Eylül 03, 2019 09:02 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Muhalif baroya darbe hazırlığı

Karar:

Kuvvetler ayrılığı bildiğiniz gibi değil

Star:

Davutoğlu'nun AKP'den ihracı istendi

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Arslan Bulut, 2 Eylül tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Türkiye'nin F-16 serüveni ve teknoloji…”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“"Türkiye'nin savaş uçağı açığı" başlıklı yazım üzerine alıntı olarak yer verdiğim bilgilerin ve bunlara dayalı yorumların yanlış olduğunu öne sürenler oldu. Konuyu yeniden inceledim. Sadece AKP döneminde tek bir uçak alınmadığı verisi yanlış... 2012'de alınan 30 F-16 uçağı var.

Abdullah Bekçi'nin yaptığı "Türkiye'nin F-16 serüveni" incelemesine göre 1987'den 2000 yılına kadar, Türkiye'de üretilen F-16'ların ömrü 32 yıl ile 19 yıl arasında değişmektedir.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Bu veriye göre ortalama alınırsa 25.5 yıl çıkar. Bu da yazımda yer verdiğim uçakların dört-beş yıl ömrü kaldığı iddiasını doğrulamaktadır. Kaldı ki Türkiye'de 8 bin saatlik uçuş süresi 25 yılda kullanılmaktadır.

F-16'ların gövde ömrü sekiz bin saat ve 30 yıldır. ABD bu sınıra varan uçakları emekli etmektedir! Modernizasyon ile uçakların ömrü 12 bin saat ve 35 yıla çıkarılmaktadır ki Türkiye bunu yapmaktadır. Buna karşılık, modernizasyonu yapılan uçaklardan düşenlerin sayısı artmaktadır.

2006 yılına gelindiğinde envantere katılan toplam 240 uçaktan 27 adedi kaza/kırım olayları yaşayarak envanter dışı kalmış, faal F-16 sayısı ise 213'e kadar gerilemişti.

2012-2013 yılları arasında ise daha gelişmiş 30 adet F-16 uçağı daha alınmıştır.

Hava Kuvvetleri envanterinde 36 adet Block 30, 102 adet Block 40, 71 adet Block 50 ve 29 adet Block 50+ olmak üzere 238 adet F-16 savaş uçağı bulunmaktadır. Bu uçaklardan 29'u oldukça yeni, kalanı ise modernize edilmiştir. Yani kalan ömürleri, 4-5 yıldan 9-10 yıla çıkarılmıştır.

Bu arada düşen uçakların, ömrü biten F-16'lar olduğuna dair basında pek çok haber çıkmıştır.

F-16 uçaklarının, 2030'lu yıllarda Milli Muharip Uçak TF-X'in envantere girmesiyle emekli edilmesi plânlanmıştır.

Kısa vadede ise ABD'den F-35'ler alınamazsa, Rusya'dan SU-57'lerin alınması gündemdedir.

...***

İbrahim Kahveci, 2 Eylül tarihli Karar gazetesinde, “sahipsiz ve öksüz bir zam haberi”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Kürsüde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor: “Şimdi de vatandaşlarımıza ve iş dünyamıza bazı müjdelerimi paylaşmak istiyorum.  Yılbaşından itibaren... -Ya bunu özellikle bay Kemal’in dinlemesi lazım. Hani hiçbir şey yapılmıyor diyor ya, şimdi nelerin yapıldığını iyi duyması lazım...- Yılbaşından itibaren konutlarda elektrik fiyatlarına yüzde 10 indirim yapıyoruz.... Aynı şekilde konutlarda ve küçük orta ölçekli işletmeler ile ticarethanelerde kullanılan doğalgazın fiyatında yüzde 10’luk indirime gidiyoruz.Elektrik ve doğalgaz indirimlerinin Milletimize hayırlı olmasını diliyoruz.””diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

...***

06 Ağustos günü “Doğalgaz zammı niye yapıldı?” başlıklı bir yazı kaleme aldım. O yazıda Ocak 2017’de Avrupa doğalgaz fiyatları 6,1 dolar (TL karşılığı 22,97 TL) ederken ülkemizde konutlarda satılan gaz fiyatının 1,11 TL olduğunu (birimler farklı) açıklamıştım. Yine o yazıda bu yılın ilk 6 ayının ortalamasında Avrupa doğalgaz fiyatlarının 5,22 dolar (29,04 TL) olduğunu ve kur etkisi ile arttığını ama konutlarda satılan gaz fiyatının da 1,38 TL’ye çıktığını anlatmıştım.

Ağustos ayının başında yazdığım o yazıda fiyatların dengede olduğunu ve yüzde 15 yeni zamma hiç gerek olmadığını, hatta Avrupa gaz fiyatlarının hızla düşmekte olduğunu açıklamıştım. Bakın Hazine ve Maliye Bakanlığı sitesinde Avrupa gaz fiyatları son iki ayda 2,4 dolar olarak görülüyor. Bu fiyatın TL karşılığı (5,85 kur üzerinden) 14,04 TL etmektedir. Bu yılın ilk altı aylık ortalamasının 29,04 TL olduğu yerde fiyatlar aylık bazda 14,04 liraya düşmüş bile. Yani bırakın zammı, aslında çok ciddi bir indirim bile yapılmak durumunda.

Ama bırakın indirimi ağustos ayının başındaki yüzde 15’lik zamma bir yüzde 15’lik zam daha geldi.

Geçen yıl indirim müjdesi öncesi kasım ve aralık aylarında TÜİK liste fiyatı 1,50 lira olan gaz fiyatı bu yıl kış aylarında artık 1,84 lira olacak. Ya da şöyle söyleyelim: 2017 başında doğalgaz faturası 250 TL olan bir ailenin bu yıl aynı doğalgazı tüketmesi halinde faturası 410 liraya çıkmış olacak.

Ama bu zammı maalesef kimse kürsüden açıklamıyor.  Bu zam henüz kış ayları gelmediği ve faturaların acısının hissedilmediği bir yaz döneminde gece yarısı ve alkışsız veriliyor.

31 Mart seçimlerinden sonra Nisan ayında enflasyon 1,69 ama 2010-2017 nisan ayı enflasyon ortalaması 1,06. Yani bu yıl Nisan ayında baz etkisi çalışmış ama aslında enflasyon 2010-2017 arasından daha yüksek.

Yönetilen- yönlendirilen fiyatlar hariç -TÜFE (F endeksi) önceki yıllar yedi aylık artış 3,88’de kalırken bu yıl 6,32 arttı. Güncel kullanılan çekirdek enflasyon (B endeksi) önceki yıllar yedi ayda 4,51 puan artış yaşarken, bu yıl yedi ayda 6,56 artış yaşadı.

Kısaca göreceğimiz üzere aslında enflasyonda tek hanede kalmayı gösteren tek bir emare bile yok.

...***

Abdülkadir Selvi, 2 Eylül tarihli Hürriyet gazetesinde, “Erdoğan radikal değişiklikleri de değerlendiriyor mu”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“GÖZLER Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çevrilmiş durumda.Hem kimse ne yapacağını bilmiyor, hem herkes büyük bir beklenti içinde.AK Parti’deki değişimden söz ediyorum. Erdoğan da bu beklentinin farkında. AK Parti’nin 18. kuruluş yıldönümü etkinlikleri öncesinde MKYK toplantısı yapılmıştı. Erdoğan orada “Değişim lazım. Değişim olmadan olmaz” diyor. Ama o kadar. Değişimin nasıl olacağı konusunda herhangi bir ipucu vermiyor. Partinin vitrini mi değişecek, bu değişim Bakanlar Kurulu’na yansıyacak mı, siyaset tarzı ve dilinde mi değişiklikler olacak? Bu konulara hiç girmiyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

İstanbul seçimlerinden sonra AK Parti’de değişim beklentisi neredeyse partinin kaderiyle özdeş hale geldi. Ama değişimden değişime fark var.

O yüzden gözler Erdoğan’a çevrilmiş diyorum. Çünkü neredeyse yeniden kurtarıcı gibi bekleniyor. Her seçimden sonra bir değişim beklentisi olurdu. Ama bu kez farklı. Değişim talebi AK Parti kadrolarının ötesine geçmiş durumda. Erdoğan’ın gerçekleştireceği değişikliklerin partiyi yeniden tırmanışa geçirmesi bekleniyor. Tabii Erdoğan bu çapta köklü bir değişikliğe imza atacak mı, yoksa birkaç görev değişikliği ile mi yetinecek, orası belli değil.

Karşılarında İstanbul ve Ankara başta olmak üzere önemli büyükşehirleri kazanmış CHP, İYİ Parti, HDP ve Saadet Partisi’nden oluşan millet ittifakı; AK Parti’nin içinden çıkacak ve karşı cepheye destek kuvveti yazılacak olan Abdullah Gül-Ali Babacan ve Davutoğlu partileri; Erdoğan’ın önünde ise 2023 seçimleri var. Bu süreçte en büyük avantajı ise kitlelerin Erdoğan’a umut beslemeleri ve değişikliği ondan beklemeleri. Hatta her zamankinden daha fazla onun bu işleri düzeltmesini bekliyorlar.

Erdoğan’a�“Millet sıkıntıda”ve “Partiden duygusal kopuşlar yaşanıyor” şeklinde değerlendirmelerin yansıtıldığı söyleniyor. Kâhin olmaya gerek yok. Seçim sonuçları da bunu ortaya koyuyor. Evet, Erdoğan seçimlerde başarılı olduk diyor, eski arkadaşlarımız bizi sırtımızdan hançerledi şeklinde değerlendirmeler yapıyor ama sıkıntıları görecek kadar da realist bir lider.

Erdoğan’ın değişim konusunda bir tercih yapma aşamasında olduğu söyleniyor.

1- Köklü bir değişiklik yapacak? Kamuoyunu heyecanlandıracak ve kapsamlı bir değişikliğe imza atacak.

2- Partide ve kabinede bazı değişiklikleri yapmakla yetinecek. Partide 6 genel başkan yardımcısının değişmesi, 4-6 bakanın yenilenmesi gibi değişikliklerle yetinecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kafasında iki seçeneği de değerlendirdiği söyleniyor. Ama şimdiye kadar bu iki seçenekten hangisini tercih edeceği yönünde en ufak bir işaret vermedi. Bu yönde kritik bir tarih ortaya çıktı. 18 Eylül’de MKYK toplantısı var. Erdoğan bu süreçte Konya, Sivas ve Kayseri mitinglerini de yapmış olacak. Bu mitingler neden önemli? Konya Davutoğlu’nun memleketi, Kayseri Abdullah Gül’ün.