Batıda fikri boşluğu dolduran İslami düşüncenin yeni söylemleri
-
Rehber
İslam inkılabı rehberi, günümüzde beşeriyetin ve özellikle genç kuşağın yeni söylemlere ihtiyacı olduğuna işaretle, İslam'ın insan, toplum ve siyaset konularında yeni ve çekici sözleri olduğunu, bunların dünyaya duyulması halinde kesinlikle bir çok kişi tarafından kabul görüleceğini belirti.
İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyid Ali Hamenei dün sabah dini ilimler medreselerin yeni öğretim yılı eşiğinde Tahran eyaleti dini ilimler havzası talebeleri ve fazıllarından bir grubu kabulünde, dünya çapında Marksizm ve liberalizm düşüncesinin faydasızlığı nedeni ile oluşan hayal kırıklığından kaynaklanan fikri boşluğun var olduğunu, bunun ise İslami düşüncenin yeni sözler sunmasına ortam hazırladığını belirtti.
İslam mükemmel bir dindir olarak Allah tarafından belirlenen varlık bilimi maarifi, ahlak, yasalar, hukuk ve kuralları ile insanı yücelme yoluna sevk ediyor üstelik belirli bir zamana has da değildir. Kur'an-ı Kerim açısından insan konumunun doğru algılanması, İslam'ın rahmaniyetini tüm boyutlarda aydınlatabilir. İslam dininin insana bakışı, rahmani ve ahlaki bakıştır, üstelik bu bakış insanlar arasında hiçbir ayırım yapmıyor. "İnsan eşref-i mahlukattır" cümlesi bir çok mesaj içeriyor, başka bir ifade ile İslam dininin insana bakışının en seçkin özeti sayılır. İslam dininin insanlara özel bakışı, "eşitlik ve müsavat" ilkesinde İslam dininin batıda maksizm ve liberalizm gibi egemen olan fikri akımlarla arasındaki farkı açıkça gözler önüne seriyor. Zira günümüzde batının liberal Demokrat toplumu hayal kırıklığın doruğunda fikri boşluklarla karşı karşıyadır.
İslam dini açısından " eşitlik ve müsavat" tüm insanların bir nefisten yaratıldıkları nedeni ile eşit oldukları, eşit doğal haklara sahip oldukları anlamındadır. Nitekim bu konuya Nisa suresinin birinci ve Zümer suresinin 6. ayetinde de açıkça değiniliyor. Bu şartlarda İslam açısından milletler, kültürler, diller, ırklar vb farklılıklar önemsizdir ve tüm insanlar eşittirler. İslam dininin insanlara eşit yaklaşımı ve bakışı belirli bir dönemle kısıtlı değildir ve günümüzde de geçerlidir, bu yüzden İslami İran toplumunda yasalara karşı tüm insanlar eşit haklara sahiptirler.
İran İslam Cumhuriyetinde İslami şura meclisinde bile temsilcileri olan azınlıkların yaşamı, İslami toplumda tüm insanların ırk ve renk ayırımı olmaksızın eşit haklara sahip olduklarının en bariz mısdakıdır.
Bu durum siyaset alanında İslami öğretilerden kaynaklanan model olarak İran İslam Cumhuriyeti nizamında dikkate alınmış ve "dini demokrasi" modelinde halk, siyaset alanında en önemli rolü üstleniyor; tabi ki halk çeşitli azınlıklar ve mezheplerini de kapsıyor. Halkın siyasi alandaki yoğun varlığı ve kent ile eyaletlerin idaresinin halka devredilmesi ise İslami düşüncenin yeni sözlerinin göstergesidir. İran İslam Cumhuriyeti nizamı ve halkın karşılıklı güven duyguları, İslami düşüncenin siyasete olan bakışının somut örneğidir, zira böylece siyaset alanında halkın umutsuzluğa kapılacağına yer yoktur.
Fakat bu şartlarda, özellikle batının liberal Demokrat toplumu çok ciddi bir sorunla karşı karşıyadır; batıda insanlık hüsrana uğramış, siyasette ahlakın yeri yok, ve halk hükümetleri ile yakın ilişkileri bulunmuyor. Buna ilaveten "eşit haklar ve müsavat" ilkesinde de insanlar batı toplumunda ciddi sorunla karşı karşıyadır zira renk ayırımı, insanların üstünlük kıstası sayılıyor.
Batıda mevcut şartlarda İslam dininin söyleyecek bir çok sözü vardır, üstelik İslam inkılabı rehberinin de belirttiği üzere dini talebeler ve fazıl hocaları da bu önemli konuda önemli göreve sahipler, zira bu mesajı tüm dünyaya duyurmaları gerekir./