ABD’nin İran’ın yolcu uçağına füze saldırısı
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i76128-abd’nin_İran’ın_yolcu_uçağına_füze_saldırısı
3 Temmuz 1988 tarihi İran milleti için en acı günlerden birini hatırlatan gün olarak tarihe geçmiştir. Bu gün, yine Amerika devletinin insan hakları ihlallerinin en feci örneğinin yaşandığı gündür.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Temmuz 03, 2017 03:43 Europe/Istanbul
  • ABD’nin İran’ın yolcu uçağına füze saldırısı

3 Temmuz 1988 tarihi İran milleti için en acı günlerden birini hatırlatan gün olarak tarihe geçmiştir. Bu gün, yine Amerika devletinin insan hakları ihlallerinin en feci örneğinin yaşandığı gündür.

3 Temmuz 1988 gününde İran İslam Cumhuriyeti’ne ait bir Airbus tipi yolcu uçağı Benderabbas kentinde Dubai’ye doğru seyir halindeyken Fars körfezi semalarında ve Hengam adası yakınlarında ABD’nin Fars körfezindeki savaş gemisinden fırlatılan füzelerin hedefi oldu.

3 Temmuz 1988 gününde İran yolcu uçağı 290 yolcusu ve mürettebatı ile birlikte Amerikan savaş gemisinden fırlatılan iki füze tarafından vurularak düşürüldü. Uçakta bulunan 66 çocuk, 53 kadın ve 46 yabancı yolcu ile birlikte tüm yolcular ve mürettebat hayatını kaybetti.

Amerika’nın uluslararası havacılık kurumunun beşeriyet karşıtı bu korkunç cinayetten on gün sonra düzenlediği oturuma katılan temsilcisi şu iddiada bulundu: iki ve üç Temmuz günleri Fars körfezi bölgesi çok güvensizdi ve başta bir Pakistan ve bir Liberya bandıralı gemi olmak üzere bazı gemiler saldırıya uğramıştı. Aynı günde İran’a ait bir F-14 savaş uçağı Benderabbas havaalanından kalkmıştı ve Amerikan savaş gemisine saldırmak istiyordu. Cevapsız kalan sürekli ikazların ardından savaş gemisinin komutanı gemisini her türlü muhtemel saldırıya karşı korumak için saldırıya geçmişti.

Ancak Pentagon’un Amiral William Fogarti başkanlığında kurulan gerçekleri araştırma komisyonunun nihai raporunda bu cinayetin gerekçesi olarak ilk kez savaş pozisyonunda yer almanın yarattığı psikolojik baskı gündeme getirildi ve Airbus yolcu uçağı olay sırasında yerden 3500 metre yükseklikte ve uluslararası ticari havayolları koridorunda seyir halinde olduğu ve yerden kalktığı andan itibaren de yükselmeye devam ettiği belirtildi.

Uluslararası genel diplomasi ve iletişim müessesesi Başkanı Robert Matio Entman, Amerikan medyasının İran yolcu uçağının Amerika tarafından ve Kore’ye ait bir yolcu uçağının Rusya tarafından düşürülmesinden geçtikleri habere dikkat çekerek, Amerika basınında çıkan raporlarda İran ait bir uçağın teknik sorunla karşılaştığını yazmak ve habere uygun fotoğraflar bulup yayımlayarak bu cinayetin faillerini ve kurbanlarını önemsiz göstermeye çalıştıklarını, oysa Kore’ye ait uçağın Rusya tarafından düşürülmesini en çirkin hareket olarak yansıttıklarını belirtti.

Olay sırasında Winsens savaş gemisinin yakınında seyreden Sides savaş gemisinin komutanı Amiral David Karlson 2005 yılında bir ropörtajda İran yolcu uçağına karşı düzenlenen füzeli saldırıyı Amiral Rogers’in olaydan yaklaşık dört hafta önce başlayan korkunç agresif ruh halinin doruk noktası niteledi. Bu konuyu doğrulayan Amiral Karlson, 3 Temmuz 1988’te yaşayan durum gibi özel şartlar için yeterli kaliteli eğitim ve tatbikat yapılması üzerinde vurgu yapmadığımız takdirde ve yeterli eğitim almamış insanları karmaşık ve ölümcül sistemlerle çalışmakla sorumlu hale getirdiğimizde çok tehlikeli şartların doğması kaçınılmaz olacağını vurguladı.

Visconsin eyaletinin demokrat temsilcisi ve ABD kongresinin silahlı kuvvetler komisyonu başkanı Los Aspin Kasım 1988’de Fars körfezindeki ABD savaş gemisinde kayda alınan bilgilere dayanarak Newyork Times gazetesine verdiği mülakatta şu ifadelere yer verdi:

Gemideki 9 monitordan hiç biri taarruz pozisyonuna geçen bir uçağı göstermiyor. Hiç bir kayıtta da askeri ve sivil uçakların kullandığı mod-2 signalinin izine rastlanmadı. Tüm sistemler yükselme pozisyonunda bir Airbus tipi yolcu uçağını gösteriyor.

Ancak Amerika devleti bu cinayeti sözde petrolün serbestçe ihracatını ve denizde ticari güzergahların güvenliğini temin etme bahanesi ile kendisinin yasal hakkı ilan etti. Oysa bu cinayette 290 yolcu ve mürettebatı taşıyan bir yolcu uçağı kasıtlı olarak ve füze saldırısı ile düşürülmüştü.

Ancak Amerika yönetimi hiç bir zaman bu cinayetin sorumluluğunu üstlenmedi ve cinayetin kurbanı olanların ailelerine tazminat ödemeyi de karşılıksız ödeme şeklinde kabul etti. 22 Şubat 1996 tarihinde uluslararası adalet divanı Amerika devletini bu cinayetin kurbanı olanların ailelerine 61 milyon dolar ödemeye mahkum etti. Divan 6 Kasım 2003’te de ABD donanmaının 3 Temmuz 1988 tarihinde Fars körfezindeki uygulaması illegal olduğunu açıkladı. İran İslam Cumhuriyeti Amerika’nın bu kasıtlı cinayetini bir mektup yazarak ve tüm belgeleri ve delilleri ile birlikte BM güvenlik konseyi başkanına bildirdi. Ancak güvenlik konseyi Winsens savaş gemisinden fırlatılan füzelerin İran yolcu uçağını düşürmesinden ötürü sadece üzüntü duyduklarını açıkladı.

Şikago Tribun gazetesinin askeri uzmanı David Evens, savaş gemisinin kaptanı Amiral Rogers’in askeri mahkemenin karşısına çıkarılması ve 290 insanı taşıyan yolcu uçağını düşürme suçunun ele alınması adaletli bir davranış olurdu, ancak Amerika devleti İran milletinin gözü önünde Rogers’e kahramanlık nişanı verdi ve Winsens savaş gemisinin hiç bir mürettebatı hakkında yargı süreci başlatılmadı. Bu saldırıdan altı hafta sonra Amerika savunma Bakanlığı, Amerikalı yetkililerin bu cinayeti haklı göstermeye yönelik ileri sürdükleri yalanlar gün ışığına çıktıktan sonra 150 sayfalık bir rapor yayımladı ve raporda İran yolcu uçağının düşürülmesini üzücü bir hadise ve talihsizlik niteledi ve bu cinayetin savaşın tozu içinde yaşanan bir yanlış olduğunu belirtti.

 

Amerika’nın bu cinayette sergilediği yüzsüzlük, ABD genel kurmay başkanlığından Robert Kell, Amerika senatosunda aynı yılın 8 Eylül tarihinde yaptığı konuşmasında “İran bu trajedinin sorumluluğunun bir bölümünü üstlenmeli” diyecek kadar arttı.

O dönemde ABD dönem Başkanı Ronald Rigan’ın yardımcısı olan baba George Bush bu cinayetin ardından yaptığı açıklamada, asla Amerika adına özür dilemeyeceğini, Fars körfezinde neler yaşandığını umursamadığını ve hakikatin ne olduğunu da önemsemediğini belirtti.

Bu cinayetin ardından Winsens savaş gemisinin kaptanı Amiral William Rogers de bir basın toplantısında açıkça eğer bu durum yüzlerce kez tekrarlanırsa yine ateş emri vereceğini söyledi.

Bazı medya organları gerçekten orada neler yaşandığını sormaya başladı, fakat Amerikalı yetkililerin bu tür cinayetlere karşı sergiledikleri tutum yeni bir konu değildi. Amerikalı devlet adamları Japonya’nın Hiroşima ve Nakazaki kentine nükleer saldırı düzenledikten sonra da hiç bir zaman pişmanlık duymadı veya Saddam rejimine İran milletine karşı kullanmak üzere ölümcül kimyasal silahları hibe ettiklerinde de sadece bu silahları verdiklerini itiraf ettiler, ama hiç bir zaman pişman olduklarını dile getirmediler. Amerikalı yetkililer Ağustos 1953 tarihinde İran’da yasal yönetimine karşı yaptırdıkları darbe konusunda da aynı tutumu sergilediler ve şimdi tüm bu cinayetlere ve yüzsüzlüklere rağmen hala insan hakları ve barıştan dem vurabiliyorlar. Ancak İran milleti  bu cinayeti asla affedilemez bir cinayet olarak biliyor ve asla unutamayacağı anlaşılıyor.