Ocak 31, 2018 11:11 Europe/Istanbul

Evrensel: Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyeleri gözaltında!

Hürriyet:

Erdoğan ile Davutoğlu, Gülün çıkışını görüştüler

Yeniçağ:

ABD'den yeni bir oyun daha!

Yeniasya:

Suriye sınırına askeri sevkiyat sürüyor

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

…***

Orhan Uğuroğlu, 30 Ocak tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Kılıçdaroğlu esti gürledi…”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Kemal Kılıçdaroğlu'nun sabah kahvaltısına gittim ama öyle bir tepki fırtınasına yakalandım ki sormayın.AKP iktidarı, 16 yıldır Kılıçdaroğlu tarafından bugüne kadar çok sert ve ağır şekilde eleştirilmedi.Kılıçdaroğlu'nu CHP kurultayındaki rakipleri konusunda son derece rahat gördüm.Sanki Kurultay yokmuş, ya da yapılmış da Kemal Bey yeniden seçilmiş gibi rahat tavır içindeydi.Tabii bu tür kahvaltılı basın toplantılarına da karşıyım. Baktım neredeyse tüm medya mensupları kahvaltı tabaklarının ancak yüzde 10'unu tükettiler.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Sabah 10:00'da kahvaltı gazeteciler için çok geç bir saat. Erken kalkar rakip gazete televizyon ve ajansları izler kahvaltıyı erken yaparız.Siyasi üslup bugün Türkiye'de en önemli sorun ki Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığı makamında oturan kişinin sokakta bile kullanılmayacak ağır kelimeler kullanmasından çok rahatsız.Genel Başkan Yardımcıları Bülent Tezcan Lale Karabıyık ve TBMM Grup Başkanvekili Özgür Özel CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na eşlik ederlerken, basın müşaviri Okan Konuralp'in meslektaşlarına yaptığı ev sahipliği de dikkat çekti.Havuz medyası sohbete davet edilmezken gazetelerin ve televizyonların Ankara Temsilcilerinden oluşan 24 gazeteci ile 10'a yakın kameraman basın toplantısını takip etti.Basın toplantısının yapıldığı otelin güvenlik önlemleri de verdikleri kahvaltı da görülmeye değerdi.Gazeteciler ile girişte tek tek el sıkışan Kemal Bey çıkışta konuklarını yine tek tek yolcu etti ve kameraman meslektaşlarımızı da el sıkarak uğurladı.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile özel bir söyleşi yapmak istiyordum ki araya bu kahvaltı girince kurultay öncesi yapıp yapamayacağımızı çıkışta sordum.Kurultay çalışmaları nedeniyle çok yoğun görüşme trafiği olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Bu hafta sonunu atlatalım, bir araya geleceğiz" diye yanıt verdi.

…***

Saygı Öztürk, 30 Ocak tarihli Sözcü gazetesinde, “Bu ayrıcalıkla yüksek yargı meclise bağlandı” başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Kişilerin sağlıklarının korunması, sağlık riskleri ile karşılaşmaları halinde de oluşan harcamaların finansmanı için 2012 yılında Genel Sağlık Sigortası (GSS) oluşturuldu. Sigortalılara sağlık yardımlarının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla tek elden yapılması, toplumun tüm bireylerinin GSS'lı olması kabul edildi. Geçen yıl sonu itibarıyla 78 milyon vatandaşımız (yüzde 97,7) GSS'lı oldu, bunların tedavi giderleri için 74 milyar lira harcandı. Halen kapsam dışında bulunan banka yardımlaşma sandıkları personeli, tutuklu ve hükümlülerin de sisteme dahil edilmelerine yönelik çalışmalar sürüyor. Ülke nüfusunun tamamına yakınını kapsayan GSS kapsamındaki sigortalılara sağlık yardımları SGK tarafından sağlık kurum/kuruluşlarından hizmet alımı yapılması suretiyle karşılanıyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Sigortalılardan alınacak katılım payları, özel sağlık kuruluşlarına ödenecek ek ücretler, sağlık hizmetlerinin bedellerinin tespit edilmesi vb. Konular; SGK tarafından çıkarılmış Sağlık Uygulama Talimatı'nda (SUT) ayrıntılı olarak belirtiliyor. Ancak SUT 2013 yılından beri güncellenmediği için vatandaşın cebinden daha çok para çıkıyor. Örneğin, SUT tarifesine göre KBB muayene bedeli olarak özel hastanelere (KDV dahil) 25,92 TL ödeyen SGK, ödediği bu rakamın 20 TL'sini, muayene katkı payı ve reçete bedeli adı altında vatandaştan tahsil ediyor.Mevzuatta yer alan GSS'ye aykırılık oluşturan tüm hükümler yürürlükten kaldırıldığı halde, milletvekilleri ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerin tedavi giderlerinin TBMM bütçesinden yapılacağına ilişkin yasa kuralı özenle korundu. Özel yasada sağlık hizmetlerinden yararlanma usul ve esaslarına ilişkin hüküm bulunmuyor. Bu yüzden belirtilen hususlar, herhangi bir sınırlama olmaksızın, TBMM Başkanlık Divanı'nca çıkarılan yönetmelikle düzenleniyor. Yönetmelikle hak sahibi olanlara SGK aracılığıyla genel sağlık sigortalılara verilenlerin hayal bile edemeyeceği, özel sağlık sigortası poliçelerinde dahi öngörülmeyen hükümler içeren tedavi yardımları sağlanıyor. Bazılarını aktaralım:

Özel muayenehanede/evde yapılan muayene ve tedavi ücretleri de TBMM tarafından karşılanıyor. Muayene katkı payı, reçete bedeli, eşdeğer ilaç farkı gibi ödeme yapılmıyor. Resmi sağlık kurum ve kuruluşlarından sağlanmış tedavi giderleri, kurum tarafından düzenlenmiş fatura esas alınarak ödeniyor. Özel sağlık kurumlarındaki tedavi giderlerinde ek ücret ödenmiyor. Özel sağlık kurumlarına ödenecek sağlık hizmeti giderlerinde Türk Tabipler Birliği vb. kurum/kuruluşların yıllık tarifeleri baz alınarak Başkanlık Divanı'nca belirlenen tutarlar üzerinden ödeniyor. Yurtdışında tedavi edilmeleri konusunda geniş olanaklar sağlanıyor.GSS mevzuatına aykırı olan bu özel düzenlemenin Anayasa'nın 12. Maddesinde yer alan “Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz” kuralına da aykırı olacağı hususunun göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Milletvekillerine görevlerini daha iyi yapabilmeleri, halkı temsilde zorluk çekmemeleri bağlamında bazı ayrıcalıklar/kolaylıklar sağlanması olağan karşılanabilir. Ancak söz konusu bu düzenlemeler, üstlenilen görevin süresiyle de sınırlı değil ömür boyu yararlanmaları şeklinde… Konuyu derinlemesine irdeleyen emekli Mülkiye Başmüfettişi Mahmut Esen, “Yüksek yargı organı mensupları, sağlık giderlerinin ödenmesi gibi yaşamsal önem taşıyan bir konuda TBMM Başkanlık Divanı'na bağlandı. Zira yönetmelik çıkarmak veya Başkanlık Divanı'nın TBMM yönetimine ait karar alma faaliyetleri, TBMM'nin yasal olmayan idari nitelikli kararlarındandır. Dolayısıyla yüksek yargı organlarına sağlanacak sağlık yardımları, TBMM Başkanlık Divanı'nın idari kararlarına göre yapılacaktır. Örneğin yüksek yargı organı mensubunun kullanacağı gözlük bedeline dahi TBMM Başkanlık Divanı karar verecektir” diyor. Konu, sadece sağlık giderlerinin ödenmesi sorunu olmaktan çıkıyor, yargı organlarının bağımsızlığı ve tarafsızlığını da doğrudan ilgilendiriyor. Yüksek yargı mensuplarının, GSS kapsamı dışına çıkarılmış olmaları nedeniyle hayatın olağan akışı içerisinde, GSS sigortalılarının sorunlarından uzaklaşacakları; SGK'nın hatalı eylem ve işlemlerinin yargı yoluyla düzeltilmesi, içtihat oluşturulmasına yönelik yargısal faaliyetlerin daha uzun bir zaman alacağı açıktır.

…***

Erdal Sağlam, 30 Ocak tarihli Hürriyet gazetesinde, “‘Yerlileştirme Kurulu’nun adı ve amacı”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Daha çok siyasette hakim olan dilin artık ekonomiye de sıçradığı gözleniyor. Geçen hafta ekonomide millileştirme ve yerlileştirme adı altında yeni kurullar oluşturulduğuna, yeni düzenlemeler yapıldığına şahit olduk. Bunların adı ve amaçlarını tartışmak gerektiğini düşünüyorum.Türkiye ekonomisinin rekabet edebilir düzeye gelebilmesi için teknoloji yoğun alanlarda ölçek ekonomisini de göz önüne alan, tüm dünyaya satabileceğimiz katma değeri yüksek ürün üretimi için ciddi bir yapısal değişim gerektiğini uzun yıllardır konuşuyoruz. Sanayi 4.0 tartışmaları bunun için yapılıyor. Son yıllardaki “küresel değer zincirine katkı” tanımlaması da bu amaçla oluşturuldu.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Bu eşiği aşmadığımız takdirde Türkiye’nin cari açığının azaltılamayacağını, sürdürülebilir makro ekonomik dengelerin kurulamayacağını, orta gelir tuzağını aşamayacağımızı dolayısıyla gelişmiş ülke seviyesine gelemeyeceğimizi artık herkes biliyor.

Bu değişimi yapmanın aynı zamanda çocuklarımıza borcumuz olduğunu, çünkü ülke grupları arasındaki uçurum hızla büyürken, bu aşamaya geçemezsek Türkiye’nin çok gerilere düşeceğini düşünüyorum. O nedenle de bir an önce harekete geçmek gerektiği, aksi takdirde çok geç kalacağımız bir gerçek.

Bu tartışmalar yapılırken, hükümet yerlileştirme adımları atıyor.Her şeyden önce bu başlık altında düzenleme yapılması, bence giderek çok daha fazla ihtiyaç duyduğumuz doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını caydıracak bir hareket. Niyetiniz bu olsa bile bunu başka isimler adı altında yapsanız daha rasyonel olurdu diye düşünüyorum. Bunun da ötesinde düzenlemelerde yazılı olan amaçların birbiriyle çeliştiği görülüyor. Geçen hafta yurt içi sanayinin uluslararası pazarlara entegre olarak geliştirilmesi, yüksek teknolojili ürünlerin sanayi ve ihracattaki payının artırılması amacıyla “Yerlileştirme Yürütme Kurulu” oluşturulmasına dair bir Başbakanlık Genelgesi yayımlandı. Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Başkanlığında 6 bakanın katılacağı kurulun sekretaryasını Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı yürütecek.

Kurulun sanayinin ithalat bağımlılığını azaltacak, rekabet gücünü artıracak programların hayata geçirilmesi amacıyla çalışmalar yapacağı ifade edildi. Sanayinin ithalat bağımlılığını azaltacak programlar maddesi, eski ithal ikamesi uygulamasını çağrıştırıyor. Bunun yanında belirtilen “sanayinin rekabet gücünü artıracak, orta ve yüksek teknoloji ürünlerin ihracatını sağlamak” amacı öndeyse o zaman kurulun adına neden “Yerlileştirme” dendiğini anlamak mümkün değil.