İran basınından seçmeler
İran basınından ele alacağımız ilk gazete Cumhuri İsalmi gazetesi.
Cumhuri İsalmi gazetesinde Suriye’nin BM daimi temsilcisi Beşar Caferi’nin BM güvenlik konseyi toplantısında Şam yönetiminin Halep’i tamamıyla teröristlerden kurtaracağını söylemesi, Filistin İslami Direniş hareketi Hamas’ın Arap ülkelerin Siyonist rejimle ilişkilerini normalleştirme girişimleri konusunda uyarıda bulunması, Halife rejimi askeri güçlerinin Bahreyn genelinde muhalifleri şiddetle bastırmayı sürdürmesi, Rusya dışişleri bakanlığı sözcüsü Maria zaharova’nın Irak’ta şiddetin artmasından İngiltere’nin sorumlu olduğunu söylemesi gibi haberlere yer verilirken, Yemen gelişmelerine dair bir değerlendirme yazısı dikkatimizi çekiyor. Yazıda kısaca şunları okuyoruz:
...***
Yemenli grupların Kuveyt’teki müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Suudi koalisyonu, başkent ve Yemen sınırlarında saldırılarının şiddetini arttırmış bulunuyor. Hava ve deniz yolunda yaptırımların devam etmesi nedeniyle bu ülkeye yardım ulaşamamasından dolayı insani durumun çok vahim olduğu bir ortamda, Suud rejiminin başını çektiği saldırgan güçlerin Yemen’de yerleşim bölgelerine düzenlediği saldırıların sayısı bazen yüzden bile fazla oluyor.
Suudi Arabistan bazı bölge ülkelerinin koalisyonu ile birlikte, Yemen’in istifa eden Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’yi yeniden iktidara geçirmek için, 26 Mart 2015’ten itibaren Yemen’e karşı şiddetli saldırılar başlatmış bulunuyor.
BM yayınladığı yeni raporunda; Suudi Arabistan’ın Yemen’e düzenlediği saldırılar sonucu 10 bin Yemen’linin hayatını kaybettiğini ve 3 milyon Yemen’linin de mülteci durumuna düştüğünü duyurdu. Aynı zamanda yaklaşık 200 bin kişi de sığınmak için çeşitli ülkelere göç etti.
Yemen siyasi konular uzmanı Muhammed El-Cesar, Yemen’de yaşanan son gelişmelere ve aynı zamanda Arabistan’ın sürekli olarak Yemenli masum insanlara karşı işlediği cinayetlere değindiği açıklamasında, şöyle dedi:Suudi Arabistan, Yemen halkının kanını dökmeye doymamış ve saldırılarında ölü sayısını daha da arttırmaya çalışıyor ve aynı şekilde zulmüne devam edecek gibi görünüyor. Arabistan Yemen Ordusu ve halk güçlerinin Taiz ve Arabistan’ın içerisindeki bölgelerde işgalci Suudi kuvvetleri karşısındaki zaferinin intikamını masum halktan alıyor. Suudilerin yenilgisi çok büyüktü ve Arabistan yetkilileri bu zaferlere, sivil ve masum halkı hedef alıp öldürmekten başka bir karşılık veremedi.
Arabistan’ın petrodolar diplomasisi BM’nin Al-ı Suud’un cinayetleri karşısında sessiz kalmasına neden olduğunu kaydeden analist, şöyle dedi: Petrodolar diplomasisinin BM üzerinde büyük etkisi olduğu görünüyor. BM Suudiler tarafından mali desteği kesmekle tehdit ediliyor ve öte yandan BM ve müzakerelerdeki temsilcisi, Al-ı Suud’un cinayetleri karşısında sessiz kalırlarsa, müzakere masasında daha fazla başarı elde edeceklerini zannediyorlar, oysaki bu durum, tam tersi sonuçlara neden olmaktadır. Çünkü onlar işgalcilere saldırılarına devam etme izni verdikleri sürece, siyasi müzakerelerin başarılı olmasında çeşitli engeller ve sorunlar oluşmaktadır.
...***
Risalet gazetesinde İslami İran Savunma Bakanı General Hüseyin Dehgan’ın, İran yapımı üç yeni balistik füzenin yakında görücüye çıkacağını söylemesi, İran’ın en yeni balistik füzesi sayılan 700 km menzilli Zülfikar füzesinin seri imalatı başlaması gibi haberler ön plana çıkarılırken, Amerika’nın Suriye’deki şom planına dair Ortadoğu meseleleri uzmanı Hasan Hanizade’nin değerlendirmesini konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Ortadoğu mezeleleri uzmanı Hasan Hanizade, Amerika ve Rusya arasındaki ateşkes anlaşmasının sona ermesi ile ilgili olarak, Amerika’nın ateşkes adı altında terörist gruplara silah gönderdiğine değinerek şöyle dedi:Rusya ve Amerika’nın onayladığı ateşkes planı Suriye’deki krize yeniden dönülmesi noktasında acı bir tecrübeydi. Amerikalılar bu ateşkesi, Halep ve İdlip’te bulunan terörist gruplara silah yardımında bulunmak için suiistimal ettiler ama fiili olarak Rusya, Suriye ve Direniş cephesinin ortama olan çok dikkatli ve hassas hâkimiyeti, terörist grupların eline silah geçmesine engel oldu.
Hasan Hanizade, Amerika ve Siyonist rejimin teröristleri güçlendirmeye çalıştığına dikkat çekerek şu açıklamalarda bulundu: Amerika, abluka altında olanlara insani yardım gönderme bahanesiyle, terörist gruplara silah göndermek istiyordu. Bu yüzden Suriye’nin doğusunda Deyrezzur’a düzenlediği saldırıda, Suriye güçlerini hedef aldı. Amerika bu eylemiyle aslında Suriye’deki atmosferi terörist grupların lehine değiştirdi. Siyonist rejim de Kuneytere saldırısıyla Şam etrafındaki cephelerdeki durumu teröristlerin lehine dönüştürmeyi amaçladı.Amerikalıların bu ateşkesteki amacı, Suriye’deki satrancın durumunu terörist grupların lehine değiştirmekti. Son derece şüpheli ve karışık bir durum olan insani yardım konvoyuna düzenlenen son saldırı, Amerika’nın Suriye’deki savaş alanlarına doğrudan girdiğini göstermektedir.Suriye hükümeti Halep’in kuzeyinde ve Suriye ve Türkiye’nin ortak sınırı olan Azez’de ilerleme kaydedince; Amerika, Arabistan ve Türkiye için Suriye hükümetinin terörist grupları bastırarak savaşın durumunu Direnişin lehine dönüştürmeye çalıştığı endişesi doğdu. Bu yüzden Amerikalılar, Suriye krizini Amerika Başkanlık seçimleri sonuna kadar uzatmaya çalışmaktadır.
...***
Fars haber ajansı internet sitesinde Irak gelişmelerine dair bir yazı dikkatimizi çekiyor. Yazıda kısaca şunları okuyoruz:
...***
Irak parlamentosu Güvenlik ve Savunma Komitesi üyesi Muvaffak El-Rabeş yaptığı resmi açıklamada, Ankara’nın Irak içişlerine yönelik müdahaleci girişimleri konusunda uyarıda bulunarak, Gönüllü Halk Güçlerinin Musul’u kurtarma operasyonlarına katılması gerektiğini vurguladı.
Konuyla ilgili olarak Irak Kanun Devleti Koalisyonu milletvekili Selam El-Maliki ise yaptığı açıklamada şunları söyledi: Mevcut endişeler, özellikle açık bir şekilde, “Irak’ta da Fırat Kalkanı operasyonu gibi bir operasyona ihtiyaç var” şeklinde açıklamalarda bulunan Erdoğan’ın ifadeleri gibi Türkiye tarafından yapılan tehditlerdir.Türkiye’nin azınlıkları koruma hakkındaki sloganları mantıksızdır. Çünkü Irak topraklarında Türkiye’nin askeri varlığı açık bir şekilde bu ülkenin egemenliğini ihlal etmek ve bu ülkenin iç işlerine müdahale etmek demektir.