Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: Cenevre görüşmesi öncesi Esad krizi
Birgün:
Rıza Sarraf davasında yeni gelişme
Milli gazete:
Bankalar büyüdükçe yoksulluk sınırı artıyor!
Yeniçağ:
Aziz Yıldırım'dan FETÖ açıklaması
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Erdal Sağlam, 29 kasım tarihli Hürriyet gazetesinde, “Enerjide Rusya’ya bağımlılık daha da artabilir”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Bölgedeki savaşların sebepleri arasında enerji kaynaklarına sahiplik unsuru hep sayılır. Bunda gerçeklik payı olduğu kesin ama asıl kesinlik, enerjide bağımlı hale geldiğiniz ülkelere siyasi olarak da bağımlılık yaratacağınız...”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
TÜRKİYE’nin son dış politika gelişmeleriyle enerjide merkez olma hayallerinin nasıl suya düşmekte olduğunu yazmıştık. Bunu bir adım daha ileri götürürsek; arz güvenliği sıkıntısının büyüyeceğini, özellikle Rusya’ya var olan bağımlılığın daha da artma tehlikesi bulunduğunu söylemek mümkün.
Bu tehlikenin bir yandan Türkiye’nin bölgedeki enerji oyununda devre dışı kalmasından, öte yandan ise Rusya’nın K. Irak başta olmak üzere yakın bölgemizdeki gücünü artırmasından kaynaklandığını söylemeliyiz.
Rusya’nın petrol şirketi Rosneft, K. Irak yönetimiyle bu yılın ortasında St. Petersburg’da 20 yıllık bir anlaşma imzaladı.
Rusya aldığı petrolü Almanya’daki rafinerilerine taşıyacak,
bölgede 3 milyar dolarlık yatırım yapacaktı. İşbirliğinin bununla sınırlı kalmadığı tam da referandum sürecinde Rusya’nın K. Irak’ta 5 blokta üretim için sahalar almasıyla kesinleşti. K. Irak bölgesinde 45 milyar varillik petrol rezervi, 5.6 trilyon metreküp doğalgaz rezervi bulunduğu belirtiliyor. Başka şirketler de petrol çıkarıyor ama Rusya’nın yaptığı anlaşma önemli; diğer şirketlere teklif vereceği söyleniyor.
Rusya Türkiye’nin petrol ithalatında, Irak’tan sonra 2. sırada bulunuyor. K. Irak’ın petrol sahalarının bir bölümünü ele geçirmesiyle birlikte, belki menşei ülke olarak değil ama etkinlik olarak petrol ithalatımızda en önemli aktör olması kaçınılmaz olabilir. Geçen yıl Irak’tan toplam 11.4, Rusya’dan 7 milyon tonluk ithalatımız bulunuyordu.
Türkiye’nin enerji çeşitliği için yapmakta olduğu nükleer santralin Rusya tarafından yapıldığını, şu anda tek proje olduğunu da söylemek gerekiyor.
Rusya’ya asıl bağımlı olduğumuz enerji alanı ise doğalgaz. 2016’da Batı hattı ve Mavi Akımdan toplam 30 milyar metreküp doğalgaz ithalatı yaptığımız Rusya’yı Azerbaycan 6.6 milyar metreküple izlerken, 7.5 milyar metreküp civarında sıvılaştırılmış doğalgaz olan LNG ithal etmişiz.
…***
Faruk ÇAKIR, 29 Kasım tarihli Yeniasya gazetesinde, “Bağımlılık tuzağına karşı”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Başka alışkanlıklar gibi teknoloji bağımlığına karşı da “Yapma, etme” metodundan ziyade “ikna metodu”nu kullanmak durumundayız. Bu fena alışkanlığa karşı bugünden yeterli tedbirleri almak durumundayız. Geç kalma halinde nelerle karşılaşabileceğimizi tahmin etmek zor değil.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Bağımlılık denildiğinde akla sigara, alkol ve öldürücü/uyuşturucu alışkanlıkları gelse de unutulan başka bir tehlike de kapımızı çalmış durumda. Artık mücadele edilmesi gereken ‘teknoloji bağımlılığı’ karşımızda duruyor.
Başka alışkanlıklar gibi teknoloji bağımlığına karşı da “Yapma, etme” metodundan ziyade “ikna metodu”nu kullanmak durumundayız. Bu fena alışkanlığa karşı bugünden yeterli tedbirleri almak durumundayız. Geç kalma halinde nelerle karşılaşabileceğimizi tahmin etmek zor değil.
Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, “Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu” kurmak üzere olduklarını, bunun altında “uyuşturucu”, “sigara”, “alkol” ve “teknoloji” bağımlılığıyla mücadele grupları oluşturacaklarını açıklamış. (AA, 26 Kasım 2017)
Akdağ, CNN Türk’te katıldığı bir programında, Türkiye’nin en büyük sağlık sorunu olarak obezite ve hareketsizlikten sonra sigara kullanımının geldiğini hatırlatmış ve şöyle demiş: “Türkiye’deki mevzuatımız dünyadaki en iyi mevzuatlardan biri. (...) Harvard’a gittiğim zaman da oradaki derslerde öğrenciler de bana sordular. En çok sordukları soru ‘Endüstriyle nasıl baş ettiniz?’ Çünkü sigara endüstrisinin bir yığın numarası var. Bana ‘Nasıl anlaştınız?’ diye sordular. (...) Türkiye’deki mesele bugün mevzuatlar yapmak, yeni kanunlar yapmaktan ziyade denetimle alakalı. Başbakanımızın talimatıyla yeni bir yüksek kurul oluşturuyoruz. Bunu Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kuruluna dönüştüreceğiz ve altında gruplar oluşturacağız. Bir, uyuşturucu grubu zaten çalışacak, ikincisi sigara grubu, üçüncüsü alkol grubu, dördüncüsü biraz yeni ama çok önemli bir alan, teknoloji bağımlılığıyla mücadele grubu. Bu dört alanda bakanlıklarımızın koordinasyonunu en yüksek seviyeye çıkararak, bu arada sigara mücadelesini de iyice pekiştirmiş olacağız.”
Sigara ile mücadelede önemli adımlar atıldığı belli. Ancak son zamanlarda denetimlerde gevşemeler olduğunu da görmek lazım. Belki genelleme yapmak yanlış olur ama artık pek çok kahvehanede bu yasağın delindiğini, akşam belli saatlerden sonra sigara içildiği göze çarpıyor.
Daha da önemlisi sigaraya karşı verilen mücadelenin, daha tehlikeli olan alkollü içkilere karşı verilmemesidir. Alkollü içkilere karşı ve hele de öldürücülere/ uyuşturuculara karşı verilen mücadele sigaraya karşı verilen mücadeleden kat kat fazla olmalıdır.
“Teknoloji bağımlılığı” da yeni ama tehlikeli bir alışkanlık halini almış durumda. Buna karşı da çok ciddi, çok ikna edici mücadele metodları bulmak mecburiyetindeyiz. Bu noktada teknoloji aletlerini ‘vasıta’ olarak kullananlarla ‘eğlence aracı’ olarak kullananları ayırt etmek lazım.
…***
`Esfender Korkmaz, 27 Kasım tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Açlık ve yoksulluk tuzağı”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“2017'de beklenen enflasyon ve büyüme oranı daha yüksek oldu. Bu nedenle 2016 asgari ücret üstüne yapılan düzeltme yetersiz kaldı.2016 yılı asgari ücretinin 2017 yılına göre düzeltilmişi, 1.560 liradır. Uygulanan asgari ücret olan 1.404 lira ile arasında ayda 126 lira fark var. 2018 asgari ücret görüşmeleri için 2017 yılı için baz ücret 1.404 değil, 1.560 lira olmalıdır.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Konuştuğum çoğu işçi kendi durumunu açıklarken ''Nefesimiz kesildi '' diyor. İnsanın içinde bulunduğu en kötü durumu izah etmesi ancak nefesimiz kesildi diyerek tarif edebilir.2018 yılı asgari ücretin ne olacağına Aralık ayı içinde işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu karar verecek.2018 yılı asgari ücreti tespit edilirken şu hususlar göz önünde bulundurulmalıdır:
1- TÜİK, 4 kişilik bir ailenin 2016 yılı yoksulluk sınırını 5.693 lira olarak açıkladı. Bu sınırı 2017 yılı enflasyon gerçekleşme tahmini olan yüzde 12 ve büyüme gerçekleşme tahmini olan yüzde 5.2 ile düzeltirsek 2017 yılı dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 6.708 lira eder.2018 asgari ücret için gösterge olması gereken yoksulluk sınırı ise, 2017 yoksulluk sınırı olan 6.708 lirayı 2018 yılı enflasyon tahmini yüzde 10 ve büyüme tahmini yüzde 3.5 ile düzeltirsek 7.637 lira olur.
2- Bir ailede iki kişinin çalıştığını varsayarsak bu ailede her çalışanın yoksulluk sınırı 3.818 lira olur.TÜRK-İŞ de 2017 yılı için gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarını (yoksulluk sınırı) 5.030,31 TL olduğunu açıkladı.TÜRK-İŞ'in yoksulluk sınırını da yine 2018 yılı beklenen enflasyon ve büyüme oranına göre düzeltirsek, 7.727 lira eder.Bu şartlarda asgari ücreti 3.800 lira altında tutmak, çalışanın sürekli yoksul kalmasına rıza göstermektir. 2- 2017'de beklenen enflasyon ve büyüme oranı daha yüksek oldu. Bu nedenle 2016 asgari ücret üstüne yapılan düzeltme yetersiz kaldı.2016 yılı asgari ücretinin 2017 yılına göre düzeltilmişi, 1.560 liradır. Uygulanan asgari ücret olan 1.404 lira ile arasında ayda 126 lira fark var. 2018 asgari ücret görüşmeleri için 2017 yılı için baz ücret 1.404 değil, 1.560 lira olmalıdır. Bu baz ücrete göre de 2018 yıllık enflasyon ve büyüme tahminlerine göre düzeltilmiş asgari ücret alt sınırı 1.743 lira eder.2018 yılında asgari ücretin 1.743 lira altında olması, çalışanı açlığa mahkûm etmek demektir.
3- Maliye Bakanı asgari ücret için 100 liralık desteğin kaldırılacağını söyledi. Demek ki Hükümetin niyeti, asgari ücreti 2018 yılında da düşük tutmaktır.AKP iktidarı:* TÜFE harcamalarının sepet içindeki payını düşürerek, işçi ve memur maaşlarında yapılan düzenlemeyi düşük tuttu ve devlet artık çalışanlara daha düşük ücret ödüyor.Bunun içindir ki TÜİK'in açıklamasına göre, ücret ve maaşların en düşük yüzde 20'lik gelir grubundaki payı 2015 yılında yüzde 37.7 iken, 2016 yılında 2.4 yüzde puan artarak yüzde 39.7'ye yükseldi. Yani memurlar artık daha fakirdir. * Asgari ücrette, enflasyon tahmini düşük yapılıyor, büyümeden pay verilmiyor. Asgari ücretliler giderek yoksullaşıyor