Ekim 02, 2020 20:16 Europe/Istanbul

Her biri yüce Allah’ın özelliklerinden birine işaret eden Esma-ül Hüsnâ’dan bugün sizlerle kısaca, keremi, lütuf ve ihsânı bol, her türlü fazilete sahip olan, çok ikram eden, kullarının günahlarından geçen اَلْکَر۪یمُ el-Kerîm ism-i şerifi hakkında konuşacağız. Birlikte dinleyelim.

Hatırlanacağı üzere geçen sohbetimizde sizlerle Esma-ül Hüsnâ’dan Celil ism-i şerifini ele aldık ve Rahman suresinin 27. Ayeti kerimesine وَ یبْقى‌ وَجْهُ رَبِّکَ ذُو الْجَلالِ وَ الْإِکْرامِ, “Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.” Değinerek, Allah’ın fazl ve “ikram”ının büyüklüğü ve “celali” ile bir arada olmasının, bize Allah’ın kullarına göre büyüklüğü ve faziletinin, azamet ve celali nedeni ile sonsuz olduğunu belirtti.


Yüce Allah kendi ikramı ile, bizzat kerem ve bağışlama sahibi olduğu gerçeğine dikkat çekiyor. Allah’ın en büyük keremi ise insanı yoktan var etmesidir ve bunu yapan Allah ise insanı azamet ve celale de eriştirebilir. Şimdi bugün tüm hayırlar, faziletler, sevilen işlerin toplumu olan ve bir nevi Celil ism-i şerifin mükemmeli olan Esma-ül Hüsnâ’dan Kerim’i ele almak istiyoruz. Bu ism-i şerif Kur'an-ı Kerim’de 26 kez geçerken çeşitli işlevleri var ve iki kez de Esma-ül Hüsnâ olarak zikredilmiştir.
Kerim, kelime anlamı itibarı ile cömert ve bonkör anlamında olan, başkalarının küfür etmesi veya teşekkür etmemesinin onun kereminde etkili olamayan “kerem” kökünden türetilmiştir. Kerim, kime isterse hiçbir talep olmadan bile verir ve verdiklerini başa kakmaz. Kerim ayrıca başkalarını bağışlamanın kendisi için çok kolay olandır. Öyle ki sadece bağışlamakla kalmaz hatta başkalarının kötülüklerine karşı iyilik de yapar.

Rivayette anlatıldığı üzere adamın biri Rasûlüllah’ın nezdine gelerek, “Ya Rasûlüllah, kıyamette benim hesabımı kim görecektir?” diye sorar. Bunun üzerine Allah resulü -saa- “bizzat Allah’ın kendisi” buyurunca adam şöyle cevap verdi: şimdi rahatladım.
Ardından kalkarak gitti. Resul-i Ekrem sahabeye dönerek, “bu adam konunun gerçeğini anlamıştır” diye buyurdu. Sahabe kalkarak adamın peşinden gidip adama, “neden Rasûlüllah kulların hesabını Allah’ın göreceğini söyleyince rahatladığını söyledin?” sordular. Adam şöyle cevap verdi: اَلکَریمُ اِذا قَدَر عَفا  kerim olan kimse, intikam alma fırsatı bulunca, bağışlar ve affeder.
Emir el-Mu'minin hz. Ali -as- da günahları bağışlamanın Allah’ın ism-i şeriflerinden kerim’in özelliklerinden olduğunu belirtiyor. Bu yüzden İlahiyat duası olarak bilinen münacatında yüce Allah’a hitaben şöyle buyuruyor:
إِلهی ... لَو لا ما عَرَفتُ مِن کَرَمِکَ ما رَجَوتُ ثَوابَکَ، و أَنتَ أَکرَمُ الأَکرَمینَ بِتَحقیقِ آمالِ الآمِلینَ، و أَرحَمُ مَنِ استُرحِمَ فِی تَجاوزِهِ عَنِ المُذنِبینَ
Allah'ım! … eğer senin keremini bilmeseydimü senin mükafatına umut bağlamazdım ve sen arzu edenlerin arzularını yerine getirmek için kerimlerin en kerimisin ve günahları affetmede kendisinden rahmet dileyenlerin en merhametlilerisin.
Esma-ül Hüsnâ'dan Kerim ism-i şerifi, aynı zamanda iyi ve şerif anlamındadır; öyle ki yüce Allah Mü'minûn suresinin 116. ayetinde kendi arşı için Kerim özelliği ve sıfatını kullanarak şöyle buyuruyor:
فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِکُ الْحَقُّۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ رَبُّ الْعَرْشِ الْکَر۪یمِ
Yücedir her şeye sahip ve mutasarrıf olan gerçek Allah, yoktur ondan başka tapacak, güzelim arşın de sahibidir.
Kur'an-ı Kerim yorumcuları "İlahi arş" için Kerim ism-i şerifinin kullanılması hakkında bu ismin aslında şerif, çok faydalı ve iyi anlamında olduğunu, ilahi arşın ise yüce Allah'ın gücünü yansıttığı için, arşının da faydalı ve iyi olması gerektiğini belirtiyorlar.
Bu arada Arap kültüründe bir şey veya bir insanın "faydasız" olduğunu açıklamak için ona "لاکرامة فیه" yani "onda hiç keramet ve fayda yoktur" denilir. Nitekim Vâkı'a suresinin 42-44 ayetlerinde de Allah'a küfreden ve maad gününün inkar edenler olan " اَصْحَابُ الشِّمَالِۙ" yani Amel defteri solundan verilenlerin acı cezaları hakkında " لَا کَرِیمٍ" yani "faydasız" ibaresi kullanılır.  Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'in bu ayetlerinde şöyle buyuruyor:
ف۪ی سَمُومٍ وَحَم۪یمٍۙ/ وَظِلٍّ مِنْ یَحْمُومٍۙ / لَا بَارِدٍ وَلَا کَر۪یمٍ
Onlar, iliklere işleyen zehirli, kavurucu bir ateş ve son derece kaynar sular içindedirler. / Kapkara bir dumanın gölgesindedirler./ Bir gölge ki, ne serinlik verir, ne bir hayrı dokunur.
Kerim ism-i şerifinin en bariz anlamlarından biri, şerif ve nefistir. Bu anlam Kur'an-ı Kerim'in Vâkı'a suresinin 77. ayetinde şöyle geçiyor:
اِنَّهُ لَقُرْاٰنٌ کَر۪یمٌۙ
Şüphe yok ki bu, pek güzel ve şerefli Kur'an'dır.
Bu ayete göre Kur'an-ı Kerim mutlak sureti ile kerim, şerif, saygın ve değerlidir. Tüm hayırlar ve faziletlerin bir yerde toplandığı bu şerif kitap, insanın dünya ve ahiret saadetini garantileyen kurallar ve ilkeleri içeriyor ve insanlara büyük faydalar sağlıyor, öyle bir fayda ki başka hiçbir fayda ile kıyaslanamaz. Bu yüzden hem Kur'an'ı söyleyen, hem bizzat Kur'an-ın kendisi ve de getireni yani Resulullah'ın -saa- kerim olduğu anlaşılır.
Esma-ül Hüsnâ’dan Kerim ile birlikte geçen bir diğer ism-i şerif, Rızık’tır. Rızk aslında sürekli bağışlama ve ihsanda bulunmak anlamındadır ve günlük konuşmalar ve deyimlerde canlıların hayatını devam etmesini sağlayan her şeye denir. Sübhan Allah Sebe' suresinin 4. ayetinde şöyle buyuruyor:
فَالَّذِینَ ءَامَنُوا وَ عَمِلُوا الصالِحَاتِ لهَم مَّغْفِرَةٌ وَ رِزْقٌ کَرِیمٌ
Allah'ın, iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır.
Mübarek Kerim isminin değerli ve şerif olan her türlü varlık anlamında olduğundan kerim rızık ise, muttaki ve salih kadın ve erkeklerin müjdelendiği ilahi mükafat olan cennet gibi geniş anlamı olabilir. Allah Teâla Enfal suresinin  74. ayetinde mücahitler, muhacirler ve ensara kerim rızık vaadinde bulunarak şöyle buyuruyor: 
وَالَّذِینَ آمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِی سَبِیلِ اللَّهِ وَالَّذِینَ آوَوْا وَنَصَرُوا أُولَئِکَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَ رِزْقٌ کَرِیمٌ
İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü'minlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.
Bu sebepten dolayı Kur'an-i Kerim müfessirleri cennetin tüm maddi ve manevi nimetleri ile Esma-ül Hüsnâ'dan kerim ism-i şerifte bir arada toplandığını düşünüyorlar.
Kerim ism-i şerifi diğer Esma-ül Hüsnâ gibi yüce Allah'ın kemalatının bir diğer cilvesidir ve her insan kendi hayatında gerçek kemale ulaşmak için bu isme ihtiyacı vardır, böylece kendinde tecelli ettirerek Allah'ın yer yüzündeki hilafetini gerçekleştirebilir. 
Kerim ism-i şerifi, İlahi muhibetlerin kullara verilmenin mecralarından biridir. Bu yüzden Kerim ism-i şerifi ile tanınmak isteyen kimse, bolca bağışta bulunması, öyle ki başkalarını kendine tercih etmelidir, hatta eğer kendisi çok muhtaç olsa bile. 
Kerim olan kimse halkın maddi ve manevi sorunlarını bilmeli ve kendisinden her hangi bir talepte bulunulmadan onların sorunlarını bertaraf etmelidir.
Gorre-ul hekem ve Dorr-ul Kelam kitabında İmam Ali'den -as- aktarıldığına göre kerim olan insan iyi amelde bulunur, halka hizmet eder ve bunu kendi görevi bilir. 
Adamın biri İmam Hasan Mucteba'dan -as- "keramet nedir?" diye sorar. İmam şöyle buyurur: Keramet demek, senden bir talepte bulunmadan halkın sorunlarını imkan olduğu kadar çözmektir." 
Ayrıca bir rivayette, الْکَرِیمُ‏ یَتَغَافَلُ‏ وَ یَنْخَدِع‏ "Kerim olan insan başkalarının hatalarını görmezden gelir ve onları yüzüne vurmaz" şeklinde deniyor. Hadiste geçen تَغَافَل demek, insanın bir konuyu bilmesine rağmen maslahat icabı kendini olaydan habersiz göstermesi ve karşı tarafın kendisinin habersiz olduğunu düşünmesini sağlamaktır.
Allah'a şükretmek ve şakir olmak, kerim olan insanın özelliklerindendir. Böyle bir insan kendisine görünüşte küçük bir şey verildiğinde bile yine Allah'a şükreder. Emir el-Müminin hz. Ali -as- bu konuda şöyle buyuruyor:
الْکَرِیمُ‏ یَشْکُرُ الْقَلِیلَ وَ اللَّئِیمُ یُکَفِّرُ الْجَزِیل
Keramet sahibi insan küçük şeye de şükreder ve alçak insan bol nimete rağmen yine küfran eder, öyle ise daima şükretmek, kerim insanın belirtilerindendir.
Tabi ki tüm bunlar kerim olan insanın sadece bazı özellikleridir. Zira belirttiğimiz üzre kerim demek, tüm ahlaki özellikler ve iyi ve seçkin faziletlere sahip olmak ve her türlü alçaklık ve ihanet ve kötülüklerden uzak olmak demektir.
Değerli dinleyiciler bu hafta da bizlere ayrılan sürenin sonuna geldik. Sizlerle Emir el-Müminin hz. Ali'ye -as- nispet verilen Mübahele duasından bir bölümle vedalaşıyoruz:
یا کَریمُ بِکَرَمِکَ تَعَرَّضتُ ، وبِهِ تَمَسَّکتُ ، وعَلَیهِ تَوَکَّلتُ وَاعتَمَدتُ ، فَأَکرِمنی بِکَرامَتِکَ ، وأَنزِل عَلَیَّ رَحمَتَکَ و بَرَکاتِکَ ، وقَرِّبنی مِن جِوارِکَ ، وأَلبِسنی مِن مَهابَتِکَ وبَهائِکَ ، وأَنِلنی مِن رَحمَتِکَ وجَزیلِ عَطائِکَ
Ey Kerim! Kendimi senin keremine maruz bırakıyorum ve ona sıkıca sarılıyorum, ve ona tevekkül ediyor ve dayanıyorum. Öyle ise keremin hakkına, beni saygın kıl, ve rahmet ve bereketlerini bana indir, ve beni kendine yakınlaştır, ve beni kendi heybet ve celalinle giydir, ve bolca rahmet ve cömertliğinden bana bağışla./012