Ekim 02, 2020 20:13 Europe/Istanbul

Her biri yüce Allah’ın özelliklerinden birine işaret eden Esma-ül Hüsnâ’dan bugün sizlerle kısaca, herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla hesabını iyi bilen, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen, onları hesaba çeken, kullarının hesabını en iyi gören اَلْحَس۪یبُ el-Hasîb ism-i şerifinin  Kur'an-ı Kerim’de geçen ayetlerdeki anlamını konuşacağız.

 

Esma-ül Hüsnâ’dan el-Hasîb Kur'an-ı Kerim’de dört kez geçmiştir. 3 kez Allah Teâlâ’nın mübarek isimleri olarak bir kez de hesap gününde insan hakkında zikredilmiştir. Hasîb bir az önce de belirttiğimiz gibi, her şeye kafi gelen, şerif ve her şeyin hesabını en iyi gören anlamındadır.

Bugün ayrıca Esma-ül Hüsnâ’nın genel özelliklerine de değinmek istiyoruz.

Daha önce de belirttiğimiz gibi yüce Allah Bakara suresinin 30. ayetinde insanın ilk yaratılışından itibaren kendi halifesi olduğunu belirterek şöyle diyor:

وَ إِذْ قالَ رَبُّکَ لِلْمَلئِکَةِ إِنّی جاعِلٌ فِى الأرْضِ خَلیفَةً قالُوا أَتَجْعَلُ فِیها مَنْ یفْسِدُ فِیها وَیسْفِکُ الدِّماءَ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِکَ وَنُقَدِّسُ لَکَ قالَ إِنّی أَعْلَمُ ما لا تَعْلَمُون

“Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz." demişler. Allah da, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" demişti.”

Ardından 31. Ayette de Esma-ül Hüsnâ ile ilgili bilgileri gündeme getirerek meleklere hitaben insanın Esma-ül Hüsnâ’nın gerçeği vasıtası ile yer yüzünde Allah’ın halifesi olma liyakatına sahip olduğunu belirterek şöyle buyuruyor:

وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْاَسْمَٓاءَ کُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلٰٓئِکَةِ فَقَالَ اَنْبِؤُ۫ن۪ی بِاَسْمَٓاءِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِنْ کُنْتُمْ صَادِق۪ینَ

 Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti. Sonra bunları meleklere gösterip "Sözünüzde doğru iseniz şunların isimlerini bana söyleyin" dedi.

Fakat, onların ilim ve marifeti, insanı Allah’ın halifeliği makamına ulaştıran bu isimler nelerdir? Aslında bu isimler varlık alem düzeninde, kelime değiller. Varlık dünyası Esma-ül Hüsnâ ile doludur. Bu ism-i şeriferin sayısı ve çeşitliliği bazı hadisler veya Cevşen-i Kebir gibi dualarda bine kadar zikredilmiştir ve her biri ise Allah’ın kemalat ve özelliklerinden birini anlatıyor. Bizler ise kendi hayatımızda, gerçek erdemliğe ulaşmamız için bu mübarek isimlere ihtiyacımız vardır, böylece onları kendi vücudumuzda somutlaştırarak Allah’ın yer yüzündeki halifesi olduğumuzu gerçekleştirebiliriz.

Yüce Allah’ın mükemmelliğinin göstergelerinden biri Hasîb ism-i şerifidir. Bu mübarek isim Kur'an-ı Kerim’de 4 kez geçiyor, 3’ü Esma-ül Hüsnâ olarak ve bir kez de hesap gününde insan hakkında. Hasîb ism-i şerif de diğer Esma-ül Hüsnâ gibi birkaç anlamı vardır. Bunlardan biri, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen, yeterlidir. Yani Hasîb olan yüce Allah insanın ihtiyaçlarının giderilmesi, zorlukların bertaraf edilmesi için yeterli ve kâfi olmasıdır.

Esma-ül Hüsnâ’dan bu ism-i şerifin erdemliğine ulaşan her kimse tüm ihtiyaçlarını sadece ve sadece yüce Allah’tan ister. Böyle birisi, tün dünya bile ona sırt çevirirse bile dehşete ve endişeye kapılmaz, nitekim Allah’tan başka tüm dünya ona kucak açsa da huzurlu olmaz.

Bu konuyu Kur'an-ı Kerim’de ispatlayan  ayetlerden mübarek Talak suresinin 3. ayetinin bir bölümünde şöyle okuyoruz:

وَمَنْ یَتَوَکَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ بَالِغُ اَمْرِه۪ۜ قَدْ جَعَلَ اللّٰهُ لِکُلِّ شَیْءٍ قَدْراً

... Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.

Ayrıca Âl-i İmran suresi 173. ayetinde de Hasîb olan Allah şöyle buyuruyor:

الَّذِینَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَکُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِیمَانًا وَقَالُوا حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَکِیلُ

Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, "İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun" dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" dediler.

Öyle ise Hasîb ism-i şerifi, gerçeği ancak ve ancak Allah hakkında düşünülebilen bir isimdir zira kâfi olmak demek, her şeyin varlığı, devamı ve kemalatı nihayete ermiş ve yeterli olması demektir.

Yeni doğan bir bebek için yüce Allah kâfidir zira annesini yaratmış, göğsüne süt oluşturmuş ve bebeğe de emme içgüdü ve yeteneği ile aracını vermiştir. Ayrıca anne yüreğinde sevgi ve şefkat yerleştirerek kendisini bebeğine adamasına sebep olmuştur.

Bu gerçeği anlamakla Zümer suresinin 36. ayeti daha iyi anlaşılır. Ayetin bir bölümünde şöyle okuyoruz:

أَلَیْسَ اللَّهُ بِکَافٍ عَبْدَهُ

Allah, kuluna yetmez mi? …

Hasîb ism-i şerifinin bir diğer anlamı ise herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla hesabını iyi bilen, onları hesaba çeken, kullarının hesabını en iyi görendir. Hasîb olan Allah, kulları hakkında en iyi, en mükemmel ve en dakik hesap yapandır ve kimse, hiçbir davranış, konuşma ve düşünceyi bile hesapsız bırakmaz. Hasîb olan Allah, kullarının hesabına bakan ve kimsenin hatta peygamberler ve meleklerin bile bu hesaba karışamadığıdır, zira Hasîb olan Allah’tan başka hiç kimse insanın sırları ve gizli olan özünden haberdar değildir.

İşte bu yüzden mümin insan, işlediği kötü amellerinden, içinden geçirdiği kötü düşüncelerden bile ancak ve ancak Allah’tan korkar. Nitekim Ahzâb suresinin 39. ayetinde şöyle okuyoruz:

اَلَّذ۪ینَ یُبَلِّغُونَ رِسَالَاتِ اللّٰهِ وَیَخْشَوْنَهُ وَلَا یَخْشَوْنَ اَحَداً اِلَّا اللّٰهَۜ وَکَفٰى بِاللّٰهِ حَس۪یباً

Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah'ın vahiylerini tebliğ eden, Allah'tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah, hesap görücü olarak yeter.

Kur'an-ı Kerim’de yüce Allah’ın kıyamet gününde kullarının hesabına baktığını anlatan bir çok ayet vardır. Örneğin mübarek Bakara suresi 284. ayetinde şöyle okuyoruz:

لَّهِ مَا فِی السَّمَاوَاتِ وَمَا فِی الْأَرْضِ ۗ وَإِنْ تُبْدُوا مَا فِی أَنْفُسِکُمْ أَوْ تُخْفُوهُ یُحَاسِبْکُمْ بِهِ اللَّه

Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

Ayrıca Enbiya suresi 47. ayeti kerimesinde de şöyle okuyoruz:

وَنَضَعُ الْمَوَازِینَ الْقِسْطَ لِیَوْمِ الْقِیَامَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَیْئًا وَ إِنْ کانَ مِثْقالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ أَتَیْنا بِها وَ کَفى بِنا حاسِبینَ

Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

Hasîb aynı zamanda insanın övündüğü şey, şeref ve kerem anlamındadır. Bu durumda insan hakkında kullanılan Hasîb ismi, çok cömert, şerif, kerim ve ahlaki faziletlere sahip demektir. fakat Allah hakkında ise yüce Allah’ın ulu özelliklerini içerir. Bu büyüklük ve ululuk ise mukaddes ilahi zatın mutlak özelliğidir.

Mümin insan ise bu güzel ism-i şerifin anlamının özünü kavramakla kendini tüm yaptıklarından sorumlu bilir. Hesaba çekilmeden kendi nefsini hesaba çeker, zira Hasîb olan Allah’ın, onun tüm hareketleri, davranışları, konuştukları ve düşünceleri nedeni ile hesaba çekeceğini bilir. 

Kulun bu ism-i şeriften nasibi ise Rasûlüllah’ın -saa- buyurduğu gibi

حَاسِبُوا أَنْفُسَکُمْ قَبْلَ أَنْ تُحَاسَبُوا وَ زِنُوهَا قَبْلَ أَنْ تُوزَنُوا وَ تَجَهَّزُوا لِلْعَرْضِ الْأَکْبَر

“Hesabınıza bakılmadan önce kendiniz kendi hesabınıza bakın ve ölçülmeden önce kendinizi ölçün ve kendinizi büyük dirilişe hazırlayın”dır.

İnsanın kendisi ve ya başkası tarafından hesaba çekilmesi, insanın gelecekte sorgulanacağını düşünerek her zaman tetikte olması ve bu yüzden davranışlar ve kararlarını doğru yapmasına sebep olur.

Her zaman davranışı, konuştukları ve hareketlerini değerlendiren ve yargılayan biri, bir nevi içi takva ve dindarlığa ulaşır ve sahip olduğu kabiliyet ve yeteneklerini, kabul gören değerler ve ilkeler doğrultusunda kullanmaya çalışırken yüce ve ulu değerlere zarar veren alanlardan uzak durmaya ve sakınmaya çalışır. Nitekim yüce Allah Maide suresinin 4. ayetinin sonunda şöyle buyuruyor:

وَاتَّقُوا اللَّـهَ إِنَّ اللَّـهَ سَرِیعُ الْحِسَابِ

… Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.

 

Resul-i Ekrem’den -saa- aktarılan nebevi bir hadiste şöyle anlatılıyor: “Kıyamet gelince yüce Allah benim ümmetten bir kabileye iki kanat verir ve iki kanatla hızla kendi kabirlerinden cennete uçacaklar, cennete yerleşecekler ve istedikleri her nimetten yararlanacaklar. Melekler onlara yaptıklarının hesabını, sırat ve cehennemi gördünüz mü? Yani kıyametin aşamalarını nasıl geçirerek cennete girdiniz? diye sorarlar. Onlar şöyle cevap verir: “Biz bir şey görmedik. Yani bizden hesap sorulmadı ve sorgusuz geldik.”

Melekler sorar: siz hangi kabiledensiniz? Hangi peygamberin ümmetinden? Onlar şöyle cevap verir: Biz Muhammed’in -saa- ümmetiyiz.

Melekler yine sorar: Bu makama ulaşmak için dünyada ne yaptınız? Onlar şöyle cevap verir: “Bizim iki özelliğimiz vardı ve Allah fazl ve rahmeti ile bizleri bu makama getirdi. Birinci özelliğimiz, yalnızken günah işlemedik yani gizli veya açık bizim için fark etmezdi, halk arasında günah işlememeye özen gösterdiğimiz gibi gizli ve yalnızken de günah işlemiyorduk. İkincisi ise teslimiyet ve Rıza makamına ulaşabildik. Yani kısmetimiz neyse ona razıydık.”  Bu yüzden melekler “Böyle bir makama ulaşmayı hak etmişsiniz” derler.

Değerli dinleyiciler bugünkü sohbetimizin de sonuna geldik. Fakat her sohbetimizde olduğu gibi sizlerle vedalaşmadan, ellerimizi semaya açarak yüce Allah’a yalvarıyor ve şöyle diyoruz:

Allah’ım! Kim sana dayanır ve sana güvenirse, ona yetersin; sen en hızlı Hasîb’sin ve kim seni çağırırsa onun feryadına ulaşırsın. Allah’ım! Bizi “Hasîb” ism-i şerifinle onurlandır, böylece diriliş günü gelmeden amellerimizin hesabını yapıp, nefsimizi vecibelere uymaya ve haramlardan uzak durmaya mecbur kılalım ve o korkunç hesap gününde hiçbir hesap kitap yapılmadan senin Rıdvan cennetine ayak basalım. Amin. /012