İran basınından seçmeler
İran basınından ele alacağımız ilk gazete Keyhan gazetesi.
Keyhan gazetesinde İslam İnkılabı Rehberi'nin Hac mesajının dünya medyası ve siyaset çevresinde yankılarının devam etmesi, Irak ordusu ve gönüllü halk birliklerinin ülkenin Batısında sürdürdüğü operasyonlarda onlarca teröristin helak edilmesi, Türkiye savaş uçaklarının Kuzey Irak'ta PKK mevzilerini hedef alması gibi haberlere yer verilirken, Suud rejiminin Hac organizasyonunu yönetmedeki kifayetsizliğine dair Tayland'lı düşünürün değerlendirmesini konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Tayland'lı düşünür Charlan Malulim Al-ı Suud rejiminin siyasetleri ve Hac organizasyonunu yönetmedeki kifayetsizliğini eleştirdiği açıklamasında, Suud rejiminin bölgede yanlış politikalarını devam ettirmesi durumunda, Müslümanların bu ülkeye yöneik bakışları değişeceğini ifade etti.
İran'ın dış siyasetlerinde, bölge ve dünyada barış ve istikrardan yana olduğunu gösterdiğini kaydedne Tayland'lı düşünür, suud rejiminin bazı ülkelere yönelik hasmane politikalarının Müslümanların Suud hanedanına yönelik hoşnutsuzluğunu beraberinde getirdiğini söyledi.
Geçen sene Al-ı Suud'un kifayetsizliği sonucu binlerce hacının hayatını kaybettiği Mina faciasına değinen Tayland'lı düşünür, Mina faciasının çok acı bir olay olduğunu belirtti.
Hac farizesinin her sene düzenlenen bir organizasyon olduğu ve Müslümanların hac farizesini yerine getirirken uygun şartlarda olması gerektiğini kaydeden Tayland'lı düşünür, hacılar için uygun şartlar oluşturmak, Al-ı Suud'un görevi olduğunu söyledi.
...***
Risalet gazetesinde Siyonist rejim askerlerinin Gazze şeridine düzenlediği saldırıda bir Filistin'li gencin daha şehit edilmesi, Suud rejimi savaş uçaklarının Yemen'in çeşitli bölgelerini bombardıman etmeyi sürdürmesi gibi haberler göze çarparken, Rus Ortadoğu meseleleri uzmanı Famil Caferof'un Mina faciası yıldönümünde Suud rejiminin Hac konusundaki kötü yönetimine dair değerlendirmesini konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Rus Ortadoğu meseleleri uzmanı Famil Caferof, geçen sene yaşanan Mina faciasına değindiği açıklamaısnda, söz konusu hadisenin Suudilerin İslam karşıtı girişimlerinin bir yansıması olduğu, bugün ise Al-ı Suud rejiminin Yemen'de masum insanları katliam ettiğini ifade etti.
Suud rejiminin siyah karnesinde son on yıllarda binlerce masum hacının katliamı kaydedildiğini belirten Caferof, söz konusu katliamın, Suud hanedanının Müslüman üleklere yönelik büyük komplosunun göstergesi olduğunu söyledi.
Caferof, Mina hadisesi Al-ı Suud rejiminin kifayetsizliğnden dolayı yaşanan bir hadise olarak algılansa da gerçek olan şu ki, söz konusu olaylar, Suud hanedaının İslam ümmetine karşı örgütlü komplosunu gösterdiğini belirtti.
Mina faciasında görgü tanıklarının ifadelerine göre, birçok yaralının Suud rejimi tarafından cansız muamelesi görerek defnedildiğini kaydeden Caferof, söz konusu olaylar, Al-ı Suud hanedanının İran, Irak, Bahreyn ve birçok ülkede yaşayan Şii Müslümanlara yönelik derin kinini yansıttığını söyledi.
...***
İRNA habr ajansı internet sitesinde Suud rejiminin Hac organizasyonundaki kifayetsizliğine dair Lübnan'ın el-Ahbar gazetesinden naklen bir yazı dikkatimizi çekiyor. Yazıda kısaca şunları okuyoruz:
...***
Lübnan’ın El-Ahbar Gazetesi, Al-i Suud’un Hac organizasyonunun yönetimindeki ve hacıların can güvenliğini sağlamadaki yetersizliğini ve son on yılda 90 bin hacının hayatını kaybettiğini gösteren belgelere ulaştıklarını açıkladı.
Gazeteye göre edinilen belgeler, Al-i Suud’un hac organizasyonunun yönetimindeki ve hacıların can güvenliğini sağlamadaki yetersizliğini göstermekle birlikte, Hac ibadetinin, siyasi hedeflerine ulaşmak, bölgede ve dünyada Vahhabi zihniyetini yaymak için Al-i Suud’un petrolden sonra elinde bulundurduğu diğer bir araç olduğunu gösteriyor.
Söz konusu belgeler Mina faciası da dâhil olmak üzere son on yılda hayatını kaybeden hacılarla ilgilidir.
Mina faciası Hac tarihindeki en büyük facialardan biridir ve Suudi yetkililer başta geçen yıl olmak üzere önceki yıllarda, sürekli olarak Hac organizasyonu yönetimindeki yetersizliklerini gizlemeye çalışmıştır. Bugün Mina faciası üzerinden bir yıl geçtiği bir sırada Arabistan olayla ilgili araştırma yapılması hakkında verdiği sözü tutmuş değil ve hatta bu olaydaki sorumluluğunu bile kabul etmeyerek Müslümanlardan özür bile dilememiştir. Dünyanın çeşitli ülkelerinden yüzlerce aile, hala yakınlarının akibetleri ve Mina faciasının gerçeğinin ortaya çıkmasının beklentisi içerisindedir.