İslam inkılabı rehberi açısından İslami İran’ın iktidar bileşenleri
İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyid Ali Hamenei dün akşam işçi bayramı ve öğretmenler günü münasebeti ile canlı yayınlanan konuşmasında, ülkenin parlak geleceğini inşa etmek için öğretmenler ve işçilerin rolünü açıklamaya ilaveten seçimler konusunda ve de İslam cumhuriyeti nizamının iktidar bileşenleri hakkında önemli konulara değindi.
Gençlerin eğitim ve yetiştirme alanında öğretmenlerin, ülkenin ilerleme askerleri olduğunu belirten Ayetullah Hamenei, ulusal üretim için gerçek çalışmanın, yaptırımların etkisizleştirilmesi bağlamında en iyi ve etkin yol olduğunu belirtti.
İslam inkılabı rehberinin de vurguladığı gibi, etkin ve büyük “işçi” toplumu ve geleceği oluşturan “öğretmenleri”, kalkınma ve gelişme için her toplumun önemli ve stratejik güçleridir ve toplumun ilerlemesini ve mükemmelliğe ulaşması için iki kanattır.
Sahadaki gerçekler de İran İslam cumhuriyetinin ilerleme ve gelişme için gerekli kabiliyet, yetenek ve yaratıcılığa sahip olduğunu gösteriyor.
Hiç şüphesiz İran halkının iktidarı, ekonomi, siyasi, askeri, sosyal, kültürel, dini ve etnik vahdet ve seçimler gibi alanlarda maksimum katılım bileşenlerin sonucudur. Hiç şüphesiz bu bileşenler birlikte ve yan yana olunca ülkenin yumuşak gücü ve bağımsızlığının kaynağıdır. Diplomasi sisteminin bölgesel ve uluslararası arenadaki etkinliği ve güvenilirliği de bu otoritenin sonucudur.
İslam inkılabı rehberi dış siyaset ve Kudüs gücünün bölgedeki varlığı ile ilgili son günlerde yayınlanan ses kaydına değinmesi, bu konuda net bir açıklamadır ve bundan her türlü sapma ve gaflet ise telafisi mümkün olmayan zararlara sebep olabilir.
İslam inkılabı rehberi şöyle bir hatırlatmada bulundu:
Dış siyaset dünyanın hiçbir yerinde dışişleri bakanlığında belirlenmez ve dünyanın her yerinde var olan üst düzey toplumlar ve üst düzey yetkiler tarafından belirlenir, elbette dışişleri bakanlığı da iştirak ediyor, fakat uygulayıcıdır.
İslam inkılabı rehberi ayrıca İran İslam cumhuriyetinde de ulusal güvenlik yüksek konseyinin bulunduğunu ve herkesin de katıldığını, kararın alındığını ve dışişleri bakanlığının da kendi yöntemleri ile uygulaması gerektiğini söyledi.
Ayetullah Hamenei bu alanda ölçüsüz açıklamaların Amerika ve düşmanların sözlerinin tekrarı olduğunu belirterek, “esasen İran İslam cumhuriyetinin bölgede manevi nüfuzuna sebep olacak her akımın Amerika’nın öfkelenmesi ve sinirlenmesine sebep olduğunu” hatırlattı.
Ayetullah Hamenei bu konuya örnek olarak Amerika’nın, İran’ın Çin, Rusya ve bölge ülkeleri ile olan anlaşmalar ve işbirliklerine verdiği tepkilere işaretle, sergilenen tutumlara, “Amerika’nın inkılabın zaferinden önceki döneme geri dönmek ve İran’a sulta kurma kuruntuları ve rüyalarının” sebep olduğunu söyledi.
Hiç şüphesiz İran halkının izzet ve iktidarı ve ezilen halklara örnek oluşturması, şehit korgeneral Kasım Süleymani gibi tarih yazan büyük insanların oynadığı rol ve cihatlarının sonucudur.
Kudüs günü özellikle Amerika ve İsrail rejiminin, bölgenin parçalanması ve batı Asya’ya nüfuz için yeni planlar tasarladıkları son yıllarda bir çok saldırı, yanlış ve yıkıcı suçlamalar ve baskının hedefi haline gelmiştir.
Amerika, IŞİD’e ve siyonist rejim, Arabistan ve diğer bazı bölgesel müttefiklerince desteklenen diğer terör gruplarına arka çıkarak, bölgeye tam bir savaş dayatmak istiyordu. Fakat bu komplo Irak ve Suriye’de yenilgiye uğradı. Zira Kudüs kuvvetleri tüm gücü ve cesaretiyle Amerika’nın bölgedeki saldırı, nüfuz ve terörizmine karşı durdu.
Amerika bu komploda yenilgiye uğrayınca maksimum güvenlik siyasetini Kudüs gücü komutanı şehit korgeneral Kasım Süleymani’ye kalleşçe saldırı düzenleyerek gerçekleştirmeye çalıştı.
Fakat bu terör ve saldırılar İran’ın izzet ve iktidarını arttırdı ve eğer Amerika bugün BERCAM nükleer anlaşmaya geri dönerek İran ile diyalog kurmakla diplomasi sahnesine dönmek istiyorsa, İran’ın Amerika’nın zorbalığına ve nüfuzuna karşı iktidarının sonucudur.
Aslında İslam inkılabı rehberinin de açıkça belirttiği gibi İslam inkılabı muhafızlar ordusu Kudüs gücü, batı Asya’da pasif diplomasiyi engelleyen en önemli etkendir./