Tacikistan’ın İran aleyhinde mesnetsiz iddialarının amacı?
Tacikistan televizyon kanalı 8 Ağustos’ta soru işaretleri uyandıran bir belgesel yayımlayarak İran İslam Cumhuriyeti’ni Tacikistan’da iç savaş sırasında yaşanan faili belirsiz cinayetleri desteklemekle suçladı.
Bu belgesel görecede Tacikistan’da 1990 yılında yaşanan iç savaşla ilgili olarak hazırlandı, ancak şaibeli bir hareket olan bu belgesel son günlerde İran ve Tacikistan milletlerinin ortak tarihi ve ortak kültürünü seven çevrelerden ciddi tepki görmeye başladı.
İran İslam Cumhuriyeti Tacikistan büyükelçiliği de belgesel yayımlandıktan hemen sonra bir bildiri yayımlayarak İran İslam Cumhuriyeti aleyhinde ileri sürülen mesnetsiz iddiaları tekzip etti. İran’ın Duşanba büyükelçiliği bildiride, söz konusu belgeselde hapse atılan insanları şu anda hayatta olmayan insanlardan naklen ileri sürdükleri iddiaların kesinlikle geçerli ve itibarlı iddialar olamayacağını vurguladı. Bildiride İran büyükelçiliği şu ifadelere yer verdi: kuşkusuz bu filmi hazırlayan çevreler İran ve Tacikistan milletleri arasındaki kültürel, medeni ve dostluk temelindeki bağlarını tahrip etmeyi başaramayacaktır. Bildiride Tacikistan milletinin tarihi hafızasına işaret edilerek İran İslam Cumhuriyeti Tacikistan’da barışın esas garantörlerinden biri olduğu ve çatışma taraflarının müzakerelerine ev sahipliği yaptığı ve bu ülkede 1990’lı yıllarda devam eden iç savaşın sonlandırılmasında yapıcı rol ifa ettiği hatırlatıldı.
Aslında İran ve orta Asya ülkeleri arasındaki ilişkilerin arasında İran ve Tacikistan ilişkileri her zaman büyük önem arz etmiştir. Bu önem ise iki meseleden kaynaklanıyor. İlkin, İran ve Tacik halkı arasında kültürel, dini ve dil alanlarında tarihi ve köklü bağlar bulunmaktadır ve bu bağlar bölgenin engebeli jeo politik sürecinde hiç bir zaman yok edilememiştir.
Ancak ikinci mesele, siyaset arenasıyla ilgilidir.
İran İslam Cumhuriyeti 1990’lı yılların başında Tacikistan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden biridir ve yine bu ülke iç savaşa sürüklendiğinde, 1992 ila 1997 yılları arasında iç savaşın son bulması için en büyük emeği İran İslam Cumhuriyeti sarf etmiş ve çatışmaların sonlanmasına ve Tacikistan yönetimi ile muhaliflerin barış müzakereleri masasına oturmasına vesile olmuştur.
Kuşkusuz Tacikistan televizyon kanalında yayımlanan belgeselde İran İslam Cumhuriyeti aleyhinde ileri sürülen bu mesnetsiz iddia ve İran’ın Tacikistan’ın içişlerine karıştığı suçlaması sadece iki dost ve kardeş ve aynı dili konuşan ülkenin ilişkilerini bozmaya ve kuşkulu hale getirmeye ve ayrışmaya yönelik bir oyundur.
Peki ama, kim veya kimler İran ve Tacikistan arasındaki ilişkilerin soğumasından fayda görüyor?
Bazı uzmanlar bu konuda ve iki ülke arasındaki ilişkilerin üzerindeki yıkıcı etkilerin ardında bölgesel ve bölge dışı odakları aramak gerektiğini belirtiyor.
Rusya’nın siyaset uzmanlarından Aleksandır Kenyazov bu bağlamda Fars haber ajansının Bişkek muhabirine verdiği özel yazısında şöyle diyor:
Son günlerde Tacikistan’da bir televizyon kanalının sebebiyet verdiği yayını aslında, Arabistan’ın talebi üzerine ve İran ve Tacikistan ilişkilerinde gerginlik yaratmak amacıyla hazırlanan bir belgeseldi. Bu provokasyon yaklaşık iki yıl önce Tacikistan İslamî hareket partisinin faaliyetleri ekseninde şekillendi, oysa bu konunun köklerini başka yerlerde aramak gerekir.
İslami Şura Meclisi milli güvenlik ve dış politika komisyonu üyesi Murtaza Saffari Natanzi de bu provokasyonda Suud rejiminin ayak izleri açıkça göze çarptığını belirtiyor. El Alem TV kanalına demeç veren Saffari Natanzi de şöyle diyor: Riyad yönetimi bazı Tacik yetkililere rüşvet vererek İran ve Tacikistan ilişkilerini tahrip etmeye ve bozmaya çalışıyor.
Gerçekte bu tür gelişmeler, Suud rejimi İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik uygulamalarının alanın güneyden İran’ın kuzeyine ve kuzeydoğusundaki komşularına kadar yaydığını ortaya koyuyor. Suud rejimi Tacikistan’ın zayıf ekonomisinden nemalanarak ve bu ülkeye İran ile ilişkilerini bozma karşılığında mali yardımlarda bulunmakla bölgedeki kirli hedeflerini gütmeye çalışıyor. Arabistan aynı yöntemi bundan önce ve şimdi de Afganistan’da izlemektedir.
Tacikistan’ın bölge meseleleri uzman Reşid Gani Abdullah bu konuda şöyle diyor: Tacikistan pek de büyük bir devlet olmadığı halde kendini bölgenin ve dünyanın süper güçlerinden koruması ve onların elinde bir alete dönüşmemesi gerekiyor.
1990’lı yıllarda İran İslam Cumhuriyeti Tacikistan’da iç ihtilafların çözümü için çaba harcarkan, Arabistan rejimi Tacikistan yönetiminin muhaliflerine şiddetle yardımda bulunmakla meşguldu.
Tacikistan’da yaşanan iç savaşta binlerce kişi öldü, bir çok köy ve kent tahrip oldu. Ancak sonunda ister hükümet ister muhalefet olsun, çatışma taraflarının aklı selim ile hareket etmeye başlaması ve özellikle İran ve Rusya’nın arabuluculuğu Tacikistan’a barış ve huzuru yeniden getirdi ve bu ülkeyi istikrara kavuşturdu.
Öte yandan Tacikistan’da iç savaş sona erdikten sonra Duşanba yönetimi açık kapı politikasını izlemeye başladı ve böylece kendini komşu ülkelerde ve bölgede yaşanan çatışmalardan uzak tutmak ve aynı zamanda bu ülkelerin imkanlarından ve işbirliğinden yararlanmak istedi. Uzmanlar bu siyaseti, Cumhurbaşkanı İmamali Rahman’ın getirilerinden biri olduğunu belirtiyor. Ancak bu siyaset bazı durumlarda telkinlerin ve garez-kar tutumların etkisi altında kalarak normal yolundan saptığı ve bazı çalkalanmalar yaşadığı gözlendi.
Tacikistan’da İran İslam Cumhuriyeti aleyhinde ileri sürülen iddianın bir benzeri de Arabistan’ın Kabil büyükelçiliği tarafından Afganistan konusunda ileri sürüldü. Bu iki iddianın benzerliği ve hemen hemen aynı günlerde ileri sürülmeleri tesadüfi bir gelişme olmadığı kesindir. Zira İran şimdiye kadar ister Tacikistan’da olsun ister Afganistan’da, sürekli çevresinde ve komşu ülkelerde huzur ve barış ve istikrar istemiş ve özellikle bu yaklaşımla bu iki ülkenin altyapılarının gelişmesine katkı sağlamaya çalışmış ve iki ülkenin imarında öncü olmuştur. Bu yüzden bu suçlama Tacikistan halkı tarafından asla kabul edilemeyecek bir iddiadır.
Tacikistan halkı İran İslam Cumhuriyeti orta Asya cumhuriyetleri bağımsızlığına kavuştukları günden beri sürekli bu ülkelerin kalkınmasına ve gelişmesine yardımcı olmayı dış politikasının önceliği olarak belirlediğini çok iyi bilmektedir. Nitekim bu garez-kar filmin Tacikistan enerji ve su kaynakları Bakanı ve iki ülkenin ortak karma ekonomik ve kültürel komisyonunun Tacik eşbaşkanının Tahran ziyareti ve cumhurbaşkanlığı yemin töreninden hemen sonra yayımlanması da bazı çevrelerin iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesini ve dostluk bağlarının güçlenmesini istemediklerini ortaya koyuyor. Bu konu İran İslam Cumhuriyeti büyükelçiliğinin yayımladığı bildiride de vurgulandı. Ancak hiç kuşkusuz bu çevreler asla İran ve Tacikistan milletlerinin dostluğunu ve kardeşliğini bozamayacaktır.