Petrol; İran’ın iç ve dış politikasında değerli madde
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i81328-petrol_İran’ın_iç_ve_dış_politikasında_değerli_madde
İran’da hş. 1287 yılında ilk kez petrol keşfedildiği günden sonra başta İngiltere olmak üzere Batı bu değerli maddeyi yağmalama peşinde oldu ve ilk yıllarda İranlıların pratikte petrol sektöründe hiç bir etkinliği yoktu.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Ağustos 19, 2017 08:30 Europe/Istanbul
  • Petrol; İran’ın iç ve dış politikasında değerli madde

İran’da hş. 1287 yılında ilk kez petrol keşfedildiği günden sonra başta İngiltere olmak üzere Batı bu değerli maddeyi yağmalama peşinde oldu ve ilk yıllarda İranlıların pratikte petrol sektöründe hiç bir etkinliği yoktu.

Amerika ve İngiltere’nin ortaklaşa planlayarak uyguladıkları Ağustos 1953 darbesi de aslında bu iki sömürücü zorba devletin İran’da petrol sektörü milli ilan edildiği günlerde İran’ın içişlerine müdahalelerinin çerçevesinde gerçekleştirilen bir darbeydi.

Bu bağlamda pehlevi rejiminin çalışma Bakanı yardımcısı Haydar Kuli Ümrani şöyle diyor: petrol firması bu sektör millileştirilmeden önce hükümet içinde bir hükümetti. Bu bir gerçektir. Örneğin biz ne zaman kendi görevimiz çerçevesinde petrol sektörünü teftişe gittiğimizde, orada İranlı yetkililerin hiç bir etkileri olmadığını fark ediyorduk.

 

 

İran’ın dönem devletinin ise bu önemli duruma karşı hiç bir hassasiyeti ve idraki de söz konusu değildi. Ancak petrol kaynaklarını keşfedenler İran’da ne gibi bir servete ulaştıklarını çok iyi biliyordu ve bu yüzden İran’da sömürü temellerini petrol kaynaklarını işletme ve üretme temelinde hazırladıkları sömürücü anlaşmalarla attılar.

O yıllarda ecnebi firmalar uzun yıllar İran milletinin servetini yağmaladı ve İran’ın dönem yönetimleri bu milletin haklarını geri almak üzere hiç bir ciddi girişimde bulunmadı.

Ancak İran’da hş. 29 İsfend 1329 tarihinde petrol sektörünün mili ilan edilmesi ve Ayetullah Kaşani’nin Dr. Musaddık hükümetinin işbaşına gelmesini desteklemesi, İran ve Batı ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Zira İngilizler artık elleri İran’ın petrolü üzerinden kesildiğini ve gayri meşru çıkarları tehlikeye girdiğini görüyordu.

 

 

O günlerde Başbakan Dr. Musaddık’ın BM güvenlik konseyinde İngiltere aleyhindeki beyanatı medya çevrelerinde geniş yankı bulmuştu. BM güvenlik konseyinde yaşanan gergin anlardan sonra oturuma yeniden huzur hakim olunca Dr. Musaddık Fransızca konseyin sekreterine hitap etti. Dr. Musaddık konuşmasında güvenlik konseyinin İran’ın petrol sektörü üzerine çıkan krizi çözümleme salahiyetini sorguladı ve Britanya yönetimini, İran devletinin kendi kaynaklarını millileştirme hakkını gözardı ederek ayaklar altına almakla suçladı.

 

 

İran’ın dönem Başbakanı Dr. Musaddık, petrol sektörünün milli ilan edildiği günde yayımladığı mesajda şöyle dedi: Bugün, siz vatandaşlarım sosyal ve iktisadi hayatınızda kutsal bir sayfa açabileceğiniz günlerden biridir. Benim hiç kuşkum yoktur ki siz aziz vatandaşlarım, İranlı olmak ve milli gurur ve vatan sevgisi ile örtüşecek yolu seçeceksiniz. Hepimiz bir kez daha büyük bir dikkatle gözlerini üzerimize diken dünyaya, atalarımızın bize braktığı değerli ve azametli mirasımızı koruma liyakatine sahip olduğumuzu göstermeliyiz.

 

Ayetullah Kaşani de petrol sektörü milli ilan edildikten sonra yaptığı açıklamada, şimdi 50 yıllık zulüm ve yağma dönemlerinin sona erdiğini gören İngilizlerin bocaladığı anlaşıldığını vurguladı.

Pehlevi rejiminin enformasyon ve turizm Bakanı Daryuş Humayun ise şu açıklamayı yaptı: bir nebze olsun İran’ın yararına olacak bur anlaşmaya varmak imkansızdı ve İran’ın karşısındaki taraflar, yani Britanya ve Amerika Dr. Musaddık’ın gitmesine karar verdi.

Zaten bundan sonra kavgalar başlıyor ve Amerikalı yetkililer İran’a karşı yeni bir kumpas tezgahlamak üzere İngilizlerin yardımına geliyor.

 

Pehlevi rejiminin enformasyon ve turizm Bakanı Daryuş Humayun şöyle devam ediyor: İngilizler çok kinci insanlardır ve düşmanlıkta gidebildikleri yere kadar devam ederler. Pehlevi sarayı da petrol sektörünün milli ilan edilmesinden hoşnut değildi, ama o günlerde İran milleti millileştirme hareketine destek verdikleri için pehlevi sarayı sessiz kalmaya çalışıyordu. Bunun üzerine İngiltere resmen İran’a karşı dava açtı.

 

İngiltere’nin dönem büyükelçisi Sir Deniss Right, Başbakan Dr. Musaddık’ın İngiltere ile hiç bir anlaşmaya yanaşmadığını, İngiltere ise uğradığı zararın karşığında tazminat istediğini söylüyordu.

Ancak ingilizler çözüm yolunu İran’da darbe yaptırmakta buldu.

Hş. 1331’de Amerika’nın 34. Başkanı seçildi. Yeni Başkan David Aizenhaver ilk resmi nutkunda İran meselesine de değinerek şöyle dedi:

Dünyanın coğrafi haritası üzerinden İran’dan daha önemli bir bölge daha olacağını düşünemiyorum. İran askeri bir güce dönüşmemeli, İran’ın uzak geçmişine döneceği ve askeri bir güce dönüşeceği bir durum yaşanmamalı. Eğer İranlı militarizm yeniden hortlarsa vay halimize. Gidin bu ülkenin tarihini okuyun, o zaman ne demek istediğimi anlarsınız.

İngilizler Amerika’nın yeni Başkanı ile ilk oturumlarında onu Dr. Musaddık yönetiminin devrilmesi gerektiği konusunda ikna ettiler, o da bu meseleyi olumlu karşıladı.

 

Pehlevi döneminin politikacılarından Fuat Ruhani ise şöyle diyor:

Dr. Musaddak hükümetinin son yılında Amerikalılar hakikaten İran’ın komünistleştiğini düşünmeye başladılar, yani tam da İngilizler Dr. Musaddak’ı izledikleri ve Amerika’ya bu tehlikeyi fark etmesi için baskı uyguladıkları son bir buçuk yılda oldu bu. Aizenhavar Başkan seçilerek demokrat yönetim cumhuriyetçi yönetime dönüştüğünde Dr. Musaddık’ın gitmesine karar verildi.

 

Dr. Musaddık gerçi uzun yıllar siyaset yapmış bir insandı, ama Amerika’nın gerçek mahiyetini tanıyamamıştı. Dr. Musaddık aynı yanlış algısı ile İngiliz sömürüsü ile mücadelede Amerika’ya güvendi.

İngiltere ise Dr. Musaddık ile müzakere edilemeyeceğini anlamış ve darbeyi tek çözüm yolu olarak tespit etmişti ve bu yüzden şom planını uygulamak için Amerika ile ortak olup planını uygulamaya karar verdi.

Amerika’nın dönem Başkanı Ruzvelt’in torunu ve ABD casusluk örgütünün üst düzey yetkilisi Kremit Ruzvelt hş. 1331’in kış aylarında gizlice İran’a geldi ve böylece hem Amerika’nın süreçle ilgili kaygısını gidermek ve hem yapılacak darbenin baş aktörü olarak Amerika için uygun bir pay belirlemek istedi.

 

Amerika’nın dönem Başkanı Teodor Ruzvelt’in torunu Kremit Ruzvelt hş. 28 Mordad 1332 darbesinin baş aktörüydü. O günlerde CIA’nin üst düzey subaylarından biri ve darbe operasyonunu tasarlayan ve yöneten kişi olan Kremit Ruzvelt 1980’li yıllarda ve ölmeden önce BBC’ye verdiği mülakatta darbe operasyonunun perde arkasını anlatarak şöyle dedi: hatırlayacağınız üzere Britanyalılar İran’dan atılmıştı. Britanya’nın Tahran büyükelçiliği kapatıldıktan iki ay sonra Britanya istihbaratı ilk kez benimle temasa geçti. Esas hedef ise petrol oyununa son noktayı koymaktı.

 

Pehlevi döneminin milli şura meclisi milletvekili ve Dr. Musaddık’ın arkadaşlarından Seyf Purfatımi ise şöyle anlatıyor:

Amerika Dışişleri Bakanı bana İran’da petrol sektörünün milli kalmasına müsaade etmeleri imkansız olduğunu söyledi. Amerikalı Bakan eğer İran emsal teşkil edecek olursa Güney Amerika ülkeleri ve diğer petrol ortaklarımıza nasıl cevap verebiliriz, dedi.

Bundan sonra CIA özel temsilcisi operasyonun düğmesine başladı ve 25 Mordad günü darbe günü olarak belirlendi. Kraliyet muhafız alayı komutanı albay Nasiri bir grup silahlı subayın eşliğinde Dr. Musaddık’ın evine gelerek görevden alındığını söyledi, ancak Dr. Musaddık onu tutuklattı ve görecede duruma hakim oldu.

 

28 Mordad 1332 darbesini planlayan Kremit Ruzvelt şöyle anlatıyor: plan çok basitti. Şahın kendisine bağlı olan bir muhafız alayı vardı. Bizim araştırmalarımız ordunun da şaha bağlı olduğunu gösteriyordu. Plana göre şah, Kraliyet muhafız alayı komutanını Dr. Musaddık’ın kent merkezindeki evine gönderecek ve onu tutuklatacaktı, fakat tam da operasyon gecesinde bir başka subayla sohbet ederken tedbirsiz davranıyor veya görüşü değişiyor ve her halükarda Dr. Musaddık’ın genel kurmay Başkanı olarak atadığı ve şahın piyonu olmayan General Riyahi maceradan haberdar oluyor ve hızla Dr. Musaddık’ın evine giderek onu da haberdar ediyor. General Nasiri bir kaç tankın eşliğinde Dr. Musaddık’ın evine vardığında, ordu birlikleri onu beklediğini farkediyor. Ordu mensupları maceranın ne olduğunu bilmiyor ve Nasiri’ye şahın fermanını Dr. Musaddık’a tebliğ etmesine müsaade ediyor ve ardından da Nasiri’yi tutukluyor ve sorgulanmak üzere General Riyahi’ye götürüyor. General Riyahi şahın Dr. Musaddık’ı azlettiği ve General Zahidi’yi de kendisinin yerine genel kurmay Başkanı olarak atadığı fermanları geçersiz olduğunu söylüyor.

 

Pehlevi şahı 25 Mordad gününde darbe planının hazırlıkları tamamlandıktan sonra İran’ın kuzeyine, Ramser kentine gidiyor, ancak 25 Mordad darbe girişimi başarısız olduğunu öğrenince hemen bir uçakla Irak’ın başkenti Bağdat’a geçiyor ve oradan da kiralık bir uçakla ve yarbay Hatemi ve özel kalem müdürü Atabay eşliğinde Roma’ya gidiyor. Ancak Ruzvelt daha sonraki iki günde umudunu yitirmiyor ve bazı değişiklikler yaparak planını uyguluyor.

 

 

Görgü tanıklarından İhtişami maceranın devamını şöyle anlatıyor: 25 Mordad’ın ertesi günü Tahran’a geliyorlar ve doğruca Ruzvelt’in yanına gidiyorlar. Ruzvelt plan başarısız olmadığını söylüyor ve onlara gidin konuşun diyor. Amerikalı piyonlar bu kez daha koordineli bir şekilde darbe planını uyguluyor.

Bir başka görgü tanığı olan Bahadırinejad ise şöyle anlatıyor: protestoların sesi geliyordu. Sokağın başına geldim, neler olup bittiğini öğrenmek istedim. Caddelerde askeri araçlar ve çok sayıda silahlı asker vardı, ellerindeki silahlar da ateş etmeye hazır vaziyetteydi, yani askerlere vur emri verilmişti. Bir avuç serseri ve eşkiya da sokağa dökülmüştü ve şah ve darbecilerin lehine slogan atıyordu. Biz de ne oluyor, diye şaşırıp kalmıştık.

Tahran caddelerinde protesto eylemlerinin başlatılması ve askeri birliklerin sokağa çıkmasının ardından içişleri ve dışişleri bakanlıkları işgal edildi ve bir kaç siyasi parti ve gazete bürosu da yakılıp yıkıldı. Bu gelişmelerden sonra da 24 tank darbecilerin eline geçti.

 

 

Görgü tanıklarından İhtişami, maceranın devamını şöyle anlatıyor: araçlar art arda ilerliyordu. İçindekilerin satın alındığı belliydi. Onlara para verildiği ve çıkap yaşasın şah diye slogan atmaları istendiği açıkça belliydi. Araçlar dört beş kamyondan oluşuyordu. Kamyonların hepsi orduya aitti, fakat plakaları belli olmasın diye üzerine çamur sürülmüştü. Neyse bunlar bizim önümüzde hareket ederek radyo idaresine doğru ilerledi. Darbeciler Tahran’daki kaos ortamından yararlanarak radyo idaresi binasını ele geçirdi.

 

 

Bu gelişmenin ardından Tahran radyosu şu anonsu yaptı: Burası İran Tahran’ın sesi radyosu. İran milleti, sizin için mutlu edici bir haberimiz var. Bir kaç dakikaya kadar Başbakan Zahidi, şahın size gönderdiği mesajını okuyacak. Millileştirme hareketi başarısız oldu ve General Zahidi Başbakan olarak atandı.

 

 

Kremit Ruzvelt’in İran’daki bağlantısı şöyle anlatıyor: Ruzvelt bir kaç milyon dolar gibi basit bir parayı ama çok etkili olan parayı harcayarak çok kısa bir süre içerisinde Dr. Musaddık yönetimini devirmeyi başardı. Amerika’da yönetimi kalabalığa bakıyor ve ne kadar ucuz ve kolay olduğuna şaşırıyordu. Böylece ülkelerin yönetimlerinin değişmesi ve büyük bir imparatorluğun kurulması için bir çok yöntem gelişti

Kremit Ruzvelt ülkesine döner dönmez Başkan Ruzvelt tarafından takdir edilerek ABD milli nişanı ile onurlandırıldı.

 

 

Amerika’nın eski başsavcısı Clarck şöyle diyor:

CIA eski Başkanı anlattığı gibi bu darbe belki de CIA’nin en onurlu kazanımlarından biriydi, zira 1953’te şahın yeniden tahta oturmasına yol açtı. Bu darbe daha sonraki 25 yılda kritik bir bölgede güçlü bir üsse sahip olmamıza vesile oldu.

 

Aslında 28 Mordad darbesi, darbeyi planlayan ve destekleyenler için çok güzel getirileri oldu. Petrol konsersiyumun %40 kadarlık bölümü Amerika’ya ve %40’ı da İngiltere’ye ve geriye kalanı da diğer bazı Batılı ülkelere kaldı ve bu kez İran devletinin eli boş kaldı.

Şimdi 28 Mordad darbesi üzerinden 60 yılı aşkın bir süre geçtiği bir sırada hala bu darbe ve Amerika ve İngiltere’nin darbede ifa ettikleri rolleri hakkında yeni belgeler ortaya çıkıyor. Bu belgelerin en yenisi Financial Times gazetesinde yayımlandı. David J. Lintch gazetede yayımladığı raporunda bu belgelerin İngiliz yönetimi 1952 yılında defalarca Amerika yönetiminden İran’da Dr. Musaddık yönetimini devirmek üzere darbeye katılmasını istediğini ortaya koyduğunu yazdı.

Nitekim bu tarih Amerika’nın İran milletine karşı hasmane uygulamaları ve müdahalelerinin başlangıç noktası oldu.