İran basınından seçmeler
İran basınından ele alacağımız ilk gazete Risalet gazetesi.
Risalet gazetesinde Yemen'li güçlerin mütecaviz Suud rejimi güçlerine ağır zayiat vermesi, Gazze'de insani krizin had safhaya ulaşması gibi haberler göze çarparken, Keyhan gazetesinde İran'da terörle mücadele yıldönümü dolayısıyla bir yazı dikkatimizi çekiyor. Yazıda kısaca şunları okuyoruz:
...***
Terör, en büyük kurbanlarından biri olan İran milletinin çok iyi tanıdığı en şom fenomenlerden biridir. İran takviminde 30 Ağustos günü “Terörle mücadele milli günü” olarak adlandırılmıştır.
30 Ağustos günü aslında İran İslam Cumhuriyeti’nin İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonraki ilk yıllarda Cumhurbaşkanı Recai ve Başbakan Bahüner’in eli kanlı münafıklar terör örgütü tarafından haince katledildikleri ve mazlumane bir şekilde şehit düştükleri günü hatırlatır.
Bu arada Amerika devletinin münafıklar terör örgütüne yönelik desteği uzun bir hikayedir ve bu hikaye halâ devam ediyor. Gerçekte Amerikalı devlet adamlarına göre, münafıklar terör örgütünün İran'da 12 bin insanın canına kıymış olmasının hiç bir önemi yoktur. Amerika için önemli olan şey, hedefine ulaşmak için her türlü aracı mübah görmektir.
Amerika devletinin yeni terör anlayışı da 11 Eylül 2001 olaylarından sonra Afganistan topraklarına saldırmasıyla gün yüzüne çıktı ve Irak topraklarını işgal etmesi ve NATO’yu da yanına alarak bölgeye yönelik müdahalelerini arttırması ile beraber genişlemeye başladı.
Bugün Amerika devleti yaptırım ve iktisadi terör araçlarını zorba politikalarına karşı çıkan bağımsız ülkelere baskı yapmak üzere kullanıyor. Ancak uluslararası camia Amerika’nın bu tutumunu, dış politika alanında aciz duruma düştüğü şeklinde yorumluyor. Buna göre bugün Amerika’nın iktisadi terörü ile mücadele de bu doğrultuda stratejik önem arz ediyor; zira Amerika’nın iktisadi terör estirerek ulaşmak istediği hedefi, iktisadi istikrarı bozmak, hedef ülkelerin insanlarının geçimini olumsuz etkilemek ve özetle ekonomilerini bozmaktır.
Ancak İran İslam Cumhuriyeti terörün karşısında asla boyun eğmeyeceği kesindir; nitekim bundan önce bölgede tekfirci El-Kaide ve IŞİD terör örgütlerini yok ettiği gibi şimdi de Amerika’nın iktisadi terörünü ezecektir.
...***
İttilaat gazetesinde İslami İran cumhurbaşkanı Ruhani ve Japonya başbakanı Şinzo Abe'nin 74. BM genel kurul zirvesi kulisinde bir araya geleceğinin duyurulması, Bahreyn'de siyasi tutuklularla dayanışma gösterisi düzenlenmesi gibi haberlere yer verilirken, Cam-ı Cem gazetesinde BM'nin İŞİD raporunu konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
BM Genel Sekreteri Yardımcısı Vladimir Voronkov, tekfirci IŞİD terör örgütünün Suriye’de işgal ettiği toprakları Mart 2019’da kaybetmesine rağmen örgüt hala kendini evrenselleştirmeyi hayal ettiğini belirtti.
Salı günü BM güvenlik konseyinin uluslararası barış ve güvenlik konulu oturumunda konuşan BM Genel Sekreteri Terörle Mücadeleden Sorumlu Yardımcısı Voronkov, tekfirci IŞİD terör örgütü hala terör saldırıları için yatırım yaptığını, örgütün hala 300 milyon dolar parası olduğu tahmin edildiğini belirtti.
IŞİD’in Suriye’de düzenlediği saldırıların, örgütün 2017 yılında Irak’ta düzenlediği terör saldırılarına benzediğini kaydeden Voronkov, IŞİD ve El-Kaide terör örgütlerine bağlı örgütlerin Afrika, Avrupa ve Asya kıtalarında faaliyetlerini sürdürdüklerine dikkat çekti.
Bilindiği üzere tekfirci IŞİD terör örgütü 2014 yılında başta Amerika ve Suudi Arabistan olmak üzere, bazı Batılı ve Arap müttefiklerinin destekleri ile Irak’ın kuzeyi ve batısında önemli bir bölgeyi işgal ederek sayısız cinayetler işledi.
...***
Hemşehri gazetesinde Suudi Arabistan ve Türkiye arasındaki bölgesel rekabet konusunda Amerika'nın Bloomberg haber sitesinden naklen bir yazı dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Amerika’nın Bloomberg haber sitesi, Suudi Arabistan ve Türkiye arasındaki bölgesel rekabette Riyad’ın Ankara karşısında aciz olduğuna vurgu yaptı.
Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki rekabetin Arap Baharı tabir ettiği süreçle birlikte şiddet kazandığını yazan Bloomberg, bu rekabet Mursi’ye karşı darbe, Katar krizi ve Kaşıkçı cinayeti ve Libya savaşı ile ikili ilişkilerde ciddi gerginliğe dönüştüğünü belirtti.
Bloomberg, Suudilerin çoğu yasaklanan Türk dizilerini farklı kanallarla izlemeye, bu dizilerdeki yemeklerin yapıldığı restoranlara gitmeye, Türk kıyafetleri, kokuları, halıları almaya, ayrıca Suudi gazetelerindeki Türkiye karşıtı haberlerden hiç etkilenmeden Türk tatil yerlerine uçmaya devam ettiklerini vurguladı.
Bazı Suudi turistler, büyükelçilikleri hala Ankara'da açık olduğundan ve resmi bir yasak olmadığı için Türkiye'ye gittiklerini, üstelik Türkiye’de iddia edilenlerin aksine kendilerini mutlak güven ve huzur içinde hissettiklerini söylediler.