Ekim 12, 2016 09:51 Europe/Istanbul

İran basınından ele alacağımız ilk gazete Cumhuri İsalmi gazetesi.

Cumhuri İsalmi gazetesinde, İran milli Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Şamhaninin, Amerikanın, Suud rejiminin Yemen’de yas törenini kana bulama cinayetinin ortağı olduğunu belirtmesi, İslam İnkılabı rehberi Ayetullah Hamaneinin her yıl olduğu gibi bu yıl yine İmam Hüseyin as yas merasimlerine katılması, Cumhurbaşkanı Ruhaninin, bugün ecnebi güçlerin Doğu ve Batı Asya bölgelerine müdahaleleri hepimizin güvenliğini tehdit ettiğini vurgulaması, Yemen Sağlık Bakanlığının, Arabistan’ın Sana’da yas törenine saldırısının kurban sayısının 900’e yükseldiğini açıklaması gibi haberlere yer verilirken, İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhaninin, Asya kıtasının güçlenmesinin kendine inanç ve birlik için ortak irade ile mümkün olacağını söylemesini konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:

...***

Taylanda da düzenlenen Asya İşbirliği Diyalog’u ikinci toplantısında bir konuşma yapan Ruhani, ‘’Asya ülkeleri pazarlarını açarak, ekonomik işbirliği, içsel reformlarla, şeffaflık ve politika belirlemede geniş işbirliği ile halkın hayat standartlarının yükseltmesi ve Asya kıtasının dünya çapında yükselmesi yönünde adım atmalılar’’ dedi.

Ruhani, ‘’herkes uluslararası konuların Asyalı güçlerin işbirliği olmaksızın çözülmeyeceğini itiraf etmekte ve yer kürenin iklim değişikliği, çevre sorunları, mülteciler, cahalet, fakirlikle mücadele gibi meselelerinin çözümünde Asya ülkeleri toplu güvenliğin sağlanmasında rol oynamaktalar’’ dedi.

Asya’nın zengin medeniyet tarihine sahip olduğunu ifade eden Ruhani, ‘’İran Asya’nın ayrılmaz parçası ve doğu ile batının birleşme noktasıdır. Bizim köklerimiz Asya’da ve tarih, kültür ve sanatımız bu kıtada şekillenmiştir. Zengin İslami kültür Asya medeniyetinin eşsiz sermayesidir. Biz Asya ile olmaya ve kendimizi bu çerçevede ifade etmeye inanıyoruz’’ dedi.

İran Cumhurbaşkanı, ‘’İran, Asya’daki istikrar ve güvenliği derinden algılamakta ve bize göre en büyük kriz tüm Asya’yı pençesine alan radikalizm ve şiddet sarmanıdır. Asya’nın doğu ve batısındaki güvenlik bir birinden ayrılmazdır ve yabancı güçlerin bu iki uçtaki müdahaleleri bizim güvenliğimiz için bir tehdittir. İran bugün sarsılmaz bir baraj gibi bölgede terörizm ve radikalizmin karşısında durmakta ve yabancıların yasa dışı müdahalelerinin şiddetin arttırdığını haykırmakta. Güvenlikten ve gelişmeden söz ederken Suriye ve Irak’taki terörist cinayetler, Yemen’deki kadınlar ve çocukların bombalamaları ve Siyonist rejimin Filistinliler aleyhindeki cinayetler karşısında susmak olmaz. Asya düşüncesi politika ve diyalog’u tüm husumetlerin çözüm kaynağı olarak görmekte ve biz de bu oturumda bunun üzerinde durmalıyız’’ dedi.

Ruhani, ‘’İran, tarihi nükleer anlaşma sonrası üretimi arttırıp ve yeni pazarların gelişmesi ve sürekli enerji temini ile Asya işbirliğinde faal bir rol üstlenmek istiyor. İran genç ve okumuş nüfus, zengin enerji kaynakları, uygun coğrafi konumu ile orta vadede yıllık yüzde 8 gelişmeyi hedeflemektedir. Yabancı Sermaye çekmek İran’ın diğer önceliklerindendir. Bu doğrultuda biz Asyalı yatırımcıları ülkemize davet ediyoruz. Nükleer anlaşma ile birlikte İran ekonomisi gelecek yıllarda önemli gelişmelere şahit olacaktır’’ dedi.

 

...***

Risalet gazetesinde, Irak halk güçleri komutanlarından Cevad Talibavinin Türk askerlerinin bölgede kaldıkları takdirde Irak ordusunun meşru hedefleri sayılacaklarını ve onlara karşı IŞİD teröristleri gibi davranılacağını kaydetmesi, Cumhurbaşkanı Ruhaninin, Tahran ve Pekin arasında bankacılık alanında işbirliğinin gelişmesi gerektiğini vurgulaması, İran Hava Uzay Araştırma Merkezi Başkanı Dr. Fethullah Umminin, İran’ın ilk astronotunun beş yıl sonra uzaya gönderileceğini açıklaması, İran İslam Cumhuriyeti Kooperatifçilik, iş ve sosyal sigortalar bakanı Ali Rabiinin, İran’da 5 milyon Afgan vatandaşının yaşadığını ve bunların çocuklarının İran’da tahsil imkanına sahip olduklarını söylemesi gibi haberler göze çarparken, İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mohammed Cevad Zarifin, BM genel sekreteri Ban Ki Moon'a gönderdiği mektupta, Suudi rejimi savaş uçaklarının Sana'da bir matem merasimine düzenlediği saldırıyı kınaması ilgili bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:

...***

Zarif mektubunda, bu vahşii cinayet karşısında İran halkı ve devletinin Suudi rejimine karşı nefretini bildirirken bu cinayetin Suudi rejimin Yemen halkına karşı cinayetlerinin devamının ispatı olduğunu belirtti.

Zarif, Suudi rejiminin Yemen'e yönelik 1.5 yıldır süren saldırılarda onlarca cinayet işleddiğini kadın, erkek, çocuk 3 milyon Yemenlinin yaralandığı, sakat kaldığı ve evini barkını terketmek zorunda kaldığını bildirdi.

Zarif, Suudi rejiminin 1.5 yıldır Yemen'in başta altyapı tesisleri olmak üzere hizmet veren bütün kurum ve kuruluşları, hastaneleri, okulları, camileri ve benzeri yerleri yerle bir etmesinin kesinlikle batılı ülkelerin desteğiyle gerçekleştiğini belirterek, zira onların bu rejime silah, enformasyon, uçak yakıtı ve hatta ortak operasyon programı gibi konularda işbirliği yaptıklarını bildirdi.

İran dışişleri bakanı, Sana'ya düzenlenen son saldırılarda yüzlerce sivilin de yaralanmasına temasla, İran Kızılay Kurumu'nun yaralıları tedavi için İran'a getirmeye hazır olduğunu bildirdi.

...***

İrna haber ajansı internet sitesinde İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Cabiri Ensarinin, uluslararası camianın Yemen’deki halkın öldürülmesine kayıtsız kalmamasını istemesini konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:

...***

Brüksel’de temaslarda bulunan Ensari, AB Dış Eylem Servisi Genel Sekreteri Helga Schmidt ile yaptığı görüşmede, Sana’da yüzlerce sivilin Suudi bombardmanında yaralanıp hayatını kaybetmesine işaretle, bu saldırının Arabistan’ın akim ve yenilgiye uğraması politikasının göstergesi olduğunu belirtti.

Ensari, ‘’İnsani facialarla ilgili çifte standart uygulanmamalı ve AB, Yemen halkının öldürülmesinin kendisi için güvenlik veya mülteci sorunu olmadığı için bu konuya daha az ilgi göstermemelidir’’ dedi.

Suriye krizinin çözüm yolunun siyasi olduğunu ifade eden Ensari ‘’Siyasi çözüm yolunun başarısı yabancı aktörlerinin tamamının siyasi çözüm yolunda birlikte olması, krizin çözümü konusunda anlaşmak ve Suriyeli guruplar arasında ciddi müzakerelere bağlıdır’’ dedi.

Schmidt de AB’nin bir bildiri ile Yemen’deki sivillere saldırıları kınadığını belirtti.

Schmidt ayrıca İran ve AB’nin Suriye’deki çatışma bölgelerine insani yardım ulaştırmasında işbirliği yapmalarını istedi.