Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: İpler gerildi... ABD Türkiye'ye vize başvurularını süresiz durdurdu
Evrensel:
Vize krizi sonrası dolar tırmanışa geçti
Aydınlık:
Vize yetmedi sıra incirlikte
Karar:
Türkiye’den ABD’ye misilleme
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
…***
Abdulkadir Selvi, 8 Ekim tarihli Hürriyet gazetesinde, “Gökçek’e verilen mesaj”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“AK Parti’nin Afyon kampına “değişim” damgasını vurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan kampın açılış ve kapanış konuşmalarını, “değişim”e ayırdı. Erdoğan, değişim konusunda kararlı. Çünkü önünde, değişimi kendisi yapamadığı için milletin sandıkta değiştirdiği ANAP ve DYP örneği duruyor. Erdoğan, 7 Haziran ve 16 Nisan sonuçlarını esas alıyor. “Milletimiz bize 7 Haziran’da çok net mesajlar verdi” sözü de bu gerçeğe işaret ediyor. O nedenle 16 Nisan gecesi değişimin düğmesine bastı. Önce partide ve hükümette değişimi gerçekleştirdi. AK Partinin, seçimlerde milletvekillerinin yüzde 60-65’i, yerel yönetimlerin yüzde 25’i, teşkilatların ise yüzde 65-70’i yenileniyordu. Ancak bu seferki değişim talebi, AK Parti’nin varlık ya da yokluk nedenine dönüştü.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadeelre yer veriyor:
…***
Peki değişimini talep ettiği belediye başkanları direnirse Erdoğan ne yapacak? Değiştirilmesini istediği isimlerle seçimlere gittiği takdirde kaybedeceğini biliyor. “Kimle kazanacaksak seçime onunla gideriz” demesi ondan. 16 Nisan referandumunda oyların düştüğü yerlerde, sonuçlarda belediye başkanlarının etkin olduğunu gördü. O nedenle, “Mahalli İdareler seçiminden ne kadar güçlü olarak çıkarsak, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine o kadar güçlü ve moralli gireriz” diye uyardı. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçiminde çelme yemek istemiyor. O nedenle şimdiden tedbir alıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüştüğü Melih Gökçek’e, “Bu işi fazla uzatma” dediği söyleniyor. Gökçek’in, “Benim bu şekilde çekilmem doğru olmaz” dediği ve yerel seçimlerin yapılacağı tarihe kadar görevinin başında kalmak isteğini ilettiği söyleniyor. Erdoğan’ın ise Gökçek’e yaptığı hataları sıralayıp, Ankara’daki gerilemeye neşter vurulmadığı takdirde seçimlerin kaybedilme tehlikesini anlattığı söyleniyor. Erdoğan, değişim ihtiyacının kaçınılmaz olduğunu anlatıyor ve Gökçek’in hukukunun korunacağını belirtiyor.
...***
Saygı Öztürk, 8 Ekim tarihli Sözcü gazetesinde, “Belediyelerle ilgili gizli çalışma”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın istifa ettiği günden bu yana Melih Gökçek'in de gideceği konuşuluyor. Şu anda “istifa havasından” çıktığı izlenimi veren Gökçek'in, pazartesi günü Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi'nin yeni çalışma döneminin başlaması nedeniyle ya da cuma günü gerçekleştirilecek AKP İl Başkanları toplantısında veda konuşması yapması da sürpriz sayılmaz. AKP'de seçim hazırlıkları yapılırken, 228 belediyeye sahip CHP cephesinde de hareketlilik var. Her başkan için ayrı ayrı dosyalar tutuldu, her üç ayda malitablolar, seçim vaatlerinden yapılanlar, yapılmayanlar gözden geçiriliyor, vatandaş memnuniyeti ölçülüyor, önceki seçimlerdeki seçmen tercihlerinin analizleri yapılıyor, yeni yol haritası için 20 başlıkta kitapçıklar hazırlanıyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir yandan bazı başkanları istifa ettirirken bir yandan da Belediyeler Yasası'nda değişiklik çalışması yaptırıyor. “Daha iyi hizmet”ten çok seçimin nasıl kazanılacağı öne çıkıyor. CHP'nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, başkanların istifasını ve istifaya zorlanmasını şöyle yorumluyor: “Erdoğan, milli iradenin üzerine kendi iradesini koyuyor. Belediye başkanlarını istifaya zorlayacak hukuki bir durum varsa hukuki süreç başlatsın. FETÖ'yle, yolsuzluklarla ilgili durumları varsa yargıya intikal ettirsin. ‘Metal yorgunluğu' sözcükleri çıkış yolu olarak gösterilip, diğer konular göz ardı ediliyor.”Seçim hazırlıklarının bir parçası da Belediye Kanunu'nda değişiklik yapılması… Bunun için 300-400-500 bin nüfus kriterlerine göre ilçeleri “bütün ilçe” yapma çalışması var. Hazırlık dosyası Erdoğan'a gitti. Ancak bundan vazgeçildi, 81 ilin tamamının “bütünşehir” yapılması da seçenekler arasına girdi. Bu hazırlığın altında ne yattığını, CHP'li Seyit Torun'dan dinliyoruz: “Milletvekili genel seçiminde olduğu gibi, kırsal kesimden de büyükşehire oy kullanılıyor, yetkilendirme, büyükşehire geçiyor. Bütün il sınırı büyükşehir hizmet alanı haline geliyor. AKP'nin yapmak istediği daha iyi hizmet gitmesi, vatandaşın hızlı hizmet alması değil ‘seçimi nasıl alırım' hesabıdır. Kırsal kesimdeki vatandaşlarımızın tercihini kentlerin içine koyup seçim kazanmak istiyorlar. Bugün büyükşehirlerin içinde bulunduğu durum belli. Aynı elbise bütün illere giydirilmek isteniyor. Kocaeli de, Ordu da büyükşehir ama altyapısı, geliri aynı değil. Önce yasayı değiştirsinler, bu yasayla ilgili dört yıldır yaşanan ciddi olumsuzluklar var. Bunların giderilmesinin üzerinde durmadıkları gibi daha karmaşık hale getirmek istiyorlar.” Mehmet Özhaseki, yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısıyken, CHP yöneticileriyle görüşüyordu. Bakan olunca bu görüşmeleri sonlandırdığı gibi belediyeleri ilgilendiren çalışmalardan en küçük bilgi bile vermiyor, bürokratlarını da bilgi vermemeleri için uyarıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı'nın yürüttüğü çalışmayla ilgili CHP'li Seyit Torun, duyumunu aktarıyor: “Geçmişte ‘anakent' belediyelerinin ‘belediye şubesi' vardı. Şimdi AKP'nin gündeminde ilçe belediyelerini şube yapmak niyeti var. Böylece bütün yetkiyi tek elde toplayıp, karar alma sürecini hızlandırmak istiyorlarmış. Bu konuda bize bilgi vermiyorlar.”
…***
Ahmet Takan, 8 Ekim tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Gökçek pazarlık çıtasını yüksek tuttu”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Melih Gökçek kaç vakte kadar gider?.. Falcı değiliz. Her şey ortada. R. Erdoğan'ın istifa talebinden geri adım atmadığı da görülüyor. Yaklaşık 2 saat süren gece yarısı saray buluşmasında çok sıkı pazarlıklar yapıldığı da kesin. Nasıl bir pazarlık yapıldığına ve tarafların ellerindeki kozlar hakkında fikriniz olsun diye saray kaynaklarından ulaştığım perde arkasından özel bir not vereyim. Görüşmenin en hararetli anında Melih Gökçek konuyu Başbakan Binali Yıldırım ile Enerji Bakanı damat Berat Albayrak arasındaki uyumsuzluk ve süre giden kavgalara getirir ve şöyle der; "İsterseniz ben sizi rahatlayım. Ben oraya geçeyim." Gökçek'in "orası" diye kastettiği yer Binali Yıldırım'ın koltuğudur. Erdoğan, "Ben sizden öneri istemiyorum. Size öneri sunuyorum" diye istifa talebini yineleyip o bölümü kapatır.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Böyle bir pazarlık kabul edilse bile Gökçek'in Başbakanlık koltuğuna oturması mümkün mü?.. Hayır. Milletvekili olmadığı için Anayasa izin vermiyor. Peki dosyacılığı ve çok sıkı pazarlıkçılığıyla meşhur Gökçek bu teklifi neden yapıyor?.. Bunun tercümesi ve Gökçek'in neleri kastettiğini iktidar çevreleri çok iyi biliyor. Ankara'da gazetecilerin bile kulağına gelenlerden daha fazlasını Gökçek'in bildiği herkesçe malum. Melih Gökçek, R. Erdoğan'a karşı çok hassas bir hamle yapmış. Bakalım karşılığı nasıl gelecek?.. Gündem karartılıyor. Türkiye'nin AKP'li belediye başkanlarının istifalarından çok daha önemli, hayati meseleleri var. Nasıl bir ekonomik kriz içindeyiz, çok az kimse konuşuyor. Ancak sesleri duyulmuyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak,"Türkiye'nin toplam dış borç tutarı milli gelir toplamının yarısını geçti ve 432 milyar dolara yükseldi. Hazine Müsteşarlığı'nın açıkladığı tutarlar, AKP hükümetlerinin ülkemizin içinde bulunduğu borç tablosunu, 2001 krizinden daha vahim bir noktaya getirdiğini gösteriyor" diyor. Toprak, gerçek verilerle karanlık tabloyu anlatıyor:"Hazine Müsteşarlığı'nın açıkladığı 2017 yılı ikinci çeyrek (Nisan-Haziran) dış borç tablosundaki tutarlar, ilk çeyreğe göre, borç stokunun 20 milyar dolardan fazla arttığını, 2003 yılından bu yana ilk kez dış borç stokunun milli gelirin yarısını aşarak, tehlikeli bir noktaya gelindiğini gösteriyor. Hazine Müsteşarlığı'nın verilerine göre, brüt dış borç stoku, 30 Haziran itibarıyla, Mart sonundaki 412 milyar dolarlık tutardan 432,4 milyar dolara çıktı.Böylece, Mart sonunda yüzde 48,6 olan dış borçların milli gelire oranı, yüzde ise 51,8 düzeyine yükselerek milli gelir toplamının yarısını aştı. Aynı dönemde net dış borç stoku da, 267 milyar dolardan 283,1 milyar dolara yükseldi ve net dış borç stokunun milli gelire oranı yüzde 31,5 düzeyinden yüzde 33,9 düzeyine yükseldi. Hazine Müsteşarlığı'nın verilerine göre, Türkiye, milli gelirinin yarısını aşan dış borçları için toplam 84,5 milyar dolar faiz ödeyecek.