2019 yılında Fars körfezi iş birliği konseyi
Fars körfezi iş birliği konseyi FKİK 2019 yılında oldukça gergin günleri geride bıraktı.
FKİK içinde ihtilafların devam etmesi ve başta Katar ile S. Arabistan, BAE ve Bahreyn olmak üzere üye ülkelerin arasında ayrışmalar 2019 yılında ön plana çıkan konulardı.
S. Arabistan bir yandan Katar ile ilişkilerini yeniden ihya etmeye ve Doha karşısında başarısızlığının baskısını hafifletmeye çalışırken, öbür yandan bu ülkeye yaptırım uygulamaya devam etti. Katar ise S. Arabistan ile ilişkileri yeniden başlama şartı olarak yaptırımların kaldırılması ve Katar’ın milli egemenlik hakkına saygı gösterilmesine vurgu yaptı.
Bu çerçevede Katar yönetimi 2019 yılında Riyad’da düzenlenen iki önemli zirveye katılmadı. Birinci zirve Haziran 2019’da ve Suud kralı Salman’ın talebi üzerine düzenlenen FKİK’in acil oturumuydu. Kral Salman bu zirvede ve Arap birliği liderler zirvesi ve İslam iş birliği teşkilatı İİT zirvesinde İran karşıtı bir konsensüs peşindeydi, ancak FKİK zirvesi Riyad için hiç bir getirisi olmadı. FKİK liderler zirvesi Katar ile S. Arabistan arasında ihtilafların daha da arttığını ve FKİK de kendi içinde ihtilaflarla boğuştuğunu ortaya koydu, zira oturumun sonunda Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al-i Sani, Arap birliği liderler zirvesi ve FKİK liderler zirvesinin sonuç bildirilerine muhalefetini ilan ederek her iki bildiri Doha’nın dış politikasına aykırı olduğunu ve esasen önceden hazırlanan bildiriler olduğunu belirtti.
İkinci zirve 10 Aralık 2019 tarihinde ve 40. FKİK liderler zirvesiydi. Gerçi Katar bu zirvede katılım seviyesini 2018 yılına oranla yükseltti ve zirveye başbakanını yolladı, ancak yine de liderler zirvesine Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamd Al-i Sani katılmadı ve bunun yerine Afrika’nın Ruanda ülkesinde pek de önemli sayılmayan bir merasimi Riyad’da FKİK liderler zirvesine tercih etti ve böylece FKİK içinde gerginliklerin giderilmesi için Suud rejiminin daha fazla pratik adımlar atması gerektiğini ortaya koydu.
Aslında 40. Fars körfezi iş birliği konseyi liderler zirvesi esas amacı Katar ile S. Arabistan, BAE ve Bahreyn arasındaki gerginliğe son vermek olduğu halde düzenlendi ve sonuca ulaşamadı. Zirveden önce bu konuda çeşitli tahminler yürütüldü. Umman ve Kuveyt ara buluculuk yapmaya devam ettiler, hatta Katar’ın S. Arabistan’da aleni olmayan büyükelçisinin atanması doğrultusunda bazı adımlar atıldı. Bu arada Suud kralı Salman önceki yıldan farklı olarak 2019 zirvesinde Katar Emiri Şeyh Tamim’i bizzat davet etti. Ancak Şeyh Tamim’in 2019 Fars körfezi iş birliği konseyi zirvesine katılmaması Riyad’ın Doha ile başlattığı gerginlikte yeni bir yenilgiydi.
Bilindiği üzere S. Arabistan ve müttefikleri Mısır, BAE ve Bahreyn 5 Haziran 2017’de Doha yönetimi Riyad liderliğindeki Arap akımla eşgüdümlü hareket etmediği için Katar ile diplomatik ilişkilerini kestiler ve bu ülkeye yaptırım uygulamanın yanında karadan, denizden ve havadan tüm sınırlarını da Katar’ın yüzüne kapattılar. Suud rejimi kuşatma politikası Katar’da kıtlık ve ayrıca ekonomik çöküş yaratarak bu ülkeyi Riyad’a teslim olmaya zorlayacağını zannediyordu, ancak kuşatma politikası pratikte hiç bir hedefine ulaşamadı ve Katar ekonomik büyüme temposunu korudu.
IMF Katar ile dört Arap rejimi arasındaki gerginliğin ikinci yılı dolaysıyla yayımladığı raporda şu ifadelere yer verdi:
Katar ekonomisi Arap ülkeleri ile diplomatik krize rağmen göz kamaştırıcı boyutta iyileşme kaydetti. Katar 2018 yılında 84.5 milyar dolar ihracat yaptı ki 2017 yılına oranla yüzde 25 artış gösterdi. Katar merkez bankasının döviz rezervleri Arap komşuları ile gerginlik yüzünden 2017 yılında 15 milyar doların altına düşmüşken, 2018 yılında 30 milyar doların üzerine çıktı. Katar ekonomisi 2018 yılında yüzde 2.2 büyüdü, oysa bir yıl öncesinde bu oran yüzde 1.6 düzeyindeydi. Katar’da enflasyon oranı da yüzde 0.02 yani hemen hemen sıfır düzeyindeydi.
Bu veriler aslında iki önemli noktayı içeriyor. Birincisi Katar’a dayatılan yaptırımlar başarısızlıkla sonuçlanmıştır. İkincisi, yaptırım politikasının başarısızlığı ve Katar ekonomisinin büyümesi, Doha yönetimi halâ milli egemenlik hakkından taviz vermek ve S. Arabistan’ın uydusu olmak istemediğini ve kendi yoluna devam etmek istediğini ortaya koymuştur.
Fars körfezi iş birliği konseyinin zavallı ve Suud uydusu Bahreyn de 2019 yılında önemli bazı gelişmelere sahne oldu. Bahreyn rejimi 2019 yılında en çok kendi vatandaşlarına karşı şiddet uygulaması yüzünden gündeme geldi.
Bahreyn insan hakları merkezi bir rapor yayımlayarak, Halife rejimi muhalif ve inkılapçı vatandaşları tehdit etmeye ve ceza vermeye devam ettiğini ve bir tek 2019 yılının ilk yarısında 334 vatandaşının vatandaşlık hakkını lağvettiğini duyurdu.
2019 yılında Bahreyn’de aralarında onlarca çocuğun da bulunduğu yüzlerce vatandaş gözaltına alındı. El Halic insan hakları ve demokrasi merkezi ise Ocak 2018’den Mayıs 2019’a kadar Bahreyn mahkemeleri 271 vatandaş hakkında müebbet hapis cezası kestiğini duyurdu.
Yine Merat'ul Bahreyn sitesinin raporuna göre 2019 yılında Bahreyn’de müebbet hapis cezası kesme süreci önemli ivme kazandı ve Ocak – Mayıs 2019 tarihleri arasında Bahreyn mahkemeleri 141 müebbet hapis cezası kesti. Bahreyn’de bir tek Nisan ayında 63 kişi müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Merkezi Avustralya’da bulunan El Halic merkezi raporunda ayrıca 2019 yılında müebbet hapis cezasına çarptırılan tüm Bahreynli vatandaşların vatandaşlık hakları da lağvedildiğini belirtti.
Bundan başka, Halife rejimi 2019 yılında siyasi idam cezalarını kesmeye de devam etti. Halife rejimi 2011 yılından bu yana protestocuların hakkında 26 idam kararı verdi, beş karar infaz edildi. Ancak Halife rejiminin verdiği idam cezaları başka Arap ülkelerinde verilen idam cezalarından farklıydı. Zira Arap ülkelerinde verilen idam cezalarının tümü siyasi değildir, fakat Bahreyn’de tüm idam cezaları siyasidir ve Bahreynli vatandaşlar sırf Halife rejiminin despotluğunu eleştirdiği ve karşı çıktığı için idam cezasına çarptırılarak yaşam hakları ellerinden alınıyor.
El Halic merkezi Başkanı Yahya Hadid ise siyasi suçlamalara verilen idam cezaları, Halife rejiminin inadını ve ülkede gerginliği gidermek istemediğini gösterdiğini belirtiyor.
Geçen sene Halife rejimi kendi vatandaşlarına karşı şiddet uygulamasını tırmandırdığı halde uluslararası camia bu cinayetlere karşı duyarsızlığını sürdürdü ve Bahreyn’de insan haklarının geniş çapta ihlal edilmesine hiç bir tepki göstermedi. Gerçekte Batılı devletlerin Bahreyn’de yaşanan insan hakları ihlallerine karşı tepkisizliği bir kez daha bu zümrenin kendi çıkarlarını insan haklarına tercih ettiklerini ortaya koydu.
Bahreynli eski parlamenter Cevad Firuz bu konuda yaptığı açıklamada, uluslararası duyarsızlık devam ettiği sürece Halife rejimi baskı politikasını sürdüreceğini vurguladı.012