İranlı kavimler, düşmanın nizama karşı psikolojik saldırılarının ekseni
İran’da kargaşaların başlamasından bir ay geçerken artık olayların meydanı daha açık hale geldi.
İran’da yeni olaylar ve kargaşalar, genç Kürt bir kızın ölüm bahanesi ile başladı. Gerçi bu genç kızın ölümü, kamuoyunu üzdü fakat ardından ülkenin çeşitli kentlerinde yaşanan meydan olayları, İslam Cumhuriyeti düşmanlarının acı ve üzüntüsünün bu genç kızın ölümü değil, sırf İran’da kargaşa ve isyan çıkartmak için genç bir vatandaşın ölüm şeklinin bahane olarak kullanıldığını gösteriyor.
Aynı dönemde bu kez Beluç bir genç kızın ölüm söylentisi medyaya düştü. Bu söylentiye tepki olarak Zahidan’da Cuma namazı ardından bir terör opersyonu tasarlanarak gerçekleştirildi ve onlarca yaralı ve ölü geride bıraktı. Bu kez Lor bir başka genç kızın ölümü gündeme gelerek güvenlik güçlerine nispet verilmeye çalışıldı. Şimdi de Türk bir kızın ölüm söylentisi yayılmaya başladı.
Yaşanan olaylar yan yana dizilip ilgili ardındaki söylentiler, planlı ve güdümlü bir senaryonun İran’ın çeşitli kavimleri hakkında gerçekleştirilmekte olduğunu gösteriyor. Geçtiğimiz 44 yıl boyunca İran İslam Cumhuriyeti düşmanları, İslami nizama karşı hedeflerini izlemek için her yolu denediler, ancak nizamı devirmek olan nihai hedeflerine ulaşamadılar. Şimdi de farklı kavimleri İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı kışkırtmak için İran'daki etnik kökenlerin çeşitliliğini suiistimal ediyorlar.
Aslında düşmanlar İran'da kavimler arasında çatlak oluşturmak için kadınları kullanmaya çalışıyorlar. Genç kızların ölümü, özellikle kavimler arasında duyguların kabarması ve kışkırtılmasına sebep olur. Bu genç kızların ölümü ile ilgili hikayeler uydurmak ise kavmiyetçi isyanların ortamını hazırlıyor. Başka bir ifade ile İran’da etnik isyanları şekillendirmek için ölüm senaryoları uygulanıyor. İslami nizamın düşmanları, bu senaryonun ülkenin farklı bölgelerinde kaos ve kargaşa ihtimalini artırdığına inanıyor.
Daha önce, bu senaryo Huzistan ve Sistan ve Belucistan eyaletlerinde kullanılmış, fakat halk ve güvenlik güçlerinin uyanıklığı sayesinde bu etkin olaylar sonuçsuz kalmıştı. Fakat şimdi düşmanlar İranlı kavimleri kışkırtmak için özel hesaplar yapıyorlar. Onlara göre bu hareketle ülkenin sınır bölgelerinde güvensizliği arttırabilir, kavimlerin ayrılması ortamını oluşturabilir ve sonuçta da kamuoyunu daha geniş bir çapta hükümete karşı seferber edebilir. Bu arada eğer hükümete karşı kamuoyu kışkırtmaları imkansızlaşırsa bu sefer İran’da çeşitli etnik grupların varlığı nedeni ile İran’ı bölme senaryosunu izlemeye çalışacaklar.
Hiç şüphesiz Fars Körfezi kıyısı küçük Arap ülkeleri, Siyonist rejim, Amerika ve İran İslam Cumhuriyeti düşmanları için iyi bir modeldir. Zira bu ülkeler esasen güç gösterisi yapamazken genelde boyun eğer ve bağımsızlıktan söz etmezler. Bu yüzden etnik grupları kışkırtarak İran'ı bölme senaryosu, düşmanların takip ettiği senaryolardan biridir ve son zamanlarda farklı etnik kimliklere sahip genç kızların ölümlerine ilişkin hikayeler bu açıdan değerlendirilebilir.
İran İslam Cumhuriyeti düşmanlarının unuttuğu şey ise, son 44 yılda ve hatta İslami inkılabın zaferinden önce bile, ülke halkının kimliğini oluşturan, kavmiyet ve etnik değil, İranlı olmakmış ve halen de öyledir. İran’ın çeşitli kavimleri her zaman dayanışma ve gönül birliği ile yan yana yaşamış ve İran’ın günümüzdeki izzet ve iktidarı da bu sayede daha güçlenmiştir. İran’ın çeşitli kavimleri şanlı bayrakları ile büyük başarılara imza atmış ve bu kez de kavimleri kışkırtmaya yönelik çürümüş senaryo da başarılı olamayacaktır. //