Nisan 18, 2020 06:27 Europe/Istanbul

Bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- Irak’ta sürgün yıllarında ve Baas rejimi döneminde salabet ve direnişi hakkında  söz etmek istiyoruz.

Geçen bölümlerde İmam Humeyni’nin -ks- yakınlarına, ailesine, şehitlere ve şehit ailelerine yönelik tutumundan söz ettik. Geçmiş bölümlerden birinde ayrıca İmam’ın yaşamında karşılaştığı çeşitli şartlara karşı salabet ve vakarından da söz ettik ve dedik ki İmam Humeyni -ks- güçlü imanı ve derin dini inancı sayesinde inkılabın zorlu günlerinde, İran İslam Cumhuriyeti nizamının kuruluş döneminde ve yine Saddam rejiminin İran’a dayattığı sekiz yıllık savaşın en sıkıntılı günlerinde salabetini kaybetmedi ve tüm musibetlere ve baskılara karşı büyük bir iktidarla direndi.

İmam Humeyni’nin -ks- salabet, vakar ve direniş gücünün en önemli örneklerinden biri de sürgün yıllarıyla ilgilidir. Bu yüzden bugünkü sohbetimizi İmam’ın yaşamında önemli bir dönem olan sürgün yıllarına ayırdık.

İmam Humeyni’nin -ks- şah rejimine karşı siyasi mücadelesini başlatmasından yaklaşık iki yıl sonra ve 1964 yılında, İran meclisinde kapitülasyon yasasının onaylanmasına sert tepki vermesi üzerine İmam’ın sürgün dönemi başladı ve İran İslam inkılabı zafere kavuştuğu güne dek sürdü. 15 yıl süren bu dönem İmam Humeyni -ks- yaşamında oldukça zorlu günlerdi, zira bu sürenin önemli bir bölümü Irak’ta sürgün hayatıyla ilgiliydi. Irak o yıllarda Baas rejiminin sultası ve hakimiyeti altındaydı ve İran ile eski husumeti olan bir ülkeydi.

O yıllarda Irak’a hakim olan Baas rejimi tamamen despot, laik ve din karşıtı bir rejimdi ve başta Şia Müslümanlar olmak üzere Irak milletine karşı en feci cinayetleri işliyordu.

Öte yandan Saddam rejimi İmam Humeyni’nin -ks- Irak’taki varlığından yararlanarak İran’ı zayıflatma yönündeki siyasi hedeflerine ulaşmak istiyordu. İran’a hakim olan tağut rejimi ise Baas rejimi ile ihtilafları yüzünden İmam Humeyni’nin -ks- Irak’ta bulunmasından kendisine karşı faydalanmak istiyordu. Buna göre İran ve Irak’a hakim olan iki rejimin ihtilafları İmam Humeyni’nin -ks- Necef’te ikameti sırasında oldukça zorlu şartları ve ağır baskıları oluşturmuştu.

Bu zorlu şartlar ve ağır baskılar İran ve Irak rejimleri bir anlaşmaya varmaları ve birbirinin içişlerine karışmama ve iki rejimin muhaliflerini desteklememe konusunda mutabakat sağlamalarının ardından daha da arttı. Anlaşmanın ardından şah rejimi Saddam rejiminden İmam Humeyni’nin -ks- Necef’te bulunma şartlarını ve faaliyetlerini kısıtlamasını istedi. Bu şartlarda bir yandan Irak’ın acımasız Baas rejimi ile mücadele etmek ve İran milletinin maslahat ve menfaatlerini gözetlemek ve öbür yandan her türlü siyasi sui istifadelere mahal vermemek, ağır baskılara yol açıyordu, ancak İmam Humeyni -ks- tedbirleri ve sergilediği salabeti ve direnişi ile adeta hikmet ve direniş abidesi olmuştu.

İmam Humeyni -ks- Irak’ta sürgün hayatı yaşadığı yıllarda, Baas partisi elebaşılarını umutlandırmamak veya şah rejimine yıkıcı malzeme vermemek için Baas rejimi ile her türlü irtibat ve ilişkiden kaçınıyordu.

Hüccetülislam Amid Zencani bu konuda şöyle yazıyor:

İmam Humeyni -ks- Kazemeyn’de bulunduğu üç günde çeşitli görüşmeler gerçekleşti. Bu görüşmelerden biri, Irak Cumhurbaşkanı Saddam temsilcisiyle oldu. İmam bunlarla karşılaştığında adeta kafirlerle karşılaşıyor gibiydi ve onları çok zor kabul ediyordu. İmam tam bir vakar ve menfi bir tavırla davranıyor ve böylece onların her türlü tamah yolunu kapatıyordu.

İmam Humeyni -ks- Baas partisinin bu tür görüşmelerden her türlü nemalanma yolunu kapatıyor ve konumundan Saddam rejiminin siyasi çıkarları doğrultusunda yararlanılmasına müsaade etmiyordu.

Hüccetülislam Abdulali Karahi bu bağlamda ilginç bir anıyı şöyle paylaşıyor: Iraklı yetkililerden 14 kişilik bir heyet İmam’la görüştükten sonra Kerbela’da yayımlanan bir gazete, İmam onları dua ettiğini, yani Irak rejimini dua ettiğini yazdı. Biz konusu İmam’a bildirdik, İmam kaymakamı aramamızı ve çağırmamızı buyurdu. Bir kaç kez aradıktan sonra kaymakam geldi. İmam ona sen görüşmede buradaydın, böyle bir şey olmadığını gördün, söyle tekzip etsinler, diye buyurdu. İmam kaymakama, valiye gazetenin haberi tekzip etmesini söylemesini buyurdu. İmam, eğer tekzip etmezlerse konuyu Bağdat’a bildireceğini ve bir daha da yetkilileri kabul etmeyeceğini vurguladı.

İmam Humeyni -ks- hatta bazen adı ve konumu kötüye kullanılacağından şüphe duyduğu durumlarda uyanıklığı sayesinde ve özellikle Şia alimlerin konumu ve hürmetinin korunma hassasiyeti ve inkılap liderliği Irak’ın Baas rejimi tarafından sui istifadelere maruz kalmaması ve yine şah rejiminin muhtemel nemalanmalarına karşı koyması için yerinde ve ilginç tepkiler veriyordu. Bu konuda Amid Zencani anlattığı anısında, Baas rejimi İmam Humeyni’nin -ks- adından ve makamından Irak içinde siyasi amaçları doğrultusunda yararlanmak istediğini, fakat İmam’ın tepkisi ile karşılaştığını belirtiyor.

Amid Zencani şöyle anlatıyor: Bir keresinde Irak rejiminden bazı yetkililer başta İmam Humeyni -ks- olmak üzere bazı taklit mercileri ile görüşmüştü. Görüşmeden sonra gazetelerde Irak rejimi heyeti taklit mercileriyle görüştüklerinde bu alimlerin Irak cumhurbaşkanının sağlığı için dua ettikleri yazıldı. Gerçi burada İmam’ın adı geçmiyor ve sadece taklit mercileri yazıyordu, ancak İmam bu harekete çok öfkelendi ve Necef valiliği aranmasını ve bu haberi tekzip etmeleri istenmesini emretti. İmam, bu haber tekzip edilmezse dünya medyasında haberin yalan olduğunu ilan edeceğini vurguladı. İmam’ın bu direnişi ve tutumu Baas rejimi haberi tekzip edecek kadar güçlüydü.

1975 yılında İran Irak ilişkilerinde iyileşme başladığında, Baas rejimi Cezayir anlaşması gereğince İmam Humeyni’nin -ks- şah rejimine karşı siyasi faaliyetlerini engellemek istedi, ancak İmam bu talebi reddetti ve Irak’ı terk etmeye hazır olduğunu belirtti.

İmam’a Irak’ta eşlik eden Hüccetülislam Seyyid Muhammed Duai bu konuda şöyle diyor: Hac Mustafa Humeyni’nin şehadetinden sonra şah rejimine karşı faaliyetlerde artmıştı. Şah rejimi ise Cezayir anlaşması üzerinden Baas rejimine İmam’ın faaliyetlerini engellemesi için baskı yapıyordu. Baas rejimi de her geçen gün kısıtlamalarını arttırıyordu, ta ki bir gün beni çağırdılar ve resmen İmam’a mesaj yolladılar, şöyle ki “biz size saygı duyuyoruz, ama şah ile ilişkilerimiz yüzünden mazuruz ve sizden bizim şartlarımızı düşünmenizi ve şah rejimine karşı faaliyetleriniz aleni olmamasını istiyoruz.” dediler. Bu mesajı İmam’a arz ettiğimde, “bu daha yeni başlangıç, siz Baas rejimine söyleyin, ben böyle bir şeyi kabul etmem, ben İran’da bana inanarak mücadele eden ve şehit düşen insanlar varken, sessiz kalamam, eğer bunlar benim burada olmamı istemiyorsa, ben de başka yere gider, orada sözümü söylerim.” diye buyurdu.

Gerçi İmam Humeyni -ks- Irak’ta sürgün hayatı yaşıyordu, fakat salabet ve vakarını, Irak halkı ve hatta bazı din alimlerinin korktuğu Baas rejimine karşı koruyordu. Hatta zalim Baas rejimi din adamlarına her türlü açıklama yapmayı yasakladığı sıralarda İmam Humeyni -ks- dehşet Baas rejimini umursamadan kendi işini yapıyordu. Örneğin Ayetullah Hekim, Baas rejimine itiraz yüzünden Bağdat’ı terk etmek ve Küfe’ye gelmek zorunda kaldığında, Baas rejimi din adamlarının Ayetullah Hekim’le irtibat kurmasına mani oluyordu. Ancak İmam Humeyni -ks- Ayetullah Hekim’le ilişkisini ve irtibatını sürdüren tek alimdi.

Hüccetülislam Muhteşemipur bu konuda şöyle anlatıyor: Baas rejimi Ayetullah Hekim’in evine baskı düzenleyerek kendisiyle görüşenleri tutukluyordu. Bu yüzden Ayetullah Hekim rejime tepki olarak Küfe’ye geldi ve görüşmelerini da askıya aldı, öyle ki Şia aleminin büyük alimi ömrünün sonunu mazlumiyet ve gurbet içinde geçirdi. Necef alimleri Baas rejiminin öfkesine maruz kalmaktan korktukları için Ayetullah Hekim’le muaşeret etmekten kaçınıyordu, ancak İmam Humeyni -ks- aynı şecaat ve salabetle onu ziyarete gidiyordu ve her gün Hac Mustafa Humeyni’yi de Ayetullah Hekim’i ziyarete gönderiyordu.

Hüccetülislam Muhteşemipur ayrıca Hac Mustafa Humeyni’nin Ayetullah Hekim’le irtibat yüzünden tutuklanması ve İmam’ın Baas rejiminin bu hareketine karşı direnişi ve salabeti hakkında şöyle diyor:

Baas rejimi Hac Mustafa Humeyni’yi tutuklayarak Bağdat’a götürdü. Necef’te korku ve panik atmosferi hakim olmuştu. İnsanlar gruplar halinde İmam’ın huzuruna çıkıyor ve Baas rejiminden resmen Hac Mustafa’yı serbest bırakmasını istemesini talep ediyordu, zira herkes, zalim Baas rejimi Hac Mustafa’nın başına bir şeyler getirmesinden korkuyordu. Ancak İmam şöyle diyordu: Mücadele etmenin zorlukları ve acıları vardır. Eğer Mustafa’yı öldürseler bile, ben serbest bırakılmasını talep etmem.

Hac Mustafa bir hafta Bağdat’ta hapisteydi ve hiç kimse ondan haber alamıyordu.