Türkiye'den köşe yazarları
Yurt: Kemal Kılıçdaroğlu: FETÖ’nün siyasi ayağı nerede?
Yeniçağ:
11. Kalkınma Planı komisyonda kabul edildi
Sözcü:
AKP eski kurucularından CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener yeni parti kuracak isimlere Saadet Partisi’ne katılın çağrısında bulundu
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Elif Çakır, 17 Temmuz tarihli Karar gazetesinde, "AKP'de ortak akıl hakim olsaydı"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
"MHP lideri Devlet Bahçeli “Sistem tartışmaları bitmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni yozlaştırma çalışmaları ülkemize ihanettir” diyor. Fakat AK Partiden cumhurbaşkanlığı sisteminin revize edileceğine yönelik açıklamalar gelmeye devam ediyor."diyen yazar, yazısının devamına şu ifadelere yer veriyor:
...***
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik son açıklamasında, sistem revize edilirken muhalefet partilerinin de görüşlerinin alınacağını söyledi:
“Tıkanıklık görülen yerlerin, eksiklik görülen yerlerin üzerine gidilecek. Bir yılın gözden geçirilmesi ile ilgili Fuat Oktay’ın başkanlığında bir çalışma yapılıyor. Milletvekillerimizin eleştirileri ve değerlendirmeleri not alınıyor. Bunlardan bir sonuç çıkacaktır ve bu sonuçlar Cumhurbaşkanımıza arz edilecektir. Cumhurbaşkanımız, Bahçeli ile bunu değerlendirecektir. Cumhurbaşkanımız sistemin revizyonu için muhalefet liderleriyle de görüşebilir.” (10 Temmuz)
Sistemin revizyonu için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhalefet lideriyle görüşecek olması takdire şayandır. Olması gereken de buydu zaten. Bu kararın açıklamada kalmamasını ve fiiliyata geçmesini temenni ediyorum.
Tabii “yeni sistemin” arıza yapacağı, tıkanacağı, alarm vereceği beklenmeyen bir durum değildi; böyle olacağı başından belliydi. Ancak bu kadar erken ve aksaklıkların sistem sahipleri tarafından dile getirilmesi beklenmiyordu. Sistemin revize edilmesiyle ilgili ilk açıklamayı yapan AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı şöyle demişti: “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin bir çalışma yapılıyor. O bize daha nesnel bir fikir verecektir. Biz bunu bir siyasi mesele olarak görmeyiz. Sistemi rehabilete etmek aklın gereğidir.” (29 Haziran) Rehabilitasyon nedir peki? Bir tedavi şekli. Yakalandığı ağır hastalıktan ağır tahribatlar alarak kurtulmuş olan hastanın yeniden hayata uymasını sağlayacak özel bir tedavi şekli..
Sonuçta AK Parti yeni sistemin birinci yılında, muhalefet partilerinin eline koz verilir mi verilmez mi hesabına girmeden “tıkanıklık görülen yerlerin üzerine gidilecek” diyorsa sorunun taşınabilir ve tolere edilebilir bir tarafının kalmadığını gösterir. Mekanizma artık tutanın elini yakmaya başlamış demektir.
Nitekim AK Partili milletvekillerinin cumhurbaşkanlığı sistemine yönelik eleştirileri de bunu gösteriyor. 24 Haziran genel seçimlerinde AK Parti “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin propagandasını “Güçlü Meclis, Güçlü Hükümet” sloganıyla yapmıştı. AK Parti’ye göre yeni sistem TBMM’yi daha güçlü hale getirecekti.
Bugün daha zayıf bir Meclis’in olduğunu AK Partili milletvekilleri söylüyor. Medyaya yansıyan haberlere göre (ki herhangi bir tekzip yapılmadı) 23 Haziran’dan sonra partisinin milletvekilleriyle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sistemde yaşanılan zorluklar anlatılmış. Bir milletvekili Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Biz aslında sizi Meclis’te temsil ediyoruz ancak ‘Züğürt Ağa’ gibiyiz” demiş. Yine medyaya yansıyan haberlerden anlaşılıyor ki, gerçekleşen bütün toplantılarda ana konu ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nde yaşanan sıkıntılar...
...***
Kazım Güleçyüz 17 Temmuz tarihli Yeniasya gazetesinde, " 20 Temmuz ihlâlleri 15 Temmuz istismarıyla örtülemez"başlıklı yzısını okuyucularla paylaşıyor.
"31 Mart, ardından 23 Haziran İstanbul seçimlerinde sandıktan çıkan sonuçlarla önemli bir eşik aşılmış, Türkiye’nin fazlasıyla gecikmiş olan normalleşme sürecine nihayet girmesinin işareti verilmişti.İktidara büyük şok yaşatan o sonuçlarda, 15 Temmuz’dan beş gün sonra, 20 Temmuz’da insan hakları sözleşmesi hükümlerinin askıya alındığı resmen deklare edilerek başlatılan OHAL sürecindeki hukuksuz uygulamaların yol açtığı geniş çaplı mağduriyetlerin büyük rolü ve etkisi olmuştu.Ve bu durum, seçimin ardından AKP’nin içinde ve kısmen de iktidar medyasında yapılan sorgulamalarda da dile getirilmişti."diyen yazar, yazısını devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Ama şimdi görüyoruz ki, yeniden eski söylemlere dönülerek bu sorgulamaların önü kesilmek ve ülke yine—geçen yıl 24 Haziran seçimini takiben son verilmiş olan—OHAL iklimine sokulmak isteniyor. 20 Temmuz eleştirilerine iktidar cenahında gösterilen öfkeli tepkiler bunun ifade ve tezahürleri.
Oysa hukuk, adalet, vicdan ve demokrasi duyarlılığının en tabiî sonucu olan 20 Temmuz ve OHAL sorgulamalarını 15 Temmuz istismarıyla önleme ve hukuksuzlukların üstünü örtme gayretlerinin iktidar başta olmak üzere hiç kimseye bir faydası olmaz.
Bizim şimdiye kadar defaatle tekrarladığımız ve kendisi de bir KHKzede olarak milletvekili seçilen Cihangir İslam’ın Meclisteki konuşmasında dediği gibi, 15 Temmuz’un gerçek suçluları cezalandırılsın, ama masumlar haksız uygulamalardan kurtarılsın.
Ümit ediyoruz ki, sandıkta milletin verdiği bu mesaj iktidar mensupları tarafından da doğru şekilde algılanır ve doğru dersler çıkarılıp provokasyonlara geçit verilmez.
...***
Abdulkadir Selvi, 17 Temmuz tarihli Hürriyet gazetesinde, "Babacan partisi için verilen tarih, Cemil Çiçek’ten açıklama"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Abdullah Gül’ün Ali Babacan’ın başkanlığında kurduracağı partiyle ilgili ilginç bir süreç yaşanıyor.Parti kurma çalışmaları hızlandırıldı. Yeni parti sadece kuruluşunda yer alacak isimlerden ibaret olmayacak. Bir buçuk-iki yıl sonrasına göre hazır olmasını istedikleri isimler var. Neden bir buçuk-iki yıl sonrası? Seçimlerin 2023’e kalmayacağını düşünüyorlar. Ağır topların bir kısmını seçim sürecinde kamuoyuyla paylaşmayı planlıyorlar. Seçimlere giderken yeni bir rüzgâr estireceğine inanıyorlar."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Bir “politika seti” ile kamuoyunun önüne çıkmayı hedefliyorlar. Ekonomiden dış politikaya, başkanlık sisteminden parlamenter sisteme kadar uzanan bir yelpazede temel tercihlerini ortaya koyacaklar. Batı yanlısı bir politikayı tercih ediyorlar.
Bir yandan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hamlelerini ölçmeye çalışıyorlar. Erdoğan, yapacağı hamlelerle süreçleri etkileme gücüne sahip. Erdoğan şu ana kadar Gül, Babacan ve Davutoğlu’na kırgın olduğunu söyledi. “Ümmeti böleceksiniz” çıkışını yaptı. Yeni parti kuracakların “tarih olacaklarını” iddia etti. Onları ihanetle suçladı. Görünen o ki, Erdoğan ile yeni parti kuracaklar arasında kıran kırana bir mücadele yaşanacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mehmet Şimşek’le görüşmesini aktardığım “Şimşek’e ekonominin başına geçmesi önerildi mi?” başlıklı yazıda “Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurulacak olan yeni partileri önemsiyor. Yüksek İstişare Kurulu’nu (YİK) oluşturarak Bülent Arınç ve Cemil Çiçek gibi isimleri yanında tutmayı başardı” demiştim. Eski Meclis Başkanı Cemil Çiçek aradı. “Yüksek İstişare Kurulu’nun oluşturulması yeni bir konu değil. Başlangıcı 30 Ağustos 2015’tir. O zaman bazı arkadaşların parti kurma konusu yoktu” dedi. Cemil Çiçek, 1980 öncesinden gelen siyasi birikimiyle dikkate alınması gereken bir isim. ANAP’ın kuruluşuna, yükselişine ve çöküşüne tanıklık etmiş birisi. 90’lı yılları içinden yaşadı. Refah Partisi’nin kapatılmasını, AK Parti’nin doğuş sürecini iyi biliyor. Daha önemlisi Cemil Çiçek, yaşanan süreçlerden dersler çıkarmayı başarmış birisi. Çiçek, YİK’le ilgili süreci anlattı.
İşin ete kemiğe bürünmesi ise 30 Ağustos 2015 tarihinde gerçekleşiyor.
“30 Ağustos günü saat 12’de Cumhurbaşkanı’nı makamında ziyaret ettim. Bu konu gündeme geldi. Bunun üzerine ‘Bazı Batı ülkelerinde devlette önemli görevlerde bulunmuş kişiler politika kurulu gibi kurullarda görevlendiriliyorlar. Benim için değil ama bu tür görevlerde bulunmuş başka arkadaşlar için böyle bir kurul oluşturulabilir’ dedim."
18 Ağustos 2018 tarihinde AK Parti’nin büyük kongresine Meclis başkanları da davet edilmişti. Erdoğan, kongrenin ardından çaya davet ettiği eski Meclis başkanlarına “Devlete hizmet ettiniz. Sizi başdanışman olarak değerlendirmek istiyorum” diye teklifte bulunuyor. Bunun üzerine Çiçek söz alıyor, “Bu arkadaşlar seçilmiş insanlar. Başmüşavirlik doğru olmaz. Size daha önce teklif etmiştim. Siz de Yüksek İstişare Üyeliği için bir çalışma yaptırmıştınız” diyor.
En son AK Parti’nin 5-7 Ekim tarihleri arasında Kızılcahamam’da yaptığı kampta gündeme geliyor. Erdoğan, kampa davet ettiği eski Meclis başkanlarına birlikte çalışma isteğini iletiyor. Bunun üzerine Cemil Çiçek, işin hukuki yönüyle ilgili çalışma yapıyor. Sonuçta Yüksek İstişare Kurulu ortaya çıkıyor.