İslam İnkılabı Rehberi’nin depremzede bölgelere ziyareti üzerine
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i89951-İslam_İnkılabı_rehberi’nin_depremzede_bölgelere_ziyareti_üzerine
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Pazartesi sabah saatlerinde İran’ın batısında, Kirmanşah eyaletinde yaşanan depremde hasar gören bölgelere beklenmedik bir ziyaret gerçekleştirerek çadırlara yerleştirilen depremzedelerle görüştü.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Kasım 23, 2017 10:01 Europe/Istanbul
  • İslam İnkılabı Rehberi’nin depremzede bölgelere ziyareti üzerine

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Pazartesi sabah saatlerinde İran’ın batısında, Kirmanşah eyaletinde yaşanan depremde hasar gören bölgelere beklenmedik bir ziyaret gerçekleştirerek çadırlara yerleştirilen depremzedelerle görüştü.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin depremzede bölgeleri ziyaret etmesi ve bu doğal afette yakınlarını kaybedenlerin acısını yaşayan vatandaşlarla görüşmesi yöre halkı için büyük bir sürpriz oldu. Depremden zarar gören insanlar İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei onları ziyarete geldiğini öğrenince tüm acılarına karşın sevinç gözyaşı döktü ve bu musibetin tüm acı boyutlarına rağmen güler ve açık yüzle liderlerini karşıladı.

 

 

 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei saatlerce süren ziyareti sırasında yöredeki kentlerde ve köylerde musibetzede vatandaşlarla bir bir görüştü  ve acılarını paylaştığını beyan etti. Ayetullah Hamanei, bu acı olay sırasında yetkililerin özellikle bazı alanlarda çok parlak bir hizmet sunduklarını ve büyük çaba ve emek sarfettiklerini, deprem yaşandıktan hemen sonra ordu birlikleri kentlerde ve İslam inkılabı muhafızlar ordusu kırsal alanlarda etkili bir varlık sergileyerek enkazın altında kalan vatandaşların yardımına koştuğunu, ancak buna karşın bu çabalar kendisini tatmin etmediğini ve yetkililerin çeşitli alanlarda çabalarını ikiye katlamaları gerektiğini vurguladı.

 

 

Aslında yıllardır bütün gözler İran İslam Cumhuriyeti nizamına dikilmiştir. İran’da kök hücre üretiminden sarı pasta üretimine veya uzaya uydu taşıyan füzelerin fırlatılmasından genel seçimlerin düzenlenmesine kadar İran’da her türlü gelişme bu çevreler için ilginç bir gündem maddesine dönüşüyor ve böylece söz konusu çevreler söyleyeceklerini söylüyor ve kendilerince İran’ı eleştiriyor veya İran hakkında bir dizi mesnetsiz ve belirsiz iddiaları üretiyor. Bu çevreler İran’da yaşanan her türlü gelişmede hemen İran ve Batı’yı karşılaştırıyor. Ancak sel ve deprem gibi doğal afet türünden hadiseler seyrek olarak bu çevreler için cazip geldiği anlaşılıyor ve eğer bu konulara yönelik biraz ilgileri olmuşsa da genellikle ya siyasi hedefleri doğrultusunda olmuş, ya da İran İslam Cumhuriyeti nizamının zayıf yönlerini veya muhtemel eksikliklerini abartmak için olmuş ve İran karşıtı propaganda malzemesi yapılmıştır.

 

 

Bu açıklamanın ardından şimdi İran’ın batısında, Kirmanşah eyaletinde yaşanan deprem faciasını gözden geçirmek ve bu bağlamda kısa da olsa dünyada yeni düzen iddiasında bulunan bir devlet olan Amerika’da yaşanan benzer hadiseleri de gözden geçirmek istiyoruz.

 

 

İran’ın Kirmanşah eyaletinde yaşanan son deprem hadisesi bir kez daha Batı medyasının özellikle depremzedelere yardım ulaştırma konusunda İran’ı karalama kampanyalarının malzemesine dönüşen hadiselerden biridir.

Doğal olarak her ülkede acil şartlarda ve doğal afetlerin sırasında afetzede insanlara yardım etmek ve onların durumu ile ilgilenmekte bazı aksaklıklar veya koordinasyon bozuklukları olabilir. Ancak bu konu İran ile ilgili olunca hemen siyasi çerçevede ele alınarak eleştiriliyor. Oysa bu tür benzer durumlar Batılı ülkelerde yaşandığında genellikle Batı medyası tarafından görmezden geliniyor veya üzerinde çok az duruluyor.

Bu konuya açıklık getirmek için Amerika’nın New orlean kentinde Caterina kasırgasından sonra binlerce selzede vatandaşın durumu ile ilgilenmekte Amerika yönetiminin sergilediği ayrımcılığa değinmek istiyoruz.

 

 

Amerika’da yaşanan Caterina kasırgası hatta önceden öngörülen bir hadiseydi. Caterina kasırgası Amerika’nın Güney eyaletlerini vurdu ve böylece Amerikan camiasında bir çok ayrımcılığı da gün ışığına çıkardı. Ancak propaganda sistemleri New orlean halkının içler acısı durumu ve bu kentin halkına aşağılayıcı bakışı asla umursamadı.

Luisiana eyaleti Amerika’nın en yoksul eyaletlerinden biri ve New orlean kenti de bu kentin en yoğun nüfusa sahip olan kentlerinden biridir. Fakat kentin sakinlerinin %70’i yoksul siyahilerden oluşuyor ve geriye kalan nüfusunu ise orta gelirli veya zengin beyazlar oluşturuyor.

 

 

New orlean kentinde korkunç Caterina kasırgası yaşandıktan beş gün sonra haber ajansları hükümetin bu bölgeye gönderdiği ilk yardımların ve erzakın ancak bölgeye ulaştığını duyurdu. New orlean belediye Başkanı hükümetin mağdur vatandaşlara yardım ulaştırmakta plansız hareket etmesini sert bir dille geliştirerek, hükümetin zamanında yardım ulaştıramaması yüzünden bir çok vatandaşın sağlıklı içme suyu ve erzakın yokluğundan evlerinde ve sokaklarda öldüklerini belirtti.

Aslında New orlean’ın mağdur halkına yardım ulaştırma zafiyeti ve bu konuda yaşanan gecikme, Amerika’nın dönem yeni muhafazakar Başkanı oğul Bush’u bile itiraf etmeye zorlayacak kadar fazlaydı. Oğul Bush afetzede bölgeye ve New orlean kentine havadan ve karadan yaptığı kısa ziyaretinin ardından her şeyi düzelteceği yönünde söz verdi, ancak ne var ki bu söze rağmen hiç bir şey düzelmedi.

 

 

Luisiana eyaletinde Caterina kasırgasından sonra yaşanan yıkım, bu hadisenin üzerinden geçen yıllara karşın hala eskisi gibi duruyor. Kasırganın üzerinden bir yıl geçtikten sonra New orlean halkından 50 bini otomobillerine taktıkları karavanlarda yaşamak zorunda kaldı. Afetzede halkın evsiz barksız yaşamı ve hükümetin bu konuya karşı duyarsızlığı daha sonraki yıllarda da devam etti, öyle ki Amerika’nın oğul Bush’tan sonraki dönem Başkanı Obama, 2010 yılında ve Caterina kasırgasının beşinci yıldönümünde New orlean kentinin hala yeniden inşa edilmediğini itiraf etti.

 

 

New orlean kenti belediye konseyi üyesi Oliver Thomas, Caterina kasırgası ile mücadele için önceden plan yapılmamış olması konusunda şu açıklamayı yaptı: bizim umutsuzluğumuzun başlıca nedeni, hükümetin bizi kurtarmak için hazırlıklı olmamalarıdır. Bu olayda esas soru şu ki neden insanlar burada boğularak suda boğulmalıydı veya çatıların üzerinde açlık ve susuzluk yüzünden can vermeliydi. Kasırga ile mücadeleden başka hükümet halkı kurtarmak için de hazırlıklı olmalıydı.

 

Benzer durum geçenlerde Maria kasırgası sırasında da yaşandı. Gerçi bu kasırga da önceden öngörülen ve vuku bulacağı bilinen bir hadiseydi, ama yine de yardım ulaştırma çalışması büyük gecikmeyle gerçekleşti.

Amerika’da yayımlanan Newyork Times gazetesi yayımladığı bir raporunda Amerika’nın şimdiki Başkanı Donald Trump’ı eleştirerek şöyle yazdı:

Maria kasırgası yaşandığında Porto Rico’da elektrikler tam bir ay boyunca kesildi. Oysa elektrik olmazsa içme suyu temin etmek de imkansızdır. Burada esas soru şu ki daha kaç kişi elektrik yokluğu ve hastanelerin hizmet sunamaması yüzünden ölmelidir? Kaç kişi daha sağlıksız su içmekten kaynaklanan hastalıklara yakalanarak hayatını kaybetmelidir? Hiç kimse bu soruların cevabını bilmiyor. Beklenen oydu ki Trump kasırgadan hemen sonra afetzede bölgeyi ziyaret etsin, ama Trump hatta Maria kasırgası başladıktan bir kaç gün sonra futbolla ilgili tweet atmakla meşguldü.

 

 

Ancak İran’de öngörülebilen bir kasırga değil, öngörülemeyen deprem gibi doğal bir facia sırasında halkın yanı sıra tüm yetkililer hiç zaman kaybetmeksizin olay yerine koştu ve ayrıca hiç bir ülkeden veya uluslararası kurumdan yardım talebinde bulunulmadı.

Bu tür hadiselerde iki konu büyük önem arzediyor: arama kurtarma ve yardım ulaştırma. Bu iki önemli iş Kirmanşah depremi sırasında ve bu hadise beklenmedik olmasına karşın depremin hemen ardından başladı ve olayın yaşandığı coğrafyanın onca genişliğine rağmen arama kurtarma ve yardım ulaştırma faaliyeti 48 saatten daha az bir sürede ve büyük bir dikkat ve hızla gerçekleştirildi.

 

 

İran milleti ve İran İslam Cumhuriyeti nizamı kendi kapasitelerine dayanarak depremzede halkın ihtiyaçlarını onların şanı ve kerametine uygun biçimde karşılayabilecek güce ve sorumluluk duygusuna sahiptir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei de İslamî nizamın en yüksek makamı olarak depremzede bölgelerini havadan veya uzaktan izleyerek değil, en sade biçimde ve yaya olarak depremin vurduğu bölgeleri ve yıkılan evleri yakından izledi ve depremzedelerin geçici olarak yerleştirildikleri çadırları umut veren bir bakışla gezerek halkın sorunlarını yakından ve kendi dillerinden dinledi ve depremzedelerin acılarını en derin samimiyeti ile paylaşarak çaba sarf etmekte kusur etmeyen yetkililerden çabalarını ikiye katlamalarını istedi.

 

 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei depremzedelere hitaben yaptığı kısa konuşmasında şöyle buyurdu: büyük ve cesur insanlar hadiselere karşı direnerek bu tür hadiseleri kendi iradeleri ile dize getirir. Dolaysıyla gerçi deprem büyük bir afet ve musibettir ve yaptığı yıkımla herkesin yüreğini dağlar ve musibetzede yapar, ama aynı deprem halkın direnişi, yeniden yaşamak, imar ve bayındırlık için sarfedecekleri çaba sayesinde bir nimete dönüşebilir.

 

 

İran milleti Kirmanşah eyaletinde yaşanan hadiseye benzer hadiselere ve zorluklara bu şekilde yaklaşır. Oysa Batı ve en başında demokrasi ve insan hakları iddiasında bulunan Amerika hatta kendi halkının zaruri ihtiyaçlarını karşılamaktan kaçınmıştır. Ancak buna rağmen Amerika ve Batı bir dizi mesnetsiz iddiaları ileri sürerek insani olmayan davranışlarını haklı gösterme gayretindedir. Oysa hakikat hiç bir zaman dünya halkının gözünden saklı kalmamış ve kalmayacaktır.