Ağustos 01, 2017 09:45 Europe/Istanbul

Milli gazete: Yenikapıda siyonist rejim karşıtı protesto gösterisi dikkatleri Filistin meselesi üzerine çekti

Evrensel:

İşsizlik rekor kırıyor

Yeniçağ: AKP, 2019 seçimlerinde mecliste çoğunluğu kazanamamaktan korkuyor

Cumhuriyet:

İncirlikten son Alman askerleri çekildi

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

…***

Cevher İlhan, 1 Ağustos tarihli Yeniasya gazetesinde, “İsrail’le ekonomik işbirliği”başlıklı yazısını okıuyucularla paylaşıyor.

“Siyonist İsrail’in fütursuzca “Kudüs’ü Yahudileştirme”sinin birçok sebebi var. Ancak bunların başında İslam ülkelerinin ve Türkiye’nin ekonomik ve ticari işbirlikleri geliyor.AKP iktidarında artan savunma sanayii, silâh alımı ihalelerinin yanısıra 15 Temmuz 2004’te Resmî Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararıyla, GAP’ı, KOP’u (Konya Ovası Sulama Projesi) ve Tuz Gölü’nü içine alan, tarımdan tohumculuğa, sulamadan hayvancılığa, güvenlik ve çevreden pazarlamaya geniş kapsamlı “mutâbakat zabıtları”yla stratejik ekonomik işbirliği geliştirildi.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Keza, devletin resmî ajansı AA’nın Ankara ve Telaviv’in Ekonomi, Sanayi ve Ticaret bakanlıklarından derlediği verilerle, Türkiye-İsrail ticaret hacmi, son yıllarda büyük artış gösterdi.Mâlum “one minute” çıkışından sonra da İsrail’le her türlü ekonomik ve ticarî anlaşmalar devam etti. Türkiye’nin onayıyla “Nükleer silâh sınırlandırılması”nı kabul etmeyen İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na (UAEK) üye edildi; Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) alındı; Siyonist İsrail’in NATO karargâhında temsilcilik açıp askerî tatbikatlara katılması sağlandı.  Yine Milli Savunma (eski) Bakanı’nın ikrarıyla AKP iktidarında İsrail’le işbirliği anlaşmaları sayısı 60’ı atı. Ankara’dakilerin “Gazze ablukasının kaldırılacağı” söylemlerine karşılık, Gazze’ye yardımların yine Aştod limanından İsrail’in denetim ve iznine bağlanmasının kabulüyle “Gazze ablukası” resmen tanındı. Ve amansız Gazze ambargosunun kalkmadığı ise, en üst düzeyde bizzat İsrail Başbakanı Netanyahu tarafından bütün dünyaya duyuruldu. Bu arada İsrail’in İstanbul’daki Başkonsolosu Shai Cohen, Mavi Marmara davalarının bir yaptırımla sonuçlanmayacağı, İsrailli askerler ve siyasiler aleyhinde açılan çok sayıda davanın düşmesinde anlaşmaya varıldığını açıklarken, “Türkiye – İsrail enerji işbirliği” çerçevesinde 3 milyar dolardan 5 milyar dolara çıktığını açıkladı.İsrailli diplomatın “öncelikli olarak doğalgaz sahalarının geliştirildikten sonra boru hattının inşasına başlayacağız” ifşaatıyla “Türkiye – İsrail enerji-doğalgaz işbirliği”nde İsrail’in Doğu Akdeniz’de çıkardığı ‘İsrail doğalgazı’nın Türkiye üzerinden Avrupa’ya pazarlanması müzakerelerinin el altından devam ettiği resmen tescil edildi.Bu arada  İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz, Türkiye ile doğalgaz boru hattı müzakerelerinin bu yaz sonuçlanabileceği açıklamasının ardından Türkiye ile İsrail enerji bakanlıklarının yaptığı görüşmelerde Kıbrıs’taki sorunun çözülmeden projenin hayata geçirilmesini görüştüğü belirtildi. İsrailli yetkililer Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile yaptığı görüşmelerde gelecekte iki taraf arasında ne sorun yaşanırsa yaşansın projenin devam edeceği garantisini istedi.Ayrıca İsrail’den Türkiye’ye doğalgazın 2019’da gelmeye başlayabileceğini söyleyen İsrail Enerji Bakanlığı Genel Direktörü Şaul Meridor “Doğalgazın transferi konusunda her senaryo için bir planımız var” diye konuştu. Bilindiği gibi daha önce Dışişleri Bakanlığı’ndan Manavgat arıtma ve dolum tesislerinden Kıbrıs’a gönderilen Manavgat suyunun siyonist İsrail’e de verileceği, 4 Mart 2004 tarihinde Ankara ile Tel Aviv arasında imzalanan anlaşma ile Manavgat Nehrinden yılda 50 milyon m3 arıtılmış suyun 20 yıl süre ile İsrail’e deniz yoluyla tankerlerle taşınması öngörülmüştü. Petrol fiyatlarındaki artışla ertelenen projeyi mümkün kılacak alternatif projelerin gündemde tutulması hususunda da mutabık kalındığı açıklanmıştı. Dahası bir tek Türkiye değil, diğer ülkeler de İsrail’le el altından işbirliklerini sürdürmesiyle İsrail şımartılıyor; zulüm ve baskı politikalarıyla İsrail pervâsızlaşıp şımararak azgınlaşıyor...

…***

Esfender Korkmaz, 1 Ağustos tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Konuşmak kolay… İcraata bakalım”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Geçici dış ticaret verilerine göre, Haziran ayında ihracatımız geçen sene aynı aya göre  yüzde 2.3 arttı, ithalat ise yüzde 1.5 azaldı. İhracattaki artış ve ithalattaki azalış,  GSYH’daki büyümeyi pozitif etkiliyor.Haziran ayı Dış ticaret açığı da geçen seneye göre yüzde 9.1 oranında azaldı.Bunlar iyi gelişmeler… Eğer devam ederse? Zira  Ocak-Haziran 6 aylık sonuçlar aynı iyimser tabloyu  göstermiyor. 2016 yılında 28.1 milyar dolar olan dış ticaret açığı, 2017 yılında  30.9 milyar dolara yükseldi.Türkiye için dış ticaret açığı ve cari açık, sürdürülemez noktaya gelmiştir. Zira dış açığın Milli gelire oranı yüksek değildir… Ancak döviz kazanma kapasitemiz  düşüktür. Bunun üç nedeni var … Birisi  ve en önemlisi üretim ithal aramalı ve hammaddeye bağımlı olmuştur. 6 aylık ithalatın, yüzde 13.6'sını  yatırım malı, yüzde 73'ünü aramalı ve hammadde, yüzde 13.2'sini de de tüketim malları oluşturmuştur.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

…***

Kurların düşük kaldığı dönemlerde, ithalatın suni olarak ucuzlaması ile Türkiye tuzağa düştü ve üretimde yerli malı yerine ithal aramalı ve hammadde kullanılmaya başlandı. Bu nedenle pamuk üretimi azaldı.. İplik fabrikaları kapandı.  Bu gün kurlar yüzde 10 daha değerlidir ve fakat yine de üretim ithalata bağımlı olmaktan kurtulamadı. Çünkü bugünkü siyasi konjonktür adeta yeni bir tuzak oldu ve de kimse aramalı üretimi için yatırım yapmıyor. Bu şartlarda dış ticaret açığı kaçınılmaz olarak devam ediyor. İkincisi, turizm ve diğer faaliyetlerden döviz kazanma kapasitemizin düşmesidir… Asıl önemli olan Turizm gelirlerinin düşmesi değil, turizm politikasında yanlışların devam etmesidir. Söz gelimi Turizmde ilk sırada Almanlar yer alırken, Almanya'yı tehdit ettik ve Alman Hükümeti vatandaşlarına Türkiye'ye gitmeyin dedi. Ayrıca Turizmde bürokrasi giderek artıyor. Yani altın yumurtlayan tavuğu kendi elimizle boğazlıyoruz. Üçüncüsü dış borçların ve aynı zamanda ve dış borçları çevirme riskinin artmasıdır. Dış açıklar sonunda dış borca yansıyor.Başbakan yardımcısı uçacağımızı söylüyor ve fakat uçağın hava deliklerini kapatamıyor.

…***

Emin Çölaşan, 1 Ağustos tarihli Sözcü gazetesinde, “Türkiye’de yasak, İzmir’de serbest” başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Tuhaf bir ülke gerçeği bugüne kadar belki onlarca kez gözünüze çarpmıştır. Bu iktidar döneminde grev yapmak yasaktır! Türkiye'nin neresinde olursa olsun, bir grev başlayınca kamu yararı, halk sağlığı ve huzuru gibi çeşitli gerekçeler öne sürülerek ertelenir. Hele şimdiki OHAL döneminde grev yapmak asla mümkün değildir. Şu anda ülkede birkaç küçük çaplı, önemsiz ve etkisiz grev dışında hiçbir grev yoktur! Zaten grev yapmak sendikaların da işine gelmez zira çoğu devşirilmiş ve AKP'nin “Yasakçı” kurallarına ister istemez dahil olmuştur. Evet, başlayan grev ertelenir, yasaklanır.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelee yer veriyor:

…***

Şimdi “Serbest” olan, hükümetin dokunmadığı, ertelemediği, ya da yasaklamadığı sadece bir tek grev var: İzmir'deki İZDENİZ grevi. Bu bir belediye şirketi. Sendika, işveren konumundaki CHP'li İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ücretler ve sosyal haklar konusunda anlaşmazlığa düşmüş durumda. Grev iki hafta önce başladı ve İzmir körfezindeki bütün yolcu ve arabalı vapur seferleri durdu. İzmir şu anda felç durumda. Vapurlar çalışmayınca herkes özel aracına, metroya ve otobüslere yüklendi. Trafik durumu bir felaket… İzmir halkı bu sıcakta saatlerce yollarda sürünüyor. Her gün yüz binlerce insan çile çekiyor. Vapurla 20 dakikada gideceği yolu trafikte en erken iki saatte alıyor. Peki ama en önemsiz grevleri bile yasaklayan hükümet bu durumda ne yapıyor? Yasaklama ve erteleme yapmadığı gibi, CHP'li belediye yıpransın ve halkın tepkisi artsın diye grevin uzaması için elinden geleni yapıyor!.. İzmir halkının çile çekmesini sağlıyor, olanlara göz yumuyor. Sendikaya çaktırmadan ve el altından telkinde bulunuyor: “Direnin aslanlar arkanızdayız, işi uzattıkça uzatın!..”İzmir ahalisi mahvolmuş, kim takar! Hükümet kendi siyasal çıkarlarının peşinde. Sadece seyretmekle ve “Aman bu iş çabuk bitmesin de ahali CHP'li belediyeden soğusun” diye dua ediyor. İzmir'de yaşayan herkes, hükümetin oynamakta olduğu bu çirkin oyunun bilincinde olmalı.