AB ile Türkiye'nin karşılıklı olarak anlaşma ve taahhütlerine uyma çağrısı
-
Türkiye-AB
AKP hükümetinin medya guruplarını susturması ve sansür uygulaması, askeri darbe'nin başarısız olması ardından on binlerce insanın işine son vermesi ve tutuklaması, Kürt bölgelerine karşı askeri operasyonlarını sürdürmesi, HDP milletvekillerini tutuklaması, olağan üstü hal ilan edip, Kanun hükmündeki kararnamelerle devlet düzenini değiştirme çabaları AB'nin türkiye'ye karşı sert tutum izlemesine sebep oldu.
AP ise üyelik müzakerelerini durdurmaya karar verdi. Türkiye de AB'yi mültecileri Avrupa kapılarına sürmekle tehdit etti. Bu gergin ortamda Almanya Başbakanı Angella Merkel, AB ile Türkiye ilişkilerinin devam etmesi, mültecileri geri kabul anlaşmasının devam etmesi, AB ile Türkiye'nin karşılıklı olarak yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Merkel, mültecilerle ilgili anlaşmanın AB'ye mülteci akınını ve insan kaçaklığını büyük ölçüde engellediğini belirtti. Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan daha önce üyelik müzakerelerini sürdürüp sürdürmeme konusunda halk oylaması yapabileceklerini söylemişti. AP'nin üyelik müzakerelerini durdurma kararından bir gün öncede böyle bir kararın kıymeti harbiyesi olmadığını söyledi. AP kararından sonra da bu karara misilleme olarak Türkiye'nin mültecileri AB ülkelerine göndermekle tehdit etti. AB ve Ankara'nın karşılıklı tehditleri, taraflar arasında yeni bir gergin dönemin başlatıldığını gözler önüne seriyor. Irak ve Suriye başta olmak üzere batılı güçlerle bölgesel bazı işbirlikçi rejimlerin desteğindeki terör saldırıları, katliamları ve savaşlar milyonlarca İnsan'ın avare ve mülteci duruma düşmelerine sebep oldu. Türkiye hükümetinin ırak ve Suriye iç işlerine müdahale etmesi ve terör örgütlerini kullanarak Beşar Esad Hükümetini devirmeye çalışması da milyonlarca Suriyelinin Türkiye topraklarına kaçıp sığınmalarına sebep oldu. Üç milyona yakın bu mülteciler hem Türkiye'de ağır şartlarda yaşamaktadırlar. Hem de Türkiye hükümetine ve halkına ağır bir yük olmaktadırlar. Türkiye'nin Irak ve Suriye ile ortak sınır bölgeleri ve illerinde yaşayan halk kitleleri ekonomik çöküş ve güvensizlik içinde yaşamaktadır. Suriyeli mültecilerde bu ağır şartlardan kurtulmak için Türkiye'den kaçıp AB ülkelerine sığınmaya çalışıyorlar. On binlerce mülteci bu insanlık dramı ve kaçış sırasında Akdeniz sularına boğuldular. AB ülkeleri ve özellikle Fransa ve İngiltere Suriye'deki iç savaş ve terörizmi besledikleri ve katliamlara sebep oldukları halde Suriyeli mültecileri kabul etmekten sakınmaktadırlar. Bu nedenle AB 6 Milyar Euro ödeme karışlığında mültecilerin Türkiye topraklarında tutunmalarını istiyor. AB, Türkiye'yi mülteciler için Tampon bölgeye dönüştürmek istiyor. Bu amaçla AB ile Türkiye hükümeti 18 Mart 2016da mültecileri geri kabul anlaşması imzaladı. Buna göre, yasa dışı her bir mülteci türkiye'ye iade edilecek ve bir Suriyeli mülteci AB'ye kabul edilecek. Buna ilaveten Türkiye vatandaşları vizesiz AB ülkelerine seyahat edebilecek. Ancak AB henüz Türkiye vatandaşlarına vize serbestisi tanımaktan kaçınmaktadır. Türkiye hükümeti bu anlaşma gereği ilk 3 milyar Euro yardımı aldı. Ancak ikinci 3 milyar Euro yardım paketi AB tarafından ödenmedi. Erdoğan askeri darbe sonrası, idam cezasını gündeme getirdi. AB ise, İdam cezasının onaylanması halinde AB'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerini iptal edeceğini bildirdi. AP üyelik müzakerelerini durdurma kararından amacının Erdoğan'ı cezalandırmak ve hizaya getirmekten ibaret olduğunu belirtmektedir. Türkiye ile AB ilişkilerinin gerginliği her iki tarafı da zararlı çıkaracaktır. Özellikle Türkiye büyük bir kayıp yaşayacaktır. Bu nedenle Merkel AB ile Türkiye arasındaki bu çekişmeyi yumuşatmaya çalışıyor.