Eylül 12, 2022 08:27 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Yeniasya: Uyuşturucu kullanım yaşı düşüyor

Yeniçağ:

Devlet Bahçeli Erdoğan'a oy istemek için miting yaptı. Anket şirketlerine tepki gösterdi

Cumhuriyet:

TKK marketlerinde emirle fiyatı düşen ürünlere yeniden zam geldi

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Mehmet Kara 11 Eylül tarihli Yeniasya gazetesinde, "Mesele HDP’ye bakanlık verilmesi mi?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Cumhur İttifakı 6’lı Masa’yı dağıtabilmek için elinden ne geliyorsa yapıyor. İlk tur görüşmelerini tamamlayan 6’lı Masa Meclis’in açılışından bir gün sonra ikinci tur görüşmelere CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde başlayacak. Kurulan komisyonlar çalışmalarını büyük oranda tamamlayıp genel başkanlara sundu."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

...***

Altılı masa CHP, İYİ Parti, DP, SP, DEVA ve Gelecek Partisinden oluşmasına rağmen ilk günden beri “masanın altında başka parti var” deniyordu. Ancak bunun olmadığı görülmesine rağmen ısrarla HDP’nin de olduğu söylenegeldi. 

Son günlerde CHP’li Gürsel Tekin’in bir canlı yayında “İktidar olursanız HDP’ye bakanlık verecek misiniz?” sorusuna “Elbette HDP’ye bakanlık verilebilir” demesi Cumhur İttifakı ve destekçilerinin eline koz oldu.  

Bu cümle siyasetin gündeminde, açık oturumlarda günlerdir tartışılıyor. Her ortamda 6’lı Masa’yı oluşturan partilerin genel başkanlarına, yardımcıları soruluyor. Genel başkanlar 6 defa yapılan 6’lı masa toplantılarında böyle bir şey olmadığını, bunu söyleyenlerin kendi şahsi görüşleri olduğunu söylese de bir takım kimseler mal bulmuş mağribi gibi bu sözün üzerinde tepiniyor. 

Fazla yoruma girmeden durum tespiti yapalım. Başta şunu söyleyelim: HDP terör ile arasına mesafe koymalıdır. Nokta. 

HDP, 56 milletvekili ile Meclis’te temsil edilen AKP ve CHP’den sonra üçüncü parti konumunda.   

TBMM Başkanı adına Genel Kurul görüşmelerini yöneten ve yönettiği oturumlarla ilgili tutanak dergisi ile tutanak özetinin düzenlenmesini sağlayan 4 Meclis Başvekilinden birisi HDP’li Nimetullah Erdoğmuş. Ayrıca Meclis komisyonlarının tamamında temsil ediliyor.  

Şu ana kadar da ne HDP’li Başkanvekili Meclis’i yönetirken hiçbir parti ne Meclis oturumunu terk etti, ne de hiçbir parti komisyon toplantılarından çıkmadı. 

Öncelikle HDP’ye Bakanlık verilmesi için ittifak yapılması gerekiyor. Böyle bir durum da yok. Kaldı ki, HDP’nin başını çektiği 6-7 parti üçüncü bir ittifakta son aşamaya gelindi, bu ay içinde “yol haritaları” açıklanacak. 

Başka bir konu da 2015 yılında AKP tek başına hükümet kuramayınca, partiler arasında görüşmeler başlattı. Bir hükümet kurulamayınca da “seçim hükümeti” kuruldu. Anayasa uyarınca TBMM Başkanlığı, partilerin milletvekili sayılarına göre seçim hükûmetindeki kontenjanlarını hesapladı. Buna göre, bağımsız olması gereken 3 bakan haricinde AKP 11, CHP 5, MHP ve HDP’ye üçer bakanlık düştü.  

CHP ve MHP bakanlıkları reddetti. MHP’li Tuğrul Türkeş bakanlık teklifini kabul etti, (sonra partisinden ihraç edildi ve AKP milletvekili oldu.) HDP’den bir milletvekili de bakanlık teklifini kabul etmedi. AKP hükümetinde HDP’li iki milletvekili Avrupa Birliği Bakanı ve Kalkınma Bakanı oldu. Bakanlar Kurulu listesini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 28.8.2015 tarihinde imzaladı. Ve seçime gidildi.  

Seçimlere yakın Cumhur İttifakından HDP’ye bir ittifak değil ama desteği istenirse hiç şaşırmamak gerekiyor.

...***

Orhan Uğuroğlu 11 Eylül tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Çanakçı; İktidar piyasaları öldürdü"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Ekonomist olduğunu söyleyen AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dedi ki; - "Şu anda gerek Avrupa'dan gerek dünyanın değişik yerlerinden Türkiye'de yatırım için kapımızı çalanlar var. Tabii hassasiyetleri sebebiyle bu firmaların kimler olduğu konusuna girmeyeceğim ancak şu an itibarıyla toplamda 20 milyar dolar gibi Türkiye'de yatırım yapma konumunda olan firmalar var. Bu rakam daha da yükselecek, öyle gözüküyor.""diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Erdoğan'a soruyorum; Bu hassasiyetleri neden? Türkiye'de yatırım yapacak firmaları gururla neden açıklamıyorsunuz?

Ekonomist Erdoğan sözlerine devam ediyor:

- "Şu anda mali noktada dışarıdan parasını Türkiye'de park eden firmalar da başladı.

Onlardan borçlanmamız Merkez Bankası olarak güçlenmemize neden oluyor. Bir diğer taraftan da özellikle ihracatta malum öyle ürünler var ki bunlar ithale dayalı, bu ürünlerde de dövize ihtiyacınız var, bunları da bu yolla karşılamış oluyoruz." Ekonomist Erdoğan bu borçlanmayı gururla açıkladı ama bu durumu gerçek bir ekonomiste sormak istedim. Önce DEVA Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Çanakçı'nın kısa özgeçmişini vereyim.

- 1986; Devlet Planlama Teşkilatı'nda uzman yardımcısı olarak göreve başladı. 1992 yılında uzman oldu.

- 1989-1991 yılları arasında ABD'de Michigan State Üniversitesinden Ekonomi konusunda yüksek lisans derecesi aldı.

- Mayıs 1994 - Aralık 2000 döneminde Devlet Planlama Teşkilatı'nda Konjonktür Dairesi Başkanlığı görevini yürüttü.

- Aralık 2000'de atandığı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nda 10 Aralık 2002'ye kadar Ekonomik Değerlendirmeler Dairesi Başkanı olarak görev yaptı.

- 11 Aralık 2002 tarihinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu İkinci Başkanı olarak atandı.

- 5 Mayıs 2003 tarihinde ise Hazine Müsteşarlığı görevine başladı.

- 17 Temmuz 2014 tarihinde IMF'de icra direktörü olarak görevlendirildi. Ağustos 2014'te Hazine Müsteşarlığından ayrıldı.

- 1 Kasım 2014 tarihi itibarıyla IMF'deki görevine başladı.

- Türkiye, Beyaz Rusya, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Kosova, Slovak Cumhuriyeti ve Slovenya'dan oluşan grubu temsilen 2 yıllık bir süre için Türkiye'nin üstlendiği icra direktörlüğü görevini yürüttü…

Sözde değil özde ekonomist olan Çanakçı'ya sordum:

- Parasını Türkiye'ye park eden firmalardan borçlanma ile merkez bankasının güçlenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çanakçı dedi ki;

- "Borçlanma Merkez Bankasını güçlendirmez zayıf olduğunu gösterir.

Borçlanma Merkez Bankasının net rezervini değiştirmez.

Merkez Bankasının net rezervi ciddi biçimde eksi olmaya devam ediyor. İktidar piyasaları öldürdü.

Piyasalardan borçlanamayınca diğer ülkelerden borçlanma zorunda kaldı. Dış borçlanmanın hiçbir türü iyi değildir. Ancak en kötü ve sıkıntılı olan dış borçlanma ülkelerin hükümetleri arasındaki borçlanmadır. Bu borçların hangi koşullar ve şartlar çerçevesinde sağlandığı bilinmiyor. Bu tür dış borçlanmalar dış politikada bağımsızlığı ve esnekliği yok eder."

Nas var ama çifte kavrulmuş faiz sistemi bekledikleri gibi artmadı.

...***

Orhan dede 11 Eylül tarihli Yenimesaj gazetesinde, " Erdoğan yine dejavu yaşatacak!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Fransızca kökenli bir kelime olan 'dejavu' bir olayı daha önce yaşamış olma duygusunu ifade ediyor. Son 20 yıldır Türkiye siyasetinin kokpitinde ülkemizin gidişatında tek söz sahibi olan AKP hükümetleri döneminde dejavu diye niteleyeceğimiz sayısız olay yaşadık."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Geçen yıl ABD'nin 24 Nisan 1915 olaylarını soykırım olarak tanıması üzerine Haziran 2021'de Brüksel'de düzenlenen NATO Liderler Zirvesi'nde konuyu ABD Başkanı Joe Biden'a açacağını söyleyen, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Brüksel dönüşü gazeteciler, sözde soykırımı tanıma konusu gündeme geldi mi diye sorduğunda 'hamdolsun gündeme gelmedi' demiş ve bu sözü nedeniyle günlerce eleştirilere muhatap olmuştu.

Yazımın başlığını 'Erdoğan yine dejavu yaşatacak' diye atmamın sebebine gelirsek, Cumhurbaşkanı Erdoğan üç günlük Bosna-Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan'ı kapsayan Balkan turunun ardından dönüş yolunda uçakta gazetecilerin sorularına yanıt verdi.

ABD'nin Türk F-16 savaş uçaklarına S-300'lerle radar kilidi atan Yunanistan'a sesinin çıkmadığına dikkatleri çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Biden'la bu konuyu konuşacağını açıkladı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burnumuzun dibindeki adaları anlaşmalarla getirilen gayri askeri statü hilafına silahlandırmaya devam ediyorlar. Aynı zamanda tabii üsler kurulması olayı var. Bunun başını da malum Amerika çekiyor. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na gittiğimizde Sayın Başkan'la orada bir görüşme fırsatı bulursak Amerika'nın bu noktada attığı adımlar da dile gelecektir, bu konuları da konuşacağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu sözleri üzerine keşke sevinebilecek kadar saf olsaydık.

Benden söylemesi, 26 Eylül'de sona erecek BM Genel Kurulu sonrasında dönüş yolunca Cumhurbaşkanı Erdoğan'a uçakta gazeteciler, 'S-300 konusu gündeme geldi mi' diye sorabilirlerse, 'hamdolsun gelmedi' yanıtı alırsak sakın ama sakın şaşırmayın.