Türkiye'de Yoksulluk ve Açlığın Artması
https://parstoday.ir/tr/news/turkey-i187606-türkiye'de_yoksulluk_ve_açlığın_artması
Yük ve yolcu taşımacılığı oranlarındaki resmi artışlar ile birlikte, Türkiye'de yükselen enflasyon, özellikle korunmayan ve kırılgan kesim arasında yeni bir sorun haline geldi.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Ekim 22, 2021 04:47 Europe/Istanbul
  • Türkiye'de Yoksulluk ve Açlığın Artması
    Türkiye'de Yoksulluk ve Açlığın Artması

Yük ve yolcu taşımacılığı oranlarındaki resmi artışlar ile birlikte, Türkiye'de yükselen enflasyon, özellikle korunmayan ve kırılgan kesim arasında yeni bir sorun haline geldi.

Türkiye ulusal parası Lira'nın başta ABD doları olmak üzere önemli uluslararası para birimleri karşısında değer kaybetmesi sorununun ardından Türkiye halkının ekonomik ve geçim sorunları ve sıkıntıları her geçen gün artmaktadır. Yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısının her geçen gün arttığı söyleniyor. Son istatistiklere göre Türkiye'nin 83 milyon nüfusunun 16 milyonu yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Daha önce ise, Türkiye para biriminin devalüasyonu ve son aylarda artan enflasyonla birlikte, Türkiye ekonomisinde büyüyen bir kriz başlamış ve ülkedeki aç insan sayısında artış tahminleri gerçek olmuştu. Yine son dönemlerde ulaşım fiyatlarında görülmemiş artışlar, yüksek gıda fiyatları, yükselen enflasyon, azalan istihdam ve işsizliğin önemli ölçüde artması, konut kiralarının kat kat artması, zam yapılmış elektrik ve doğalgaz faturaları ve adaletsiz kaynak dağıtımı, Türkiye'nin önemli bir bölümünün ana eleştiri ve şikayetlerinin konusuydu. Türkiye toplumu Erdoğan hükümetinin performansı hakkında başlıca da bu konuları eleştiri konusu yapmıştır. 

 Tüm bu koşullara rağmen, Türkiye ve Amerikan hükümetleri arasındaki ihtilafların derinleştiği ve devlet medyasının Erdoğan hükümetini açıkça desteklediği 2018 yılından bu yana ABD'li yetkililerin Türk hükümetini boykot ettiği ve ekonomik iflasla tehdit ettiğinden bu yana Türkiye toplumunun da huzur ve rahatlığı kaçtığı söylenebilir. Aslında, Türkiye ekonomik krizinin başlamasından bu yana ulusal para biriminin değer kaybetmesi Türkiye halkı için büyük endişe kaynağı olmuştur. Bu arada Türkiye, 50 milyar ticaret açığıyla karşı karşıya ve ihracatından daha çok, ithalat yapıyor.

Bu şartlar altında halkın ihtiyaç duyduğu hammadde ve gıda maddelerini satın almak için para sağlanmasının, Ankara hükümetinin ve Türkiye vatandaşlarının sorunlarını daha da zorlaştırdığına şüphe yoktur. Yoksulluk ve açlığın artmasına paralel olarak, milletvekili ve Cumhuriyet Halk Partisi genel başkan yardımcısı Veli Ağbaba, Türkiye'de asgari ücretin ödenmesiyle ilgili olarak şunları söyledi: "Türkiye'deki asgari ücret ödemelerinin Avrupa ülkeleriyle karşılaştırılması, Avrupa kıtasında Arnavutluk'tan sonra Türkiye'nin işçi ve memurlara en düşük ücreti ödediğini gösteriyor."

Aslında mevcut durumda ekonomik krizin ortaya çıkması, Türkiye'nin ekonomik bir gerileme yaşadığını ve otuz yıl önceki acı yıllara döndüğünü gösteriyor. Türkiye halkı satın alma gücünü kaybetmiş, milyonlarca Türkiyeli ailesinin gıda ihtiyacını karşılaması  hiç olmadığı kadar zorlaşmıştır.

Türkiye ekonomisindeki mevcut durumun genel bir özetini göz önünde bulundurmak istersek, gıda fiyatlarının sürekli artması, hane halkının günlük ihtiyaçlarının karşılanamaması, orta ve yoksul kesimin endişelerinin en önemli parçası haline geldiğini söylemek gerekir.

Bu anormal durum öyle ki pek çok Türkiye basın ve medya organı bile asıl yangınların ormanlarda değil, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve ne kadar çaba gösterirlerse göstersinler zamlara yaklaşamayan bu ülke vatandaşlarının mutfaklarında ve sofralarında görüldüğünü belirtmektedirler.  

Bu nedenle şunu söylemek gerekir ki yükselen fiyatlar, işsizlik ve yükselen enflasyon endişesi, gelirleri ve giderleri uyumlu olmayan milyonlarca Türkiyeli ailenin sorunlarının kaynağıdır.  Bu koşullar altında, aydınların ve ekonomi uzmanlarının ve Türkiye halkının, özellikle de yoksullar da dahil nüfusun yarısının endişesi, Ankara hükümetinin, egemenliğinin başlangıcının tersine, ülkenin sorunlarını çözmek için bir planının olmadığı gerçeğidir.