İran’ın gözünden BM genel kurulu
Geçen hafta Cumhurbaşkanı uluslararası arenada yoğun bir gündemle karşılaştı. Cumhurbaşkanı Ruhani ikinci dönem cumhurbaşkanlığının birinci yılında BM genel kurul zirvesinde yaptığı konuşmanın yanı sıra, dünyanın bir çok lideri ile de bir araya geldi ve 72. Genel kurul zirvesinin resmi oturumlarında İran’ın çeşitli bölgesel ve küresel meseleleri hakkında görüşünü beyan etti.
Bu yıl yine İran Cumhurbaşkanı Ruhani, BM genel kurul zirvesine bölge ve dünya kritik durumda olduğu ve savaştan ve güvensizlikten usandıkları bir sıra katıldı.
İran İslam Cumhuriyeti açısından bölgenin ve dünyanın güvenliği her daim önem arz etmiştir ve bu yüzden İran Cumhurbaşkanının görüşmeleri ve konuşmalarının ana ekseni barış ve güvenlik meselelerinde işbirliği ve aynı zamanda bölgede korsan rejim İsrail ve bazı despot Arap rejimlerin tehditleri ve savaş çığırtkanlığı ve özellikle Rohingyalı Müslümanların üzücü kaderi olmuştur.
Cumhurbaşkanı Ruhani Çarşamba günü Newyork’ta düzenlenen BM genel kurul zirvesinde yaptığı konuşmada insan hakları, vatandaşlık hakları, adalet ve islamtaleplik İran milletinin en önemli talepleri arasında yer aldığını belirterek İran İslam Cumhuriyeti nizamının eğilimi de tüm milletler için barış ve insan haklarının gerçekleşmesinden ibaret olduğunu kaydetti.
İran milletinin dili saygı dili olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Ruhani, İran milleti her zaman müzakereden yana olduklarını ancak bu müzakerelerin karşılıklı saygı ve eşitlik temeline dayanması gerektiğini vurguladı. Ruhani, İran milleti ne kimseyi tehdit ettiğini ne de kimsenin tehdidine boyun eğdiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Ruhani konuşmasının bir başka bölümünde mezlum Filistin milletine işaret ederek, bu milletin şer ve ırkçı bir rejimin sultası altında bulunması ve en temel insan haklarından mahrum bırakılması ve Filistin topraklarını işgal edenlerin güven içinde yaşaması asla kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Ruhani, bugün Yemen, Suriye, Irak, Bahreyn, Afganistan, Myanmar ve diğer İslam beldelerinde müslümanlar yoksulluk, savaş ve çatışma içinde yaşadıklarını ve bu arada bazıları kendi ülkelerinde uzun vadeli kalkınma, güven ve refahtan yararlanabileceklerini zannettiklerini belirtti.
İran İslam Cumhuriyeti Ortadoğu bölgesinde terör ve dini radikalizmle mücadelenin en ön saflarında yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Ruhani, İran’ın bölge ülkelerine terörle savaşta destek vermesi insani, ahlaki ve stratejik konumdan verilen destek olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Ruhani İslam işbirliği teşkilatı İİT’nin Myanmar temas grubu oturumunda da bir konuşma yaparak, Rohingya Müslümanlarının en temel haklarının çiğnenmesine karşı duyarsız davranmak radikalizme davetiye çıkarmak olduğunu belirtti. Ruhani BM ve İİT’den Myanmar’da Müslümanların fecaat durumuna gereken tepkiyi göstermelerini istedi.
Ruhani insanları kendi topraklarından kovmak ve başka ülkelerde avare etmenin bu krizin çözümü olmadığını, Myanmar devleti bu ülkede yaşayan Müslümanların kanayan yaralarını vatandaşlık haklarını ihya ederek sarması gerektiğini vurguladı.
Barış, başka ülkelerin milli egemenliğine müdahale etmemek ve gelişmekte olan dünyanın sorunlarının çözümü için istişarede bulunmak İran İslam Cumhuriyeti için her daim önem arz eden bir konu olmuştur. İran İslam Cumhuriyeti dünya Müslümanlarına karşı yükümlülüğü çerçevesinde geçmişte de aktif bir şekilde BM genel kurul zirvelerine, bağlantısızlar hareketi ve İİT oturumlarına katılarak İslam dünyasının sorunlarını çözmeye çalışmıştır.
Cumhurbaşkanı Ruhani geçen sene yine BM genel kurul zirvesinde yaptığı konuşmada İran İslam Cumhuriyeti bölge sorunlarının çözümü, ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması, sınırların değişmemesi, milletlerin kendi kaderi üzerinde hakimiyet hakkı ve her türlü zora başvurulmasından kaçınılmasına vurgu yaptığını ve ihtilafların ancak diplomasi yoluyla çözümlenmesini savunduğunu belirtmişti.
Ama maalesef Ortadoğu bölgesinde yaşanan durum Afganistan, Irak, Yemen, Suriye ve Filistin’de binlerce masum insanın ölümü ve milyonlarcasının avare olmasına yol açmıştır.
Gerçekte bugün zorba devletler askeri müdahaleleri ile dünyayı güvensizliğe sürüklemiştir. Bu müdahaleler uluslararası ilişkiler arenasında da bir çok soruna yol açmıştır ve bu sorunların tümünün baş etkeni ABD’nin emperyalist eğilimleridir. İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin dört yıl önce Newyork’ta düzenlenen BM genel kurul zirvesinde gündeme getirdiği noktalardan biri ise şiddet, terör ve radikalizmle mücadeleydi.
Bu yıl İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan Bercam nükleer anlaşması ve Amerika’nın anlaşmayı imzaladığı halde bu anlaşmayı sabote etme çabaları BM genel kurulda yürütülen tartışmaların ana gündem maddelerinden biri oldu. Bu konu Cumhurbaşkanı Ruhani ve diğer bazı liderlerin Newyork’ta yaptıkları konuşmalarda gündeme geldi.
Cumhurbaşkanı Ruhani BM genel kurul zirvesinde yaptığı konuşmanın bir bölümünde Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasını sabote etmesine işaret ederek, Amerika uluslararası anlaşmaları ihlal etmekle aslında kendi itibarını zedelediğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Ruhani konuşmasının devamında ABD Başkanı Donald Trump’ın BM genel kurul zirvesinde yaptığı konuşmasına temas ederek Trump’ın cahilce, çirkin ve kinci ve tamamen yanlış bilgilere ve iddialara dayanan mesnetsiz yaftaları ve İran milletine yönelik suçlamaları BM şanına yakışmayan bir konuşma olduğunu, bu konuşma aynı zamanda bugün bu zirvede temsil edilen tüm milletlerin isteklerine de aykırı olduğunu belirtti.
Bercam nükleer anlaşması barış yolu olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Ruhani, İran bu anlaşmayı ihlal eden ilk taraf olmayacağını, fakat başkaları anlaşmayı ihlal ettikleri takdirde İran’ın da eli kolu bağlı olmadığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Ruhani konuşmasının devamında Amerika’nın şimdiki yönetiminin Bercam nükleer anlaşmasına karşı tutumu uluslararası camiayı kaygılandırdığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
Bercam nükleer anlaşmasını gözetleme yetkisi olan tek kurum, UAEK’dır ki şimdiye kadar yedi kez İran İslam Cumhuriyeti’nin bu anlaşmaya bağlı kaldığını vurgulamıştır. Bu yüzden bazıları Bercam gibi açık ve şeffaf bir anlaşmayı başka meselelere endekslememeleri gerekir.
Ancak Amerika yönetimi Bercam nükleer anlaşması yürürlüğe girdikten sonra oluşan olumlu atmosferi bozmak ve İran’ın iktisadi ve siyasi ilişkileri yolunda engel çıkarmak istiyor.
Oysa Bercam nükleer anlaşması sadece siyasi bir anlaşma değil, aynı zamanda sorunları ve krizleri barışçıl bir şekilde çözümleme yönünde geliştirilen yapıcı bir teamül ve yaratıcı bir yöntem ve yeni bir eğilimdir. Nitekim İran ve 5+1 grubuna üye ülkelerin arasında gerçekleşen ve Bercam nükleer anlaşması ile sonuçlanan müzakereler, yapıcı teamül ve ılımlı politika izlemenin ve diyaloğa yönelmenin en başarılı örneğidir.
Cumhurbaşkanı Ruhani CNN kanalına verdiği mülakatta da İran’ın Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasından muhtemel çekilmesine göstereceği tepki hakkında da şöyle konuştu: bence Amerikalılar böyle bir bedeli ödemek istemeyecektir, hem de yapılması onlar için hiç bir faydası olmayan bir iş için.
Ruhani, bu muhtemel hareketin Amerika için hiç bir yararı olmayacağını, bilakis dünyada Amerika’ya yönelik güvensizlik duygusunu şekillendirerek takviye edeceğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Ruhani’nin BM genel kurul zirvesinde yaptığı konuşmanın içeriği ve gerçekleşen görüşmelerin sonuçlarından hareketle bu yılki BM genel kurul zirvesi Cumhurbaşkanı Ruhani’ye İran’ın bölgesel ve küresel meselelere karşı tutumunu dünya camiası ile paylaşmasına imkan sağladığı söylenebilir. Bu yüzden İran’ın bu yıl BM genel kurul zirvesine katılması önemli küresel mesajlarla beraberdi ve bu mesajlarda toplu güvenlik ve barış doğrultusunda işbirliğine vurgu yapıldı.