Temmuz 26, 2017 09:22 Europe/Istanbul

Yeni Mesaj: Türkiye ve ABD ortak tatbikat yapacak

Yeniçağ:

Meclis'in tabutunun üzerine çivi çakılıyor

Cumhuriyet:

100 bini aşkın kamu çalışanı işten atıldı

Milli gazete:

İsrail Mescidi Aksa kapısında namaz kılanlara saldırdı

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Cevher İlhan, 26 Temmuz tarihli Yeniasya gazetesinde, “OHAL Komisyonu endişeleri”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Her ne kadar iktidardakiler, bir yandan 111 bin 240 kamu görevlisinin ihraç edildiğini söylerken diğer yandan kesinlikle bir mağduriyet olmadığını, bugüne kadar OHAL uygulamaları neticesinde özgürlük alanı daraltılan, temel hak ve hürriyetlerin kullanılması sınırlandırılan, engellenen ve ertelenen hiçbir kişinin bulunmadığını, dahası hiç kimsenin OHAL’i hissetmediğini iddia etseler de, OHAL uygulamalarıyla yüz binlerin mağdur olduğu ortada.15 Temmuz 2017’den bu yana 134 bine yakın kişinin gözaltına alındığı, 50 bin 400’ünün tutuklandığı, vatandaşların maddî ve mânevî emekleriyle oluşturdukları vakıf, dernek, okul, dershane, sendika, üniversite, medya organı gibi beş binin üzerinde kuruluşun kapatılıp mal varlıklarının devlete devredildiği, bine yakın şirkete kayyum atandığı, 111 bin 240 kamu görevlisinin ihraç edildiği, Milli Eğitim Bakanlığı’nda 34 bin personelin işten atıldığı, özel öğretim kurumlarında çalışan 20 bin 292 öğretmenin çalışma izinlerinin iptal edildiği süreçte, haksızlık ve hukuksuzluklara karşı kamuoyundan gelen yoğun tepkilere karşı 23 Ocak’ta bir OHAL KHK’sı ile kurulan ve ancak işbaşı yapabilen OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun mâhiyet ve işlevine dair istifhamlar devam ediyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Kuruluşundan altı ay sonra çalışmaya başlayan ve ilk günde valilikler ve Başbakanlık internet sitesi üzerinden üç binin üzerinde başvuru yapılan yedi kişilik komisyonun 200 bini aşması beklenen müracaatı nasıl ve ne kadar sürede inceleyeceği tartışılıyor.

Hukukçular, daha baştan dâvâların komisyonda bekleme süresinin en az iki yılı bulacağı, idârî yargının en iyimser bir tahminle üç yıl da süreceği, Anayasa Mahkemesi’nde iki-üç yıl bekleyeceği, iç hukuk sürecinin 8-9 yıla varacağı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) de 3-4 yıl devam edeceği değerlendirmesiyle, haklılığı ispatlanacak kişinin ancak 10 ila 15 yıl sonra kamu görevine dönebileceğini belirtiyorlar.

Diğer yandan Başbakan’ın ifadesiyle, komisyon kararlarına karşı ülkenin bütün idâre mahkemelerinde değil, ancak HSK’nın belirlediği Ankara’daki mahkemelerde yargı yoluna gidilebilmesiyle dosya üzerinden incelemeleri yapan yargının neye göre denetleyeceğinin belli olmadığını kaydediyorlar.Doğru dürüst bir yargılama yapılamayacağına, tarafsız ve bağımsız bir denetim yapılamayacağına dikkat çekip, on yıllara uzayabilecek sürecin adaletin tecellisini geciktirerek mağduriyetleri daha da artıracağı uyarısında bulunuyorlar.Bu açıdan, ihdas edilen komisyonla, ayyuka çıkan haksızlıklara, yoğun hak ihlâllerine ve mağduriyetlere infiâl gösteren kamuoyunu oyalama amacının güdüldüğü; AİHM’de dâvâ açılmasının önüne bir engel daha konulduğu; Anayasanın 90. maddesiyle Türkiye’nin imza atıp uymayı taahhüd ettiği-Anayasanın, kanunların ve iç hukukun üstünde olan-temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşma hükümlerinin by pass edilip, gasp edilen hakların iâdesine bir bariyer daha oluşturulduğu tesbitleri ve endişeleri bir defa daha doğrulanıyor.Ve son üç yılda özellikle âdil yargılamanın olmamasıyla temel hak ve hürriyetlerin ihlaliyle 50 milyon Euro tazminat ödeyen Ankara’nın bu bariyerle AİHM dâvâlarından ve tazminatlarından kurtulmaya çabaladığı ve hatta her fırsatta tekrarlanan “AB’den çıkma restleri”nin maksadının da bu olduğu ortaya çıkıyor.Geçen hafta Reuters’a konuşan Adalet Bakanlığı yetkililerinin, komisyonun çalışmaya başlamasıyla ilk günde AİHM’de Türkiye ile ilgili düşen dosya sayısının 17 bini bulduğunu ve ilk haftada 24 bin 600 itiraz başvurusunun tamamının düşmesini beklediklerini söylemeleri bunun ikrarı.

…***

Abdülkadir Özkan, 26 Temmuz tarihli Milli gazetede, “Başarısız darbe ABD’yi çıldırtmış olmalı!..”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“ABD’li asker-sivil bürokratlar ile birtakım siyasilerin yaptıkları açıklamalara bakıldığında ABD yönetiminin akıl tutulmasına uğradığını ya da yaşadıkları bir hazımsızlığı akla getiriyor. Nedir söz konusu hazımsızlık deyince de akla 15 Temmuz 2016 darbe girişimi geliyor. Ülkemizde geçmişte yaşanan darbeler ile 15 Temmuz 2016 darbe girişimi oluş bakımından birbirinden çok büyük farklık gösteriyor. Daha önce yaşanmış darbe ve darbe girişimlerinde yönetimin ele geçirilmesi tek hedefti ama 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin oluş biçimi öncelikli olarak yönetimi ele geçirmeden ziyade bir öfke ve intikam duygusu ile hareket edildiğini gösteriyor. Bir başka ifadeyle öncelikli olarak yok etme ve imha hareketi olarak başladı ve sonuçlandı.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Tüm bunların yanında bir de başarısız olunca sadece darbe girişiminde rol alan örgüt üyelerini değil, arkalarındaki güçleri de çıldırttı. Bu çılgına dönenlerin başında görüldüğü kadarıyla ABD ile bazı AB ülkeleri bulunuyor.

Yapılan açıklamalar ve bölgemize yönelik atılan adımlar ile birdenbire İsrail’in de çılgınlaşması birlikte düşünüldüğünde darbenin başarısızlıkla sonuçlanmış olmasını özellikle ABD’nin hazmedememiş olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bunun sonucu olarak darbe ile hizaya getiremediği Türkiye’yi farklı yollarla hizaya getirmenin peşindeler.

Kısacası, ABD’nin tavırlarının bir terör örgütünün şantajı olarak nitelendirmek bile yanlış olmayacaktır. Çeşitli defalar görüldüğü gibi, ABD için çıkarlarının dışında vazgeçilemez hiçbir değer yargısı yoktur. Demokrasi, bağımsızlık, insan hak ve özgürlükleri, ülke yöneticileri sadece onların çıkarlarına itirazsız hizmet ediyorlarsa önemlidir. Ama biraz olsun bağımsızlık sinyali verip, kendi başlarına hareket etmeye yöneldiler ise bir anda darbecileri devreye soktuklarına çok şahit olunmuştur.

…***

İhsan Çaralan, 26 Temmuz tarihli Evrensel gazetesinde, “HDP, ‘İtirazı olanlar'ı 'Direniş Nöbeti'ne çağırıyor”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

““Tek parti tek adam” rejimi doğrultusunda atılan adımların üstünden yaygınlaşan baskılara, artan şiddete karşı tepkiler de yoğunlaşıyor.CHP’nin “Adalet Yürüyüşü”den sonra şimdi de HDP, “Direniş Nöbeti” başlatıyor ve “İtirazım var” diyen herkesi bu “nöbet”e çağırıyor.12’si tutuklu 17 Cumhuriyetçinin, “24 Temmuz sansürün kaldırılması”nın 109. yılında yargı karşısına çıkarıldığı gün, HDP Sözcüsü Osman Baydemir, Mecliste yaptığı bir basın toplantısıyla, “Direniş Nöbeti” başlatacaklarını açıkladı.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Az çok demokrasiden, adaletten söz edilen bir ülkede her biri skandal sayılabilecek baskıların envai türünün yaşandığı Türkiye’de; Terörle Mücadele Yasası ve OHAL uygulamaları üstünden getirilen yasaklamalar, toplumun hemen her kesimini kapsamına almış bulunuyor.

Bu süreçte ülkeyi, “tek parti tek adam rejimi”ne götürmek üzere oluşturulan stratejinin en başlıca hedeflerinden birisi de Kürt güçleri ve elbette HDP olmuştur.

HDP, talepleri olan ve bu talepler için çok önemli bir mücadele vermiş olan Kürt halkının ve Türkiye’nin demokrasi güçlerinin desteği ile 6 milyondan fazla oy alarak Meclise 60 milletvekili sokan bir partidir. Ki HDP, AKP-MHP koalisyonunun, en azından 7 Haziran seçiminden beri en önemli hedefi olmuştur. Çünkü, AKP-MHP koalisyonu, “tek parti tek adam rejimi”nin önündeki en önemli engeli HDP ve ona destek veren demokrasi güçleri olarak gördüğü için, geçen dönem boyunca HDP’yi Meclisten dışlamak, hatta onu legal siyaset alanının dışına itmek için uğraşmıştır. Bunu gerçekleştirmek için Bahçeli-Erdoğan ortaklığı, partinin eş başkanları dahil milletvekillerini tutuklayarak, bazı HDP’li vekillerin milletvekillerinin düşürülmesi için Meclisteki AKP ve MHP gruplarını harekete geçirmiştir. Partinin binlerce yöneticisi ve üyesi tutuklanmış, yüz dolayında belediye başkanı görevden alınıp yerlerine “kayyım” atanırken HDP ve DBP’li belediyelerin pek çok başkan ve seçilmiş yöneticisi tutuklanmıştır.

Direniş nöbetlerinin ilki Diyarbakır’da başlatıldı. İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer kentlerde sürecek.

HDP’nin grup toplantısını açık havada yapmasından sonra başlayacak nöbete HDP’li 10 vekil hafta boyunca devam edecek ve tüm vatandaşlar da davetli.