Eylül 20, 2022 08:19 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Bütçesinden faize yapılan ödeme 1 trilyon 543 milyar lira oldu

Karar:

Borsada devre kesici: Dolar/TL yıl içi zirvesini yeniledi

Yeniasya:

İşçiyi asgarî ücrete mahkûm etmek istiyorlar

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Remzi Özdemir 19 Eylül tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Avrupa'nın ucuzu olmak!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

...***

"10 gündür Ege'de çeşitli bölgelerde tatildeydim. Fiyatlar ve okulların açılması yerli turist sayısını parmakla sayılacak kadar azaltmış. Zaten sezon boyunca gelen yerli turistlerin yaş ortalaması 30 civarı. Yabancı turist yaş ortalaması 60 ve üstü. Halen tesisler yabancı turistlerle dolu. Ancak bunların tamamı dediğim gibi 60 yaş ve üstü turistler."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Fethiye'de 5 yıldızlı otellerde Avrupa'nın gariban yaşlıları tatil yapıyor. Asgari ücretli Türk çocukları Avrupa'nın bu gariban (!) yaşlılarına hizmet etmek için adeta yarışıyorlar.

Adamlar kendi ülkelerinde bile görmedikleri rağbet ve alakayı burada görüyorlar. Günlüğü 30-35 Euro karşılığı uçak dahil geliyor ve adeta krallar gibi karşılanıyor. Havalimanından özel klimalı araçlarla alınıp otele getiriliyor.

Burada en iyi şekilde ağırlanıyor. Bunun karşılığında Almanya'da karı koca içecekleri bir kahvenin parasını bu tesislere verip keyif çatıyorlar.

Aklıma hemen Clint Eastwood'un oynadığı, yönetmenliğini Sergio Leone'nun yaptığı o müthiş film geldi:

Bir avuç dolar! Ancak bizimki biraz daha dramatik.

Bizimki olsa olsa İstanbul'da yaşayanlar bilir, Aksaray'da UFİ mağazası vardı. Açılımı; Ucuz Fakat İyi.

İşte bizimki resmen UFİ!

Kış ve yaşlı turizmine aslında sadece Türkiye değil başka ülkelerde başlamış. Mısır, Tunus ve Fas ile daha az miktarda olmakla berber İspanya için hazırladıkları ucuz fiyatlı uzun süre konaklamalı programları satışa sunuldu.

Örneğin İspanya bir otel uçak dahil yarım pansiyon 42 gecelik konaklama için 1.649 (Günlük 39) Euro fiyat veriyor. Türkiye'de ise bu fiyat ful pansiyon 600 Euro. Yani gecelik 27 Euro'ya geliyor. Türkiye katma değeri düşük turizm ile kalkınmaya çalışıyor. Tıpkı ihracatta olduğu gibi. İhracatta Avrupa'nın fasonculuğu yapan Türkiye'nin ihracatı 250 milyar doları geçmiyor. Don-çorap satarak nereye kadar ihracatını arttırabilirsin ki?

İşte turizmde de aynı sorun var. Avrupa'nın yaşlı ve alt sınıf gelir grubuna dahil kişiler Türkiye'ye tatile geliyor. 

2 kahve parasına üç öğün sınırsız yemek ve krallar gibi muameleyi kendi ülkesinde görüyor mu ki?

Sonra turizmde rekor kırdık diye açıklamalar yapılıyor. Bakan Mehmet Ersoy, geceleme başına gelirin 62 dolardan 83-84 dolara yükseldiğini söylerken Merkez Bankası'nın açıkladığı yılın 2. Çeyrek (Ocak-Haziran) Ödemeler Dengesi Raporu'nda kişi başına turizm gelirinin 705 dolardan 660 dolara gerileyerek 45 dolar düştüğü belirtiliyor.

Yani rakamlar Türkiye'nin katma değeri düşük turizm faaliyetini gösteriyor. Hani diyorlar ya yaparsa AKP yapar! Gerçekten doğru.

Türk emeklisinin önünden bile geçemediği tatil köylerinde Avrupalının düşük gelirli emeklisi ülkemizde Kral Faruk'un torunu gibi tatil yapıyor.

...***

Aziz Karaca, 19 Eylül tarihli Yenimesaj gazetesinde, "Ahlakın da ahlakını bozdular"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Eskiden, bir kişi ile ilgili, hele hele yönetici katından birisi ile ilgili genel ahlaka muğayir bir iddia ortaya atıldığı zaman hiç olmazsa yüzü kızarır, hiç olmazsa üç-beş gün ortalarda görünmezdi. Rüşvet aldığı rüşvet verdiği, rüşvet vererek bir makama oturduğu, o makamı kullanarak astronomik kazançlar elde ettiği ortaya çıksaydı, dört bir yana yayılsaydı artık kolay kolay toplum içine çıkamazdı. Şimdilerde o hassasiyetten bir eser kalmamış gibi."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Ahlakın da ahlakını bozmuşlar, bu tür ahlaksızlıkları yadırgama ahlakı da kalmamış gibi.

Eskiden, Pazardan öte-beri alıp evine dönen duyarlı insanlar, olabilir ki, komşulardan alamayanlar vardır diye aldıklarını mümkün mertebe çantasına, filesine saklayarak sokaktan geçer evine girerdi.

Şimdilerde açlık sınırının çok çok altında bir gelirle kıt kanaat geçinmeye çalışan milyonların gözüne baka baka, gerek kılık kıyafetinde, gerekse kullandığı araç-gereçlerde aşırı lüksten, israftan ve baş döndürücü konfordan asla vaz geçmiyorlar.

Ahlakın da ahlakını bozmuşlar. Eskiden, yönetici takımından her hangi birinin toplum huzurunda söylediği her hangi bir konu uzmanlarınca ve belgelerle yalanlandığı zaman, hiç vakit kaybetmeden çıkar özür dilerdi, yanıldığı, yanlış yaptığını itiraf ederdi. Şimdilerde bu ahlaki davranıştan zerre kadar eser kalmamış gibi. Eskiden, Gücünden dolayı haksızın ve haksızlığın yanında olanlar, onları savunmak için kılı kırk yaranlar ve kırk dereden su taşıyanlar, toplumda muteber sayılmaz, toplumda yer bulamazdı. Şimdilerde, tam tersi bir vaziyet söz konusu; zalimi ve zulmü alkışlayanlar ne yazık ki birçok kesimden alkış alıyorlar.

Ahlakın da ahlakını bozmuşlar ne yazık ki. Eskiden, yanılarak, kazara ezilenin, haksızlığa uğrayanın, mazlumların, hakları gasp edildiği için yoksul düşenlerin alyhinde bir söz edenler, derhal tevbe eder, pişmanlıklarını ifade ederlerdi. Şimdilerde, zalimlerin gönlünü almak için mazlumların âhını almayı tercih edenler çoğunlukta. Eskiden, yetimin, yoksulun haklarını çalanlar, kamu malına bin bir çeşit numara ile çökenler, halkın gözüne baka baka yüz binlerle ifade edilen maaşları cebe indirenler, toplum nezdinde sevilmez, sayılmaz ve yüzlerine bakılmazdı. Şimdilerde el üstünde dolaşıyorlar. Hâsılı kelam, ahlakın da ahlakını bozmuşlar.

...***

Zeki Ceyhan 19 Eylül tarihli Milli gazetede, "“Sahip” Belli Oldu!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Ülkemizde yıllardır “FETÖ’nün siyasi ayağı kim” tartışması yapılır durur! Muhalefete FETÖ’nün siyasi ayağı iktidar partisidir! FETÖ’nün siyasi ayağı muhalefettir! Daha doğrusu muhalefet partileridir. İktidarın başı ne zaman sıkışsa hemen icraatlarına karşı çıkan muhalefeti FETÖ’nün organize ettiğini ileri sürmeye başlarlar!"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Son olarak iktidar partisi sözcülerine “6’lı masa” diye bilinen muhalefet çalışmalarının “7. ortağının PKK, 8. ortağının ise FETÖ” olduğunun halka iyi anlatılması talimatının verildiğini biliyoruz.Evet, herkes birbirini FETÖ’nün siyasi ayağı olmakla suçlarken, bir açıklama yaparak konuya yepyeni bir boyut kazandırmış bulunuyor.

Açıklamasında Amerika’daki mal varlığını ilan ediyor.Ve diyor ki: Amerika’da bir tek malım var, FETÖ’nün siyasi ayağı kim diye merak edip dururken FETÖ’nün sahibinin kim olduğunu soruyoruz.

FETÖ’nün sahibinin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olduğunu duyunca zira Soylu’nun “dikkatleri çekici” açıklamalarına alışık. Bazen konuları biraz abartır ama her konuyu abarttığını da iddia edemeyiz.Yani “Amerika’da bir tek malım var, diyorsa “hayır senin böyle bir malın yok” diyebilecek bilgi ve belgeye sahip değiliz.

Yani bu beyan bizim açımızdan muteberdir.“İnanmaktan” başka çaremiz yok! Bizden başka “inanan” bilemiyoruz! Özellikle de yargı çevrelerinden böyle bir beyanı nazar alan bunu hiç bilemiyoruz! FETÖ’nün siyasi ayağını henüz net olarak öğrenememiş olsak da FETÖ’nün sahibini artık biliyoruz. Bu arada Soylu’nun adeta hasmı gibi konuşan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın açıklamalarını yabana atmamak gerekir diyoruz. Soylu’nun yeni parti kurma hazırlığı içinde olduğunu ve Amerika ile bu konuda görüşmeler yaptığını iddia ediyor.Bunu nereden yine bilemiyoruz!