İran basınından seçmeler
İran basınından ele alacağımız ilk gazete Keyhan gazetesi.
Keyhan gazetesinde Suriye ordusunun Halep’in Güney ve Batısında Nusra cephesi teröristlerinin saldırılarını geri püskürtmesi, Irak dışişleri bakanı İbrahim Caferi’nin İslam İşbirliği teşkilatından, askerlerini Iak topraklarından çekmesi için Türkiye’ye baskı uygulamasını istemesi, BM insani yardım kurumlarının Yemen’de bir milyon 500 bin çocuğun yetersiz beslenme ve bu ülke nüfusunun yarısından fazlasının açlık krizine maruz kaldığını duyurması gibi haberlere yer verilirken, İran’ın terörizmle mücadelede Irak’a verdiği yardımlar ve Türkiye’nin Irak’ın içişlerine yönelik müdahaleci politikasına dair Irak’lı siyasi analistin değerlendirmesini konu eden bir yazı dikkatimizi çekiyor. Yazıda kısaca şunları okuyoruz:
...***
Iraklı siyasi uzman Ali Cabir El-Tamimi, İran’ın Irak’a olan yardımlarına ve desteğine değindiği açıklamasında Türkiye kuvvetlerinin Irak’ın kuzeyindeki varlığı BM tüzüğü ve yasalarına aykırı olduğunu ifade etti.
Türk yetkililerin bu ülke güçlerinin Irak’ın kuzeyinde varlığını südüreceği yönündeki son açıklamalarına değinen Tamimi, şöyle dedi:Hiç şüphesiz Türkiye kuvvetlerinin Irak’ın kuzeyindeki ve özellikle Başika’daki varlığı, BM tüzüğünün birinci, ikinci ve üçüncü maddesine ve aynı zamanda 1985 yılında Irak’taki eski rejim döneminde imzalanan Irak ve Türkiye arasındaki anlaşmalara aykırıdır. Çünkü bu anlaşma 2005 yılında Irak anayasasının yeniden düzenlenmesiyle tamamen iptal edilmiştir. BM Güvenlik Konseyinin 2170 sayılı kararına göre, Irak’ta IŞİD ile mücadelede bulunan bütün kuvvetler, Irak hükümetinin onayı ile bölgede bulunabilirler. Bu yüzden Türkiye kuvvetlerinin varlığı, Irak anayasasına ve BM kanunlarına aykırıdır.
Türkiye’nin Irak’a nüfuz etmek ve Osmanlı İmparatorluğunu yeniden canlandırmak istediği ve Musul’u işgal etmeye çalıştığını kaydeden Tamim, açıklamasını şöyle sürdürdü: Türkiye güçlerinin Irak’ın kuzeyindeki varlığı askeri değil siyasi nedenlerden kaynaklanmaktadır ve Türkiye, Irak’ın bazı bölgelerini işgal etmek istemektedir. Bu konu da Irak Ordusuna ve Gönüllü Halk Güçlerine Türk kuvvetlerini Irak’tan çıkarma izni vermektedir. Çünkü uluslararası bütün hukuk kurallarına göre bu güçler, işgalci güçler sayılmaktadır.
Musul operasyonlarında Gönüllü Halk Güçleri Irak Ordusunun destekçisidir
İran’ın Irak kuvvetlerine yaptığı danışmanlık yardımına değine Tamim, şöyle dedi: İran İslam Cumhuriyetinin uzun bir süredir Irak halkını desteklediği konusunda bir şüphe yoktur. İran, Irak’ın ekonomik ambargoya tabi tutulduğu dönemde bu ülkeye yoğun yardımda bulunmuştur. Bunlar tarihin kaydettiği iyi ve güzel eylemlerdir. Şimdi de İranlı danışmanların Irak’taki varlığı, Irak hükümetinin talebi üzerine gerçekleşmektedir.
Amerika liderliğindeki koalisyonun IŞİD’e karşı yürütülen savaştaki rolüne değine Tamim, “Amerika’nın IŞİD’in finansörlerinden biri olduğu tamamen ortadadır. IŞİD’in komutanlığını yürüten ve bu terörist grupları Irak ve Suriye’ye göndererek, bu ülkelerdeki petrol ve doğalgaza hâkim olmak ve aynı zamanda Siyonist İsrail’in güvenliğini sağlamak isteyen Amerika’dır.”ifadesini kullandı.
...***
Risalet gazetesinde Bahreyn’de despot Halife rejimi güvenlik güçlerinin protestocuları şiddetle bastırması, Suud rejimi güvenlik güçlerinin Yemen’de yerleşim alanlarını bombardıman etmeyi sürdürmesi gibi haberler göze çarparken, Irak’lı Gönüllü Halk Güçleri Haşdi Şabi yetkilisinin Irak gelişmelerine dair açıklamasını konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Irak Gönüllü Halk Güçleri Komutanı Haşdi Şabi yetkililerinden El-Mühendis Tahran’ın Irak topraklarının IŞİD’in pençesinden kurtarılmasındaki rolüne dikkat çektiği açıklamasında Türk güçlerin Irak’taki varlığının yasa dışı olduğunu belirtti.
Haşdi Şabi güçlerinin Musul’u kurtarma operasyonlarında önemli bir role sahip olduğunu vurgulayan yetkili, Haşdi Şabi’nin stratejik olarak operasyonlardaki en önemli kuvvet sayıldığını belirtti.
Operasyonların amacının sadece Musul’un merkezi olmadığını ve bu şehrin etrafındaki çok geniş bir alanı kapsadığını kaydeden yetkili, “Şu an biz Gönüllü Halk Güçleri olarak bu şehrin Batı ekseninin kurtarılmasından sorumluyuz.“ifadesini kullandı.
İran İslam Cumhuriyeti’nin IŞİD’in Irak topraklarından atılmasındaki önemli rolüne değinen yetkili, şöyle dedi: IŞİD’e bağlı terörist gruplar tarafından Irak şehirlerinin işgal edildiği ilk günden itibaren herkes Irak’ı kendi haline bıraktığında, İran İslam Cumhuriyeti çok aktif bir şekilde bu büyük savaşa doğrudan katkıda bulundu. Eğer İran İslam Cumhuriyeti silah yardımı ve tecrübe konusunda Irak’ı desteklemeseydi işgal edilen Irak topraklarını IŞİD’den kurtaramazdık.
Türkiye’nin Irak’ta askeri varlığını sürdürmesindeki ısrarına değinen yetkili şöyle dedi: Haşdi Şabi Türkiye ile hiçbir zaman anlaşma yapmamıştır. Biz bu kuvvetler karşısında hükümet ile aynı duruştayız ve onları yasa dışı kuvvetler olarak görüyoruz. Onların Irak topraklarındaki varlığı yasa dışıdır.”
...***
İRNA haber ajansı internet sitesinde Suudi Arabistan’ın BM İnsan hakları konseyine üye olmasına karşı İnsan hakları İzleme örgütünün tepkisini konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Suudi Arabistan’ın yeninden BM İnsan Hakları Konseyine üye olmasını eleştirdi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü eleştirilerinin açıklamasında Arabistan’ın yeniden BM İnsan hakları konseyine üye olmasının bu konseyin samimiyetini sorgulayacağını, çünkü bu ülkenin insan hakları alanında siyah bir dosyaya sahip olduğunu belirtti.
İnsan hakları izleme Örgütü, Suudi Arabistan’ın 47 ülkeden oluşan İnsan Hakları Konseyine üye olmaya liyakati olmadığını çünkü bu ülkenin Yemen’de sivilleri hedef aldığını açıkladı.
Bu bağlamda BM İnsan Hakları Konseyi Müdürü Lois Charbonneau şunları söyledi: İnsan hakları konusunda sorumluluğunu yerine getirmeyen ülkelerin üyeliği, bu konseyin gücüne ve kapasitesine zarar verebilir.