Ramazan ayını karşılarken
İmam Seccad -s- şöyle buyuruyor: Ey yüce Rabbim, gerçekten şu Ramazan ayını oruç tutma ve günahlardan dönme ve tevbe, mağfiret, rahmet ve cehennem ateşinden kurtuluş ve cennete kavuşma ayı olarak belirledin.
Değerli dostlar, Allah’ın ziyafet ayı bir kez daha geldi ve ilahi keremin genişliği kadar kocaman bir sofra kuruldu. Ev sahibi açık kucakla konuklarını karşılıyor. İlahi ziyafete ister günahkar, ister suçlu, ister mümin olsun, tüm beşeriyet davetlidir. Bu ziyafetin ev sahibi, tüm günahları bir damla pişmanlık göz yaşı veya ihlasla yapılan bir tevbenin karşılığında silecek kadar cömert ve tevbeleri kabul eden Allah tealadır.
Allah Resulü Muhammed-i Mustafa -s- mübarek Ramazan ayı hakkında şöyle buyuruyor:
Ey insanlar, gerçekten Allah’ın ayı tüm bereketi, merhameti ve mağfireti ile size gelmiştir. Bu ay Allah katında en iyi aylardan biri, günleri en iyi günlerden ve geceleri de en iyi gecelerden ve saatleri de en iyi saatlerdendir. Bu ayda ilahi ziyafete davetlisiniz ve Allah tealanın keramet ehli olan kullarından oldunuz. Bu ayda nefesleriniz, tesbih kadar sevaplı, uykunuz ibadet hükmünde ve amelleriniz makbul ve dualarınız icabet edilir.
O zaman siz de ilahi geniş sofraya oturun ve Ramazan ayının sofrasındaki nimetlerden yararlanın. Bu ayda kalbinizi ilahi aşk ve sevgi ile parlatın ve ilahi sonsuz lütuf ve merhameti talep edin.
Evet, Ramazan ayı, cennet çiçekleri ile kokan ve ilahi nurla nurani olan ilahi aydır. O zaman kalk ve sen de ilahi hoş kokudan yararlan. Şimdi yüce Allah senin gelmenin ve O’nunla barışmanı bekliyor.
Şimdi yüce Allah’ın ayı, Ramazan ayının ilahi mağfiret ve kerem kapıları açıldığı bir sırada evlerden sahura kalkan ve oruç tutmak isteyen insanların ibadet fısıltılarının sesi yükseliyor. Şimdi herkes herkes Ebu Hamza Semali duasını fısıldayarak yüce Allah’a şöyle sesleniyor:
“Allahım; cezalandırarak beni edep eyleme. Kendi başıma bırakarak da tuzağına duçar etme. Ey Rabbim! Nereden bir hayır umarım; oysa senin katından başka kimseden hayır gelmez. Kurtuluşa nasıl erebilirim; oysa, ancak senin lütfunla kurtuluşa erişilir. Ne iyi amel sahibi, senin yardım ve merhametinden gânidir; ne de kötü işler yapıp sana karşı gelen ve senin hoşnutluğunu kazanmayan senin kudret ve tasallutundan çıkabilir.
Nice sözler vardır yürekleri inciten, nice hatalar vardır, başkalarına eziyet eden, nice günahlar vardır insan kalbini karartarak ağırlaştıran. Bir yıl boyunca insanın omuzunda ağırlık eden bu günahların ağırlığı insanı kulluk yolunda meşakkate sürükler; ancak Ramazan meltemi esmeye başlayınca umutsuz gönüller umut nuru ile aydınlanır. Günahların ağırlığı oruç tutmak, tevbe etmek, Allah tealadan af dilemek ve kötülükleri telafi etmekle omuzlardan kaldırılarak yere bırakılır ve ilahi rahmet ve mağfiret yağmuru kalplerin karanlığını iman nuru ile aydınlatır. Mübarek Ramazan ayı gelince sanki fırsatlar da yoldan gelir; günahlardan geri dönme, tevbe etme ve değişme fırsatları.
Her insan maddi ve cismi boyutunun yanı sıra bir de manevi ve ruhi boyutu vardır ve mübarek Ramazan ayında oruç tutmak, manevi boyutu geliştirme ve takviye etme programı sayılır.
Mübarek Ramazan ayı haddini aşan taleplerde bulunan nefsi kontrol altına alma, Allah teala ile irtibatı güçlendirme ve gelişme yolundaki engelleri bertaraf etme fırsatıdır. Mübarek Ramazan ayında haram ve şehvet temelli lezzetlerden kaçınmak, oruç tutmak, Kur'an'ı Kerim tilaveti gibi iyi amellerde bulunmak ve dua etmek insanı takva, paklık ve kemal mertebelerine ulaştırır. Kur'an'ı Kerim Bakara suresinin 183. ayetinde şöyle buyurur:
Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.
Oruç ibadeti mübarek Ramazan ayında vacip amellerden biridir. Oruç tutan insan sabah ezanından akşam ezanına kadar yemekten ve içmekten kaçınır. Oruç tutmanın büyük sevabı ve mükafatı vardır. Bu amel aynı zamanda insanların amel defterinde yazılan günahların silinmesine vesile olur. Allah Resulü -s- bu bağlamda şöyle buyurur:
Oruç ibadeti onu sevdiği yemeklerden alıkoyan kimseye cennet yemeklerinden yedirmek ve cennet şaraplarından içirmek Allah’ın boynunadır.
Ancak oruç ibadetinin bu şekilde mükaflandırılması için insan yemekten ve içmekten el çekmenin yanında bir de bedeninin dil, el, ayak, göz, kulak ve kısacası tüm organları da oruçlu olması gerekir. yani oruçlu insan dili ile gıybet etmemeli, iftira atmamalı, kötü söz söylememeli ve başka organları da her türlü günahtan ve haramdan uzak durmalıdır. Bu bağlamda İmam Ali -s- şöyle buyurur:
Kalbin orucu dilin orucundan ve dilin orucu karnın orucundan daha iyi ve makbuldür.
Mübarek Ramazan ayı, Kur'an'ı Kerim’in nazil olduğu aydır. Buna göre bu semavi kitap adeta Ramazan ayının cismine üflenen ruh gibidir ve bu ayın değer ve önemini bir kaç kat arttırmıştır. Nitekim Bakara suresinin 185. ayetinde Ramazan ayı, Kur'an'ı Kerim’in nazil olduğu aydır, şeklinde buyurmuştur.
Bu ayet Ramazan ayının önemi ve azameti, Kur'an'ı Kerim’in bu şerefli ayda nazil olduğundan kaynaklandığını ve bu mübarek ayda en iyi amellerden biri de Kur'an'ı Kerim tilaveti olduğunu buyuruyor.

Ebi Besir, İmam Cafer Sadık’tan naklen o hazretin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
Mübarek Ramazan ayı sadece Kur'an'ı Kerim’in değil, tüm semavi kitapların nazil olduğu aydır; Tevrat Ramazan ayının altıncı günü, İncil bu ayın on ikinci günü, Zebur da on sekizinci günü ve Kur'an'ı Kerim de Kadir gecesinde nazil olmuştur.
İslami rivayetlerde Allah Resulü’nden -s- naklen, mübarek Ramazan ayında bir ayet okumak, Kur'an'ı Kerim’i hatmetmeye eşdeğer olduğu ve oruç tutan insanlar için hatim sevabı yazıldığı anlatılmıştır.
Mübarek Ramazan ayında Kur'an'ı Kerim tilaveti, oruç tutan insanın damarlarında manevi hayatın akışı anlamına gelir. Kuşkusuz sadece Kur'an'ı Kerim tilaveti değil, bu ayda her türlü iyi amelin mükafatı kat kat artır. Nitekim bu tür manevi mükafatlar ve uhrevi teşvikler oruç tutan insanları iyi amellerde birbirini sollamaya teşvik eder. Buna göre Ramazan ayı yücelmeye doğru kanat açma ayı sayılır.

İmam Seccad’ın -s- mübarek Ramazan günlerinde okuduğu dua ise şöyle:
Ey yüce Rabbim, gerçekten şu Ramazan ayını oruç tutma ve günahlardan dönme ve tevbe ve mağfiret ve rahmet ve cehennem ateşinden kurtuluş ve cennete kavuşma ayı olarak belirledin.
Evet, Ramazan ayın tevbe ve istiğfar ve Allah tealaya dönme ayıdır. Bu nurani ayda ilahi rahmet kapıları açılmışken, ilahi kata dua etmek ve mağfiret talep etmekten gafil olmamalıyız. Eğer oruçlu insan bu faziletli ayda dua edemiyorsa, bunu Allah tealadan talep etmelidir.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu bağlamda şu tavsiyede bulunuyor:
Bazen insanın dua edecek hali yoktur. Bu, çok kötü bir işarettir. Eğer dua vakti, yalvarış ve yakarış vakti bu amelleri yerine getirecek halimiz olmadığını fark edecek olursak, bu hiç de iyi bir işaret değildir, gerçi bunu düzeltmek de mümkündür. İnsan yüce Allah’a yönelmek ve yalvarmakla dua etme halini yeniden kazanabilir.
Evet, dua etmek, huşu ve kulluk işaretidir. Biz de mübarek Ramazan ayının başlamasını İmam Seccad’ın -s- yüce Allah katına yaptığı şu güzel dua ile noktalıyoruz:
Ey yüce Rabbim, Muhammed’e ve hanedanına selam gönder ve bu ayın faziletini ve haramlarından kaçınmayı ve men ettiğin her şeyden uzak durmayı nasip eyle.012