! Bir kelime hariç attığın bu tivite aynen katılıyorum.

Ne yazık ki hükûmet edenler, Türkiye'yi ortadan ikiye böldüler; bir taraf düşman, bir taraf yandaş.

İlim süzgecinden geçmiş Altun bu ayırımı yaparsa, başkalarını düşünün siz! Halbuki, Murat'ı, generallerimize yönelik sözleri üzerine ikaz etmeli, sözünün hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini söylemeliydi.

…***

Mustafa Pamukoğlu, 16 Haziran tarihli Aydınlık gazetesinde, “Ekonomik yorum yapmak suç haline gelebilir”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Türkiye ekonomisi ciddi bir kriz yaşıyor. Birçok doğru yanlış önlemler alınıyor. Uygulamalar, atılan atılmayan adımlar, çözüm önerileri ekonomistler, gazeteciler, uzmanlar, siyasetçiler, vatandaşlar tarafından sert veya yumuşak eleştiriliyor. Ekonominin gidişatı üzerine tahminler yapılıyor. Bazen vatandaşa önerilerde de bulunuluyor. İşte bütün bunlar giderek suç oluşturuyor iddiasına konu olabilir.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Nedenini söyleyelim: İstanbul Cumhuriyet Savcılığı bu konuda adım attı, SPK’dan inceleme istedi ve SPK incelemeyi yapıp bazı kişiler hakkında suç duyurusunda bulundu.

“SPK tarafından yapılan incelemeler neticesinde sosyal medya hesaplarında yer alan bazı mesajların ve haberlerin, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107/2 maddesinde tanımlandığı üzere sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını olumsuz etkileyebilecek nitelikte, Türkiye’nin ekonomik ve finansal güvenliğini hedef alan yalan, yanlış, yanıltıcı ve söylenti mahiyetinde ifadeler içerdiğinin, sermaye piyasalarının güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak ve devamında ekonominin bütününe sirayet edecek bir kaos ve panik ortamının oluşturulmasının ve böylelikle menfaat sağlanmasının amaçlandığının, söz konusu kişilerin bu çabalarının planlı ve eşgüdümlü olduğunun, kriz ortamı intibaı uyandırarak sermaye piyasalarında tedirginliğe ve yatırımcıların zarara uğramasına çalışıldığının tespit edildiği, söz konusu haber ve sosyal medya paylaşımları ile bir kriz ortamı oluşturmaya ve yatırımcı kararlarının olumsuz etkilenmeye çalışılması, yalan ve yanlış haberlerle ekonomik ve finansal sisteme duyulan güveni zedeleyerek menfaat sağlamanın hedeflenmesi 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107/2 maddesine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Kurulumuzca alınan kararlar üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107/2 ve 115’inci maddeleri çerçevesinde suç duyurusunda bulunulmuştur”

BDDK da şu anda şuan duyurusunda bulunduğumuz bir durum yok ama ekonomimizin itibarını kırabilecek yayınlar hakkında yasal yollara başvurulacağı tabiidir, şeklinde açıklama yaptı.

Yukarıdaki açıklamaları ve ilgili yasal düzenlemeleri incelediğimizde şu saydıklarımızın ve sayısız buna benzer yorumların, eleştirilerin ve tahminlerin suç iddiasına konu olabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

1- Ekonomimiz berbat, atılan adımlar yanlış. Çözüm üretilemiyor. Böyle gidersek battık!

2- Dolar yükselecek ve falanca dönemde şu olacak gibi tahminler.

3- Döviz mevduatınızı bozdurmayın. Dolardan çıkmayın.

4- Dolardan çıkın altın alın.

5- Paranızı aman şimdilerde harcamayın, evde dolar olarak saklayın.

6- Borsa iflah olmaz. Yabancılar kaçıyor. Eyvah!

7- Türkiye dış borcu çeviremiyor, konsolidasyona gidiyor. Belki moratoryum ilan edilecek.

…***

Orhan Bursalı 16 Haziran tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Yarısı blöf-yarısı ciddi: ABD tehdidi”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“En çok sinirlendiğim “ABD ile Türkiye’nin stratejik müttefik” olduklarının dillendirilmesidir. Bu konuda çok yazdım. İki ülke hiçbir zaman “stratejik müttefik” olmamıştır. Ayrıca dillerinden bu terimi eksik etmeyenler içeriğini anlatmak zahmetine bile girmiyorlar. Bu terim ABD tarafından Türkiye’ye bir yutturmadır. Bizim Amerikancı siyasetçiler bunu benimsediler, işlerine geldi.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

…***

Şimdi de Amerikan Savunma Bakanı’nın gönderdiği 1964 Cansın mektubundan daha aşağılık tehdit dolu mektuba bakıp “hiç stratejik müttefikliğe sığar mı?” diyorlar.En basitçe: Dünyanın belirli koşullarına karşı iki veya daha fazla ülkenin çıkarları uyuştuğu için ittifak kurmaları, dayanışma yapmalarıdır. NATO böyle bir amaçla, Sovyetler Birliği’ne karşı kuruldu; bir büyük tehdit ve çatışmada, askeri savunma/savaş anlaşması. Bu çerçevede Türkiye, Amerikan ve Batı çıkarları için hep kullanılan ülke oldu..Ayrıca “müttefiklik” dünya koşullarına göre değişir, ebedi değildir. ABD’nin her zaman dayanıştığı iki tarafı vardır İsrail ve İngiltere. İsrail, Amerikan hükümetinin adeta yarısıdır. Biraz azalır biraz çoğalır ama hiç değişmez. İngiltere ise ABD’nin adeta kurucu ortağıdır, hatta bizatihi kendisidir bile diyebiliriz. İngiltere’nin bir ayağı ABD’dir, diğer ayağı Avrupa’dadır derseniz yanılırsınız, belki çeyrek hatta daha az ayaktan bahsetmeniz gerekir.Türkiye, ABD bölgesel-küresel politikalarına hizmet ettiği sürece iyi-uslu çocuktur. Bu bölgesel politikalarda derin çıkar çelişkisi çıkarsa, dayak yiyen taraftır, düşman muamelesi görür. Artık NATO yoktur. Fikren ve çıkar ilişkileri açısından kâğıt üzerindedir, özünde dağılmıştır. Trump denen Amerikan belası, sadece Türkiye’yi değil, tüm dünyayı tehdit etmektedir. Rusya, Çin, Avrupa.. En son olarak Almanya’ya, Rusya’dan gaz alma benden al, Rusya’ya bağımlı olursun, en iyisi bana bağımlı ol, demiştir. ABD’nin yeni politikasının içeriğinde “ideolojik düşman” yoktur. Dost da yoktur. Ne siyasi müttefiklik ne başka bir şey. ABD’nin politikası artık tamamen ekonomik-ticari çıkar üzerine kuruludur. Amerika ekonomik çıkarlarını zorbalıkla, askeri gücüyle herkese dayatma politikası izliyor. Çünkü ekonomik üstünlüğü elinden kaçırmıştır. Şimdi bu kaçırdıklarını tehditle geri almaya çalışıyor. Ticaret savaşlarının nedeni de budur. Çin ekonomik baş düşmandır.Küreselleşme ABD’nin aleyhine gelişmiştir, kapitalizmin eşit olmayan gelişme yasası işlemiş ve yeni iç ve dış koşulların olanaklarını merkezi olarak da en iyi kullanan Çin, ABD’nin -ve Batı’nın- önüne geçmiştir. Hemen her alanda! ABD’nin Türkiye politikasının iki yönü var, ilki İsrail bağlantılıdır. Ortadoğu’da İsrail’i yenilmez armada haline getirmek ve İsrail için tehlikeli görünenleri de bertaraf etmek, ama esasında zayıflatmak.İkincisi ticaridir. Türkiye iyi bir silah alıcısıdır. S-400 füze sistemini satın almak, Rusya’ya yeni ve büyük bir müşteri kazandırmanın büyük bir adımıdır. Bunu engellemek için F-35 uçaklarını ileri sürüyor. F-35 uçaklarını Türkiye’nin satın almasını İsrail de istemiyor denebilir.  Ama ABD bir ciddi müşteri kaybını tehditle engellemek istiyor, denebilir.  F-35 uçaklarını Almanya ve Fransa da almıyor. Peki ne kadarı blöf ne kadarı ciddi?