Yorum | İran’dan Körfez’deki Teknoloji Yatırımcılarına Güvenlik Uyarısı
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i302216-yorum_İran’dan_körfez’deki_teknoloji_yatırımcılarına_güvenlik_uyarısı
Pars Today – İran İslami Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, bölge ülkelerinin hükümetlerine hitaben yayımladığı mesajda, “çocuklarımızın öldürülmesine ortak olan” yapay zekâ şirketlerine imkân ve kaynak tahsis edilmesi hâlinde İran’ın tepkisiyle ve “zorlayıcı tedbirleriyle” karşılaşacakları uyarısında bulundu.
(last modified 2026-10-19T08:25:28+00:00 )
Ekim 19, 2026 09:09 Europe/Istanbul
  • Yorum | İran’dan Körfez’deki Teknoloji Yatırımcılarına Güvenlik Uyarısı

Pars Today – İran İslami Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, bölge ülkelerinin hükümetlerine hitaben yayımladığı mesajda, “çocuklarımızın öldürülmesine ortak olan” yapay zekâ şirketlerine imkân ve kaynak tahsis edilmesi hâlinde İran’ın tepkisiyle ve “zorlayıcı tedbirleriyle” karşılaşacakları uyarısında bulundu.

Pars Today’in haberine göre, İran İslami Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, X platformunda yayımladığı mesajında “Körfez Veri Yönetimi Kurumu yolda” ifadesini kullanarak bölge hükümetlerinden, yatırım fonlarından ve şirketlerinden “askerî saldırılara yardımcı olan veya çocukların katledilmesine karışan yapay zekâ ya da veri şirketlerine hiçbir kaynak sağlamamalarını” istedi. Kalibaf açıkça şu ifadeleri kullandı: “Finansman yok, hisse yok, arazi yok, enerji yok” ve “Onlara yardım eden herkes zorlayıcı tedbirlerimizle karşı karşıya kalacaktır.”Kalibaf’ın uyarısı, sıradan bir diplomatik açıklama olarak değerlendirilemez; aksine, İran’ın ulusal güvenliğine yönelik tehdidin niteliğinde yaşanan stratejik bir dönüşümün yansımasıdır. Gazze savaşı, yapay zekânın yardımcı bir teknolojiden operasyonel bir silaha dönüştüğünü gösterdi. NAZA adlı belgesel de dâhil olmak üzere çok sayıda rapor ve belgesel, daha sonra bombalanan kişilerin tespit edilmesi ve hedef alınmasında yapay zekâ sistemlerinin oynadığı role ilişkin ayrıntıları ortaya koydu. Filmde sunulan anlatımlar, Gazze’deki telekomünikasyon ağlarının “kitlesel dinlenmesi” ile “yapay zekâ teknolojisinin” birleştirilerek öldürülmek üzere kişilerin tespit edilmesinde nasıl kullanıldığını gösteriyor.Bunlar arasında, çocukların babalarıyla yaptıkları telefon görüşmelerini dinlemek ve bu verileri birer “hedefe” dönüştürmek amacıyla cep telefonu verilerinin takip edilmesi de bulunuyor. İran’ın bakış açısına göre bu durum, veri ve yapay zekâ altyapısı sağlayan şirketlerin artık “sivil” ya da “tarafsız” olmadığı, aksine sivillerin ve Kalibaf’ın ifadesiyle çocukların katledilmesine uzanan zincirde rol oynadığı anlamına geliyor.Bu çerçevede, bölge ülkeleri son yıllarda petrol gelirlerini veri altyapısına, bulut bilişim merkezlerine ve yapay zekâ alanındaki hesaplama kapasitesine dönüştürmek için kapsamlı yatırımlar yapıyor. Birleşik Arap Emirlikleri bu alanda büyük ölçekli yatırımlar yapmayı taahhüt ederken Suudi Arabistan da veri merkezlerinin kapasitesini birkaç kat artırdı. Bu altyapıların bir bölümü İsrailli veya Amerikalı şirketlerle bağlantılıdır.Bu alandaki önemli örneklerden biri, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli G42 Grubu ile İsrail rejimine ait Rafael şirketi arasında yapay zekâ ve büyük veri çözümlerinin geliştirilmesine yönelik iş birliğidir. Kalibaf’ın uyarısı tam olarak bu bağlantı noktasına işaret ediyor: Bölgesel para, arazi, enerji ve hisse yatırımları, nihayetinde İran’a karşı kullanılabilecek bir hesaplama kapasitesine dönüştürülebilir.Bu uyarının ilk sonucu, teknoloji şirketlerinin ve bölgesel yatırımcıların hukuki ve güvenlik sorumluluğunun uluslararası boyuta taşınmasıdır.

Kalibaf, “finansman, hisse, arazi ve enerji” ifadelerini kullanarak hedef alınan çevreyi şirketlerin ötesine, tüm tedarik zincirine genişletti. Bu, askerî ve sivil amaçlarla birlikte kullanılabilen teknolojiler geliştiren bir yapay zekâ şirketine yatırım yapan bölgesel bir yatırım fonunun veya hükümetin de Tahran açısından aynı tehdit kategorisinde değerlendirilebileceği anlamına geliyor. İkinci sonuç ise bölgenin teknolojik cephesinde bir ayrışmanın ortaya çıkmasıdır. Ekonomilerini Batı sermayesini ve teknolojisini çekme temelinde yeniden yapılandıran Körfez ülkeleri artık yeni bir güvenlik denklemiyle karşı karşıya: Çocukların katledilmesine iştirak etmekle suçlanan teknoloji şirketleriyle iş birliğini sürdürmek, ağır güvenlik ve altyapı maliyetlerine yol açabilir.

Kalibaf’ın “Körfez Veri Yönetimi Kurumu” ve “zorlayıcı tedbirler” ifadelerine yaptığı gönderme, yalnızca sözlü bir tehdit değildir; İran’ın ilan edilmiş askerî ve güvenlik doktrini çerçevesinde değerlendirilebilir.

İran’ın üst düzey güvenlik yetkilileri, aralarında Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai’nin de bulunduğu isimler, ABD veya İsrail rejiminin yeni bir saldırısı durumunda bölgedeki deniz altı internet kablolarının, veri merkezlerinin ve ABD ile bağlantılı yapay zekâ tesislerinin hedef alınacağını ve bunların toplam değerinin iki trilyon doları aştığını açıkça ilan ettiler. Rızai, savaşın başlaması hâlinde bu kabloların, veri merkezlerinin ve yapay zekâ tesislerinin büyük bölümünün yok edileceğini söyledi. Bu tehdidin operasyonel bir geçmişi de bulunuyor: Haberlere göre Mart 2026’da İran’a ait insansız hava araçları, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon veri merkezini hedef aldı; Bahreyn’deki bir tesis de meydana gelen patlama nedeniyle zarar gördü.Stratejik düzeyde, İran’ın vereceği yanıtın büyük olasılıkla çok katmanlı ve kapsamlı olması bekleniyor. Tahran’ın bir sonraki savaşa yönelik stratejisi üç temel eksene dayanıyor: Savaşın coğrafi kapsamını genişletmek, süresini uzatmak ve bölgesel ve uluslararası maliyetlerini ve sonuçlarını artırmak. Bu, İran’ın yalnızca ABD’nin veya İsrail rejiminin askerî üsleriyle yetinmeyeceği, Washington’un bölgesel müttefiklerinin hayati ekonomik ve teknolojik altyapılarını da tehdit altında bırakacağı anlamına geliyor. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Said Hatibzade bu konuda şu açıklamada bulundu: Yeni bir savaş çıkarsa yalnızca saldırganları cezalandırmakla kalmayacağız, aynı zamanda koşulların bu gelişmelerden önceki duruma dönmemesi için dengeleri de değiştireceğiz.

Dolayısıyla Kalibaf’ın uyarısı, teknolojik caydırıcılık stratejisi çerçevesinde anlaşılmalıdır: Tahran, ABD ve İsrail’den gelebilecek bir saldırı gerçekleşmeden önce yeni kırmızı çizgiler belirleyerek bölge ülkelerinin ABD ve İsrail rejiminin savaş mekanizmasıyla bağlantılı yapay zekâ altyapılarıyla iş birliğinin maliyetini artırmayı amaçlıyor. Bu uyarının dikkate alınmaması hâlinde ilan edilen zorlayıcı tedbirler, veri merkezlerine yönelik siber ve insansız hava aracı saldırılarından deniz altı kablolarının hedef alınmasına ve bölgenin dijital ekonomisinde aksaklıklar yaratılmasına kadar uzanabilir. Böyle bir senaryo, Körfez’in bütün güvenlik mimarisini yeni ve eşi benzeri görülmemiş bir aşamaya taşıyabilir.