Bercam’dan çekildikten bir yıl sonra, Amerika
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i130037-bercam’dan_çekildikten_bir_yıl_sonra_amerika
Amerika Başkanı Donald Trump 8 Mayıs 2018’de Bercam nükleer anlaşmasından çekildiklerini öngören belgeyi imzaladı. Peki, bir yıl sonra Amerika’nın geldiği nokta neresi? Birlikte gözden geçirelim.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Mayıs 17, 2019 23:27 Europe/Istanbul

Amerika Başkanı Donald Trump 8 Mayıs 2018’de Bercam nükleer anlaşmasından çekildiklerini öngören belgeyi imzaladı. Peki, bir yıl sonra Amerika’nın geldiği nokta neresi? Birlikte gözden geçirelim.

Amerika Başkanı Donald Trump 8 Mayıs 2018’de Bercam nükleer anlaşmasından çekildiklerini öngören belgeyi imzaladı. Trump imza töreninde 11 dakika süren konuşmasında ülkesi 2015 yılında imzaladığı Bercam nükleer anlaşmasından çekildiğini ve bu anlaşma çerçevesinde kaldırılan yaptırımlar yeniden İran’a dayatılacağını açıkladı.

Peki, Amerika Başkanı Trump Bercam nükleer anlaşmasından çekilmekle neyin peşindedir?

Bilindiği üzere Bercam nükleer anlaşması, İran İslam Cumhuriyeti’nin BM güvenlik konseyinin beş daimi üyesi ve Almanya’dan oluşan 5+1 grubu ile teamülünün sonucudur. Ancak Amerika Başkanı Donald Trump İran İslam Cumhuriyeti’ni uluslararası teröre destek vermek ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak gibi yaftalarla suçlayarak bu anlaşma İran’ın nükleer silah cünunu tabir ettiği duruma karşı Amerika’yı koruyamadığını iddia etti.

Bakın kim nükleer cünundan söz ediyor? Bu sözü dile getiren kişi, Amerika’nın nükleer silahların kullanılmasını yasaklayan anlaşmadan çekildiğini ilan eden ABD Başkanı Donald Trump’tır.

Nükleer bilginler bülteni en yeni raporunda Amerika’nın nükleer bomba sayısını ifşa ettiği raporunda bu ülkenin tam 3800 nükleer başlığı bulunduğunu, bu başlıkları yaklaşık yarısı balistik füzelerin başına ve stratejik bombardıman uçaklarına yerleştirilmiş hazır vaziyette bekletildiğini yazdı.

Uzmanlar Amerika devletinin 1300 nükleer başlığı balistik füzelerin başına yerleştirildiğini ve yine 300 nükleer bomba da Amerika içindeki askeri hava üslerinde bulunan stratejik bombardıman uçakları için bekletildiğini ve 150 nükleer bomba da Amerika’nın Avrupa’daki üslerinde bulunduğunu belirtiyor.

Hal böyleyken bakın kimler Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasından çekilmesini olumlu karşıladı?

Trump’ın illegal kararına bir tek korsan İsrail ve Suud rejimi destek verdi.

Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Federica Mogherini ise karara gösterdiği tepkide, Bercam nükleer anlaşması 12 yıl süren diplomatik çabaların sonucu olduğunu, bu anlaşma tüm dünyaya ait olduğunu belirterek İran İslam Cumhuriyeti yetkililerinden bu anlaşmanın bozulmasına müsaade etmemelerini istedi.

Bu süreçte akla gelen bir başka soru ise acaba Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasından çekilmesi İran’a baskı uygulamak üzere psikolojik bir savaş mı, yoksa askeri bir savaşın ön hazırlığı mı? Sorusudur.

Amerika devleti İran İslam Cumhuriyeti balistik füze denemelerinde BM kararnamelerine uymadığını iddia etti ve Bercam nükleer anlaşması ve nükleer müzakerelerle hiç bir ilgisi olmayan bu bahaneye dayanarak anlaşma imzalandığı ilk günlerden itibaren İran’a karşı yeni yaptırımlar dayatmaya başladı.

Amerikalı uzman James Valsh bu konuda şu yorumda bulunuyor:

Macera çok basit. İran’ın nükleer programı hakkında ABD istihbarat camiası uzun yıllar bazı iddiaları ortaya attı, fakat hiç bir zaman bu iddiaları ve İran’ın gizli nükleer silah programı olduğunu ispat edebilecek herhangi bir belge veya kanıt sunamadılar.  Ancak Bercam nükleer anlaşması imzalanınca medya organları asla bu iddialara temas etmediler ve ileri sürülen bu iddiaların tümü yalan ve uydurma olduğunu yazmadılar.

Amerika devleti 12 yıl yalan ve İran’a iftira atmanın ardından CIA’nin eski Başkanı ve Donald Trump’ın şimdiki Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, yeni göreve atanmak üzere düzenlenen oturumda yaptığı açıklamada ileri sürülen iddiaların yalan olduğunu itiraf ederek şöyle dedi:

Aslında nükleer anlaşmadan önce de İran’ın nükleer silah yapımına doğru hareket ettiği yönünde hiç bir işaret yoktu ve şimdi de Bercam imzalanmadan İran böyle bir yeteneğe kavuştuğunu ispat edebilecek hiç bir işaret bulunmuyor.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun bu sözleri, beyaz sarayın İran hakkındaki iddiaları birer yalan olduğunu ve Bercam nükleer anlaşmasının yetersizliği yönündeki iddianın da sadece İran’dan taviz koparmaya yönelik bir iddia olduğunu açıkça gösteriyor.

Öte yandan Amerika Bercam nükleer anlaşmasından çekildikten sonra gündeme gelen senaryolardan hareketle “acaba bu taviz koparma hedefi, Amerika’nın İran’dan tüm isteği midir?” sorusuna cevap vermek gerekir.

Aslında bu sorunun cevabı da açık ve net olarak ortadadır: Amerika’nın bir kuruntudan olan hedefi, yeniden İran milletine musallat olmaktır.

Amerika’nın ahmak ve popülist Başkanı Donald Trump başkanlığı döneminde istediği her şeyi karşısında bulunan ülkelere dayatmaya çalışıyor. Oysa Amerika’nın dünyada zorbalık yapabildiği dönem çoktan sona ermiş bulunuyor. Buna göre Trump şimdi Bercam nükleer anlaşması ile ilgili haksız talepleri konusunda uluslararası camiadan hiç bir destek göremeyeceğini çok iyi biliyor. Bu yüzden Trump önümüzdeki bir yılda da aynı karmaşık oyuna devam etmesi eya kendisini ve müttefiklerini batıracak bir bataklığa ayak basması gerekiyor. Kuşkusuz bu şartlarda Trump’a eşlik etmek büyük bir kumar ve ahmakça bir hareket olur, zira Trump’ın ahmaklık yaparak bataklığa ayak basmasının ufku oldukça karanlık görünüyor.

Bu arada Amerika Başkanı Trump Bercam nükleer anlaşmasını çiğneyen taraf olmakla suçlanmamak için büyük çaba harcıyor, fakat gerçekte bu anlaşmadan mantıksız bir şekilde çekilmek ve anlaşmaya feshetmeye çalışmak asla kabul görmediği için, bu durum Amerika’nın tüm hesaplarını bozduğu anlaşılıyor. Zira gerçekte İran İslam Cumhuriyeti nükleer faaliyetlerinde hiç bir illegal harekette bulunmuyor ve UAEK da sürekli İran’ın nükleer programının barışçıl olduğunu ve Bercam anlaşmasındaki yükümlülüklerine bağlı olduğunu onaylıyor.

İsveçli siyasal bilimler uzmanı Sur Lodgard bu bağlamda şöyle diyor: Bu tür hareketler siyasi hedeflerin doğrultusunda ve mazeret aranarak yapılıyor. Oysa İran İslam Cumhuriyeti varılan nükleer anlaşmaya tamamen bağlı kalmıştır ve UAEK da bu konuyu hiç bir muğlaklık bırakmadan ilan etmiştir.

Arap dünyasının  seçkin gazeteci yazar Abdulbari Atvan da Amerika’nın Bercam karşıtı uygulamalarının sonuçları hakkında şöyle diyor:

Amerika devletinin nükleer anlaşmadan çekilme kararı veya bu anlaşmaya bağlı kalmasının sonuçları Fars körfezi başta olmak üzere Batı Asya bölgesi için çok önemli olacaktır. Amerika bu münakaşadan zaferle çıkamayacağı anlaşılıyor, zira bugün uluslararası şartlar çok değişmiştir. Bugün Amerika’nın bir süper güç ve imzaladığı anlaşmalara bağlı kalma konusunda itibarı iyice zedelenmiştir ve bu da Amerika’nın daha da inzivaya itildiğini gösteriyor.

Amerika devleti 1996 yılında Damato kanununu dünyaya dayattı. Bu kanuna göre petrol firmaları ilkin 40 milyon dolar ve daha sonra da 20 milyon dolardan daha fazla İran’da yatırım yapamıyordu. Fakat bu kanun bir kaç yıl sonra Avrupa ve İran’ın izlediği diploması sayesinde ortadan kaldırıldı. Aslında Amerikalı devlet adamları son kır yılda İran’a karşı sürekli aynı zorbalıkları yapmaya devam etti. Amerika haksız çıkarları ve bölgeye musallat olma uğruna savaş, darbe, terör, suikast, yaptırım, tehdit, başkalarını suçlamak ve benzeri yöntemlerden yararlanmakta asla çekinmiyor ve şimdi de İran’a karşı benzer yöntemleri kullanarak yeni senaryoları hayata geçirmeye çalışıyor.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bir süre önce İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu komutanları ile görüşmesinde Amerika’ya mutlak güvenmemek, akılcılık, düşünce ve deneyimlerin sonucu olduğunu belirterek, Amerika’nın düşmanlığına inkılaptan sonraki yıllarda ve özellikle nükleer müzakerelerin sırasında ve başka konularda şahit olduklarını vurguladı.

Bugün Amerika yine geçmişte işlediği hataları tekrarlamaya devam ediyor. Amerika İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma alanında en önemli caydırıcı bileşeni olan füze gücü üzerinde odaklanmak ve İran ekonomisini çökertmek için en ağır yaptırımları dayatmakla İran’da huzur ve istikrarı bozmaya çalışıyor. Amerika bu süreçte İran’ın bölgesel konumunu ve bölgesel ve uluslararası düzeylerde ilişkilerini hedef alıyor, fakat hiç birinde başarılı olamayacağını da çok iyi biliyor.

Bugün Amerika’nın İran’a haksız yaptırımlarını yeniden dayattığı günün üzerinden bir yıl geçiyor. Amerika bu süre içerisinde İran’ı inzivaya itmek için elinden geleni ardına koymadı. Amerika hatta İran’da sel felaketinden etkilenen vatandaşlara insani yardım yolunu da kapattı. Bu uygulama Dışişleri Bakanı Zarif’in tabiri ile iktisadi terör uygulamaktan başka bir şey değildi. Amerika aynı zamanda başka ülkelere de İran teslim oluncaya kadar baskılarını sürdüreceği yönünde mesaj gönderiyor.

Gözlemciler lise İran İslam Cumhuriyeti güçlü ve stratejik planı olan bir devlet olduğunu ve askeri ve füze gücü ile durumun kontrolünü ele geçirebilecek ve karşı tarafı teslim olmaya zorlayabilecek yetenekte olduğunu belirtiyor.

Uluslararası stratejik etüt merkezi Amerika devletinin İran politikaları hakkında şu değerlendirmede bulunuyor: Amerika’nın Batı Asya bölgesinde bu tutumu bu ülkenin bölgede konumunu zayıflatıyor ve müttefikleri arasında inzivaya itilmesine yol açıyor. İran bu yıllarda başka güçlere bölgedeki hedeflerine ulaşamayacakları araçları kullanıyor.

Arap gazeteci yazar Abdulbari Atvan da şöyle diyor:

Trump İran petrolüne yaptırım dayatarak İran’da istikrarı bozmaya çalışıyor, fakat Trump ateşle oynuyor, üstelik bu savaşın ateşini İsrail yakmış bulunuyor. Ancak burada ilginç nokta bu ateşten en çok S. Arabistan ve bölgedeki diğer Arap rejimlerin etkileneceğidir.

İran genel kurmay Başkanı General Muhammed Bakıri ise Amerika’nın İran petrolünü engelleme tehdidine verdiği cevapta şu ifadelere yer verdi:

Eğer İran petrolü Hürmüz boğazından geçmezse, başka ülkelerin petrolü de geçemeyecektir.

Buna göre şimdi uluslararası camia Trump’ın bir sonraki hareketi ne olacağını merakla bekliyor. Acaba Amerika Bercam nükleer anlaşmasından çekildikten sonra geçen bir yılda yaptıklarından daha fazlasını bu kararın yıldönümünde yapabilecek mi? Bunu bekleyip görmek gerekir.012