Kanada ve ABD’nin İran’ın mal varlığını yağmalamakta el ele vermesi
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i76562-kanada_ve_abd’nin_İran’ın_mal_varlığını_yağmalamakta_el_ele_vermesi
Kanada’da bir temyiz mahkemesi İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik mesnetsiz iddiaları ve suçlamaları gündeme getirerek ve Amerika’nın uyguladığı baskılarla eşgüdümlü hareket etmek sureti ile İran’ı 1.7 milyar dolar tazminat ödemeye mahkum etti.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Temmuz 06, 2017 17:04 Europe/Istanbul
  • Kanada ve ABD’nin İran’ın mal varlığını yağmalamakta el ele vermesi

Kanada’da bir temyiz mahkemesi İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik mesnetsiz iddiaları ve suçlamaları gündeme getirerek ve Amerika’nın uyguladığı baskılarla eşgüdümlü hareket etmek sureti ile İran’ı 1.7 milyar dolar tazminat ödemeye mahkum etti.

Bundan önce de Amerika’da bazı mahkemeler İran İslam Cumhuriyeti’ni teröre destek verme suçlaması ile benzer kararları vermeyi gündemlerine almıştı. Söz konusu mahkemeler kim kapıdan içeri girip terör eylemleri kurbanı olduğunu iddia edecek olursa hemen söz konusu davacıların uğradığı zararın telafi edilmesi yönünde karar vererek tazminat bedelini de İran’ın hesabına yazıyor.

Bu sürecin devamında geçen hafta Ontario eyalet mahkemesi, İran yönetiminin kendilerini İran’ın desteklediği terörün kurbanı ilan eden kişilerin ailelerinin dava açma sürecini durdurma talebini reddetti. Oysa bu ret cevabı uluslararası yasalara göre bir ülkenin mahkemeleri başka bir ülkenin aleyhinde karar veremeyeceği halde gündeme geliyor.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi Kanada mahkemesinin yeni kararlar vermeye başlamasına gösterdiği tepkide, başka bir devletin aleyhinde karar vermek, devletlerin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ve devletlerin uluslararası hukuka göre dokunulmazlık ilkesinin ihlali sayıldığını belirtti.

İran İslam Cumhuriyeti bu karara itiraz hakkını kendisi için saklı tuttuğunu belirten Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi sözlerini şöyle sürdürdü:

Kuşkusuz Kanada’da erklerin arasındaki iç sınırlar ne olursa olsun, bu ülkenin hükümeti Kanada hakimiyetinin çeşitli bölümlerinde bu tür uluslararası hukuka aykırı uygulamaların doğuracağı muhtemel maddi ve manevi zararlardan doğrudan sorumludur.

İran devletinin bu dosyadaki avukatlarından Colin Stevenson ise şöyle diyor: davacıların iddiaları ve ayrıca İran’ın Kanada’daki mal varlığına el koyma çabaları tamamen illegal ve tecavüzcü ve siyasi bir uygulama ve uluslararası yükümlülükleri hiçe saymaktır.

Bu tür sözde zararların karşılığında ödenecek mali tazminat kaynağı ise İran’ın bloke edilen mal varlığı ve ayrıca İran’ın Amerikan bankalarında nakit paralarından illegal bir şekilde para çekme şeklinde tanımlanıyor.

Bundan önce de Kanada’da bir mahkeme İran’ın Kanada’daki diplomatik olmayan mal varlığına sözde terör eylemlerinden kaynaklanan zararları telafi etmek üzere el koyma kararı almıştı. Bu malların değeri ise yaklaşık 1.7 milyar dolar tahmin ediliyor. Kanada’daki bu dosyanın davacıları genellikle kendi ülkelerinin mahkemelerinde tazminat alma kararını alan ve şimdi bu kararı Kanada’da paraya çevirmek isteyen Amerikalılardan oluşuyor.

Amerika’da 2012 yılında yürürlüğe giren terör kurbanlarına destek adlı kanuna göre bu kişiler İran’dan Hizbullah hareketi ve Hamas hareketine destek verme yüzünden tazminat talep etme hakkı kazanıyor.

İran İslam Cumhuriyeti 1984 yılında Amerika’ya göre teröre destek veren ülkelerin listesine alında ve bu iddianın ardından Amerika’nın yerel mahkemelerinde bir dizi uydurma dava açıldı.  Şimdi ise aynı senaryo Kanada’nın Amerika’nın güdümünde hareket etmesiyle beraber tekrarlanmak istendiği anlaşılıyor.

1996 yılında ABD kongresi devletlerin uluslararası hukukta ve Amerika’nın iç yasalarına göre kesin hakkı olan dokunulmazlık hakkını ihlal ederek, devletlerin Amerika’nın iç yasalarında değişiklik yaptı ve böylece terör eylemlerinde zarar gören vatandaşlarına Amerikan mahkemelerinde ABD’nin teröre destek veren ülkeler listesinde yer alan ülkelere dava açma ve tazminat talep etme hakkı tanıdı.

Yine aynı yılda ABD kongresi Flato fıkrasını onaylayarak Amerikan mahkemelerine sözde terör kurbanlarına, teröre destek veren ülkeyi cezalandırma tazminatı adı altında uğranmış zararın onlarca katı tazminat ödemeye mahkum etme yetkisi verdi.

30 Mayıs 2003 tarihinde Washington’da bir mahkeme hiç bir hukuki ve gerçek delile ve kanıta dayanmadan İran İslam Cumhuriyeti aleyhinde verdiği kararda, 1983 yılında Beyrut’ta Amerika'lı deniz piyadelerinin karargahında gerçekleşen patlamada ölen 241 askerin ailelerinin dava açmaları gibi boş bir bahaneye dayanarak İran İslam Cumhuriyeti’ni bu patlamadan sorumlu tuttu.

 

7 Eylül 2007 tarihinde ise Washington’da aynı mahkeme yine haksız bir karara daha imza atarak İran’ı, Peterson dosyası adı ile anılan bir dosya çerçevesinde İran’ı terör saldırılarında ölenlerin ailelerine tazminat olarak 2.6 milyar dolar ödemeye mahkum etti ve bu karar İran merkez bankasının yaklaşık 1.75 milyar dolar değerinde hisse senetlerine illegal bir şekilde el koyma bahanesi oldu.

Ocak 2012’de ABD kongresi yine uluslararası hukuka ve Amerika anayasasına tamamen aykırı olan ve şimdiye kadar görülmemiş bir karar alarak İran merkez bankasının Newyork’un City Bank’ında Clear stream firmasının hesabında yatırdığı hisse senetlerine davacıların iddia ettiği tazminatın bir bölümünü karşılama kaynağı olarak belirledi.

 

Nisan 2016 tarihinde de Amerika yüksek mahkemesi yasama ve yürütmenin baskıları yüzünden Newyork mahkemesinin İran milletine ait olan yaklaşık 1.75 milyar dolar mal varlığına el koyma ve dosyanın davacılarına tazminat olarak ödeme kararını iptal etmekten kaçındı.

Öte yandan İran İslam Cumhuriyeti Amerika aleyhinde mal varlığına illegal bir şekilde el koyma kararı yüzünden resmen uluslararası adalet divanında dava açtı. Amerika yüksek mahkemesinin İran’ın mal varlığına el koyma kararına tepki gösteren İslami Şura Meclisi de hükümeti Amerika’nın 1953 yılında İran’da yapılan darbe ile düşmanca ve cinayet boyutundaki uygulamaları yüzünden İran’ı uğrattığı zararların yüzünden Amerika devletinden tazminat talep etmekle görevlendirdi. Bu kanun ayrıca Amerika’nın Saddam rejiminin İran’a dayattığı savaş sırasında İran’ın Fars körfezindeki petrol iskelelerini yok etmek ve ayrıca İran aleyhinde casusluk yapmakla İran’ı uğrattığı maddi ve manevi tazminatların da talep edilmesini öngörüyor.

Her halükarda kesin olan şu ki, Amerika yargı kurumu İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı izlediği tutumu ile devletlerin dokunulmazlık ilkesini çiğnemiştir. Bu uygulama yargı tarihinde eşine rastlanmayan bir gelişme olduğu gibi uluslararası hukukun de açık ihlali ve resmen uluslararası eşkiyalığın en bariz mısdakıdır.