Türkiye'den köşe yazarları
Karar: TSK'da FETÖ yapılanmasına büyük darbe
Cumhuriyet:
AKP'de küskün yöneticilere koltuk rüşveti: Partide kal makamı kap
Yenişafak:
Türkiye'nin 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi açıklandı
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Esfender Korkmaz, 18 Eylül tarihli Yeniçağ gazetesinde, "İşsizlik sosyal probleme dönüştü"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK ) Haziran ayı işsizlik oranını yüzde 13.3 olarak açıkladı. Tarım kesimi işsizliği gizlediği için tarım dışı işsizlik verileri işsizlik konusunda daha gerçekçi verilerdir. Haziran ayında tarım dışı işsizlik oranı yüzde 15.3 oldu. İş aramayıp çalışmaya hazır olanları da katarsak, fiili işsiz sayısı 6 milyon 563 bine, fiili işsizlik oranı da yüzde 18.68 'e çıktı.İşsizlik aynı zamanda bir sosyal problemdir. Fakat analizlerde genellikle ekonomik bir sorun olarak görülür. Yaşamakta olduğumuz ekonomik krizin dibe vurmasıdır. Ne var ki bizdeki gibi, nüfus içinde beş kişiden birisi, gençler arasında üç gençten birisi işsiz kalırsa, işsizlik bir sosyal tahribata dönüşür."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Yüksek oranlı ve yaygın işsizliğin siyasi sonuçları olması normaldir… Çünkü üst üste ailelerini de katarsak işsizlikten etkilenen nüfus yaklaşık 15 milyondur. Bunların çok azına işsizlik fonundan para ödeniyor. Bir kısmına ise bütçeden para ödeniyor. İşsizlerin çoğu aç ve yoksul kaldı. Bunlar da mevcut siyasi iktidara tepki duyuyor. Siyasi tercihlerini değiştiriyor.
TÜİK gençler arasında işsizlik oranını yüzde 24.8 olarak açıkladı. Ancak iş aramayıp çalışmaya hazır olan gençleri de katarsak bu oran yüzde 30'u geçiyor. Gerek akademik ve gerekse siyasi geçmişim nedeni ile gençlerden işsizliğin getirdiği sorunları dinliyorum. İşsiz gençlerde moral bozukluğu çalışanların da moralini ve huzurunu bozuyor.
Gençler arasında yüksek işsizliğin en önemli maliyeti, beyin göçüdür. Eğitimli gençlerin çoğu iş bulamadığı için yurt dışına gidiyor. Eğitimli bir gencin yurt dışında çalışmaya gitmesi, hazır bir fabrikanın kaybı kadar önemlidir. Dahası eğitimli ve uzman gençlerin yurt dışına gitmesi, çağdaş toplum olmamız önünde handikap oluşturuyor.
İşsizlik ve yoksullaşma insanların fiziksel ve ruhsal sağlığını da bozmaktadır. Bir araştırmada ''işsizliğin psiko-sosyal sonuçlarının incelenmesi (Ankara örneği) ihsan yüksel '' özetle; işsizliğin aynı zamanda insanlarda korku ve kin doğurduğu, özellikle erkek işsizlerin ailesine ve çevresine karşı olumsuz bir tutum içine girdiği, aile huzurunun bozulduğu, evlilik kurumunun çöktüğü, tespit edilmiştir.
Bu şartlar altında işsiz gençlerin sosyal değer ve normlara olan bağlılığı kopuyor. Paralel olarak bu şartlar onların ideolojik saplantılara girmelerine yol açıyor. Tarikatlar tarafından kuşatılmalarına sebep oluyor. Teröre bulaşmalarına altyapı oluşturuyor.
...***
Faruk Çakır, 18 Eylül tarihli Yeniasya gazetesinde, " Kaliteli üretim hedefi"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Uzun dönem müşterilerini kaybetmek pahasına kısa dönem kârı peşinde koşanlar hem kendilerine hem de Türkiye’ye ciddi zararlar veriyor.Tabii ki bu hataya düşen sadece ülkemizdeki bazı üreticiler değil. Öyle ülkeler var ki ucuz ama kalitesiz üretim yaparak yıllarca düzeltilemeyecek bir imaj ve itibar kaybına sebep olmuşlardır.Ülkemiz için krizlerden çıkış yolu da kaliteli üretim yapmak ve bunu müşterilere ulaştırmak olduğu her halde tartışma konusu olmaz. Bu noktada iyi bir imtihan verdiğimizi söylemek de ne yazık ki kolay değil. Tam tersi olması icap ederken, ekresiyetle ‘kalitesiz ürün’ler ‘kaliteli ürün’leri piyasadan kovmayı başarıyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Elektronik ticaret şirketi Amazon, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Boğaziçi Üniversitesi, Türk KOBİ’lerinin e-ticaretle ihracat yapmasını sağlamak üzere Türkiye genelinde bir ‘e-ihracat eğitimi’ başlatmış. Bu vesile ile düzenlenen törende konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, şöyle demiş:
“Bu hıza ayak uyduramayanlar savrulurken, uyum sağlayabilenler için müthiş fırsatlar var. Bu fırsatlardan biri de e-ihracat. KOBİ’lerimizin e-ihracat yapma becerilerini geliştirmek için yeni bir iş birliğine başlıyoruz. e-ihracat, ihracatçı sayımızla birlikte ihraç ettiğimiz ürün ve ihracat yaptığımız ülke sayısını artırmak için son derece etkili bir araç. Eskiden ihracatçı firmaların hedef pazarlarında bir satış ve pazarlama ağı kurmaları ya da ürünlerini satacak bir aracı bulmaları gerekirdi. Artık devir değişti. KOBİ’ler e-ticaret platformları sayesinde yurt dışındaki tüketicilere doğrudan ulaşabiliyorlar. KOBİ, ürününü Amazon üzerinden Avrupalı tüketiciye sunacak.”
İçeride ya da dışarıda kalıcı olmak isteyen firmaların öncelikle ‘kaliteli üretim’e yoğunlaşması gerekir. Bu noktada ciddi sıkıntılar yaşandı ve yaşanıyor. Geçmişte, kaliteli üretim yapmayan usta ve firmaların ‘papucu dama atılır’mış. Bir ‘Ahilik’ kontrol sistemi olan bu uygulama terk edildiği için ekseriyetle kalitesiz üretim yapan firmalar yaptıkları bu kötülük, yanlarında kâr kalıyor. Neticede sadece kalitesiz mal üreten firma değil, bütün ticaret piyasası zarar görmüş oluyor ve herkes kaybediyor.
Sanayi ve ticaret odaları başta olmak üzere bu konuda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve dernekler de bu meseleye eğilmek durumundadırlar. Firmalardan sadece ‘aidat’ almakla meseleler halledilmez. Mutlaka kaliteli üretim şartları hazırlanmalı ve KOBİ’ler buna teşvik edilmelidir. Türkiye bu meseleyi halleder ve ‘önce kalite’yi yakalayabilirse üretilen kaliteli ürünler için müşteri icabında Çin’den de gelir. Yeter ki kaliteli üretim hedefine adım adım yaklaşılabilsin.
...***
Abdulkadir Selvi, 18 Eylül tarihli Hürriyet gazetesinde, " Kabineden önce Erdoğan’ın siyaset tarzı değişiyor"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Kabine değişikliğiyle ilgili beklentilerin dozu düştü. Erdoğan ile Bahçeli’nin 24 saat arayla yaptıkları açıklamalar etkili oldu. Erdoğan, “Kabine değişikliğiyle alakalı ihtiyacımız olduğu anda bu tür bir şey yaparız. Sipariş üzerine böyle bir şey yapmayız” dedi. Bahçeli ise “Ne yapacağız, her gün bakan mı değiştireceğiz? Onun için kararlı olmak lazım” diye konuştu. Bu açıklamalar üzerine değişiklik beklentisinin ateşi düştü. Bir bakan, “Bu işleri bilen birisinin bana söylediğine göre kabine değişikliği 2-3 ay sonra” demişti."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: